Buzdağının görünen yüzü: Taksici terörü

Ya biz kimin ahını aldık, kimin mutluluğunda huzurunda gözümüz kaldı da bu ülkenin gündemiyle lanetlendik?

 

Başka ülkelerdeki yaşıtlarım gibi başarısız flörtlerimi çekiştirip, göbeğimdeki fazlalıklara üzülmek isterken 3. havaalanımızı kıskanan, bize kapılarını kapatan Avrupa ile uğraşıyoruz. Bunlar yetmiyor gibi bir de hayatta kalmaya çalışıyoruz.

 

Hiç şaşırmadığım bir rezillik okudum, sizler de görmüşsünüzdür. Bitaksi adlı uygulama üzerinden çağırdıkları taksicinin barbarlığı, genç bir çiftin tehdit edilmesine, ölesiye dövülmesine, maddi zarara uğratılmasına sebep olmuş.

 

Okuyunca o kadar şaşırmadım, o kadar garip gelmedi ki bu durum, çünkü ne zaman taksiye binersem bineyim bu kadar büyük olmasa da istisnasız her defasında ama her defasında bir sorun yaşadım.

 

Sorunlar daha binmeden başlıyor, cam açıp yolu sormalar, beğenmezse almamalar. Önce bunlara yol beğendireceksin, seni yeterince kazıklayabileceği bir mesafe değilse almıyorlar arabaya.

 

Bindiğinde onun istediği güzergahtan gidilecek, aksi bir şey söylersen vay haline. Öyle bir terör estiriyorlar ki, makas atmalar, öfleyip pöflemeler, sigara yakmalar, yol beğenmediği için canını tehlikeye atmalar. İşte tam da bu yüzden mecbur kalmadıkça asla taksiye binmiyorum İstanbul'da. Sen kimsin de benim ve yoldaki diğer insanların hayatını tehlikeye atıyorsun? Yayadan şoföre, herkes için ayrı bir tehlikeler.

 

O kadar doluyum ki bu konuda, her kız arkadaşım aynı tedirginliği, rahatsızlığı yaşıyor bu sapıklarla muhatap oldukça. Bakın gece yarısı da demiyorum, hava kararmış olsa bile bi tip tip bakmalar, "nasılsa yollu bu" imalarıyla muhabbet açmalar. Hoş gece yarısı olsa ne olur, senin ne hakkın var? Flörtüne, muhabbet açma girişimine yanıt vermeyince ayrı bir magandalık başlıyor. Gururuna yediremiyor arabasına binen kadının onunla iletişim kurmamasını. O kadar kişisel alıyorlar, saldırıya o kadar hazırlar ki, elin kolun bağlı, çaresizce gideceğin yere varmayı bekliyorsun koltukta.

 

Yoldaki, mekandaki, sokaktaki, internetteki tacizlere bir şekilde göğüs gerebiliyorsun, savaşabiliyorsun. Ama arka koltukta savunmasız bir şekilde otururken o şerefsiz oğlu şerefsizin tacizine karşı nasıl koruyacaksın kendini?

 

Yaptıkları işten, yaşadıkları hayattan o kadar nefret ediyorlar ki, onlar kadar zavallı olmaman bile taciz edilmen, kendini kötü hissetmen için yeterli bir sebep.

 

Genelleme yapmaktan hoşlanmam ama bir değil, iki değil, on iki değil. Bu meslek grubunun trafikte yarattığı terör ayrı, müşterilerine yarattıkları sıkıntılar ayrı. İçlerindeki üç beş çürük elma değil bunu söylettiren, komple çürük olmaları.

 

Gideceğin yerin -ona göre- kısa olması, yolda trafik olması, paranın bozuk olmaması her türlü tribi, hakareti, tacizi işitmen için yeter de artar bir durum.

 

Zaten para üstü mevzusu var ki, gözünün önünde soygun! O taksimetre süs diye orda çünkü, asla küsuratlar senin lehine çalışmaz. Hep yukarı yuvarlanır, hep enayi gibi kabul etmek durumunda kalırsın. Beklesen 1-2 lirayı bekleyen gıcık durumuna sokar seni, beklemesen içindeki andavallık hissi asla geçmez.

 

Evet, bunlar ne yazık ki hepimizin yaşadığı, tanık olduğu şeyler. Peki ne yapacağız.

 

Bu ülkede karşılaştığımız her sorun gibi bunun da cevabı KOCA BİR HİÇ.

 

"Kimi kime şikayet edeceksin"le başlayan cümlelerimiz, çaresiz çığlıklara dönüşüyor. İnternet üzerinden oluşturulan kamuoyu sayesinde etkileşim almak tek çare gibi duruyor.

 

Markaların, firmaların internette linç yemek en büyük korkuları haline geldi. İnternette itibar kaybetmek para kaybetmekten çok daha büyük bir sıkıntı onlar için artık. Bitaksi de ne kadar geç olursa olsun mağdurun yanında olduğunu açıkladı ama ne fayda.

 

Bu insanlığını kaybetmiş kişilerle ister istemez muhatap oluyorsun bu şekilde. Kapına yemek getireni ayrı taciz eder, taksicisi ayrı taciz... Sen kendini yeterince mahcup hissederken, onların bu sapıklığı son derece pişkinlik içinde yapmaları ise akıl almaz bir hastalık geliyor artık bana. Ceza almayacaklarını bildikleri için daha da güçle, daha da şevkle hayatını karartıyorlar insanların.

 

Toplaşıp adam dövmek, can almak, bundan paçayı kurtaracaklarını bilmenin rahatlığıyla seni sindiriyorlar, kabul etmeni istiyorlar onların krallığında olduğunu.

 

Toplum içindeki yerini kabul edememiş, topluma dahil olamamış sorunlular hıncını senden, canından, sevdiklerinden çıkarıyor, hashtag’e iki tweet atmak dışında başvurabileceğin hiçbir resmi kurum, kuruluş yok. Polise gitmek en son çare. Çünkü asla bir sonuca ulaşamayacağını, bir de üzerine suçlanacağını o kadar iyi biliyorsun ki...

 

Koca koca adamlara insan olmayı, insan hissetmeyi öğretecek gücüm, enerjim kalmadı benim artık. Bu magandalar tarafından öldürülmemek, bunlarla minimum iletişime geçerek hayatımı sürdürmeye çalışmaktan başka yapabileceğim bir şey de yok. Birlikte isek güçlüyüz, onu biliyorum ama. Birlikte olmaktan, birbirimize destek olmaktan başka çaremiz de yok bu barbarlığa karşı.

Facebook Yorumları
Yorumlar
6
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    03 Nisan 2017 Pazartesi 15:44

    Kalemine sağlık. Yaşadığımız yaşattıkları tam olarak bu. Taksici terörünü kınıyor ve toplu taşımayı kullanıyorum.

    Cevapla
  •  
    02 Nisan 2017 Pazar 12:23

    taksilere kamera sistemi şart,taksi sahipleride insaflı olsun, şöförleri çok zorlamasın. taksiciler cemiyeti de işini yapsın. hiç denetim yok.

    Cevapla
  •  
    31 Mart 2017 Cuma 10:16

    yemek söyleyince içeride biri var gibi yaparız, takside telefonla konuşuyor gibi. hizmet aldığımız kişilerin kendini yetersiz hissetmesinden dolayı yaşadığımız hayata sinirlenmesinden dolayı ruh hastası gibi davranmak zorundayız.

    Cevapla
  •  
    30 Mart 2017 Perşembe 23:47

    Yazilarini cok beğeniyorum

    Cevapla
  •  
    30 Mart 2017 Perşembe 12:26

    Teşekkür ediyorum.

    Cevapla
  •  
    30 Mart 2017 Perşembe 12:22

    efffsane haklısın

    Cevapla

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 2891

  • Koruyucu aile nedir?
    Koruyucu aile nedir?

    Süresi : 30:29 İzlenme : 139

  • Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları neler bekliyor?
    Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları...

    Süresi : 48:48 İzlenme : 74

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1412

  • Epizyotomi nedir?
    Epizyotomi nedir?

    Süresi : 02:47 İzlenme : 4985

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön