Ailemin evine gitmem sorun oluyor...

“Merhaba Yeşim Hanım,

14 yıl önce sevdiğim adamla evlendim. Birbirimizi sevdik, evlendik. Bir de güzel çocuğumuz oldu. Şimdi 11 yaşında. Ben aileme çok düşkün bir insanım, küçükken de böyleydim. Evlerimiz yürüyerek 10 dakika uzaklıkta, bu yüzden hemen hemen her gün gidiyorum. Bu durum artık eşimi rahatsız etmeye ve aramızda tartışmalara sebep olmaya başladı. Bu kadar sık oraya gitmemi istemiyor ve biraz kızımızla ve benimle ilgilen diyor. Biz bize kalalım istiyor. Bu kadar yakın otururken nasıl gitmemezlik yapabilirim? Bunu eşime anlatamıyorum. Ne önerirsiniz? Çok fazla sorun yaşamaya başladık, önerilerinize ihtiyacım var.”

 

Yeşim Tijen’in cevabı:

 

Karı yolcu ettik, bir daha gelmez diye ümit ediyoruz. Hafta sonu güneşi görünce nasıl da mutlu olduk, özgürleştik yeniden. Hem bedenlerimiz hem ruhlarımız özgürleşti, değil mi? Herkes dışarı attı kendini. Kışı yolcu etmemize az bir zaman kaldı. Bir tek Mart ayı, kazma kürek yaktıran Mart ayını da atlattık mı, bahar geliyor sevgili okurlar. Bu sabah dışarıya bakarken kedileri gördüm, onlar bile rahatlamış havanın yeniden açmasıyla, dedim ki kendi kendime biz kocaman bir aileyiz, sokağımızdaki kedilerle köpeklerle. Onları da kollayarak, sahip çıkarak yaşadığımızda daha bir insanız, huzurluyuz. İnanın büyük bir aile olmak çok güzel, huzur veren bir duygu.

 

Sorumluluklarımıza sahip çıkmak, yerine getirmek,   dudaklarımızdan ruhumuza yayılan kocaman bir gülümseme oluyor. Biliyorum,  sağımız sorumluluk, solumuz sorumluluk. Bazen yormuyor mu bizi? Hem de nasıl, ama atamayız ki üstümüzden. Hatta yaş aldıkça daha bir sırtlarız o yükleri... Hele evlendikten sonra kendi hayatlarımız olunca, bırakıp gideriz ya anne ve babalarımızı, aklımız kalır onlarda, içimiz cız eder, suçluluk bile duyarız kimi zaman. Evlendiğimiz için hem evimize, kendi hayatımıza hem onlara koşmaya çalışırız. Günümüzde evlat olmak da zor, dün ile bugün yaşananlar birbirinden çok farklı. Artık hayat yorgunuyuz hepimiz. Bedenleri bir kenara bırakın, uyur dinlenirsiniz geçer yorgunluğunuz, ama ruhların yorgunluğu çok fazla. Beklentilere yetişmek için ‘’Superman’’ olmamız gerekiyor hepimizin ve bizler de birer Superman’ iz kendi çapımızda. Hem evimiz, ailemiz, işimiz, çocuklarımız, kendi ailelerimiz vs. bunlara yetişelim derken illa ki bir şeyler de ihmal edilebiliyor. Hiç ihmale gelmez oysa eşler ve çocuklar. Duyun eşinizin isyanını, sitemler hep sevgidendir. Sizi sevdiğindendir.

 

Aile olmak, bütün olmak demektir. Bu bütünden uzaklaşılınca, yarım yarım, eksik yaşanınca bir takım şeyler, huzursuzluklar ve birbirinden kopmalar başlar. Bunların arkasından da illa ki sorunlar hortlar hayatlarımızda. Nereden çıktı bunlar deriz, oysa sebebi biraz bizizdir, görmezden gelip, ihmal ederek, vakit ayırmayarak, nasılsa aynı evdeyiz diyerek, küçücük zamana sıkıştırdığımız yarım yamalak yaşadığımız ilişkilerimizdendir yaşadığımız sıkıntılar. Bu duruma meydan vermemek gerekiyor, bir tarafı yapayım derken bir tarafı eksik bırakmak doğru olabilir mi? Sorumluluklarımızı abartmadan, gerektiğince yaşamaya çalışmakla ancak ailemizin bütünlüğünü koruyabiliriz.

 

Hele hele eşimiz isyana başlamışsa, sitemler ediyorsa düşünmemiz gerekmez mi? Bu bir uyarı değil mi? Yine ilgilenin, her gün yakınsınız diye onlara gitmeniz gerekmiyor. Telefon açın, hatırlarını sorun, iyilerse gitmeyin, o günü evinizde geçirin, eşinizi ve çocuğunuzu karşılayın. Veya sabah gidiyorsanız çocuğunuzun okul dönüş vaktinde evinizde olun, hafta sonlarını da eşiniz ve çocuğunuza ayırın. Onların da size ihtiyacı olduğunu unutmayın. Sizinki bir tarafı yapayım derken öbür tarafı yıkmak olmuyor mu? Onlar sizi anlayacaklardır, bir zamanlar aynı duyguları yaşadıkları için, rahat olun bu konuda. Bugün eşiniz ve çocuğunuza vakit ayırın ki evlerini yuva bilsinler. Sonra o yuvayı toparlamak için çok uğraşırsınız hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Yaşadığınız anların tadını çıkarın, bir gaflet içine düşmeyin ve eşinize kulak verin ki yarın ah vah etmeyin derim, sevgiler…

 

             ÖMÜR

İster sevgiyle, ister sade arzudan

Hangi nedenle doğarsan doğ,

Heyecan yaratır dünyaya gelişin.

Her şeyi merak ve keşifle geçer çocukluğun,

Dünyayı kurtarır çocukluktan çıkışın,

Bir duygu fırtınasıdır gençliğin,

Aşklar, aldatmalar, ayrılıklar…

Bir tutunma, kurtuluş, kaçıştır evliliğin.

Aile kurma, koşulları iyileştirme çabanla

Harada, gürede

Farkında bile olmadan geçer gençliğin,

Kiminin kaçırdığı fırsatları arayışı,

Kiminin hedeflerine ulaştığı,

Kaybetmek üzere olduğu gençliğini

Heyecan veren duygularda arayışı,

İyi kötü ne yaptıysa kendisiyle hesaplaştığı

Son bir hamledir orta yaşı.

Kederle umutsuzca eski görüntüsünü arayış,

Alışamamak,

Zor bir kabulleniştir yaşlılık.

Kiminin keyifle köşesine çekildiği,

Kiminin hayıflanarak son günlerini tükettiği,

Çocuklar bugün de gelmedi diyerek yarını beklediği,

Artık bekleyişten başka yapacak bir şeyinin kalmadığı,

Korkulu bir bekleyiş değil midir yaşlılık?

Yeşim Tijen

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7184

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 131

  • Ne zaman su içilmez?
    Ne zaman su içilmez?

    Süresi : İzlenme : 6036

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2816

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 3052

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön