Saldırgan mı? Tepkisel diyelim...

Saldırgan mı? Tepkisel diyelim...

Hanım hanımcık, narin mi narin şöyle latif küçük kız çocuklarını çok severim. Ne kırılgandır onlar.. Kendilerini ifade ederken annesinin arkasına saklanır, eteğinden tutar, yanakları kızarır, genelde mütebessim bir simaları vardır. O gün parka böyle bir kız çocuğu geldi. Bendeki algıda seçicilik olsa gerek, hemen gözüme ilişiverdi bu tatlı kız. Sonra ilerideki bir salıncakla sallanmaya koyuldu... O orada sallana dursun, ben size benim kızımı tarif edeyim... Ya da kısaca yukarıdaki tablonun tam tersi desek tam tarifi vermiş oluruz... Parkta her şey yolunda giderken kızım diğer kızın yanına giderek sert bir şekilde ‘’bu salıncağa ben bineceğim ‘’dedi. O arada bir hengame kargaşa kızın annesi de olay yerinde, bende hemen koptum yetiştim.

 

Bir aralama, çektim kızımı ortamdan, aldım uzaklaştırdım. Bu esnada tatlı kızın annesi parkta bir kardeşle nasıl oynanır stratejileri vermeye başladı, siz kardeşsiniz , kardeşler şöyle güzel güzel oynar gibilerinden izahatlardı bunlar... Bizim kız ben o kardeşi sevmiyorum naraları atmaya başlamasın mı? Bayan bunu duyunca kızıma karşı biraz daha tuhaf bakmaya başladı. Ben de kızıma onu sevmeyebilirsin fakat ona saygı duymalıyız ve onu incitmemeliyiz dedim. Sonra da bu şekilde davranmaması gerektiğini kısa bir şekilde izah ettim ortamdan uzaklaştık.

 

Olay burada bitmedi tabii. Tatlı kızın annesi bir süre sonra kızımı çağırdı salıncağı göstererek. Sonra bana dönerek  “kızım şimdi kardeş de binsin” dedi, “senin kızın niye bu kadar saldırgan?” diye sordu...(Biraz iyi çocuk bak böyle yetiştirilir edası mı vardı bilemedim, belki o anda bana öyle geldi.) Soruya şöyle cevap verdim, “saldırganlık demeyelim, tepkisel bir çocuk. Biraz da fıtrat farkı...” Fakat cevabım pek anlaşılır olmadı .

 

“Ya evet ya çok tepkisel, çok saldırgan dedi...” Oldukça yüksek sesle ve kızım yanımdaydı. Kızım bunları duydu mu bilmiyorum ama beni oldukça üzdü bu söylem. Tatlı kız ve annesi oradan ayrılırken arkalarından bakakaldım. Anlaşılamamıştım ve bu bayan da çocukların ruhsal ihtiyaçlarının da farkında değildi. Hikaye burada bitmemeliydi, fakat bitmiş gibi görünüyordu, parktan uzaklaşıyorlardı.

 

İçimde bu yaşadıklarımızı tekrar çözümlerken, gözüm o bayana takıldı hala oradaydı . Karar verdim konuşacaktım. Yanına usulca gittim, “merhaba, az önce yaşadığımız olay hakkında söylemek istediklerim var” dedim. Öncelikle kızımın yanında sesli bir şekilde onu itham eder gibi ne kadar saldırgan bir çocuk dememesi gerektiğinden, ikinci olarak hayatımızın sadece 5 dakikasında bizimle muhatap olup bu hükmü veremeyeceğinden... Kızımı yetiştirmeye çalışırken ödül, ceza gibi ruhsal dünyasını tahrip edecek yöntemleri benimsemediğimi; onu varolduğu haliyle, fıtratını bozmadan yetiştirmeye çalıştığımdan bahsettim... Fıtrat farklılıklarına vurgu yaptım. Kendi kızının ne kadar latif olduğundan (belki senin kızın çok iyi bir ev hanımı olur,) benim kızımın fıtratının biraz cevval olduğundan (benimki de bir aktivist olur) ve bu farklılığı örnekleyerek izah etmeye çalıştım. ’Farklılıkları bir olumsuzluk olarak niteleme alışkanlığını bırakmalıyız...’

 

Bir süre konuştuk ve o bayan ellerimden tutup hiç bu açıdan bakmamıştım dedi. Helalleştik... Aslında o bayan da çocuk psikolojisi konusunda oldukça hassas davranıyordu. Bunu kendi çocuğu ile olan iletişiminden anlamıştım. Ona karşı oldukça anlayışlı ve kibardı. Fakat bu özenin bütün çocuklara gösterilmesi gerekiyordu. Etrafımıza baktığımızda bu tarz ebeveyn modelleride oldukça yaygındır. çocuğunun başına birşey gelse aslan kesilir. Geçmiş yaşantısının, ezilmişliğinin, korunmasızlığının kendi çocuğunda vücut bulmasıdır. Oysa şunu düşünmeli ebeveyn; çocuklar hayatın içinde var olarak nereye kadar benim sınırım, nereye kadar onunki ayrımını yapıyor . Çocuk bunu deneyimleyerek yapacaktır, kavga edecek , belki kaba davranacak sonra aldığı geri bildirimde bunların yanlış olduğunu görmeye fırsatı olmuş olacak.Çocuklar bunu deneyimlerken ebeveyni ona hayatın içindeki, bizleri birbirimizle daha rahat yaşamamızı sağlayan sosyal kurallardan, uzun izahlar şeklinde değil kısa kısa (didaktik bir anlatımla değil) bahsedecek.

 

Çocuğumuzun diğer çocuklarla ilişkilerinde yaşadığı negatif olayları kendi kişiliğimize yada çocuğun kişiliğine yönelik bir tehdit olarak algılamayalım. Ne o çocuk başka çocuktan gördüğü kötü muamele yüzünden pısırık, ne de diğeri saldırgan olur. Ne de ben kötü ebeveyn olurum... Bunlar deneyimlenmesi gereken şeyler der ve geçerim. Genelde annelik tavrım günümüz koşullarındaki annelik profilinden oldukça uzak. Yaşadığımız olayı analiz ettiğimde eğer kızımın yanına koşarak diğer anneninde duyabileceği şekilde ona biraz kızmış ve örselemiş olsam, çocuk da mahzun olup arkasını dönüp oradan ayrılsaydı bir ihtimal çocuğum saldırgan olarak nitelenmeyecekti... Böyle kritik zamanlarda rotam şu şekilde; kavga anında, kaos ortamından çocuğu çekerim uzaklaştırırım, orada çocukla diyalog kurmaya meselenin ne bilişsel nede duygusal boyutunu izah için çalışmam çünkü öfke hakim alıcılar kapalıdır. Sakinleşince kısa bir izah yaparım. Çocuğun hissiyatlarını önemserim; o diğer çocuğu sevmeme hakkına sahiptir. Bunun için onu ikna etmem. Kendimizi düşünelim, herkesi seviyor muyuz? Hayır. Ama saygı duyuyoruz ya da duymak zorunda olduğumuzu biliyoruz. Çocukların dünyası da bizimkinden farklı değil. Onlar da herkesle kardeş ve arkadaş olmak zorunda değil. Sanırım önyargıları çok gelişmediği için kolay arkadaşlık kurmaları bizi bu düşünceye sevk ediyor. Her çocuğun biricik olduğunu aklımdan çıkarmam, benim çocuğum gibi her çocuk değerlidir. Çocukların kabul alanları bizimkine nazaran oldukça geniştir. Az önce salıncaktan kendini iten çocukla bir süre sonra birlikte oyun oynarken gözlemleyebilirsiniz. Çok müdahil olmadan onları uzaktan gözlemlemek, sorunları nasıl çözdüklerini izlemek (eğer güvenlikle alakalı bir sıkıntı yoksa) onların hayatı keşfetmesine, yeterlilik duygusunun gelişimine , kendini ifade etme ,duygularını tanımalarına katkı sağlayacaktır...

 

 

Kübra Yıldız

 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Mindful Ebeveynlik semineri gerçekleşti
    Mindful Ebeveynlik semineri gerçekleşti

    Süresi : 11:02 İzlenme : 742

  • Sigarayı bıraktırma uzmanı Emre Üstünuçar canlı yayın konuğumuz
    Sigarayı bıraktırma uzmanı Emre Üstünuçar...

    Süresi : 27:46 İzlenme : 1555

  • Propolis nedir? Propolisin faydaları nelerdir?
    Propolis nedir? Propolisin faydaları...

    Süresi : 01:12 İzlenme : 1653

  • Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk dizileri ve kitaplar hakkında konuşuyoruz
    Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk...

    Süresi : 30:30 İzlenme : 465

  • Evde kot eskitme nasıl yapılır?
    Evde kot eskitme nasıl yapılır?

    Süresi : 00:56 İzlenme : 5512

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön