Mutlu vücut, mutlu ruh

Mutlu vücut, mutlu ruh

Benim beslenme yolculuğum biraz da ruhsal yolculuğuma dönüştü. Zaman içinde deneyimledim ki bedenimize giren her türlü yiyecek ruhumuzu da etkiliyor. Yediklerimiz ve yaşantımız ne kadar sağlıklı olursa ruhumuz da aynı şekilde huzura bulanıyor. Her geçen gün düzelen sağlığım ve beslenmem ile iç huzurum da doğru orantıda yükseldi.

 

Bir önceki yazımda anlattığım beslenme düzenime senelerce devam ettim. Bir zaman sonra canım tatlı istedikçe kendime basit tatlılar yapmaya basladım ve şeker yerine tatlandırıcı kullanıyordum. O zamanlar daha şimdiki bilincime sahip değildim. Şimdi bu tatlandırıcıları kesinlikle tasvip etmiyorum ama dediğim gibi, bu bir yolculuk ve bu yolculukta farkında olmadan yaptiğim bazı hatalar da oldu. Rafine şeker olmasa da tatlandırıcılar da kimyasal yollarla elde edilen ve beyne şeker yendiği sinyalini gönderen katkılar. Hatta bazı araştırmalar tatlandırıcıların vücutta rafine şeker yenmiş gibi reaksiyona yol açtığını söylüyor. Ben de bir süre sonra bu yapay tattan hoşnut olmadım. Devamlı temiz beslenince vücut kendiliğinden yapay maddeleri redediyor.

 

3 aylık kontrol aralıklarım 6 aya uzamıştı. Tüm test sonuçlarım çok iyi çıkıyordu. Bu dönemde eşimle tanıştım. İşte burası benim için yepyeni bir maceranın başlangıcı oldu. Her Türk kadınının başına gelen, evliliğin ilk yılı kiloları beni de buldu. Eşim ne kadar yese bile kilo almayan, hani hep o  kıskandığımız erkek bünyesine sahip. Ben sağlıklı beslensem de hayatımdaki değişiklik ile 1 senede tekrar 8 kilo aldım. Her sabah tartılırım. İlk aylarda kilo artışım olmuyordu. Şeker dengem de düzgündü. Bu şımarıklık ile ayları geçirdim ve 7 ay boyunca tartıda kilo değişimi nerdeyse hiç olmadı. 7 ayın sonunda sanki tüm o yediklerim birleşti ve 1-2 ayda hergün tartıdaki rakamı yükseltti. Durduramıyordum. Her gün artış vardı, ta ki bir gün tekrar “dur Sema” dedim. Eşime uymayı bıraktım. Kendi düzenime tekrar döndüm. Her sabah alarmı 6:45’e kurdum ve yürüyüşlerime tekrar başladım. Eşime ayrı kendime ayrı yemek pişirmeye başladım çünkü onun yedikleri ile devam edersem, bu çok zor kazandığım sağlığım tekrar tehlikeye girecekti. Akşam eve pizza geliyordu. Pizza kapıdan giriyordu, ben bacadan çıkıyordum. Daha teslimat yapılmadan spor ayakkabımı giymiş, kendimi yürüyüşe atmış oluyordum. Pizza bitince eve geri dönüyordum. Bu benim icin çok iyi bir alışkanlık olmuştu. Ne zaman evde tehlikeli yemek olsa, ben kendimi sokaklara attım ve 3 ayda tekrar evlendiğim zamanki kiloma döndüm. Ben eşime uymadım ama o bana uydu. 4 sene içinde eşimin beslenmesinde de çok ciddi değişiklikler oldu. Artık daha bilinçli ve o da benimle birlikte gerçek yemekler yemeye başladı, şekeri bıraktı.

 

Aşağıdaki bu dönemin önce-sonra görüntüsüdür. Bu da bana öğretti ki, sağlıklı yemek bile olsa miktarlar artarsa, akşam yemeği geç saatlerde yenirse ne olursa olsun vücut bunu tolere edemiyor. Kilolar geri geliyor, sağlık bozuluyor.

 

 

 

Hem eşime hem de kendime yemek pişirirken mutfakta çok fazla vakit geçirmeye başladım. Devamlı aklıma deneyecek birşeyler geliyordu ve üst üste tarifler deniyordum. Birini yaparken diğeri beynimde canlanıyordu. Bu süreçte tüm sebzelerle, meyvelerle, yemişlerle, kurubaklagillerle çok daha fazla haşır neşir oldum. Her birinin ne ile birleştiğinde nasıl sonuçlar verdiğini gördüm. Şayet sağlıklı beslenmek bir yaşam sekli ise, buna eğlence katmam lazımdı. Yaptıklarım lezzetli olmaya başlamıştı. Şeker ve un kullanmıyor olmak zevksiz şeyler yemek demek değildi. Yiyemediğim 3-4 şey icin üzülüp, devamlı onları sayıklayacağıma, yiyebildiğim yüzlerce besini kullanarak kendime bir mutfak oluşturdum.

 

Nerdeyse her türlü beslenme şeklini denedim ve hepsinin bir yönünü alıp bana en uygun olanını yarattım. Nasıl herkesin parmak izi farkli ise, metabolizması da farklı. Hiçbir beslenme şekline uzun vadede sadık kalamadım çünkü sosyal insanlarız. Nefsimiz ve çevremiz var.  Ayrıca hayat her gün karşımıza farklı şeyler çıkartıyor. Önemli olan denge. Beslenmemizi de doğru bir dengeye oturtursak ve vücudumuza yakıt olarak sadece doğal ve doğru besinleri gönderirsek, vücudumuz da teşekkür olarak bizi çok mutlu ediyor.

 

Herkese sağlıklı, mutlu ve şekersiz günler dilerim.

 

 

Sema Özpekmezci Sumeli

semaninsagliklimutfagi@gmail.com

Instagram: semaninsagliklimutfagi

 

 

Önceki yazı: Seni yendim diyabet!

 

 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Çocuklar ne izlemeli?
    Çocuklar ne izlemeli?

    Süresi : 41:12 İzlenme : 1868

  • Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı yapıyoruz
    Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı...

    Süresi : 17:20 İzlenme : 1799

  • Stresi nasıl yönetebiliriz?
    Stresi nasıl yönetebiliriz?

    Süresi : 02:04 İzlenme : 4038

  • Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk dizileri ve kitaplar hakkında konuşuyoruz
    Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk...

    Süresi : 30:30 İzlenme : 595

  • "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"
    "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"

    Süresi : 21:25 İzlenme : 929

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön