Gizem ve Huzur Sarmaşığı / Tayland-Kamboçya

Gizem ve Huzur Sarmaşığı / Tayland-Kamboçya

Bali ile birlikte başlayan Asya maceramda Bangkok’un, Koh Chang’ın, SiemReap’ın ve Phnom Penh’inde tadını çıkarmaya karar verdim. Her birine 2 gün ayırarak toplamda 8 günlük dopdolu, büyüleyici, eğlenceli ve hayli yorucu bir tatil geçirdim. Her yere çekçek ile gitmeye alışmış biri olarak, neredeyse kendim kadar olan bir ‘backpack’ ile çıktığım ilk yolcuğumun bu rota olması da beni hayli heyecanlandırdı!

 

Lonely Beach 

 

Önceden Koh Samui gibi bir cennete gittiğim için Koh Chang benim için ilk etapta alışık olmadığım bir yer değildi. Taycada Fil adası anlamına gelen Koh Chang; filleri, Khlong Phlu Şelalesi, White Sand Beach’i, Lonely Beach’i ve BangBao kasabasıyla ünlü. White Sand Beach büyütüldüğü kadar gösterişli olmasa da Lonely Beach atmosferiyle, orda vakit geçiren hippilerin enerjisiyle ve denizin güzelliğiyle vakit geçirilecek en iyi sahil diyebilirim.Tayland’ın sıcacık denizinden sonra 1 km gidiş dönüş yolu olan Khlong Phlu Şelalesinin serinliği için can atarken, büyük balıkların istilasına uğramış şelalede uzunca vakit geçirmek çok da kolay olmadığını gördüm. Balıklar yüzerken çevrenizi sarıyorlar. Her ne kadar bir zarar vermese de, etrafınızda olmalarına ve oranıza buranıza çarpmalarına hazırlıklı olmanızı öneririm.

 

Kamboçya

 

 

Henüz yola çıkmadan önce, rotamdaki en çok merak ettiğim yer kuşkusuz Kamboçya’nın o egzantrik ve gizemli havasını yaratan, birbirinden etkileyici tapınaklarının olduğu, ‘tuk tuk’ların şehrin her bir yanını sardığı, belgesellerden şaşkınlıkla ve heyecanla izlediğim, bambaşka bir kültürün benimsendiği, büyüleyici şehir Siem Reap’tı… Beklentilerimi karşıladı mı? Fazlasıyla… Beni en çok şaşırtan şeylerden biri şehirde son derece modern, turistler için yapılmış kafelerin, restoranların, canlı müzik mekanlarının, mini bar arabalarının olduğu ‘Pub Street’i görmek oldu. Hayalimde her yerin tamamen lokal olduğunu canlandırmışken, bu beni bir taraftan minik bir hayal kırıklığına uğratsa da bir taraftan da modern sokaklarla lokal bölgelerin birbirini beslediği bu özel şehir beni fazlasıyla içine çekti. Tıpkı Tayland’da da olduğu gibi, hem Kamboçya halkının hem de turistlerin ilgisinin oldukça yüksek olduğu ‘Street Food’, Siem Reap’ta da oldukça popüler. Herkesin damak zevkine uygun değil ama en azından hayatta bir kez denemeye değer…

 

Kamboçya tapınakları

 

 

Ta Prohm 

 

Siem Reap’ın asıl büyüsü saat 4.30 ta gün doğumunu görmek için gittiğim Angkor serüveni ile başladı. ‘Angkor’ Khmer dilinde şehir anlamına, ‘Wat’ ise tapınak anlamına geliyor. Güneydoğu Asya’nın en önemli arkeolojik bölgelerinden olan Angkor’da, Khmer Krallığı döneminde inşa edilen 50'den fazla tapınağın içerisinde en çok bilineni ve 1992 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesindeki yerini alan Angkor Wat’tır. Angkor Wat’ın dünyadaki en büyük tapınaklardan biri ayrıca su üzerinde inşa edilmiş olması nedeniyle çok önemli bir mühendislik projelerinden biri olarak görülüyor. Bunun yanı sıra, Bayon ve Ta Prohm da en çok gezilen ve merak uyandıran tapınaklar arasında. Angkor bölgesinin tamamı için 20 dolar, güneşin doğumu için de 5 dolar verdikten sonra özel aracım ‘tuk tuk’ eşliğinde sırasıyla önce güneşi AngkorWat’da doğurarak, daha sonrasında Bayon Tapınağı’nı ve Ta Prohm Tapınağı’nı gezdim. Bayon Tapınağı aslında ormanlık alan içinde olduğu için ağaçların gölgesinde gizli kalmış ve 1916 yılında ağaçlar kesilince ortaya çıkmış. Ta Prohm ise dev ağaçların, bu ağaçların köklerinin, sarmaşıkların ve yeşilin her tonunun yaşadığı bir tapınak. Fransızlar bölgeyi arkeolojik olarak incelemeye geldiklerinde mistik yapısından çok etkilendikleri için burada çok az ağaç kesmişler ve bu havasının bozulmasını istememişler. Turistler için Angelina Jolie’nin 2011’de Tomb Raider filmindeki Lara Croft karakterini canlandırdığı bu yer, bana her bir adımda doğanın eşsizliğini tekrardan hatırlattı ve Siem Reap’a olan hayranlığımı tazeledi.

 

Yüzen Köy - Floating Village

 

 

 

Güneydoğu Asya’nın en büyük gölü olan Tonle Sap, Kamboçyalılar için hayatı bir önem taşıyor çünkü dünyanın en önemli ekolojik su rezervlerinden biri. ‘Floating Village’ olarak bilinen köy; bu gölün üzerindeki yüzen evlerden, marketlerden, okullardan, tapınaklardan ve karakoldan oluşuyor. Bir yerden bir yere gitmek için kayıklarını kullanan halkın çoğu balıkçılıkla geçimini sağlıyor. Çocuklar çok küçük yaşta bu kayıkları kullanmayı öğreniyor ve babaları gibi pek çok işi yapabiliyorlar. Belki de çoğunun çok uzun süre karaya ayak basmadığı bu köyde, insanların hayatı çok sessiz ve son derece sade. Bu insanların çok zor yaşadığı gerçeğini düşünerek, onların yaşam alanını, kendi gerçekliklerini 1 saatlik bir kayık turu ile gezmek hayli tuhaf ve buruk bir his bıraktı içimde. Aklımda kalan en özel an ise; okula gitmek için hiç de sağlam gözükmeyen bir tahta parçasını köprü olarak kullanan çocukların yüzündeki ve özellikle gözlerindeki gülümsemeleri, elleriyle yolladıkları öpücükler.. İnsanın ufak şeylerle ne kadar mutlu olabileceğinin zihnimdeki en güzel resmi.

 Tuol Sleng Soykırım Müzesi

 

 

SiemReap’ın tadı damağımda kalmışken bir sonraki durağım ise Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’di. Özellikle Killing Fields (Ölüm Tarlaları) ve Tuol Sleng Genocide Museum (Tuol Sleng Soykırım Müzesi)’ni gezmek için Phnom Penh kesinlikle görülmeye değer. Ölüm Tarlalarına girdiğim an hissettiğim o donuk sessizlik ve kulağımdaki sesli rehber ile 41 sene önce yapılan katliamın yaşandığı yerleri gezmek çok etkileyiciydi. 1975’te iktidara gelen Pol Pot, bir tarım ülkesi kurmaya çalışırken, entelektüel olduğu düşünülen pek çok kişi Kızıl Kmerler tarafından öldürüldü. Yaşlı, genç, erkek diye bakılmaksızın öncelikli olarak okumuşların, gözlüklülerin ve başka dil bilenlerin öldürüldüğü, kadınlara tecavüz edilen, bebeklerin de öldürüldüğü bir katliam.. O zamanlar bebekleri öldürmelerinin 2 tane sebebi; kolay ve çabuk öldürülebilmeleri ve geriye intikam alabilecek bir aile üyesinin kalmamasıymış. Ölenlerin kıyafetlerinin saklandığı cam kutu, kafatasları ve kemiklere bakınca yaşanan olayların yalnızca 41 sene önce olduğunu düşünmek tüylerimi ürpertti. Ölüm tarlalarından sonra gezdiğim Tuol Sleng Soykırım Müzesi ise Kızın Kmerler’in sorgulama ofisi olarak kullandığı, işkence aletlerinin, mahkumların fotoğraflarının, zincirlerin, tek kişilik hücrelerin olduğu hüzünlü bir yer. Müzenin bahçesinde o günlerin hazinesi, 2 tane sağ kalan amca vardı. Bir yandan kitaplarını insanlara tanıtıp onları satmaya çalışırken, bir yandan da onlara gülümseyen herkese aynı sıcaklıkla gülümsediklerini görmek o müzeden sıcak bir tebessüm ve derin bir hüzün ile ayrılmama sebep oldu.

 

Bangkok

 

 

 

Son olarak ise; gittiğim gün ve dönmeden önceki gün kaldığım, biraz da geçiş güzergahı olarak kullandığım Bangkok’ta çok fazla vakit geçirmesem de aklımda yer eden 2 yer var; Khao San Road ve Sirocco Sky Bar.

 

Khao San Road tamamen turistler için hayatını sürdüren, aradığınız herşeyi bulabileceğiniz, kalabalık, gündüzü ve gecesi bambaşka olan, ‘backpacker’ların popüler sokağı. SiemReap’ın mükemmel tapınaklarından sonra Bangkok’taki tapınaklardan çok fazla bir şey beklemeyin derim. Eğer Bangkok’a vakit ayıracaksanız bu kesinlikle SiemReap’tan önce olmalı ki Bangkok’taki tapınakların da değerini bilin. Kuşkusuz, Bangkok’un kendisini en güzel anlatabileceği yer 64'ncü katta olan Sirocco Sky Bar’dı. Giriş için kıyafet yönetmeliğine önem veriyorlar ve yukarı çıktığınızda canlı müziğin, ışıkların ve gökdelenlerin bütünlüğünü ve uyumunu yaşarken,herkes gibi bol bol fotoğraf çekmek iyi ki buraya uğramadan Bangkok’tan gitmemişim dedirtiyor.

 

 

Minik yardımcı notlar;

 

1)Kamboçya’da doları rahatlıkla her yerde kullanabileceğiniz için paranızın tamamını Kamboçya Rieli’ne çevirmeyin. Tayland’ta bu yanılgıya kapılmayın, orada paranızı Baht’a çevirmeniz gerekiyor.

 

2) Hem Tayland’ta hem de Kamboçya’da ‘tuk tuk’lar ile olabildiğince pazarlığa girin çünkü zaten onların ilk söylediği fiyat normal fiyatın en az 2 veya 3 katı oluyor.

 

3) Tayland’tan Kamboçya’ya kara yoluyla sınırdan geçecekseniz o gününüzü bekleyerek ve yorularak geçireceğinizi önceden kabul edin ve anın tadını çıkarın.

 

 

Berceste Şeber 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 16831

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 4334

  • Uykusuzluğa basit çözümler!
    Uykusuzluğa basit çözümler!

    Süresi : 05:25 İzlenme : 6869

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8427

  • İlişkilerde bağlanma çeşitleri
    İlişkilerde bağlanma çeşitleri

    Süresi : 27:40 İzlenme : 1422

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön