Ege’de “Bir Ada Hikayesi”

Ege’ye göçeli beri bir Halikarnas Balıkçısı’nın kitapları, bir de Yaşar Kemal’in “Bir Ada Hikayesi” dörtlemesi yeniden tadına varmak istediğim dev hikayelerdi. Üç sene boyunca Balıkçı’yla döne döne defalarca yaşadım serüvenlerini. Onun Ege’yi, denizi, gökleri, toprağı, gün doğumlarına taktığı isimleri bir bir o denizlere gire çıka, toprağına elimi bulaya çıkara, uykuları kısa kesip tanyeri kızıla kesmeden sahillere kendimi vura vura yaşadım, hissettim. Kaleminin gücüne binlerce kez şapka çıkardım ama o satırları yazdıran güzellikleri görünce kelimelerin yetersizliğine benim kadar şikayetlenmiş midir acaba diye de çok söylendim. Özellikle “Mavi Sürgün”de anlattığı, bir coğrafyanın insanı nasıl dönüştürebildiğinin hikayesini kendim de bire bir yaşayarak öğrendim.


2012’de “Bir Ada Hikayesi” dörtlemesinin son kitabı “Çıplak Deniz Çıplak Ada”nın basıldığı günlerse bir başıma güney Ege’de bir çatı katına sığınıp karşıma Arşipel’in yürek açan mavisini aldığım günlerdi. “Arşipel”in Ege Denizi’nin antik çağlardaki adı olduğunu Halikarnas Balıkçısı’nın hikayelerinden yeniden hatırladığım günler… Gerçi coğrafyacılar, yarımadanın güney yakasını Akdeniz, kuzey yakasını Ege olarak kabul etseler de bana göre ikliminden, kültüründen, bitki örtüsünden gördüğüm, baştan aşağı Ege’ydi burası. Dolayısıyla güney kıyıda yer alan evimden baktığım deniz de koca Arşipel…

 

Mevzuya geri döneyim. Yaşar Kemal’in bekleyişle geçen onca uzun yıldan sonra hikayeyi tamamlamış olmasının heyecanındaydı bütün edebiyatseverler. Üçüncü kitap basıldıktan dokuz yıl sonra çok geç gelmişti son kitap ama sonunda gelmiş, hikaye tamamlanmıştı. Ben de hiç vakit kaybetmeden almış, su gibi içip bitirmiştim. Lakin o dokuz yıldan sonra olması gereken tüm hikayeyi baştan almaktı. Üstelik de Ege’deyken, Ege’ye vurgun insanların acılarını, gidişlerini, gidemeyişlerini, aşklarını, mutfaklarını, gelenek göreneklerini okuyorken her şey baştan alınmalıydı. O günlerde yapamadım. Bir, ilk üç kitap İstanbul’da, uzağımda kalmıştı, iki başka kitaplar ve çokça Balıkçı girdi araya, olmadı.

 

Uzunca bir süredir yeni okuduğum hiçbir şeyden doğru dürüst tat almaz oldum. Kana kana içilen suyun verdiği o doyum hissini yaşatan yazarları ne kadar özlediğimi iki-üç ay kadar önce İstanbul’dan gelen kitaplarımı yeni kütüphaneme yerleştirirken çok daha belirgin hissetmiştim. Yaşar Kemal’leri, Asimov’ları, Füruzanlar’ı raflara koymadan önce elimden düşürememelerim yüzünden günler sürdü o kütüphanenin yerleşmesi. Daha başka birkaç çok özlenenle birlikte Yaşar Kemal’den en sevdiklerimi yeniden okumaya o günlerde karar verdim. Önce, hepsinden önce “Bir Ada Hikayesi” diyerek…

 

Şimdi okurken bir kere daha tazeleniyor bildiğim bir gerçek. Yaşar Kemal’i neyin bu kadar büyük yaptığının gerçeği… Söylemde pek çok ama gerçekte kaç tane önce Türk, önce Kürt, önce Rum, önce Müslüman, önce Yahudi değil de önce insan diyen kişi kaldı? Dinsel, toplumsal, ırksal bir sürü sebepten ötürü birileri birilerini sevmiyor, onun yaşam haklarına sadece kendisine benzemeyi kabul ederse onay veriyor. Üstelik tarafların hiçbirisi masum değil; nefret eden de, edilen de cümleyi ne şekilde kurduğunuza bağlı olarak özne olabiliyor. Her hikayesinde bu ayrımların yarattığı acıları koyuyor Yaşar Kemal insanın önüne, bir Rum’un, bir Türk’ün trajedisi olarak değil, insanlığın trajedisi olarak. İnsana, insana üzülmekten başka çare bırakmamacasına… Son söz “Bir Ada Hikayesi”nden…

 

“…Ve bu güzel dünyada, şu doğurgan topraktan, şu kokusu, rengiyle doludizgin açmış çiçekten, tanyerlerinin savrulan ışığından, insanın insanı kucaklayışından, öpüşten, sevinçten, sevdalardan, coşkulardan utanmadan insanlar birbirlerini öldürüyorlar.
… Barba Tanasi çok savaş, çok ölüm, çok işkence, çok zulüm, çok aç insanlar görmüştü. Nerde bir güzellik görse bir çiçeğin açışını, bir gün doğuşunu, bir yaprağın tiril tiril edişini, bir insanın taa yürekten ağız dolusu gülüşünü… Utancından elleriyle yüzünü örterdi.”

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Bebek taşıma yöntemleri
    Bebek taşıma yöntemleri

    Süresi : 43:12 İzlenme : 1130

  • Bolonez soslu erişte!
    Bolonez soslu erişte!

    Süresi : 03:15 İzlenme : 944

  • Diş bakımı nasıl yapılmalıdır?
    Diş bakımı nasıl yapılmalıdır?

    Süresi : 01:36 İzlenme : 1503

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 8352

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 2514

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön