Kim bu elalem?

Kim bu elalem?

Kariyer yaptım, çocuk yaptım, sonra işi bıraktım, pişmanım. Hayır pişman değilim, yok yok pişmanım, hemen iş aramalıyım, evde oturuyorum şişmanım, işe dönüyorum yine yanlış yaptım... Günün sonunda en çok kendine sarıyor insan.  Kısır döngü halinde sorularla boğuşan, kariyerinde zirve yapmış, ister kendi isteği ile ister yeter artık dayanamıyorum diye veya doğum izninde bir şekilde işi bırakmış kişilerden bahsediyorum. Ben de bir zamanlar bu insanlardan biriydim. Dişimle tırnağımla kazarak yarattığım ve çok severek yaptığım işime bıraktığım yerden geri mi dönmeliyim diye düşündüm kısacık bir zaman diliminde. İnsan hayatında boşluk olduğu zaman önce kendine dönüyor, soruyor, sorguluyor, en çok da kararsız kaldığı zamanlar kendiyle uğraşıyor, kızıyor, öfkeleniyor.

 

İsteyerek veya mecburiyet durumuyla kariyerine ara verirken, bir müddet sonra artık bir işe yaramıyor muyum, üretemiyor muyum endişesi taşıyor. Bir de evdeki işten, eşten, kayınvalideden, bakıcıdan, hatta kendi canından ciğerinden şikayet eder hale geliyor, olmayan dertler bile çığ gibi gözde büyüyor. Can havliyle tüm tanıdıklara gönderilen CV’ler, dert ortağı olan arkadaşlar, stresi azaltan yoga&meditasyon dışında yüzümüzü güldüren alışveriş çılgınlığı sonunda 2 seçenek var: Ya tekrar işe dönmeyi deneyeceksin ya da hayatınızı karartmaktan vazgeçip, ne istediğini bileceksin ve durumu kabullenerek devam edeceksin.

 

Ama en iyi okuldan mezun olup şahane bir kariyerin de olsa, herkes çalışmak zorunda mı günün sonunda?  Yok mudur evinde ailesiyle vakit geçirip o işi de başarı ile yapan, aile bütçesine farklı şekilde katkı sağlayan ideal anne? Çevre baskısı ne diyor bize: “Çok iyi bir kariyerin vardı, şimdi evde mi oturacaksın? Sen evde tıkıldın kaldın, eski personelin 2 kere terfi aldı. Ayşe teyzenin kızı işe yeni girdi, soluğu Maldiv Adasında aldı. Sen eskiden daha mı zayıftın, kendine daha iyi bakardın, şimdilerde çok kilo aldın...” ile devam eden, özünde sadece sizinle ilgilendiklerini gösteren, sizi motive etmeye çalışan iyi niyetli onlarca cümle.  Her bir cümle tam olarak kişiliğimize yönelik, belki iyi niyetli ama bizi yıpratan, sorgulatan sorular... Beynimizin elalem ile işbirliği içinde bize karşı oynadığı harika bir oyun. Karar vermeye zorlayan onlar, kararı veren ben, sorgulatan yine onlar... Halbuki siz kendinize basit ve etkili 2 soru sorsanız, gerçekten cevabınızı bulsanız, içinize sindirseniz ve bu duruşu hayat duruşunuz olarak sergileseniz kim sorgulayabilir, kim eleştirebilir sizi...

 

Elalem krizini atlatmanız için birkaç önerim var size.

Önce kendinize sormanız gereken 2 önemli soru:

  1. Hayattaki amacınız nedir?
  2. Bu amacı gerçekleştirmek için nasıl bir hareket planınız var?

 

Bu 2 soru şu anda hangi noktada olduğunuzu ve gelecek planınızı check etmenizi sağlayacak . Eğer varsa bir adımınız onu atmanızı kolaylaştıracak. Şu anda memnunsanız, olduğunuz yerden kendinizle savaşmanızı önleyecek 2 cümle. Barışın kendinizle. Ne istediğinizi bilin, cevabı sadece sizde.

 

Rahatlayın, cevaplayın, keyfinize bakın. Evdeyseniz, full-time süper anne modunda çocuklarınızla, çalışıyorsanız işi işte bırakarak evde süper anne modunda devam edin.   Elalem ne diyecek, hakkımda ne düşünecek diye düşünürken kendinize zulmetmeyin. Kimsenin doğrusunu kendinize mal etmeyin. Sizin isteklerinizin, doğrularınızın ve düşüncelerinizin özünde yer yoksa onların söylemlerine,  koşmayın o ideallerin peşinde, sizin değil o hikaye. Hikayeyi siz yazmazsanız ancak figüran olabilirsiniz. Öyle bir hikayeniz olsun ki başrolünü oynayın özgürce. Elalem size soru soramaz siz izin vermedikçe.

 

Bu konu iş hayatımız için de geçerli aşk hayatımız için de. Çok sevdiğim bir söz vardır. “Elalem ne der kadar yüksek duvarları olan bir hapishane var mıdır insanın hayatında?”

 

Umutla ve kararlılıkla harika bir haftaya…

 

 

Gamze Berberci

İlişki Koçu - Kişisel İletişim Danışmanı

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    17 Kasım 2015 Salı 09:54

    Hep başkaları için yaşıyoruz. Hep elâlem ne Der diye hayıflanıyoruz. Ne güzel demişsiniz elâlem kadar yüksek Duvarları olan bir hapishane daha varmıdır

    Cevapla

  • Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç kez denenmelidir?
    Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç...

    Süresi : 05:14 İzlenme : 272

  • Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve Sevgili Nasıl Bulunur?
    Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve...

    Süresi : İzlenme : 291

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 8739

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 3493

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 2149

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön