Tek yapabileceğimiz oy vermek

Dağlıca’da 16 askerimizi şehit verdiğimiz günün ertesi sabahıydı. Okula gitmek üzere metrobüse bindim.

Tek yapabileceğimiz oy vermek

Metrobüsün kalabalık olduğu bir saatti ve insanlarla olmamız gerekenden daha yakın durmak zorunda kalıyorduk. Bu yakınlıktan dolayı, açık bırakmış olduğum saçlarım arkamdaki kadını rahatsız etmiş olacak ki, benden saçlarımı öne almamı istedi. Tamam dedim ben de, öne aldım saçlarımı. Bu sırada kulağımda kulaklıklar vardı, müzik dinliyordum. Aynı kadın, beş dakika sonra “Bir gün de dinlemeyin ya!” gibisinden bir şeyler söyledi. Daha iyi anlamak için müziği durdurdum ve kadına döndüm. “16 şehit vermişiz kimsenin umurunda değil, hala müzik dinliyorsunuz ya!” diye bağırmaya başladı. “Bana mı söylüyorsunuz hanımefendi?” dedim. “Sırf size değil herkese söylüyorum, ben gece uyku uyumadım!” dedi. “Sırf siz değil, hepimiz üzgünüz. Ama neden bağırıyorsunuz hanımefendi?” dedim. O da “Hayır yeterince üzülmüyoruz.” dedi, önümdeki adam da kadına arka çıktı. Ben olay tartışmaya varmasın diye başka bir şey söylemedim.

 

O kadın beni orada hassasiyetsizlikle suçladı. Beni sadece metrobüste müzik dinledim diye olaylara kayıtsız kalmakla, şehitlerimize üzülmemekle itham etti. İnsanların birbirlerini, hele de tanımadıklarını bu şekilde yargılamaları çok anlamsız ve bir o kadar da gereksiz. Üzüntüsü olabilir, gayet doğaldır, ama başka insanları zan altında bırakmak niye? Dağlıca’da yaşanan olaya ülke olarak çok üzüldük, terörün bu kadar can alması herkesin canını sıkıyor ve daha gergin olmasına yol açıyor. Üzülmekten başka elimizden bir şey gelmediği de bir gerçek. Tek yapabileceğimiz şey demokratik hakkımızı kullanmak, oy vermek. Önemli olan ne kadar üzüldüğümüzden çok, yaşanan olayları unutmayıp buna göre seçim yapmamız.

 

Herkes üzüntüsünü kendince yaşıyor, o kadının da gerçekten üzüldüğüne eminim, biraz da bu hassasiyetin farkında olduğum için konuşmayı uzatmak istemedim. Fakat bunu bağırarak ifade etmesi; bunu herkese göstermek istemesi mi yoksa insanlarda bir farkındalık yaratma çabası mıydı, bilemiyorum. Ben kulaklığımdan gelen müzikle kimseyi rahatsız edemem, etmemeliyim de. O gün de dinlediğim müzik o kadını rahatsız etti. Ama müziği kısmamı rica etmek yerine, bütün metrobüsün duyacağı şekilde bağırmayı tercih etti ve herkes o kadının ne kadar çok üzüldüğünü görmüş oldu. “Yeterince üzülmüyoruz” diye düşündüğü için, ne kadar üzüldüğünü herkese göstererek vicdanını rahatlattı belki de.

 

 

 

Aylin Öztürk, 22


 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 7219

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2375

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 1786

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 26048

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 5946

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön