Teoride süperim, pratikte çuvallıyorum!

Şanslıyım. İşim gereği çok fazla seminere gittim. Konu ‘anne-çocuk’ idi yüzde 90. Kalanı da ilişkiler. Çocuk yetiştirirken yapmamız/yapmamamız gerekenleri, karı koca ilişkisinin sağlam temellerini dinledim hep işin uzmanlarından. Dinlemek, yazmak, arada bir uygulamak güzel de sürekli olmuyor ki… Hele birkaç madde var ki…

 

1.Çocuğun yanında kavga etme

Bizde durum şöyle. Arkın bana göre nispeten daha sakin. Sesi çok yükselmez. İçten içe sinir eder. Ben durur durur, artık en cümle kuramadığım an patlarım. Böyle beni dürtüyor, yavaş yavaş zıvanadan çıkarıyor, o sesim yükseliyor, yükseliyor... Çocuğun gördüğü manzara ne: Bağıran anne. Hem de babasına. Hemen geri vitese takıyorum, hatta birkaç kere Arkın’a “sen de sesini yükselt” demişliğim de var. “Ben yaptım bir halt, sen de yap” diye bencilce bir düşünceyle söylemiştim bunu. Kendi düştüğüm durumdan rahatsız olmuştum. Birkaç kez de yüksek sesle “Sen de kısık sesle sinir ediyorsun, ben bağırınca haksız görünüyorum. Lütfen Irmak’a durumu anlat” diye dayatmışlığım var. Yalan yok! Eğer bu yaşanmadıysa, Almanca tartışıyoruzdur demektir. Gayet sohbet eder gibi. Ama işte aslında neler neler diyerek. Irmak okulda İngilizce öğrendiği için bizim evdeki kavga dilimiz Almanca. Herkes “çocuğa da öğret” diyor. Yok canım, zor. Öğretmem. Öğretemem. Madem biz de sekiz sene okuduk, işe yarasın. Bu sayede unutmuyoruz da. (Bencillik demeyelim de çıkış yolu diyelim buna. Zaten bazı cümleleri kaptı, onlara da bir çözüm bulmamız gerek.)

 

Ya da… En teknolojik olanı: WhatsApp. İşte onda adamı gerçekten erken pes ettiriyorum, çünkü hızlı yazamıyor. Ben 18 mesaj yazarken o ancak ilkini gönderebildiği için beyaz bayrağı kaldırıp teslim oluyor. Tabii kavga edip de ortalığı toz duman etmiyoruz. Tartışıyoruz. Bitiyor. Irmak’ın yanında vuku bulduysa, yine onun yanında sarılıyoruz, öpüşüyoruz. Birkaç kez aslında hiç içimden gelmemesine rağmen sarılıp öptüğüm doğrudur. Neyse. Klasik ev işte. Tartışmasız aile olmadığını da görüyor böylece.

 

2.Çocuğun yanında diğer ebeveyni eleştirme

 

Ah biz bu hataya da çok düşüyoruz.

Arkın: “Irmak saçın yemeğe giriyor”

Ben: Daha düzgün söyler misin lütfen şunu çocuğa?

Arkın: İyi de bu kaçıncı?

Ben: İsterse yüz olsun, bu şekilde konuştuğun sürece yapmaz ki!

 

Bu arada, çocuk yanımızda. Tenis maçı gibi izliyor bizi. Anında fren yapsak da o ilk an duramıyoruz ya, işte bütün hata orada yatıyor. Birbirimizi o görmeden eleştirsek ne şahane olacak. Ya da başka bir yöntem bulsak. Yer edecek diye korkuyorum. “Babam da zaten bunu yapardı, annem de zaten böyle derdi, şöyle derdi…” Hepimiz böle büyüdük evet de insan onca seminere gidip de hâlâ hata yapınca kendinden şüphe ediyor.

 

3.Birbirinizin ebeveyni olmayın (Bu karı-koca ilişkisiyle alakalı)

Yani ne demek? “Ayakkabılarını kaldır” demek gibi… Yani her akşam Arkın’a söylediğim gibi. Ben onun düzenine ses ederken o bana başka öğütler veriyor. Bakıyorum ki nasihat dolu, gayet itici bir konuşmaya gidiyor sohbet, diyorum “susalım.” Karşımda bana öğüt veren değil, aşık olduğum adamı görmek istiyorum. Onun da ha bire “şunu şöyle yap” diyen bir kadın istemediğine eminim… de çıkıyor işte ağızdan. Ben “ayakkabılarını kaldır” dedikçe, o ayakkabılar kapı girişinde yaşlandı. Ben sustum. O kaldırdı. İşte tıpkı annemizle ergenken yaşadığımız ilişki gibi. Yani tam da psikologların “sakın yapmayın” diye anlattıkları, yazdıkları gibi.

 

Bunları neden anlatıyorum? “İyi halt ediyorum” mesajı vermek için değil. Hatalarımla barıştım. İnsanım. Hata yapabilirim. Ders çıkardığım hatalarımla varım. Çocuklarımız da kusursuz olmadığımızı görsün. Onlar da biz ne kadar her şeylerine haklı haksız müdahale edip onlar için güzel hale getirmeye çalışsak da hayatın önlerine kırmızı halı ile serilmeyeceğini fark etsin.

 

Şimdi ne mi yapıyorum? “Irmak, tartışarak seni üzdüysek pardon, ancak biliyorsun arkadaşlar da tartışır, eşler de. Bu şekilde tartışmamız birbirimizi sevmediğimiz anlamına gelmiyor” diye açıklıyorum her seferinde. Sonra da dönüp “ah ben ne yaptım, onca seminer boşa mıydı” diye kendi canımı acıtmıyorum.

 

Biliyorum ki bu şekilde devam edeceğim. Bile bile, göz göre göre büyük hata  tabii ki yapılmaz, ancak bilgisayar değiliz nihayetinde. Büyükler uzakta dursun, arada sırada küçük hatalar bizlerin olsun!

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
4
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    19 Nisan 2017 Çarşamba 09:44

    Harikasın şebo:))

    Cevapla
  •  
    29 Mart 2017 Çarşamba 20:18

    Yazı cok samimi ama uygulayabiliyormuyuz yoksa kaldiğimiz yerden devammı ediyoruz

    Cevapla
  •  
    29 Mart 2017 Çarşamba 10:40

    Nasıl samimiyetle yazılmış mükemmel ve nekadar samimi

    Cevapla
  •  
    29 Mart 2017 Çarşamba 10:26

    Yine çok güzel bir yazı

    Cevapla

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 2861

  • Koruyucu aile nedir?
    Koruyucu aile nedir?

    Süresi : 30:29 İzlenme : 133

  • Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları neler bekliyor?
    Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları...

    Süresi : 48:48 İzlenme : 50

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1402

  • Epizyotomi nedir?
    Epizyotomi nedir?

    Süresi : 02:47 İzlenme : 4978

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön