Küçük amcamın içli köftesi Kaş’taki çocukluğum demek…

Bu yazıma nasıl başlayacağımı ve unutmadan aklıma gelen onca şeyi nasıl yazacağımı gün boyunca düşünüp tasarlarken hep bir gülümseme vardı yüzümde. Başlık sizi yanıltmasın. Bu gülümsemenin sebebi yazıya ilham veren içli köfte değil sadece. İçli köfte denildiğinde daha çok zihnimde canlanan, Kaş’taki çocukluk anılarım asıl sebebi.

 

Sekiz ya da dokuz yaşlarında Kaş’ta benim dönemimde çocuk olmak çok zevkliydi. Yorulana kadar sokakta oynar, sadece acıktığımızda bir de uyumak için evin yoluna düşerdik. Ailelerin çok endişe edeceği bir durumda yoktu çünkü herkes herkesi tanır ve herkes kendi çocuğu gibi hem dikkat eder hem de müdahale ederdi çocuklara.

 

Kaş’a gidenler bilir; Atatürk heykelinin olduğu limandaki meydanda geniş bir alan vardır. Çocuklar olarak biz o alanı futbol sahamız olarak belirlemiştik bir kere. Her akşamüstü aynı saatte tüm ekip nasıl yaptığımızı şimdi hiç anlamasam da bir şekilde orada olmayı başarırdık. Hep aynı saatlerde maça başlar havanın kararmasına ve bu çok popüler olan meydanda gezenlere aldırış etmeden saatlerce maç yapardık.

 

Öyle basit mahalle maçı gibi gelmesin size ha! Bir gün Galatasaray’ın altyapısından bile gelip de arkadaşlarımızı izleyenler oldu bu maçlarda. Tabii devamında babası evlatlarının topçu olmasına izin vermeyince güzel bir anı olmaktan öteye gidemedi...

 

Şimdi her Kaş’a gittiğimde o zamanın çocuklarının bugünün koca koca adamları olduğunu görmek bazen garip geliyor bana. Tebessüm de ediyorum çünkü o anılara sahip olmak, bu tarz anlatılacak durumları yaşamış olmak büyük şansmış benim için.

 

Ne tipler vardı aramızda anlatamam. Mesela “Kemik”; esmer, deli dolu konuşurken çizgi film karakterlerindeki canavarlar gibi söylediklerinin yarısını anlamadığım çocuk şimdi kendi teknesiyle limanda turistlere oranın güzelliklerini gösteriyor. Mesela ismini ve lakabını hatırlamadığım eski Türk filmlerindeki abartılarak komikleştirilen çocuklara benzeyen bir arkadaşımız daha vardı ki şişe dibi camlı, yakın gözlükleri ve akan burnunu çekememesiyle ünlüyken şimdi oraların en tanınmış rehberlerinden birisi olmuş. Sonra “Deli İbrahim”, kardeşleri ile birlikte ailesi hep bizim için bir muamma olan ortamın serseri çocuğu korkulu rüyasının şimdi kendi teknesi var turizm işinde. Hatta annesinin o güzel ellerinden geçen gittiğimde, her Cuma kurulan pazarda, afiyetle “Tahinli Katmer” yedim şans eseri.

 

İşte tüm bu çocukların içinde bir de pek bizimle oyun oynamayan daha doğrusu sonraları çalışmak zorunda olduğu için oyun oynamaya fırsat pek bulamadığını anladığım “Arap” lakaplı iri yarı bir çocuk daha vardı. “Arap” her gün düzenli bir şekilde omzunun üzerinde taşıdığı tepsisinde satmak için evde yapılan içli köfteleriyle yollarını arşınlardı Kaş’ın. Belinde beyaz bezi, bugünün garsonlarına taş çıkartırcasına tertemiz olurdu her zaman. Kızartma olan içli köftesi muazzam düzgün şekillerde pişirilmiş ve tepsiye dizilmiş olurdu.

 

Hem yorulduğunda biraz soluklanmak hem de daha çok kendisinin de canı o yaşta para kazanmak zorunda olmaktansa oyun oynamak istediğinden kenarda oturur, bizi izlerdi. Hatta nadir de olsa tepsisini güvendiği birisine teslim eder kısa da olsa maça katılırdı. Şişman vücudu ve her gün sıcakta uzun yollar yürümek zorunda olduğundan giydiği, üstü çapraz bantlı altı lastik o zamanın en favori terlikleriyle de bence birçoğumuza taş çıkartacak çeviklikteydi.

 

İçli Köfte denince aklıma ilk gelen, Kaş’taki çocukluğum ve o anlılar oluyor. Ama son yıllarda bu anılara bizim ailedeki geleneğe uygun olarak her aile büyüğünün kendisiyle özdeşleşen lezzetlerinde meğer küçük amcamın meziyeti olduğunu öğreniyorum bu yemeğin.

 

Çok iştahlı olduğunu, gustosunun da gayet takdir edilir olduğunu bilirdim ama içli köftenin bizim ailede ondan sorulduğunu yıllar sonra öğrendim. Tabii ailemizin kalabalık ve iştahlı olduğu bilindiğinden yaptığı içli köfte adetlerini duyunca ilk önceleri gözlerim yerlerinden fırlayacak gibi oldu ve kulaklarıma inanamadım. Yüzlü adetlerden bahsediyordu. Daha sonraları ne denli lezzetli olduğunu anlayınca bu adetlerin de bu kalabalık aile için ancak yeteceğini kavramış oldum!

 

Daha birkaç hafta önce aile fertlerinin İzmir’de toplandığı büyük buluşmada kendisi hünerini konuşturmuş ziyafetini çekmişti. Ben de sizinle amcamın o güzel tarifini paylaşmayı ve onun da buradan kulaklarını çınlatmayı bir borç biliyorum.

 

Bilenler bilir, birçok çeşit içli köfte yapma şekli var; haşlama-kızartma, dışı sadece bulgurlu-etle bulgur karışımlı vb. Bizimkisi dışı bulgur ve et karışımından ve haşlama olacak. Aslında dışında bulgur ve et karışımı olunca içinde ’kavram‘ yağı kullanmak lezzete lezzet katar ancak biraz daha sağlıklı yapalım diyerek içerisinde ’kavram‘ yağı yerine yağlı kıyma kullanmayı tercih ettik. Umarım beğenirsiniz.

 

 

Küçük Amcamın İçli Köfte Tarifi

Malzemeler:

 

Dışının Malzemeleri:

 

1/2 kg yağsız dana eti

1/2 kg ince- köftelik bulgur

125 gr irmik

1 yumurta

1 yemek kaşığı un

1/2 tatlı kaşığı tuz

 

İçinin Malzemeleri:

 

1/2 kg çok yağlı kuzu kıyma

2 büyük baş kuru soğan

1/2 tatlı kaşığı karabiber

1/2 tatlı kaşığı tuz

 

Yapılışı:

 

Dışı hazırlanırken; tüm kuru malzemeler birbirleriyle karılıp, sık sık su serperek yoğrulur (Birkaç bardak su gerekebilir, gözünüz korkmasın). Karışım macun kıvamına gelip malzemeler birbirleriyle iyice özdeşleşinceye kadar yoğrulur. Ardından 2-3 milimetre kalınlığı geçmemek koşuluyla (ki ne kadar ince o kadar iyidir!) içini sanki dolma dolduracakmış gibi oyuk hale getirdiğimiz toplar hazırlarız. Bunu yaparken bir salatalık size yardımcı olabilir. Daha sonra içini ekleyerek tamamen açtığımız oyuğun ağzını kapıyoruz.

 

İçini hazırlarken; önce bol yağlı kıymayı tavaya alıp biraz yağını salacak hale gelinceye kadar kavurup üzerine yemeklik doğradığımız soğanları ekliyoruz. Kıyma tam pişene kadar kavuruyoruz. Daha sonra tuz ve karabiberi de ekliyor biraz daha kavurup, ocaktan alıyoruz. Tamamen soğumasını sağlamamız gerekiyor. Hatta bu yüzden fırsat varsa bir akşam önceden hazırlayıp dolapta bekletebilirsiniz. Hazırladığımız dış kabın içerisine soğutulmuş hatta dondurulmuş haldeki içleri eklemeye dikkat edin.

 

Pişirilmesi; bir tencerede kaynayan suya çok sıkıştırmamak koşuluyla hazırladığımız içli köftelerimizi atıyor ve suyun yüzeyine doğru yükselmelerini bekliyor olmamız lazım. Çok ağırlarsa 5-7 dakika sonra alabilirsiniz. Afiyet olsun…

 

Haftaya buluşmak üzere…

 

Bu adreslerden de beni takip edebilirsiniz:

Instagram: @evdekilerletarifler

Youtube: Evdekilerle Tarifler

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
3
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    16 Mayıs 2016 Pazartesi 13:21

    Eline,diline sağlık.yalnız haşlama suyuna tuz koymamız gerektiğini belirtmemişsin.İlk kez yapacaklar için önemli bir detay.

    Cevapla
  •  
    15 Mayıs 2016 Pazar 08:19

    içli köftemin bukadar güzel olduğunu senden duymak ve anılarını hatırlatması beni çok mutlu etti sana kucak dolu sevgiler

    Cevapla
  •  
    14 Mayıs 2016 Cumartesi 23:43

    Küçük amcanın kızından yapacak olanlara ufak bir öneri "kavram yağı" kullanın!!!

    Cevapla

  • Bebek taşıma yöntemleri
    Bebek taşıma yöntemleri

    Süresi : 43:12 İzlenme : 1116

  • Bolonez soslu erişte!
    Bolonez soslu erişte!

    Süresi : 03:15 İzlenme : 939

  • Diş bakımı nasıl yapılmalıdır?
    Diş bakımı nasıl yapılmalıdır?

    Süresi : 01:36 İzlenme : 1495

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 8344

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 2509

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön