Anne olmak, kadın olmak ve direnmek üzerine...

Gezi parkını, yeşili, ağacı, özgürlüğümüzü korumak için sokaklara döküldüğümüz o günler kadın olarak, anne olarak ne çok şey öğrendik. Birlik olduk, kenetlendik, kızdık, üzüldük, çaresizlik, hayal kırıklığı duyguları ile yoğrulduk. Sonra seçim, 1 mayıs derken ve günler birbirini kovalarken;  sosyal medyada öfkenin çeşitli açılımları, kişisel sohbetlerde "gitmeli mi" sorusuna cevap aranırken, ben de bu yazıma olaylara daha geniş bir perspektife bakma isteği ve niyeti ile başlıyorum.  


UCLA araştırmacıları diyor ki; tehlike karşısında erkeğin savaş-kaç , kadının ise koruma ve sosyal desteğe başvurma mekanizması harekete geçer. Profesör Taylor stres durumunda erkeğin agresif davranışını, kadının ise ilişkiye girme, çocuklarını büyütüp besleme güdüsünü  gözlemlediklerini anlatıyor.

 

"Hadi sokaklara dökülelim", ya da "hadi buralardan gidelim" savaş-kaç mekanizmasının iki karşıt kutbu. Oysa kadın olmanın tüm varlığımıza hizmet eden o birleştirici, büyütüp besleyici gücü en güçlü iç kaynağımız.

 

Gandhi'nin şiddetsiz direnmeyi desteklerken, karşısındakini küçük düşürücü her tür faaliyetten uzak durmanın önemli bir meziyet olduğunu belirtiyor. Ben karşımdakinin şiddetine direnirken onun davranışı değil, kendi öfkemin yukarı çıkmasından sorumluyum. Karşımdakinin ne olursa olsun şiddet ve baskı uygulayacağını varsaymak bir yanılmaca diyor Gandhi. Sosyal medyada anne ve kadın olarak paylaşımlarımızda, ne yazdığımız ve nasıl yazdığımızdan biz sorumluyuz. Aynı şey ebeveynliğin kıvrak hünerini keşfeden pek çok annenin çocuklarıyla ilişkilerinde saklı.

 

Ebeveyn çocuğun şiddet içeren davranışı karşısında çaresizlik, hayal kırıklığı hisseder. Anne buna sağlıklı bir şekilde direndiğinde çaresizliğinin üstesinden gelir, kendine olan güvenini yeniden bulur, hayal kırıklığını üretken bir harekete dönüştür ve bu süreçte şiddet ve zulüm yaşanmaz.

 

Bu üretken hareket dayanıklılığı getirir beraberinde. Ben senin ebeveyninim. Ben bu ülkede yaşayan bir bireyim. Kendi reaksiyonlarımı kontrol etmeyi öğreniyorum. Kazanmak zorunda değilim. Çocuğumu değiştirmek değil ana amacım. Dikkatimi kendime veriyorum. Ebeveyn varlığımı koruyorum. Birey olma vasfımı koruyorum. İlişkideyim, bir yere gitmiyorum.

 

Paralize olmayacağım, senden uzak durmayacağım, ceza, tehdit, aşağılama kullanmayacağım. Sana saygı duyacağım. Benden farklı düşünüyorsun, seninle aynı fikirde değilim. Ancak senin yaptığın şiddet beni çaresiz bir yere götürmeyecek. Direniyorum.

 

Uzlaşma ve saygı karşı tarafın pozitif seslerini güçlendirir diyor Gandhi. Dalga geçen, küçük düşürücü hareketler sadece şiddet dolu sesleri arttırır. Uzlaşma;  beraber bir şeyler yapmayı istemek, iyi şeyleri görmek, sevgiyi yeniden bulmak demek.

 

Sosyal medyada küçük düşürücü sesler çıkarırken çocuğuma bunun ona iyi bir gelecek, yeşil bir ağaç bırakmak adına olduğunu söyleyemem. En ufak bir provokasyonda sokağa fırlayarak seni koruyorum çocuğum diyemem. Ben kadın olarak, anne olarak benden öncekilerin taşıdığı iç bilgeliğe sahibim. Durmam, susmam, kabullenmem bir kadınlık zayıflığı değil, insan olma olgunluğu, içimdeki kadın ve erkek enerjilerini bir dengeleme becerisi. Ancak o zaman bana sözel ya da fiziksel şiddetle bağıran çocuğumun karşısında hiç bir yere gitmeden sevgiyle, kabullenmişlikle, saygıyla durabilirim.

 

Gezi Parkı direnişi kendi sürecini bitirdi. Şimdi yeni bir süreç. Başka şeyler söyleme zamanı. Başka türlü direnme zamanı. Şimdi kadın enerjilerimizi daha çok öne çıkarma zamanı. Ötekini de sevme zamanı.

 

Anneler gününe girerken bu hafta kendi anneliğimizi kutlayalım. Dünyanın her geleneğinde geçişler çeşitli ritüellerle kutsanır. Bu bizim kadınlığımıza, anneliğimize gereken saygıyı yeniden verdiğimiz bir geçiş olsun. Buluşalım, birbirimizi arayalım. Sosyal medya üzerinden değil, göz göze bakıp birbirimize dokunacağımız sohbetler açalım. Kadınlığımızı, anneliğimizi konuşalım. Bizden önceki kadınların hikayelerini dinleyelim.

 

Ve çocuklarımızı artık yalnız bırakmayalım. Ne olursa olsun hiç bir yere gitmeyeceğimizi bilsinler, şiddet göstermeyeceğimizi bildikleri gibi.

 

Direnmenin anlamını yeniden ve yeniden sorguladığımızdan emin olsun çocuklarımız.

 

Anneler gününüz kutlu olsun.

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Mutfaktaki malzemelerle maske tarifleri
    Mutfaktaki malzemelerle maske tarifleri

    Süresi : 00:58 İzlenme : 1719

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 2934

  • Koruyucu aile nedir?
    Koruyucu aile nedir?

    Süresi : 30:29 İzlenme : 158

  • Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları neler bekliyor?
    Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları...

    Süresi : 48:48 İzlenme : 145

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1453

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön