Biz büyüdük…

Ve kirlendi dünya diye devam edip bu yazıyı yazarken mis gibi Yeni Türkü dinlemek isterdim. Ama demek istediğim başka. Biz büyüdük ve değişti düzen… Eskiden anne, babalarımız bizim için oradan oraya koştururlardı, işte şimdi sıra bizde. Çünkü biz büyüyoruz ve onlar da yaş alıyorlar. Yaşlanıyorlar demek istemiyorum. Elim varmadı öyle yazmaya.

 

Ne zamandır babamın elleri titriyordu. Son zamanlarda iyice arttı. Her “doktora git” dediğimizde kavga çıkıyordu. “Şimdi olmaz, dükkanda işim var, Mart sonunda giderim…” Hep bir bahanesi vardı. Mart sonunda gitmek istemesi de dükkan kaynaklı. Yün satıyorlar ve şimdi tam sezon başladı. Ne kavgalar ettik. Ben ayrı, abim ayrı. Sonunda ikna oldu. Daha doğrusu zorladık. Azıcık tehdit etmiş de olabiliriz, çok çaktırmayalım… Doktora gittik, tahliller, MR derken kapı gibi Parkinson başlangıcı ile karşı karşıyayız. Google’dan bakmak istemiyorum, araştırmak istemiyorum. Bir ilaç verildi, bir ay sonra kontrole gidecek, etkilerine bakılacak. Sonra zaten gelen sonuca göre bir yol çizeceğiz. Şu anda bakıp kendimi bulandırmak istemiyorum. Onları da…

 

Kendisine de söyledim. Ay hem de yüksek sesle söyledim sanırım çünkü çok kızıyorum. “Baba, artık her şeyi kafana takmayacaksın. Çocukların, torunların var, tadını çıkartacaksın. Sadece olumsuzları düşünüyorsun. Bırak artık. Hiçbir şeyi, hiç kimseyi değiştiremezsin. Sen sadece iyilere odaklan. Kötüleri görme işte, görme. Herkesin de senin gibi olmasını bekleme…” Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla misali, annem de umarım aynısını ona da söylediğimi anlamıştır. Hatta umarım ben de anlamışımdır. Babamın kopyasıyım da bu konuda!

 

Kolaysa bırak da git

Hayat böyle işte. Eskiden de anne babamız hastalandığında üzülürdük ama çocuk kafası ne kadar duruma hakimse o kadar işte. Misal ayağım kırıldı, 45 gün basmadan dolaştım, Irmak üzülüyordu, fakat nihayetinde dalıp gidiyordu oyuna. Büyüdükçe dengeler değişiyor. Şimdi aklımın ucunda Parkinson teşhisi ile yaşıyorum sabahtan bu yana. Giderek artacak da aklımdakiler, biliyorum.

 

Nasıl ki çocuklar küçükken bırakıp bir yere gidemiyoruz, kimselere emanet edemiyoruz, işe giderken bile aklımız evde kalıyor, biz büyüdükçe “yaş alan” anne babalarımız için aynısı geçerli. Bize çok soran oluyor. Karı koca ikişer yabancı dilimiz, diplomalarımız varmış, neden yurt dışına gitmiyormuşuz? Neden burada çabalıyormuşuz? Gitmek kolay değil, başka ülkede yaşamak hiç kolay değil. Hadi güzel – ya da öyle görünen- fırsat oldu diyelim, gidemem ki… Arada sinirlenip “of gitmek lazım” desem de yapabileceğimi sanmıyorum mecbur kalmadıkça. Üniversiteyi Avusturya’da okuma hakkım varken gidemedim, geçen yaz bir buçuk aylığına Amerika’ya kayınbiraderim ve ailesinin yanına giderken bir yanım buradaydı. Eğlenceye giderken dahi çok uzakta olma hissi içimi burkuyordu. Hatta ilk gidişimizde babam her sabah 5’te uyandırıyordu bizi. Onu da rahatsız ediyordu uzakta oluşumuz. Tatile gitsem yakın bir yere sesleri bozuk olduğu zaman aklım kalıyor.

 

Şimdi uzakta olsam, ne doktora gidebileceğim onlarla, ne başka bir yere. Söylenenlere inanmayacağım. “Uzaktayım, benden saklıyorlar” diyeceğim. Çünkü uzaktaki bütün arkadaşlarım aynı şeyi yaşıyor. Hayat şartları farklı olsa da “elimin altında olmaları” daha büyük lüks gibi geliyor bana. Nasıl ki Irmak’ı bırakıp iş için bile iki günden fazla bir yere gidemiyorsam, aynısı annemler için de geçerli. Keza kayınvalidemler için de. Bizlere ihtiyaçlarının olduğu dönem. Her gün görüşebiliyor muyuz? Hayır. Her gün konuşabiliyor muyuz? Hayır. Ama onlar da biz de biliyoruz ki, maksimum 15 dakikada yanlarındayız. İşte bunu bırakmak zor. Yaşadığın evden, mahallenden, büyüdüğün şehirden ayrılmak değil zor olan, asıl zoru bu yazdığımdan vazgeçmek. Hele ki bu yaştan sonra. Erken yaşta gitme kararı alsak, ona göre kurardık düzenimizi. Şimdi, orta yaşa hızla yaklaştıkça zorlaşıyor her şey. (Büyük konuştum yine değil mi? Ne zaman büyük konuşsam dediğimi yaparım. O yüzden söylememiş sayın)

 

Evet yakaladık Parkinson’u çok şükür ki başında. Yukarıda da dediğim gibi iyi ki de bastırmışız, iyi ki kavga etmişiz o sırada kalp kırmış olsak da. Arkadaşımın babasının bir sözü var: “Bu yaştan sonra kızamık, suçiçeği olacak değiliz diye. ”Haklısın Selami Amca da, keşke suçiçeği olsanız ya…

 

Her şeyin başı sağlık. Hayatın akışına kapılıp saçma şeylere üzülüyoruz ya, vazgeçmemiz lazım bundan. İstersen dünyanın en iyi işini yap, çok para kazan, sağlık olmadıktan sonra neye yarar? Bu yazı da sağlık dilemek için olsun. Çocuklarımız, onlara bakan bizler, bizleri büyüten anne babalarımız… Sağlık sorunu olmasın, geri kalan her şeyi hallederiz çok şükür. Yalan mı?

Facebook Yorumları
Yorumlar
10
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    18 Ekim 2017 Çarşamba 16:25

    içimizden geçenlere tercüman olmuşsunuz birebir yaşadıklarım... babam kanser hastası oldu ve işi bıraktım 9 ay ona baktım ama maalesef ölüm ayırdı bizi. şimdi bitanecik annem var elimden geleni onun için yapıyorum yaparım da allah dermansız dert vermesin.

    Cevapla
  •  
    18 Ekim 2017 Çarşamba 13:14

    Uzak olmak 15 dakika değil de 5 saat mesafede vile olmak o kadar zorki tlf halletmiyor hiç bir şeyi...Ama çocuklar bağlıyor onları bırakıp gidemiyorsun canını acıtıyor zor günler de yanında olamamak annenin babanın size ihtiyacı varken ..

    Cevapla
  •  
    18 Ekim 2017 Çarşamba 12:31

    Okadar güzel yazmışsın ki, aynı şeyleri annem için yaşıyorum, alzheimer hastası, birtek kız evladıyım, hiçbir yere, semtimden bile uzaklaşamıyorum, olsun birzamanlar ben onun bebeği idim, şimdi o benim bebeğim old, cennet kokulum, hakkını ödeyemediğim anacığım.

    Cevapla
  •  
    18 Ekim 2017 Çarşamba 11:15

    Çok doğru şebnem hanım ..ama büyük konuşmamak gerek onu anladım asla gitmem asla uzağa gitmem ailem dibimde olacak diyen ben önce başka bir şehre taşındım 4 sene sonra da Afrika ya taşındım eşimin işleri gereği iki çocuk ile ...ne zaman büyük konuşsam onu döner dolaşır bulurum :)

    Cevapla
  •  
    18 Ekim 2017 Çarşamba 09:53

    Aynısını düşünüyorum. Ailemden ayrı şehirdeyim. Pazartesi günü anneme şeker başlangıcı dediler..

    Cevapla
  •  
    18 Ekim 2017 Çarşamba 09:30

    Şebnem Hanım çoook haklısınız ben yurt dışında yaşıyorum telefonda annem gribim derse üzülürdüm uzakta olduğumdan bazen telde hasta bile olsa belli etmezdi huyumu bildiğinden ve anneme kanser teşhisi kondu ben öldüm bittim annemi kaybedene kadar başında 1 yıl ona baktım ama gitti hasret ayrıldık

    Cevapla
  •  
    18 Ekim 2017 Çarşamba 09:12

    Çok güzel ifade etmişsiniz .Evet sıra bizler de şimdi anne ve babalarımız bizim çocuklarımız .Allah her şeyden önce sağlık versin herkese

    Cevapla
  •  
    18 Ekim 2017 Çarşamba 08:40

    Çok doğru.

    Cevapla
  •  
    18 Ekim 2017 Çarşamba 08:36

    Kesinlikle... Elinize emeğinize saglik Şebnem hanim.... Sevgiler... GulhanAsrinEyin

    Cevapla
  •  
    18 Ekim 2017 Çarşamba 08:34

    Kesinlikle .... Elinize emeğinize saglik...

    Cevapla

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 2911

  • Koruyucu aile nedir?
    Koruyucu aile nedir?

    Süresi : 30:29 İzlenme : 150

  • Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları neler bekliyor?
    Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları...

    Süresi : 48:48 İzlenme : 112

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1432

  • Epizyotomi nedir?
    Epizyotomi nedir?

    Süresi : 02:47 İzlenme : 4996

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön