Gitmek ya da kendini yeniden ekmek

Sabahları bülbül sesiyle uyanıyorum. Balkonda gökyüzüne doğru uzanıp taptaze havayı içime çekiyorum. Kedilerden köpeklerden makas alarak iskeleye iniyorum. Hafta sonları, bir de günler uzayınca akşamları ormanda uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Akşamları bomboş sokakların ortasından yürüyerek eve varıyorum. Otomobil yok, fayton çıngırağını korna sayamam. Geceleri yankılanan martı seslerinden başka şey duymuyorum.

 

Her gün birilerine “Yolum uzun ama olsun, kitap okuyorum, gazete okuyorum, bilgisayarımı açıp çalışıyorum” diyorum, “zaten deniz insanın bütün yorgunluğunu alıyor.” Hızımı alamayıp şöyle dediğim de oluyor: “İstersem ayakkabılarımı çıkarıp uyuyorum, tuvalet bile var vapurda sıkışırsam filan...”

 

Hepsi gerçek, yalan yok. Fakat ben bütün bunları sabah bir buçuk, akşam bir buçuk saat süren vapur yolculuğunun yorgunluğunu kendime unutturayım diye söylüyorum. Hayatı kolaylaştırmak için şehre, işe yakın bir daireye taşınamam. Çünkü her gün parmak bastığım makinen bir sabah beni tanımayabilir. Bundan da önce başka bir gerçek var aslında. Artık İstanbul’a katlanamıyorum.

 

Bu şehir ayağıma vuran ayakkabı, elime batan denizkestanesi gibi. Sokaklarında yere sürünmesin diye eteklerimi toplar gibi yürüyorum. Neresinde olursam olayım koltuğun ucunda oturur gibiyim. Tedirgin, rahatsız, huzursuz. Giderek mutsuz ve hırçın.  

 

Düşünüyorum. Nereye gidebilirim? İstanbul, yaşadığım ülkenin hamile karnı. Nereye gidersem gideyim, göreceğim bu şehir. Hem artık mesele, insanı paramparça eden bir metropolden kaçmak da değil. Oksijeni bitmiş bekleme salonu gibi Türkiye. Her gün haber okurken, dinlerken, yazarken ağlıyorum. Tahammülün, mücadelenin, çarpışmanın bir sınırı var. İnsanım ve tükendiğimi hissediyorum.

 

Düşünüyorum. Bir tane hayatım var. Ve şiddetle toprağımı değiştirme ihtiyacı içindeyim. Kendimi götürüp başka bir yere ekmek istiyorum. Seçtiğim toprağın iklimi beni sever mi bilmiyorum. Canıma kast etmedikçe öyle her şeyi sorun etmem. Uzundur tek hissettiğim köklerimin çürüdüğü, böceklendiğim, yapraklarımın sarardığı.

 

Burada saplanan bıçakları nereye gitsem çıkaramam biliyorum. Yine de gitmek, kendimi başka bir toprağa ekmek istiyorum. Biraz da başka bir toprağın bitkisi olayım istiyorum. Köklerim biraz nefes alır mı, yeniden çiçek verir miyim?

 

Kendimi yeniden ekmeden bilemem.  

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
4
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    13 Mart 2015 Cuma 19:58

    sen çöle eksen tohumunu yeşeririr. git yeni hayatına. kıcak aç kes kuruya dallarını yeni filizler versin kelebek konsun dallarına. çiçeğinden bal toplasın arılar ozaman konusun cesareti olmayanlat

    Cevapla
  •  
    13 Mart 2015 Cuma 09:35

    o zaman bırakacaksın onları oracıkta... Köklerinin arasına düşmüş, kaybolmuş tek bir tohumu arayıp bulacaksın.Onu alıp, ekmeye gideceksin kendini; eskiye tutunmadan, belki her şeyinden vazgeçerek.Evet kolay değil ama yeniden doğmak bazen küllerinden doğmaktan daha kolaydır.Her şeyini alıp, aynı şekilde gidersen olmaz.Eski alışkanlıklarını, bağlılıklarını, bağımlılıklarını, bakış açılarını, inançlarını, sevdiklerini, sevmediklerini, seni o kurumuş-çürümüş haline getiren her şeyi bırakabileceksin.Özünde saklı, unutulmuş tek bir tohumunu alıp yeni bir toprakta, yeni bir iklimde yeni bir sen...

    Cevapla
  •  
    12 Mart 2015 Perşembe 17:47

    Evet yapabilirsin, kendini alıp bambaşka topraklara dikmeye gidebilirsin... Evet çürümeye yüz tutmuş köklerini, kurumuş kırılmış dallarını, böceklenmiş yapraklarını alıp bir başka iklime gidebilirsin kendini dikmeye ve dallanıp budaklanmaya, köklenmeye... Ama o topraklarda çürüttüğün, kuruttuğun, unuttuğun hiçbir uzvun yetmeyecek seni yeni baharlarda taptaze dallarla, mis kokulu çiçeklerle doldurmaya... Hiçbir ılıman iklim, hiçbir verimli toprak meyvelerle doldurmaya yetmeyecek o güçsüz dallarını... O kuru dallar gittiğin diyarlardaki kelebekleri, kuşları kaldırabilecek takati bulamayacak......

    Cevapla
  •  
    12 Mart 2015 Perşembe 14:01

    denemeden bilinmez. bir kere karar vermişse ruhun gitmeye kim tutabilirki. gitme dur diyemezsin acısada kanasada gidersin :)

    Cevapla

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 1440

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7263

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 184

  • Ne zaman su içilmez?
    Ne zaman su içilmez?

    Süresi : İzlenme : 6076

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2851

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön