Özge ve Çınar'ın doğum hikayesi

Size bu satırları bebeğim Çınar’ı gece uykusuna yatırıp, aman uyanmasın diye yanında beklerken yazıyorum. Bebeğim üç aylık oldu bile. Zaman su gibi akıp gidiyor. Nasılsın diye sorarsanız hayatımın altüst olduğunu net bir şekilde söyleyebilirim. Annelik delilikmiş doğurduktan sonra anladım. :)

 

Gelelim üç aydır yazamadığım doğum hikayeme…

 

Doğumum 41+3 haftamda, 29 nisan cumartesi gecesi doğum dalgalarımın gelmesiyle başladı. Dalga diyorum çünkü o gece sabaha kadar rahim kasılmalarımı sahilde kıyıya vuran dalgalar gibi hissettim. Kendim doula yani doğum destekçisi ve doğuma hazırlık eğitmeni olduğum için işlerin nasıl ilerleyeceğini biliyorum. Doğum nasıl başlar? Doktoruma, ebeme, doula’ma ne zaman haber vereyim vs. vs.

 

Akşam üstü hala doğurmadıysam bir patlatma yapabilirim diyerek kocaman bir cheeseburger’i patatesiyle birlikte mideye indirdikten sonra eve geçtik. Halsizim ve kocamanım. Hemencecik yorulmamdan ve evde manda gibi yatmak istememden dolayı yürüyüş yapamadık. Sanırım 20:00 civarında internet üzerinden yayınlanan sekiz bölümlük bir türk dizisine başladık. Sararsa o gece bile bitiririz dedik.

 

En sevdiğim şekil. Yatak odasında yastıklara, yorganlara, sevgilime sarılmış kedilerimle dizi seyrediyorum. Bir bölüm, iki bölüm derken hafif ama düzenli aralıklarla gelen rahim kasılmaları hissettim. Arada da tuvalete gidiyordum çünkü üstünüze afiyet biraz çırçır olmuşum. Heh işte o anda anladım doğumumun hafiften başladığını. Son haftalarda kasılmalarım oluyordu, hatta 35. haftamda doğumumun başladığını düşündürecek kadar kasılmam olmuştu. Yani benim için sadece kasılma çok düzenli gelmediği sürece sorun değildi ama son haftalarda bağırsak hareketlerinin yumuşamasının ve üst üste tuvalete çıkmanın doğumun çok yakın olduğunun habercisi olduğunu biliyordum. Beden bir şekil doğal lavman yapıyor ve bebeğin çıkışı için içeride yer açıyor diyebiliriz.

 

O kadar çok tuvalete gittim ki artık diziyi izleyemez oldum. Doğum dalgaları da hazırlık kasılmalarından çok daha düzenli ve şiddetli gelmeye başlamıştı. Artık yatakta yatamaz olunca dalgaları pilates topumun üzerinde karşılamaya başladım. Bir yandan diziyi izlemeye çalışıyor, bir yandan da telefonumdan hem bir dalganın ne kadar sürdüğünü, hem de iki dalganın arasındaki süreyi takip etmeye başladım. O zaman yaklaşık 7-8 dakikada bir gelen, süresi de 30-40 sn olan doğum dalgalarım vardı. Çok heyecanlandım. Sonunda doğumum başlıyordu.

 

Eşim yatağımızda, ben topun üzerinde yarım yamalak bir bölüm daha izledikten sonra televizyonu kapattık. Artık ben tamamen kendimle olmak istiyordum. Bu arada hemen canım dostum Özra’ma “galiba doğum başlıyor” diye bir mesaj attım. Mutluluğumu paylaştım, güzel enerjilerini istedim. Ben onun doğumuna destek olmuştum ve onun da ben doğururken yanımda olmasını çok istemiştim ama Belçika’da yaşadığı için zamanlamayı tutturamadık. Olsun böyle de desteğini hissediyorum.

 

Doktoruma, ebeme ve doulama henüz haber vermedim. Saat çok geç ve doğumun çok başı. Uyusunlar, dinlensinler doğumum yoğunlaşınca zımba gibi olsunlar.

 

Kendimce bu anları kutlamak, şükretmek ve bebeğimle konuşmak için yatak odama sunağımı kurdum, mumlarımı yaktım, beni rahatlatan müziklerimi açtım ve may chang yağımı yaktım. Her şey tam hayallerimdeki gibiydi. Oğlumla ben, doğum dalgalarını yatak odamızda karşılıyorduk. Bir ara evimizin ikinci dişisi Lokum kedim de yanıma geldi. Karşıma yattı, mırıl mırıl öylece beni izledi. Sanki o da Çınar’ın geleceğini hissetti ve bana destek oluyordu. Bir süre böyle takıldık. Amacım geceyi uyuyarak geçirmek, dalgalar beni uyutmaz hale getirince ebeme, doula’ma ve doktoruma haber vermekti. Sabaha karşı 03:00 gibi artık iyice uykum geldi ve yattım ama yarım saatte bir gelen dalgalar beni mecburen tuvalete kaldırıyor, sonra tekrar uyuyordum.

 

Bu süreç sabah 07:00 ye kadar devam etti. Artık dalgalar kasılmaya dönüşmüştü. Çok daha yoğun hissediyordum. Tamamdı. Doğumum kesinlikle başlamıştı. Yine de herkese haber vermeden biraz takip etmek istedim. Bir yandan çay demliyor, biraz ekmek, peynir çıkarıyor, diğer yandan kasılmaları sayıyordum. Artık 5-6 dakikada bir düzenli gelen, bir dakika kadar süren kasılmalarım vardı. Kasılmalar sırasında hareket etmeden duramıyordum. Çok ama çok mutluydum. Ebem sanki içine doğmuş gibi sabah yediye doğru nasıl olduğunu sormuştu, bende durumu yazdım. Şimdi çok net hatırlamıyorum ama sanırım 09:00 gibi bize gelmesini kararlaştırdık. Sonra doktoruma da yazdım ve bundan sonra doğumun ilerleyişiyle ilgili olarak doktorum ebemle iletişim halinde oldu.

 

Kısa bir süre sonra kasılmalarım şiddetini arttırdı. Artık buraları çok net hatırlamıyorum. Su bana çok iyi geliyordu. Bol bol suda vakit geçirdim. Oğlumla konuştum. Bu arada Yansı ve Arzu’da bize doğru yola çıkmışlardı. Eşimi de uyandırmıştım. Kasılmaların yanında artık midem de aşırı derecede bulanmaya başlamıştı. Zaten sürecin böyle olacağını az çok tahmin ediyordum. Çünkü çok şiddetli regl sancısı çektiğimde de midem bulanır ve ishal olurum. Şimdi de aynı şeyi yaşıyordum. Kasılma geliyor, midem bulanıyor ve kusuyorum. Kusmak beni her zaman rahatlatır ama şimdi pek hoş olmuyor.

 

Kısa süre sonra bu hissettiğim kasılmalar çok güçlü sancılara dönüştü. Yansı ve Arzu geldiğinde ben kesinlikle tuvaletten çıkamıyordum. Orası benim güvenli alanım olmuştu sanki. Karanlık, küçücük banyoda gözlerim kapalı kalmak, kimseyle iletişim halimde olmamak istiyordum. Sonra Arzu beni muayene etti. O kadar güçlü hissettiğim kasılmalarla rahim ağzım ancak 3 cm kadar açılmıştı ve rahim ağzımda yumuşama falan yoktu. Çınar’ımın kalp atışları çok iyiydi. Şükürler olsun.

 

Kızlar doğumumun ilerlemesi için benim hareket etmemi istiyorlardı ama ben kesinlikle her şeyi reddediyordum. Bir ara apartmanın merdivenlerini inip, çıkmamı teklif ettiler. Baya sert bir şekilde reddettim. O anda benim için imkansız bir durumdu bu…

 

O yoğunluğun içinde her şey, herkes batıyordu. Kokular, sesler ve ışık… Sevgilimden başka kimsenin bana dokunmasını ve bir şeyler söylemesini kesinlikle istemiyordum. Başlarda onu da istememişim. Bana tek iyi gelen minnacık ötesi banyomuzda sevgilime sarılarak, dokunarak kalmak ve yüksek volümle inlemekti. Artık duşta çok işe yaramıyor gibiydi. Kasılmalarım neredeyse 3-4 dakikada bir geliyor ve yaklaşık 1,5 dakika kadar şiddetle devam ediyordu.

 

Evdeydik ve güneşli bir bahar pazarı Bebek’ten Fulya Acıbademe biraz yolumuz vardı. Trafik olabilir, hastaneye geç kalabilirdik. Arzu’da bu şiddetli ve uzun kasılmalarımla rahim ağzımın aniden açılabileceğini düşünüyormuş. Bunları düşünerek beni kısa bir süre içinde üç kere falan muayene etti. Bende muayene olmak istiyordum. Çünkü doğumum çok yoğundu. Bu yoğunlukla rahim ağzımda neler olduğunu merak ediyordum. Kendimi henüz doğuma teslim edememiştim. 10 adım yürüyemiyordum. Karanlık tuvaletten dışarı çıkamıyordum ve artık aklımda bu yoğunlukla hastaneye nasıl gideceğim fikri vardı. Onlara söyleyemedim galiba ama artık bir an önce hastaneye gitmek istiyordum.

 

Açılmam hissettiğim sancılara göre çok azdı. Tabi bu süreç bilinmez bir yol gibi. Ne zaman nereye çıkacak tahmin edilemiyor. Belki hop diye 10 cm olur ve belki hiç açılma olmayabilir.

 

Arzu’nun her muayenesi bir sessizlikle son buluyordu. Normalde benim girdiğim doğumlarda gördüğüm, doktor ya da ebe muayene esnasında görüşlerini söyler. Susmaz. Ama Arzu susuyordu ve bu durum beni çok rahatsız etmişti. En sonunda sen bana yalan söylüyorsun dedim çünkü artık “nasıl, açılma var mı?” gibi sorularıma “daha iyi, çok iyi gidiyorsun, ilerliyor vs.” gibi yuvarlak cevaplar veriyordu. İçimden bu iş burada olmayacak, benim hastaneye gitmem lazım dedim. Herhalde bunu sesli de söyledim, ya da onlar da mı aynı şeyi düşündüler tam hatırlamıyorum yola koyulduk. Hastanede kendimi daha güvende hissedecektim.

 

Evden çıkmamız da olaylı oldu. Çok sık sancım geliyor ve hemen arabaya binip yola çıkmak istiyorum ama üç kişi bir türlü organize olamadılar. Tabi alacak o kadar çok şey var ki:) Neyse o ara bir fırça daha kaydım. “Üç kişi bir beceremediniz çıkmayı” Valla canım burnumdaydı. Sonradan defalarca fırçalarım için özür diledim, gönüllerini aldım. Zaten hepsi doğuran kadınının her şeyi yapabilir, herkese her şeyi söyleyebilir olduğunun bilincinde…

 

Doğumumun en zor bölümlerinden biri pazar öğlen trafiğinde Bebek’ten Fulya Acıbadem’e gidişim oldu. O yoğun sancılarla arabada gitmek acayip zordu ama başardım. Zaten başka yapacak bir şey yoktu.

 

Hastaneye gitmemizle içim biraz rahatladı. Artık kendimi daha güvende hissediyordum. Hemen havuzun kurulacağı sancı odasına yerleştik. Adı sancı odası ama kendisi diğer odaların aynısı. Buraya havuz da kuruluyor. Yatak doğum için çatala da dönüyor. Topum yanımda, duşum hazır, doğum sandalyem de var. Her şey tam istediğim gibi. Sancılarımın yoğunluğu hariç…

 

Ben bu odada çok doğuma destek oldum. Hem de hepsi çok güzel doğumlardı. Çınar’ı karşılamak için bu hastaneyi seçmemin en büyük nedeni bu. Bir diğer nedeni de doğum tercihlerimize saygılı olmaları. Gerçi bu durum hastanenin genel kuralı değil. Daha çok doktorumuzla ilgili…

 

Hastanedeki ilk muayenemde açılmam artmıştı sanırım. Havuz kuruldu. (Burada hastaneyi biraz eleştirmem gerek. Şu havuzu kurmayı, etrafa su dökmeden doldurmayı bir becerseniz artık!) Ben o arada duşta vakit geçirdim. Artık kafam baya güzel olmuştu. Doğum kafası dedikleri şeyi yaşıyordum. Sancılar sırasında sanki kendimden geçiyordum. Sonra havuza girdim. İşte muhteşem anlar… Arkadaşlar şu havuz olayı bir harika. O kadar yoğun sancılarımla girdiğim havuzda yaklaşık 3-4 sancı sonrası inanılmaz gevşemiştim. Hatta sancı arasında uyudum bile. Fakat doktorumun gelmesiyle havuzdan muayene için çıkmak zorunda kaldım. Not: Doktorum bana arkamdan sarılmış. O arada sancım vardı herhalde “dokunma bana” diyerek onu da bir güzel fırçalamışım. Benim olayım buydu. Kimse bana dokunmasın. Masaj falan yapmasın. Bir şey demesin. Ben istersem dokunumun.

 

Canım doktorum Gülnihal ilk vajinal muayenemi yaptı ve yüzünde hiç hoşuma gitmeyen bir ifade belirdi. Çınar’ın başı doğum için uygun pozisyonda durmuyordu. Henüz kanala girememişti. Başını yan çevirmesi gerekiyordu. Ne yapacağız? Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Şimdi çalışma vakti dedi. Çınar’la konuş, söyle ona yapabilir. Endişelenmesin ve başını döndürsün. O seni dinleyecek. Biraz içe dönmen gerek dedi doktorum. Bir konuşmalar oldu çok net hatırlamıyorum. Başın kanala girmesi için dönmesi gerekiyordu ve bunun olması için bazı hareketler yapmalıydım. Sürekli bir bacağımı yukarı kaldırarak sancıları karşıladım. Rebozo yapmayı teklif ettiler kabul etmedim. Her şey çok yoğundu. Doktorumun önerisiyle sürekli Çınar’la konuştum.

 

“Hadi oğlum, başını yan çevirmen gerek, endişelenme, o kemiklerin arasından geçip kollarıma geleceksin, sadece biraz yan dönmen gerekiyor. Seni bekliyorum. Hadi bebeğim, yardım et anneye…” Gerçekten çok zordu. Sanırım yarım saat ya da bir saat falan geçmiştir. Gülnihal geldi ve beni bir daha muayene etti. Çınar’ın başı kanala girmişti. Allah’ım şükürler olsun…

 

Şimdi de sırada aşağı inmesi vardı. Her kasılmada çömeliyorum. Sancıları farklı pozisyonlarda karşılıyordum. Sevgilim kollarımın altından tutuyor. Arzu ve Yansı ona yardım ediyor. Ben tüm ağırlığımı onlara bırakıyorum. Dizlerimin üzerine duruyorum. Doğum taburesine oturuyorum. Kasılmaları yatarak değil dik bir şekilde karşılıyorum ki yerçekimi Çınar’ımın aşağı inmesine yardımcı olsun ki oldu da. Kısa bir süre sonra da ıkınma hissim gelmişti. İşte doğumumun en zor ikinci bölümü de burada başladı. Sanırım bir ya da iki saat aktif bir şekilde ıkındım. Yine farklı farklı pozisyonlarda ıkındım. Buradaki zorlukta şuydu. Çınar’ın yolunun üzerimdeki kemikler biraz darmış ve onları geçmesine yardımcı olmam için aktif bir şekilde ıkınmam gerekiyormuş. Doktorumun söylediği “Özge çok kuvvetli ıkınman gerekli. O kemikleri atlayabilir ama senin ıkınman gerekiyor. Senin doğumunun özelliği bu.”

 

Allah’ım ne ıkınmak! Bugüne kadar girdiğim doğumlarda hiç böylesi rastlamamıştım. Gerçekten tüm ekip çok çalıştık. Bir ara içimden “zaten sezaryen olacaksın bari epidural al da rahatla” bile dedim. Sonra ben epidural istiyorum dediğimde doktorum aslında almasan daha iyi olur gibi bir yüz ifadesiyle kararı bana bıraktı ve odadan çıktı. Orada da sevgilim sağolsun. Çok az kaldı, biraz daha dayan dileyince epiduralden vazgeçtim. Zaten epidural aldaydım öyle güçlü ıkınamazdım ve muhtemelen sezaryen olurdum.

 

Sonrasında doktorum yanımdan hiç ayrılmadı. Canın nasıl istiyorsa öyle ıkın dedi. Çok yorulduğumda çatalda ıkındım. Gülnihal’e ara ara soruyorum “oluyor mu, indi mi vs. diye” hep çok az kalıyor, saçları görünüyor ama bir türlü o kemiklerden geçilemiyor. Bir ara olmuyor diye düşünüyorum sonra biri birşey söylüyor, birinin gözlerini görüyorum, biri dokunuyor ve güç topluyorum yapacağım, başaracağım diyorum.

 

Hadi oğlum annene yardım et. Allah’ım yardım et diye diye saatler geçti. Gözüm ara ara saate kayıyor. Bir saat geçmişte anlamamışım. Tam doğuma hazırlık eğitimlerinde anlattığım gibi. Zaman mevhumum kesinlikle kalmadı.

 

Uzun zamandır bir şey de yiyemiyordum. Midem kaldırmıyor, canım hiçbir şey istemiyor. Aşırı güç sarfettiğim için doktorum endişelendi ve bana meyve suyu içirmelerini istemiş. Eşime sormuşlar ne sever diye. O da atmış kafadan kayısı suyu. Nefret ederim. Zaten meyve suyu içmem. Bunlar bana dayıyorlar kayısı suyunu. İğrene iğrene birkaç yudum alabildim. Sonra tabi yine bastım fırçayı:) Yahu koca hastanede başka meyve suyu yok mu? Tabi bunu içimden söylemişim. Doğum kafası:) Galiba bir ara hurma yedim. Yudum yudum su içtim. Tansiyonum düşmesin diye beni kuş gibi beslediler.

 

Gerçekten çok çok çok ıkındım. Bir ara Çınar’ın kalp atışları bozulmaya başladı. Beni NST’ye bağladılar ama hala istediğim pozisyonda olmama izin vardı. Böyle olmasına rağmen tam bir işkence. Sancı sırasında propların bağlandığı o lastikler beni o kadar çok rahatsız etti ki anlatamam. Zaten kısa sürede güzel nefeslerle Çınar’ım toparladı ve doktorum NST’yi çözdürdü. Sonra tam olarak zamanlamayı hatırlamıyorum ama su kesem açıldı. Doğumuma yapılan tek medikal müdahale buydu ve neyse ki mekonyum yoktu. Yani bebeğim strese girip ilk kakasını içerdeyken yapmamıştı.

 

Ne kadar bir süre geçti bilmiyorum ama Gülnihal’in sesindeki ve yüzündeki umutsuzluğu hissediyorum. En son eşimden destek aldım ve çömelerek ıkındım. Allah’ım oluyordu. Bebeğimin ilerlediğini hissettim. Gerçekten çok acayip bir duyguydu. Sanki ortadan ikiye ayrılıyorum ama acı hissetmiyorum. Sadece gerçekten çok büyük bir yoğunluk. Nasıl bir güç. Yeter ki doğurayım. Ne olursa olsun. Tamam oluyor dedim. Orada Gülnihal muayene etti ve devam Özge çok daha iyi dedi. Öyle biraz daha ıkındım. Artık çok yorulmuştum ve doktorum biraz dinlenmem için çatalda ıkınmamı önerdi ama çatala çıkamadan tekrar çömeldim. Bir sancı daha gelmişti. Rahmim de bana çok yardımcı oluyor, hiç yorulmadan kısa süreli, kuvvetle kasılıyordu. Sanki oluyordu ama ben inanamıyordum. Gülnihal orada, ben çömelik haldeyken tekrar muayene ettiğinde geliyor bebeğin dedi. Hala inanamıyorum. Bir de baktım altıma yeşil steril örtü serdiler. O zaman tamam dedim, Çınar’ım geliyor. Sonrası doktorumun yönlendirmeleriyle çok yavaş bir iki ıkınmayla bebeğim doğdu. Nasıl bir mutluluk, nasıl bir rahatlama… Hiçbir duygumu kelimelerle anlatamıyorum. Çıkış kısmı hiç zor değildi. Sadece aşırı şaşırtıcıydı.

 

Sonrasında hemen çatala yattım ve bebeğimi çıplak göğsüme koydular. Hala inanamıyorum. O anlar eşi benzeri yaşanmayacak anlar. Sevgilimle Çınar’a bakakaldık. Bir süre sessizdi, sonra ağlamaya başladı. Gözlerini gözlerime dikti ve öylece kalakaldık. O ağlıyor, ben ağlıyorum. Şükrediyorum, Gülnihal’e, Arzu’ya, Yansı’ya, Allahı’ma binlerce teşekkür ediyorum. Gerçekten ama gerçekten onlar olmasaydı ben doğal doğum yapamazdım. Özellikle doktorum Gülnihal Bülbül bana hep inandı. Beni hep destekledi. Çok zor ve meşakkatli olan doğumumda birçok kere sezaryenin kıyısından döndüğüm halde bir kere olumsuz konuşmadı. Doktorun ne kadar önemli olduğunu kendi doğumumda bizzat deneyimledim.

 

Tıbbi olarak gerçekten zor bir doğumdu ama her şey istediğim gibi bitmişti. Tamamen doğal bir doğum yaptım. Damar yolum bile açılmadı. Kesi, yırtık, suni sancı, epidural medikal hiçbir müdahale olmadı. Çınar ile ilgili tercihlerimize de saygı gösterdiler. Göbek kordonunu atışı bitince sevgilim kesti. Plasentam da bir ıkınmayla kendiliğinden doğdu. Oh artık rahattım. Tam istediğim gibi bebeğimle hiç ayrılmadım. Doğum tercihlerimizde belirttiğimiz gibi Çınar’ın ilk muayenesi göğsümde yapıldı hatta çocuk doktor Çınar’a dokunmadı bile. Sonrasında kilo, giyinmesi için babasının kucağımda bebek odasına gitti. Yine babasının kucağında yanıma geldi. Yıkanmadı. Ben o arada toparlandım, geceliğimi giydim ve artık odamıza çıkmaya hazırdık. Ne kadar mutlu olduğumu kelimelerle tarif edemem. Başarmıştım, başarmıştık.

 

Sonrasında ailem, birkaç saat sonrada çok yakın birkaç arkadaşım geldi. Çınar’la tanıştılar. Ne kadar mutlu olduğumu kelimelerle ifade edemiyorum. Kuş gibi hafiflemiştim. O gece hastanede kaldık ve sabaha kadar bir şeyler yedim ve içtim diyebilirim. E tabi o kadar büyük bir enerji sarfetmişim ki hepsi hakkım;)

 

Şimdi bir doula ve doğuma hazırlık eğitmeni olarak bu güne kadar eğitimlerde ve özel çalışmalarda anlattığım her şeyi bire bir yaşadım diyebilirim. İyi bir doğum ekibi, size sonuna kadar destek olan sevgi dolu bir eş ve en önemlisi gerçekten normal doğurmayı istemenin önemini birebir deneyimledim. Canım doktorum Gülnihal Bülbül yerine başka bir doktor olsaydı, muhtemelen daha ilk muayenede beni sezaryene yönlendirecekti. Sabredip, o kadar büyük bir emek harcamayacaktı. Bunu bu güne kadar katıldığım doğumlara dayanarak söylüyorum. Çok az kadın doğum uzmanı gerçekten anneye bu şekilde destek oluyor. Sonra canım Yansı ve Arzu’nun doğum öncesi, doğum süresince ve sonrasındaki destekleri ve sabırları olmasa kendimi çok yalnız hissederdim. Çınar onlarsız doğum kanalından aşağı inemezdi. Pek çok, hatta belki hiç fark bile etmedikleri yardımları için hepsine çok ama çok teşekkür ediyorum. Bir kadın olarak hayatımı dönüştüren, canıma can katan bu zor ve mucizevi yolculukta bize eşlik ettikleri, güvendikleri ve elimizi hiç bırakmadıkları için kalpten şükran duyuyorum. Hepsine kocaman sarılıyorum.

 

Ve sevgilim, hayat arkadaşım ve doğumda her şeyim olan adam, eşim olmasaydı sancılar gerçekten dayanılmaz olurdu. Oğlumuzun dünyaya geliş sürecini paylaşmak, sarılmak, ağlamak, gülmek, zorlukları beraberce atlatmak, o doğduğunda hala inanamamak, güzelliği karşısında büyülenmek bana inanılmaz büyük bir güç verdi. Bu deneyim kalbimi büyüttü sanki. Seni çok seviyorum.

 

Sonra oğlum, bir tanem, canımın ta içi. Anneni hep dinledin, bana hep yardımcı oldun. O minnoş başını ne güzel döndürdün. Çok güçlüydün ve sonunda kavuştuk. Doğum hikayemizi yazmaya başladığımda üç aylıktın. Bitirdiğimde üç buçuk aylık oldum bile… Mis kokunu her saniye içime çekiyorum. Seni verene şükürler olsun. Ömrün uzun, sağlıklı, sevgi dolu ve bereketli olsun. Hep beraber olalım.

 

Son olarak kendime de kocaman sarılıyorum. Hala ben nasıl doğurdum, ne kadar güçlüymüşüm de farkında değilmişim diyorum. Doğumda içimden bir kaplan çıktı. Saçlarımın her bir telinden, ayak parmaklarıma kadar bütün bedenime şükürler olsun. Tek bir nota eksik değilmiş. Ne kadar tammışım da farkında değilmişim.

 

Doğum yapacak tüm kız kardeşlerime tavsiyem doğum ekibinizi iyi seçin ve en çok kendinize güvenin. Yapacağım deyin. Asla umutsuzluğa kapılmayın, kapılırsanız da işte o sizin seçtiğiniz doğum ekibi sizi o ruh halimden çıkartsın. Bir de kadere inanın. Olmaz denen oluyor. Dönmez denen dönüyor. Benim doğumumda bir sürü olmazlar oldu. İnanın ve en önemlisi doğuma kendinizi bırakın. Bırakın içinizdeki o vahşi kaplan ortaya çıksın…

 

İlham olsun diye

 

Kalpten sevgilerimle

 

Özge

Facebook Yorumları
Yorumlar
14
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    25 Ağustos 2017 Cuma 21:55

    bir solukta okudum çok güzel anlatmışsınız kendi doğumumu hatırlattınız bana

    Cevapla
  •  
    25 Ağustos 2017 Cuma 12:08

    Çok duygulandım sağlıcakla

    Cevapla
  •  
    24 Ağustos 2017 Perşembe 22:43

    Harika bir yazı olmuş, bütün duygularınızı ve yaşadıklarınızı bize o kadar güzel aktarmışsınız ki gözyaşlarımı tutamadım.

    Cevapla
  •  
    24 Ağustos 2017 Perşembe 18:04

    Güle güle büyüsün çınar. Maşallah. Sevgiler

    Cevapla
  •  
    24 Ağustos 2017 Perşembe 14:17

    Malesef türkiye de siizn doktorunuz gibi doktorlar o kadar az ki bu durum çok üzülüyorum

    Cevapla
  •  
    24 Ağustos 2017 Perşembe 13:09

    Maşallah size bebeginize hocam size yakışır bi doğum olmuş ...egitimlerde izlettiginiz doğumlar gibi olmuş...

    Cevapla
  •  
    24 Ağustos 2017 Perşembe 11:11

    Bir ara bir iki damla göz yaşım aktı gerçekten de... tebrik ederim sağlıkla huzurla

    Cevapla
  •  
    24 Ağustos 2017 Perşembe 01:29

    Ay çok güzel ama ben devlet hastanesinde doğum yaptım sizden bir gün önce kim bize bunu edecek oooo

    Cevapla
  •  
    24 Ağustos 2017 Perşembe 00:13

    Agladim .. harikasin ya kendi dogumumu yine yeni bastan yasadim oglumu bi kere daha aldim kucagma sanki .. sukurler olsun tebrkler .. omrunuz brlkte uzun ve saglikli olsun ❤

    Cevapla
  •  
    23 Ağustos 2017 Çarşamba 23:37

    Nasıl duygulanarak okudum anlatamam size Özge hanım, zor ama tam istediğiniz gibi sonuçlanan bir Doğum olmuş, darısı hepimizin başına

    Cevapla

  • Anne karnında hafta hafta bebek gelişimi
    Anne karnında hafta hafta bebek gelişimi

    Süresi : 04:32 İzlenme : 30256

  • Uykusuzluğa birkaç hareketle çözüm!
    Uykusuzluğa birkaç hareketle çözüm!

    Süresi : 05:25 İzlenme : 2801

  • Tiramisu nasıl yapılır?
    Tiramisu nasıl yapılır?

    Süresi : 00:47 İzlenme : 1486

  • Doğumda sancı neden olur?
    Doğumda sancı neden olur?

    Süresi : 01:49 İzlenme : 2736

  • Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?
    Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?

    Süresi : 01:42 İzlenme : 1657

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön