Bu hikaye senin mi?

Bu hikaye senin mi?

Sosyal medyada bir süredir zaman zaman karşıma çıkan, kime ait olduğunu bilmediğim bir söz var şöyle bir şeydi sanırım: “Nazik ol, karşındaki kişinin ne savaşlar verdiğini bilemezsin.”

 

Hikayeler önemlidir. Her insanın bir hikayesi vardır. Her insan dinlemeli kendisi dışındakilerin hikayelerini. Ama çıkarı olan bir aracı olmadan akmalı hikayeler. Dinleyici için önemlidir, çünkü sıkılır insan hep aynı pencereden bakmaktan yaşama. Manzara değişikliği hiç fena değildir. Ufkun pencerenle sınırlı kalmaz, genişler, gönlün, gözün, fikrin… Ve ancak dinledikçe fark edersin; sen de kendi hikayenin kahramanısın.

 

Önemli olan hikayeleri insandan insana dolaştıran aracıların, hikayeleri ulaştırmaktan ve yeni pencereler armağan etmekten başka bir amacı olmamasıdır. Hikayeleri nereden dinliyorsunuz sahi? Yer yer araya girip anlatıcının gözyaşını silebiliyor musunuz, ya da kahkahalarına katılıp bir süre hikayenin içinden çıkıp birlikte olduğunuz anı yaşayabiliyor musunuz, ya da sorular sorabiliyor musunuz gönülden?

 

Aracıları kaldırın. Hikaye anlatıcının sizi bir şeylere inandırmak, içinizde bazı duygular oluşturmak gibi bir derdi olma ihtimali var ise aracıyı ortadan kaldırın. Evet, evet, televizyonu diyorum, kapatın. Konuşurken, anlattıklarınızın ne kadar hikaye niteliği taşıdığına kulak kesilin. Ateşli bir şekilde anlatıyor olduklarınız ne olduğunu tam olarak kestiremediğiniz amaçları olan aracılardan dinledikleriniz mi? Yoksa dinlerken anlatıcıyla heyecanlanıp, üzülüp, mutlandığınız hikayeler mi? Yoksa sizin hikayeleriniz mi? Şayet ilki ise yazık. O ateş size ait değil, kelimeler ve fikir sandıklarınız da. Zira anlatıcı yarın sizin farklı hissetmenizi istediğinde farklı bir ateşle anlatacaksınız sizin olmayan, yaşayan kimsenin olmayan hikayeleri.

 

Öte yandan dinlemek nefret etmekten daha zor bazen. Yıllar yılı ne nefret tohumları ekildi, neler anlatıldı. Yan odada yaşayan kişiyi hiç görmediğinizi ama bir başkasının her gün size gelip yan odadaki insanın sizi öldürmek istediğini, siz evden çıkınca eşyalarınızı çalmaya çalıştığını ama kendisinin mani olduğunu, yaşam amacının sizi yok etmek olduğunu söylediğini düşünün. Doğduğunuzdan beri, her gün. Yan odada yaşayan kişi sizin için bir hayalet, bir gulyabani, bir musallattır artık. Bu sizin gerçeğinizdir. Aradaki anlatıcı size inanacağınız hikayeler verip vicdanınızı söküp almıştır. Daha kötüsü yuvanızı da almıştır. Yuva insanın huzurlu olduğu yerdir, ve siz uzun zamandır huzur hissetmediniz. Karakteriniz bu konuşmalara göre oluştu. Dünyaya bu kişinin gösterdiği pencereden bakıyorsunuz. Asıl cesaret isteyen dinlemeye niyet etmektir.

 

İnsandan insana yollar dinleyerek ve açık yüreklilikle anlatarak kurulur. Ve hiçbir yolu kurmak imkansız değildir. 

 

Leon Berg isminde bir Amerikalı 2001 yılında, Dinleme Çemberleri isimli etkinlikler çerçevesinde İsrail ve Filistin halklarından insanları düzenli aralıklarla bir araya getiriyor. İlk toplanmada birbirlerinin varlığından ya da aynı ortamda bulunmaktan çekinen, rahatsız olan bu kişiler dinleyerek şifalanıyor. Kendini bildi bileli kendi “ötekisi” olanın aslında kendinden çok da farklı olmadığını anlıyorlar. İki halkın da nesiller boyu taşıdığı derin yaraları olduğunu daha iyi görüyorlar. O zamana kadar birbirlerini kişi olarak, etten kemikten canlı olarak tanımamışlar. Medya nasıl tanıttıysa öyle, devlet ne dediyse o. Gulyabaniler ve salt kötüler. “Beni en iyi anlayacak kişi geçmişinde en az benimki kadar acı olandır” dediler belki de ve o çembere katılanlar acılarını hikayelere dönüştürüp anlattı. Cansız varlıkların yarattığı hikayeleri çöpe atıp kanlı canlı dinlediler hikayeleri. Birbirlerinin yaralarını sarıp, acıyı şifaya dönüştürdüler. (Leon’un kendi ağzından dinlemek için https://www.youtube.com/watch?v=6iDMuB6NjNA)

 

Şifayı kendi evinizde başlatın. Oturun karşılıklı birbirinizi dinleyin. Önce biri alsın sazı eline, “ben…” desin ve kendinden, hikayesinden, korkularından, hayallerinden bahsetsin. Sonra diğeri. Tek amaç dinlemek olsun. Sonra evin dışındakileri dinlemek için yola koyulun. Hatta tek amacınız hikaye taşımaksa heybenizde, toplayın duyduklarınızı yolda dağıtın ihtiyacı olanlara.

 

İnsandan insana yollar dinleyerek ve açık yüreklilikle anlatarak kurulur. Ve hiçbir yolu kurmak imkansız değildir. Televizyonu kapatın.

 

Ceren Aral

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av. Aybike Şatır Oskay anlatıyor.
    Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av....

    Süresi : 33:33 İzlenme : 272

  • Anne Bebek Nefes Çalışması...
    Anne Bebek Nefes Çalışması...

    Süresi : 14:15 İzlenme : 1704

  • Bebek bakımında en sevmediğiniz konu nedir?
    Bebek bakımında en sevmediğiniz konu nedir?

    Süresi : 00:55 İzlenme : 1436

  • Vajinismus nedir, nasıl tedavi edilir?
    Vajinismus nedir, nasıl tedavi edilir?

    Süresi : 01:37 İzlenme : 3159

  • Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç kez denenmelidir?
    Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç...

    Süresi : 05:14 İzlenme : 1289

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön