Nişanlım köpeğimi istemiyor...

“Merhaba Yeşim Hanım, benim de size bir sorum olacak. Belki biraz saçma gelecek ama benim için büyük sorun teşkil ediyor. 4 yıllık ilişkimin sonunda bu yaz evleneceğim inşallah. Fakat benim bir köpeğim var. Nişanlım hayvanlardan pek hoşlanmıyor, yani korkmuyor ama fazla yakın temasta bulunmuyor ve şu anda bu durum bizim için sorun oldu. Evlenince evde istemiyor onu. Benim bütün gençliğim köpeğimle geçti. Yıllardır ayrı kaldığımız günler sayılıdır, yeri geldi tatile bile gitmedim köpeğim için, artık kardeşimden öte, kendimden bir parça, çocuğum gibi benim için. Ve şimdi nişanlım onu istemiyor. İkna etmeye çalışıyorum bu seferde kavga etmeye başlıyoruz. İkisini de çok seviyorum, aralarında bir tercih yapmam imkansız. Bana yardımcı olun lütfen.”

 

Yeşim Tijen’in cevabı:

 

‘’Orada, bir köy var uzakta.

  Gitmesek de,

  Görmesek de,

  O köy bizim köyümüzdür.’’

 

Hatırladınız mı bu sözleri? Eminim hepinizin sevdiği ve içinde kendinden bir şeyler bulduğu şiirden satırlar bunlar. Evet, benimde pek gidemediğim, ama gitmesem de memleketim diye yüreğimde taşıdığım bir yer var, Hopa. Sevmek için gitmek gerekmiyor, ait olduğunu bilmek yetiyor. Çocukluğumun 2,5 senesi babamın yurtdışına gitmesi nedeniyle Karadeniz’in küçük bir ilçesi olan Hopa’ da anneannemlerin yanında geçti. 10 yaşındaydım oraya ailece gittiğimizde. İstanbul Beşiktaş’ daki hayatımın park ve evle sınırlı yaşamından, bağ, bahçe, yeşillik dolu apayrı bir dünyaya geçmiştim oraya giderek. Kalabalık bir aileydik,  Allah’tan ev çok büyüktü, hepimizi kaldırıyordu. Merdivenlerle çıkılan yokuş boyunca birkaç yakın akrabamız da vardı mahallede. Farklı bir çevre olmasına rağmen çok çabuk adapte oldum. Küçük bir çocuğun aradığı her şey orada vardı. Yeşillikler, bağ, bahçe, üzerinden inmediğimiz ağaçlar, daha ne olsun!

 

Bir gün dayım bahçeye küçük bir kuzu getirdi, ilk kez bir hayvanla bu kadar yakın oluyordum, dokunabiliyor, seviyor ve izliyordum. İstanbul’da sirke götürmüştü babam, ama dokunmak, yakın olmak farklı bir duyguydu. Ona biberonla süt vermek, sevmek çocuk kalbimi mutlu ediyordu. Orada yaşamak tabiatı keşfetmekti. Ayakta kalabilmeyi öğrenmek demekti. O kısa zamanda neler yapmadık ki, süzgece tahta çubuk takarak içine de yem koyuyor, uzaktan iple kuşun gelip yemi yemek için süzgecin içine girmesini bekliyorduk. Böylece kuş da avlayan bir kız olup çıkmıştım Hopa’da. Derede yüzen mandalar, ahırlardaki inekler derken sümüklü böcek toplayıp satan küçük kardeşim, kuzenlerim,  oradaki kısa zamanı tüm hücrelerimde sindirerek geçirdim. İstanbul’a döndüğümüzde yeniden şehir hayatı, doğadan uzak, hayvanlardan uzak, her şeye yeniden yabancılaştım. Taa ki altı ay öncesine kadar.

 

Uzun zamandır aklımda eve bir kedi almak vardı, ama bir türlü de cesaret edemiyordum. Çünkü kızım da köpek alalım, köpek alalım diye tutturuyordu. Cazip gelmesine rağmen tüm sorumluluğun bana kalacağını bildiğim için yanaşmıyordum. Kim her gün dışarı çıkaracak köpeği? Ama kedi öyle mi? Daha kolay bakımı, tuvalet sorunu yok, kumu var. Arkadaşlarımın da çoğunda vardı kedi, hepsi terapi deyip duruyorlardı. Bu düşüncelerle arada da kızımı yokluyordum, bir kedimiz olsa ne iyi olur değil mi? O da kediye hayır diyordu.    

 

Bir gün muhabbet kuşlarına bakayım dedim, kedi köpek alamıyorum ne de olsa, belki kuş alırım diyerek girdim içeri. Kuşlara bakarken baktım bir bölmede kediler ailece duruyorlar, iki tanesi de minnacık! Bayıldım tabi. Oradan çıkarken kedi çantanın içindeydi, öbür elimde de lazım olan şeyleri. Eve gittim, onu çıkardım taşıma çantasından, bembeyaz bir Ankara kedisi almıştım. Üstelik sağır oluyorlarmış, bilmeden almış gelmiştim. Akşam kızıma kapıyı açtığımda yüzümde yaramaz çocuk ifadesi, kızım anladı bir fevkaladelik olduğunu içeri girince, şimdi adı Leo olan küçük kediyi gördü, ‘’Anne nasıl yaparsın?’’ dedi ve odasına gitti, hiç oralı olmadım. O kadar küçüktü ki kızımın onu kabulleneceğini biliyordum.

 

Yarım saat sonra kızımın kucağındaydı Leo. Şimdi aklı çıkıyor Leo için, ona bir insan gibi davranıyor, evimizin bir ferdi oldu Leo. Bir yere gitmemiz gerekirse, kimseye kıyıp bırakamıyoruz Leo’yu. Kendimizi ona göre ayarlıyoruz. Evde hayvan beslemek kolay mı? Değil tabi, fedakarlık istiyor. Tüy döküyor, laf anlamıyor, ama bütün bunlara katlanmak için sevmek gerekiyor. Yapılmayacak şeyler değil bunlar. Şimdi dışarda bir kedi gördüğümde, onları tanıdığım için, daha bir sevgiyle bakıyorum. Hayvan sevgisi birebir iletişimle yaşanması gereken bir duygu, yaşayamayıp kendini bir takım kısıtlamalarla uzak tutanlar için bence büyük bir kayıp. Yüreğimizde bu kadar sevgi varken o sevgiyi bir hayvandan esirgemek bencillik olur. Onların o kadar sevgiye ve bakıma ihtiyacı var ki…  

 

Peki sonradan hayvan sevgisi oluşur mu, kabullenilir mi? Bence herkesin yüreğinde bir köşede tuttuğu sevgi var hayvanlar için, biraz yetiştiriliş tarzı, biraz korku, titizlenme, tamamen kişinin kendini aşmasıyla ilgili bir durum. Ruhunu özgürleştirmesi, takıntı yapmamasıyla o sevgiyi çıkarabilir yüreğinden. Kendine izin vermesi gerekiyor denemek için. Ebeveynlerin tutumu da bu konuda çok önemlidir. Toleranslıysa ebeveynler, öcü gibi davranmıyorlarsa hayvanlara, o çocuk da daha bir hayvan sevgisiyle büyüyebiliyor. Zorla hayvan sevgisi yaşatamazsınız kimseye. Aynı evde, kedi-köpek, her ne olursa olsun, yaşamak fedakarlık ister. Bunu da severek yapmazsa işkence halini alır. Aslında gülü seven dikenine katlanır derler ya, bir deneyebilir sizin için, tabii kafasında oluşturduğu olumsuzluklara yenik düşmezse.

 

Zor bir durum yıllardır alışmış olduğunuz köpeğiniz ve onu istemeyen nişanlınız arasında kalmanız, ama konuşarak, beraber yaşamayı bir kez deneyerek aşılmayacak bir durum değil. Nişanlınızla sakin sakin konuşarak, ikisinin de hayatınızda büyük bir yeri olduğunu ve bana dediğiniz gibi, aralarında bir seçim yapamayacağınızı ona da anlatın. Ve biraz alışmaya çalışmak için gayret göstermesini isteyin. Ben herkesin yüreğinde hayvan sevgisi olduğuna inanıyorum. Yeter ki o duygumuzu özgür bırakalım. Birazcık dağınıklık, biraz daha iş çıkacak belki, ama yine de çok güzel bir duygu, hayvan sevgisi herkese iyi gelir. Sevgiler…

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 1503

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7265

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 185

  • Ne zaman su içilmez?
    Ne zaman su içilmez?

    Süresi : İzlenme : 6081

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2855

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön