Kısmet

Kısmet

Bu coğrafyanın en güzel kelimesi "kısmet". Mevzu derin cidden Sebastian çayı koy bence, uzun uzun demlenelim. Acelesi yok ki bu işin, şakaya gelmez. Bir kere tertemiz olacak o kalp, ışıldayan bir bardak gibi. Külle ovulacak. Köz harlı olmayacak. Demi çok beklerse acır o çay, o yüzden her bardakta ayrı keyif için yeniden tazelenecek. Birde demlerken çayı ıslatacaksın hafif ve tortusunu süzeceksin çünkü yaralı tortulu çay yaprağını demleyemezsin tavşankanı olmaz içtiğin. Kekri bir tat bırakır.

 

Ne derlerdi buna eski dilde: Teşbih. Bence çay demleme sanatıdır ilişki kurmak, kurabilmek ve bunu sürdürmek. Nereden nereye demeyin ve ön yargılarınızdan sıyrılıp okuyun lütfen bu yazıyı.

 

Çay narindir, çalıdır formu ama kırılgandır ve en değerlisi ilkbahar sürgünüdür. Balık denilen iki yaprak kısa olur hasat zamanını kaçırmamak lazım. Öyle dikkatli alınır ve harmanlanır ki o yapraklar. Kışın ayazı, kırağı, kar, yağmur, çamur ve ne fırtınalar atlatmıştır. Herkes gibi tıpkı, biraz yaralı. Baharda gelir ilk de ve son da ama baharda, aşk gibi, en güzel iki mevsimde. Su yürür yaprağın damarlarında, kanda yürüyen aşkın ilk kıvılcımları gibi. Gökkuşağıyla, koyu yeşilin dansıdır bu. İnsanın oğlu ile kızının dansı gibi, inceden. Öylesine kırılgandır ki o iki yaprak vakurdur ve dik durur, tıpkı yıpranmış bir kalp gibi. Tutunur onu taşıyan dala, dal da köke, tıpkı sık sık mantığına sığınan düşünebilen varlık gibi. Derken hasat biter, ilk karşılaşmasını tamamlamış insanın oğlu ve kızı gibi ve o albenili poşete giren çayı demlemeye gelir sıra, işte yeni başlayan ilişki gibi. Üstüne şarkılar bile yazılıdır güneşte demlenmiştir onun çayı yürekten süzülüp verilmiştir, ah kaçırılan zamanlar, yitirilen güvenler ve bekleyişler gibi.

 

İşte budur belki de işin özü, yürekten süzüp vermek... Şimdilerde korkar olduk o dört odacıklı, bir atar, iki toplardamarlı organı kullanmaya, sevda çayını usulüne uygun demlemeye, süzmeye ve karşılıklı içmeye. Tortusuz, acıtmadan ve özenle.

 

Öze dönecek olursak ne yaşıyorsa acıtmadan yaşamalı insan. Dönüp dolaşıp her şartta ve koşulda her masaya konu olan sohbettir bu en nihayetinde. Ülkeler kurtulur, doğar, batar dünya yıkılır da çözümü bulunmaz şu insanın oğlu ile kızının durumunun. Belki de bu çözülse her şey çözülür, kim bilir.

 

Yarım yaşamazsak belki, acelesiz olsak, inansak belki. Yok belkiler değil bu başka birşey. Biraz empati. Biraz anlama sanatı. Öylesine tükenmişlik, kırgınlık ve birikmişlik içinde, öylesine adam sendeci olmama hali. Karşındakini de kendi yerine koyabilme durumu. Ah işte kanımca özü bu.

 

İyilik ne olursa olsun iyiliktir. Vazgeçmemek lazım. Özellikle de ilişki durumunu kimseye ilişmeme olmasına engel olmak için şu insanın oğlu ile kızının. Dedim ya herkes yaralı, herkes kırılgan ve bir yok sayma hali; oysa...

 

Benim suçum ne ki. Seni ben yaralamadım arkadaş. At şu kavram kargaşasını kafandan. Korkma adımını at ileri. Geride durmak kaybettirir. Riski alacak ve yaşayacaksın. Stratejik bir oyun değil bu plana programa gelmez. Oldurma, günü kurtarma çabası içinde olmak değil bence işin özü. İçtiğin en kaliteli, en demli ama acıtmayan çay olacak. İçine sevgini ve emeğini katacaksın. Kaç bardak veya kaç gün içtiğin değil belki ömürlük, belki bir günlük ama en iyisi. Ki zaten sen sevgini ve emeğini koyarsan değer değmezin de bir önemi kalmaz ki. Kırmazsan, incitmezsen, acıtmazsan ömürlük olur o. Baktığın pencereyi geniş tut. Bütünü gör detaylarıyla. İnce çizgiler hissettirir ve yaşamı belirler. Son fırça darbesidir resmi tamamlayan. Ne anlatmak isterse son cümlede verir yazar. Satır aralarında gizlidir hayat. Aşk da budur, sevgide ve hatta ömür dediğin şeyde. Büyük hoşlanma ve tutkuyla gelen ve sevgiyle devam eden, dönüşen. Bitse de güzel hatırlanan.  Acıtmadan, yok etmeden aktarılırsa nesiller boyu sevgiyle beslenirse.

 

Hüzündür bütün bu saydıklarımla birlikte "aşk" o da kabulüm, ayrı. Bir yarım kalmışlık, bir kavuşamama hikayesi. Sanatın olmazsa olmazı. Kahlo'nun, Atay'ın ve nicelerinin derin yarası. Yine de tüm bunun içinde yıkmamalı der ve sonuç, çay demlemek lazım azizim diye bitiririm naçizane cümlelerimi, en alasından ve içmek keyifle karşılıklı. Gerisi mi, kısmet...

 

 

Neriman Ekinci

 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Propolis nedir? Propolisin faydaları nelerdir?
    Propolis nedir? Propolisin faydaları...

    Süresi : 01:12 İzlenme : 470

  • Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk dizileri ve kitaplar hakkında konuşuyoruz
    Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk...

    Süresi : 30:30 İzlenme : 285

  • Evde kot eskitme nasıl yapılır?
    Evde kot eskitme nasıl yapılır?

    Süresi : 00:56 İzlenme : 5058

  • Devlet Opera Balesi Çocuk Korosu ile 23 Nisan kutlaması
    Devlet Opera Balesi Çocuk Korosu ile 23...

    Süresi : 01:20 İzlenme : 329

  • "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak gerekli"
    "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak...

    Süresi : 28:09 İzlenme : 860

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön