Sancı değil o, dalga dalga

Doğum, rahmin ritmik kasılmaları sonucu 9 ay içinde büyüttüğü bebeği dışarı itmesiyle gerçekleşir.

 

Bu kasılmalara ‘doğum sancıları’ denir.

 

Bu kasılmalar sırasında rahim sertleştiği ve bebeği doğum yoluna doğru ittiği için basınç hissi ve bir miktar ağrı olur. Ancak sorunsuz bir doğumda bu ağrı asla dayanılmaz bir düzeyde değildir. Çünkü nasıl rahmi kasmak için oksitosin hormonumuz varsa, oluşan ağrıyı gidermek için de endorfin hormonu salgılanıyor vücutta. Endorfin; ENDO=iç ve MORFİN kelimelerinin birleşimidir.

 

Yani doğum yapmakta olan anne morfin almış gibidir. Acı çekmek değildir o anki durum, keyifli bir sarhoşluktur aslında.

 

Bu nedenle ‘sancı çekmek’ ifadesi doğumunu bekleyen kadında yanlış bir önyargı oluşturur.

 

Sancı denen rahim aktivitesi, sürekli olan bir şey değildir. Bir kasılma hafifçe başlar, yavaş yavaş kuvvetlenir, azalarak biter. Bu en fazla 1 dakika sürer. Peşine de morfin etkisinde annede uyku ve sıcaklık bastıran yaklaşık 2-3 dakikalık bir dinlenme süresi olur.

 

Denizde kıyısında dalgalar ile oynadığınızı düşünün. Dalga geldiğinde kendinizi onun ritmine bırakırsanız bu keyifle atlatılan bir dalga olur, ona karşı dimdik durmaya çalışırsanız hem bir iki dalgada yorulursunuz hem de sizi yıkar geçer o dalgalar. Doğum dalgalarını da gevşeme ve rahatlamayla karşılamaz, acıyacak acıyacak diye beklerseniz, erkenden yorulursunuz, her dalga size acı vermeye başlar.

 

Çünkü doğum sırasında annenin vücudunda endorfin salınabilmesi için:

 

  1. mahrem bir ortamda olmak,
  2. kendini güvende hissetmek,
  3. gevşek kalabilmek gerekir.

 

Doğum sancılarının ağrı ile eş anlamlı tutulmasının sebebi bu 3 koşulun doğumda sağlanmamasıdır. Yıllarca böyle olduğu için "doğum sancısı, adı üstünde, sancılı bir süreç olmalı" yargısı kadından kadına aktarılmakta, 2. ve 3. maddenin uygulanmasını önleyerek yargıyı pekiştirmektedir.

 

Bu yargıyı yıkabilmek için ‘sancı çekmek’ yerine ‘dalga karşılamak’ kelimesini kullanalım diye bir fikir var ortada. Ancak günlük kullanımda hiç hoş olmuyor. Mesela;

 

* Buraya kadar okuduklarınızı bilmeyen birine “dalgaların başladı mı?” diye sorduğunuzda "dalga geçiyorlar galiba" diye düşünebiliyor.

 

* Dalgam uzun sürdü, dalgalarım çok sık geliyor gibi ifadelere alışmak hem zor hem tuhaf geliyor.

 

* "Dalgam" kelimesi bazı yörelerde "dost hayatı yaşanan kişi" anlamında kullanılıyormuş. Sahnedeki komediye bakın, böyle bir yörede: Gebe, eşi ve tüm ailesi ile doğumhane kapısındadır. Sancı yerine dalga kullanmaya alışmış ebe gebeye herkesin önünde sorar "Dalgan mı geldi?"

 

 

Bu gibi sebeplerden sancı yerine dalga kullanmak çok uygun değil. Benim tavsiyem şu:

 

* Doğuma hazırlık sınıfında doğum kasılmalarının ismi sancı olsa da uygun koşullar yaratıldığında ve doğumda bir sorun yoksa sancılı (ağrılı) olmadığını anlatıyoruz

 

* Doğuma hazırlık süresince bu dalgalara direnmemenin önemini ve aslında keyifli bir şey olduğunu sürekli vurgulayarak bu kadim önyargıyı yıkıyoruz.     

 

* Dalgaların ağrılı hale geçmemesi için yapılacak şeyleri ve özellikle gevşemeyi öğretiyoruz. Bu da en kolay nefes teknikleri ile oluyor.

 

* Dalgaların gelip gittiği gibi kasılma-dinlenme döngüsünün en fazla 1’e 2 olduğu kuralını sürekli hatırlatarak, 1 dakika süren sancıya değil, 2 dakika süren gevşemeye odaklanıyoruz.

 

* Ondan sonra alışılagelmiş şekliyle ne zaman sancı kelimesini kullanmak gerekse "Sancı değil dalga" dediğimizde doğuma hazırlık sırasında 30-40 dakikada öğrendiklerini 1 saniyede hatırlatmış oluyoruz.

 

Bu nedenle "Sancı değil dalga" ifadesi bir dayatma değil, bir önermedir. Doğuma hazırlıkta bu kullanımını bilmeyenler bazen Türkçeye müdahale ya da komik bir özenti, bir değişik olma çabası gibi algılayabiliyorlar.  Oysa hiç alakası yok.

 

Benim için rahmin çalışmasına sancı mı denmiş, kontraksiyon mu, kasılma mı, dalga mı, hipopotam mı önemli değil. Yeter ki "sancı çekmek" kullanılmasın. Gebeye "Ağrın başladı mı?" diye sorulmasın. Şiddetli bir ağrıyı tanımlarken "doğum sancısı gibi" denmesin. Çok isteniyorsa böbrek taşı düşürme ağrısı denebilir, çekenler bilir, ağrı dediğin öyle olur. Doğumda mahremiyet, güven ve gevşeme sağlandığı halde öyle ağrı varsa kesin bir sorun vardır, ya epidural ya sezaryen yapılmalıdır.

 

Tamam, kabul, dile yerleşmiş şeyleri değiştiremeyiz. Ama gebe kadın sancı kelimesini her duyduğunda "Sancı değil dalga" diyerek 30-40 dakikada öğrendiklerini 1 saniyede hatırlarsa yeter bize!

 

 

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Deprem çantasında neler olmalı?
    Deprem çantasında neler olmalı?

    Süresi : 01:14 İzlenme : 657

  • Kadınbudu kaplama tavuk!
    Kadınbudu kaplama tavuk!

    Süresi : 01:44 İzlenme : 1834

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 2106

  • Kol sarkmalarına karşı egzersiz
    Kol sarkmalarına karşı egzersiz

    Süresi : 02:09 İzlenme : 1954

  • Kaktüs tasarımı nasıl yapılır?
    Kaktüs tasarımı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:26 İzlenme : 6202

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön