Sezaryen oranını düşürmek

Sezaryen çok kıymetli bir ameliyat. Bebek ya da anne doğum sürecinde risk altındaysa, sezaryen ile bu engel aşılabilir. Bu ameliyatın bugün bu kadar gelişmiş olması sayesinde eski dönemlerde kaybettiğimiz ya da engellerle yaşamak zorunda kalan kişiler artık sağlıkla hayatlarına devam edebiliyorlar.

 

Ancak sezaryen sonuç itibariyle bir “MAJOR (büyük ölçekli) ABDOMİNAL (karın içi) CERRAHİ”dir. Yani ciddi riskler içeren bir ameliyattır. Sadece ameliyatın riskleri, ameliyat olmazsa olabileceklerin riskinin altında kalırsa tercih edilecek bir işlemdir.

 

Günümüzde ülkemizde sezaryen oranı %50’yi geçmiş durumda. Doğumların yarısının, riskli bir ameliyattan daha riskli olamayacağı ise ortada. Bu oran kaç olmalı diye tartışılıyor: %5 civarının altında kalan ülkelerde anne bebek sağlığı cidden kötü durumda. Çünkü bu ülkelerde sezaryene ihtiyaç duyan kadınlar gerekli tedaviye ulaşamıyorlar demek oluyor. Dünya Sağlık Örgütü ise sezaryen oranının %15’i geçmesi halinde sezaryen sayesinde elde ettiğimiz sağlıklılık halinin sezaryen yüzünden yaşadığımız komplikasyonlar ile tekrar gerilediğini söylüyor, ancak bu ifadesini gelen itirazlarla geri çekti.  Şu anda gelişmiş ülkelerde sezaryen oranı %25-35 civarında. %35 sınırı bile çok yüksek kabul ediliyor.

 

OECD ülkeleri içinde bizim oranımız en yüksek ama en iyi kadın sağlığı bizde değil. Eğer sezaryen ile doğum risksiz, güvenli ve güzel olsaydı tüm doğumlar sezaryenle olsun derdik, oranda 1. sırada oluşumuz ile en iyi doğum yardımı bizde olurdu. Ama durum böyle değil.

 

Sezaryen oranı bir sonuçtur. Elbette düşmesi (yani ideal bir orana ulaşması) kadın sağlığı ve doğum güvenliğinin üst seviyede olduğunu gösterir. Ancak sezaryen oranını düşürmek üzere hareket ederseniz sonuca makyaj yapmaya çalışıyorsunuz demektir. İşe yaramaz. Önemli ve etkili olan, doğum yardımı kalitesini yükseltmektir. O zaman sonuç olarak sezaryen oranı düşer.

 

Bir benzetme ile anlatayım: Yüzünüzde sivilceler var ve kötü gözüküyor. Fondöten sürüp kapatabilirsiniz. Bir iki gün güzel gözükür. Sonra 5 değil 10 sivilce ile uğraşırsınız. Oysa yüz temizliği başta olmak üzere iyi bir tedavi yaparsanız hepsinden kurtulursunuz.

 

Biz hala sezaryen meselesine makyaj yapmaya çalışıyoruz. Sezaryeni yapan doktor olduğu için herkes doktora yükleniyor. "Doktorun sezaryen oranı yüksekse cezalandıralım, böylece ceza korkusu ile sezaryen yapmaz". Bu mantık işlemez. Doktorun sezaryen yapmasını artıran sebepleri düzeltmedikçe işe yaramaz.

 

Gebeler eğitimsiz oldukça, doğum ortamları düzelmedikçe, doğumda yaşanan her komplikasyonda "neden sezaryen yapmadın?" gerekçesiyle aileler doktorlara sözel ve fiziksel şiddet uyguladıkça, kurumlar ve hukuk doktorları bu açıdan korumadıkça, 7/24 gerekli olanakları sağlamayan hastanelerde gebelerin "doğumda benim doktorum olacak!" baskısı ile 7/24 hazır olmak ve gündüz de poliklinik hizmetini aksatmamaya çalışmak zorunda kaldıkça istediği cezayı ya da para kesintisini yapabilir yönetimler. "Birşey olursa buradayız haa!!" edasıyla gebenin yakınları kapıda beklediği sürece sezaryen yaptın diye ceza verilecek olması sizin yapacağınız sezaryeni engellemez. En fazla mesleği yapmaktan vazgeçersiniz.

 

Doktora alacağı para üzerinden yaptırım bu konuda işe yaramaz. İlla bu şekilde bir şey yapacağız denirse sezaryen oranı yüksek olan yerlerin ödemesi kesileceğine, doğum oranı yüksek, SSVD, makat geliş, ikiz gebelik gibi özellikli doğumların yapıldığı yerlerde daha fazla ödeme yapılabilir. Ancak bu da etkili olmaz çünkü tek sebep doktorun tutumu değil. Esas sebepler bu kadar yüksek sezaryen yapmaya mecbur bırakan koşullar.

 

Nitekim önce devlet hastanesindeki doktorların, aylık belli bir oranın üzerine çıkmaları halinde maaşları kesilmeye başlandı. Bir iki senedir durum bu. Güzel güzel haberler geliyor, "şu hastane düşük oranı ile ödül aldı" diye. Ne kadar hoş geliyor kulağa ama gerçek hiç hoş değil. Çünkü genel sezaryen oranımız artmaya devam ediyor. Sezaryen olacağı tahmin edilen ya da sezaryen olmayı tercih eden gebeler özel hastanelere ve üniversite hastanelerine kaydı. Orada oranlar iyice arttı. Hatta üniversite hastaneleri gerçek yüksek riskli ve ciddi sorunlu hastalara yetişmekte zorluk çekiyorlar.

 

Şimdi de sezaryen oranı yüksek olan özel hastanelerde ödeme kesintisi planlanıyormuş. Bu uygulama devreye girer ve uygulanırsa bir süre sonra "biz doğum hizmeti vermeyelim daha iyi" diyecekler. Olan yine kadınlara olacak.

 

Bir adım atılmak isteniyor ise, "doğumda komplikasyonlarda doktorunuzu koruyacağız, doğumhaneleri birebir ebe bakımı verecek şekilde donatacağız, aileleri bilinçlendirerek doğuma teşvik edeceğiz, doğuma hazırlık eğitimini standart her gebeye vereceğiz..." gibi bir açıklama yapılmalı ve bu yönde adımlar atılmalı bence.

 

 

SEZARYEN HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER Kadın doğum alanında 50 yıldır o... SARE DAVUTOĞLU: "ÖNCELİKLİ MAKSAT SEZARYEN ORANLARINI AZALTMAK DEĞİL" "Değişen Dünyada Değişen Doğumla...

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Doğum korkusu nasıl yenilir?
    Doğum korkusu nasıl yenilir?

    Süresi : 02:20 İzlenme : 4278

  • Kabak tatlısı nasıl yapılır?
    Kabak tatlısı nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 3427

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 2699

  • Bebek taşıma yöntemleri
    Bebek taşıma yöntemleri

    Süresi : 43:12 İzlenme : 1156

  • Bolonez soslu erişte!
    Bolonez soslu erişte!

    Süresi : 03:15 İzlenme : 952

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön