Bir Emel'imiz var kansere karşı

İki eski dost. Hastane koridorlarını kim sever ki. Bir kapının önünde maskelerimizi takıp elimizi steril bir sıvıyla temizliyoruz. Az sonra bir hasta ziyareti gerçekleştireceğiz. Onu böyle hasta diyerek anmak. Bu bile başlı başına içimizi acıtıyor. Üzgün görünmemeliyiz. Çünkü en çok ihtiyaç duyduğu şey moral şu anda. Son bir nefes alıp gergin bir tebessümle odasına giriyoruz.


Bir yatakta uzanmış bize bakıyor. Sonra gülümsüyor. Öyle güzel gülümsüyor ki, koşup sarılmak istiyoruz. Sarılmak ve ağlamak. Ama ya heyecanlandıysa bizi görünce? Ya heyecan ona zarar verirse? Belki de doğru değildir onu ziyaret etmemiz. Doktoru, artık yakınlarıyla görüştürebilirsiniz, demiş olsa bile.

 

Sarılamıyoruz. Dokunamıyoruz. Ama o güzel gözleriyle bize dokunuyor. Yanaklarımızı okşuyor. Sanki araya onca yıl girmemiş gibi. Lise sıraları, ortak dostlar, birlikte geçen yıllar… O, bir hasta değil artık bizim için. Birimizin lise aşkı, birimizin platonik aşklarını dinleyen sırdaşı.

 

Sanki bir kafede kahve içiyor gibiyiz. O kablolar yok artık. Üzerindeki hastane önlüğü. Serumlar, şişeler, ilaçlar… İşlerimizden bahsediyoruz. Hayattan. İkimizin iş arkadaşı olmasına çok seviniyor. Yaptığımız işin detaylarını soruyor. Keyifle anlatıyoruz. Gülerek. Güldürerek. Sonra dostum memlekete dönmekten bahsediyor. İstanbul’un hepimizi çok yıprattığından. Zamanı biraz yavaşlatmak gerektiğinden. Çünkü yoğun bir mesainin ortasında çalan bir telefonla geldik hastaneye. İki eski dost, göz göze gelip hemen yola çıkmak gerektiğine karar vererek.

 

Hastaneye gitmek için buluştuğumuz arkadaşlarımız hastalığının başından beri ona destek olanlar, refakat edenlerdi. Şimdi yanımızdalar. Doktoruyla son görüşen bütün gün ağlamış. Ama şu an iyi görünüyor. İyi görünmek zorunda. Diğeri, bizi hastaneye getiren. Lisede, boş derslerimizde bize şarkı söylerdi. Sesine hayrandık. Sonra konservatuar okuyup ses sanatçısı oldu. Yolda onun en sevdiği şarkıyı söyledi bize. İçinde adının geçtiğini duyunca benimsemiş ve zamanla çok sevmiş.

 

Ya sen, diyor bana diğerimiz sözünü bitirdiğinde. Önümüzdeki beş yıl içinde nerede görüyorsun kendini? Gülümsüyorum. Ben galiba uzun bir süre daha burada olacağım, diyorum. Peki, senin gelecek planın ne? Uzun bir sessizlik oluyor. Ona bu soruyu sormak zorundayım. Çünkü hepimiz onun gelecekte bizimle olacağına inanmak istiyoruz. En çok da o inanmalı buna.

 

Kara kalemle resim yapmak istiyorum, diyor. Çok ihmal ettik o işleri. Bunu anlatırken gözleri parlıyor. Bir atölye açmaktan söz ediyor. Belki ortak bir proje bile yapabiliriz derken…

 

Bir hemşire giriyor odaya. Bir hastanede olduğumuzu hatırlıyoruz. Kablolar ortaya çıkıyor tekrar. Serum şişeleri, ilaçlar… O zaman fark ediyorum hangi göğsünün artık olmadığını.

 

Ve gitme vakti. Son kez göz göze geliyoruz. Deli gibi sarılmak istiyoruz ona. En çok da dostum. Hepimiz kapıya yöneliyoruz. Şimdi dostumun arkasındayım ve aynı karenin içinde ikisini görüyorum. İki eski sevgili.  Hasta yatağından “Ağlama,” diyor ona. Öyle güzel bakıyor ki, o koca gözleriyle, o geniş gülümsemesiyle. O an dünyayı ateşe vermek istiyorum.

 

Odadan çıktığımızda iki küçük çocuk gibiyiz. Yan yana yürürken kollarımızı birbirimizin boynuna doluyoruz. Aklımızda neden o, sorusu ve hayatın anlamsızlığı. Nerede yaşadığının ne önemi var ki.  

 

Dostum bizimle otoparka inmiyor. Biraz yürümek istiyor. Hastane önüne geldiğimizde bir fiskeyle fırlatıyor sigarasını ve arabaya biniyor. Suskun. Gözleri kıpkırmızı. Hiçbirimizde konuşacak güç yok. Hiç ummadığımız bir insan hiç unutamayacağımız bir gece yaşattı bize. Yola çıkıyoruz ve hayata kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 

Yarın da kızı gelecek babasıyla. Hastaneye yattığından beri görmekten ve onu üzmekten kaçındığı küçük Zeynep. Sadece on sekiz aylık. Ya o? Unutamamak değil hatırlayamamak olacak onun da acısı.

Facebook Yorumları
Yorumlar
2
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    24 Nisan 2015 Cuma 17:55

    bboğazim dugumlendi ne denebilirki sadece .

    Cevapla
  •  
    03 Nisan 2015 Cuma 08:53

    emelcim....gözündeki o kocaman gülümseme....dostluğunu arkadaşlığını hiç unutmayacağız...

    Cevapla

  • Bebek taşıma yöntemleri
    Bebek taşıma yöntemleri

    Süresi : 43:12 İzlenme : 1055

  • Bolonez soslu erişte!
    Bolonez soslu erişte!

    Süresi : 03:15 İzlenme : 906

  • Diş bakımı nasıl yapılmalıdır?
    Diş bakımı nasıl yapılmalıdır?

    Süresi : 01:36 İzlenme : 1451

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 8255

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 2481

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön