Doktor ne yerse yesin dedi!

Bu havalar bize bir şey anlatmak istiyor.

 

Bu tarihlerde lapa lapa yağması gereken karı geçtim, kartopu oynayamadan kış geçiren çocuklardan hadi ben özür dileyeyim de affetmezler bilirim, yağmur bile yağmıyor. Artık o hale gelmiş ki, bir yağmur yağsa, olay yeri canlı yayın arabalarıyla dolacak. ‘Yağmuru gören Türkler nasıl tepki verdi Hasan?’

 

Herkes göğe bakıyor. Bir yağmur yağsa koşacak insanlar kimi sırılsıklam olmak isteyecek, ‘şükür’ diyecek, kimi de hemen saklanacak, o saklanacakların sayısı arttıkça yağmur da belli ki ‘Yağmasam da olur. Bunlar bereketten ne anlar! Kavrulsunlar kendi kuraklıklarında!’

 

Niye yağmur yağmıyor? Nereye yağacağını bilmeyen yağmur yağar mı?

Bulutları bile isyan etttirenler yüzünden sisler basıyor.

Bir ülke dolusu insan siste, el yordamıyla bir yere varmaya çalışıyor.

 

Bu havalar bize bir şey anlatmaya çalışıyor.

 

Ve içimizden bir tanemiz anlamak istemiyor.

 

Yağmur yağmıyor diye bir yakalasa bulut lobisine bağıracak, yağmur duasına çıksa da iki damla inse yere kendi duası tuttu sanacak.  

Halbuki o, şemsiyelerin en büyüğünü elinde tutuyor.

O, hep aynı şarkıyı dillendiriyor: ‘Beraber yürüdük biz bu yağmurda, beraber ıslandık yağan yağmurda’

Yalan söylüyor.

Islanmaktan korkuyor, beraber yürüdüğü filan da yok.

Bir başına yürüyor ve bir tek o ıslanmayacak, şartı bu.

 

‘Benim ıslanamam!’ Islansa da ‘Islanmadım ki’ diyecek, üzerinden teflon tava gibi akacak yağmurlar. O, ıslanmayı dahi hakaret sayıyor. Islansa belki biraz temizlenecek de kendisini kirlenmiş görmeyene ‘temizlensen iyi olur’ da denmiyor.

Bu havalar bir tek ona bir şey anlatamıyor.

Çünkü hasta.

 

Gözü ne yakını ne uzağı görüyor, kalp desen yerinde yeller esiyor, nabzı atmıyor, tansiyonu hep tavanda! Boğazında faşist nodüller, bağırdıkça daha çok bağırıyor.

 

Fenası; gençken yakalandığı bir hastalığı yaşlılığında iyileştirmeye çalışıyor.

 

Daha fenası; bu hastalık hepimizi öldürsün istiyor.

İyileşmediği gibi bulaştırmadan da gitmeyecek.

 

Etrafı refakatçi dolu. Onların görevi hastaya, ‘Hasta değilsin ya maşallah turp gibisin, sen hepimizi gömersin’ demek. Hepsi bir yandan iştahla gelen refakatçi yemeğini yiyor, tepside kalanları da ceplerine doldurup, yan odalardaki refakatçi yemeklerine sulanıyor. Refakatçinin bir büskiviyle doyanına benzemiyor bunlar, bunlar hiç doymuyor.

 

Hafızasızlık ciddi sorun, hasta hasta olduğunu unutmuş kendini doktor sanarken, ne kimse hastaneyi terkediyor, ne de kimse hastalığı kabul ediyor. Bir hastahane odasında, üç kişilik kanapeye yedi kişi sığışmışlar, aralarında fısıldaşıyorlar: ‘Doktor ne yerse yesin dedi!’ O da yiyor zaten.

 

Şehre hiç yağmur yağmıyor.

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0

  • Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı yapıyoruz
    Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı...

    Süresi : 17:20 İzlenme : 316

  • Dr. Ümit Aktaş ile tıbbi beslenme ve ilaçsız yaşama dair...
    Dr. Ümit Aktaş ile tıbbi beslenme ve ilaçsız...

    Süresi : 17:57 İzlenme : 1539

  • Regresyon terapisi nedir? Nasıl yapılır?
    Regresyon terapisi nedir? Nasıl yapılır?

    Süresi : 25:51 İzlenme : 1793

  • Tüp bebek uygulaması hakkında her şey!
    Tüp bebek uygulaması hakkında her şey!

    Süresi : 14:14 İzlenme : 829

  • Çocuklar ne izlemeli?
    Çocuklar ne izlemeli?

    Süresi : 41:12 İzlenme : 1063

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön