Kahraman mı, şeytan mı?

J. Marion Sims adında bir Amerikalı doktor var. VarMIŞ yani, bundan yüz elli yıl önce… Tıbba müthiş katkıları olmuş bu doktorun. ‘’Modern jinekolojinin babası’’ olarak adlandırılıyor bazılarınca.

 

Sims’in ismine, doğumun tarihçesini anlatan enteresan bir kitapta rastlayınca fark ettim ki ben bu isimle daha önce birden fazla kez karşılaştım: Amerika’da çeşitli yerlerde ismine rastladım... New York’ta, Central Park’ta adına dikilmiş bir heykel var, adına açılmış tıp merkezleri, üniversitelerin amfileri... Kadın doğum camiasında oldukça meşhur bir isim J. Marion Sims.


 

Modern jinekolojiye çok büyük katkıları olmuş Sims’in. Eskiden, çok eskiden, kadınların doğum sırasında ölmelerinin, doğumdan sağ çıkmalarıyla neredeyse aynı şansa sahip olduğu zamanlarda, uzun süren doğumların en büyük bir komplikasyonu olan ‘vajinal fistül’leri onarmanın bir yolunu bulmuş Sims. Kaç kadını bu şekilde kurtardığı, kendinden sonra gelen kaç kadın doğum doktoruna ışık tuttuğu bilinmiyor. ‘Sayısız’ demek abartı olmayabilir.

 

Kadınlar arasında önemli bir cinsel sorun olan ‘vajinismus’u da keşfeden ve bu terimi tıbba kazandıran doktor olan Sims’le ilgili ufak, küçük, minicik bir yüz kızartıcı sorun var: Sims, tıbba böylesi önemli katkılarda bulunan keşiflerini, köle kadınlar sayesinde elde etmiş.

 

Marion Sims, 1845 ve 1849 yılları arasında, ‘satın ya da ödünç aldığı’ 10 köle kadın (kimi henüz ergenliğinde genç kızlar) üzerinde tıbbi deneyler yapmış. Ve işte bu deneyler sayesinde çok önemli keşiflerde bulunmuş. Kadınların, Sims’in esareti altında kaç operasyona tabi tutulduğu bilinmiyor; bilinen, ‘operasyon yapılabilecek’ nitelikte olmayan kölelerle çalışmadığı...

 

Sims yalnız da değilmiş üstelik bu konuda... Sims’in de aralarında bulunduğu –ve kölelerin en çok istismar edildiği- güney eyaletlerdeki doktorlar bu köle kadınları kobay olarak kullanırken, kuzey eyaletlerde aynısı İrlandalı göçmenlerin başına gelmekteymiş. Orada da doktorlar, deneyleri için göçmen kadınları kullanmakta, onları çırılçıplak soyarak tıp öğrencilerinin gözleri önünde çeşitli deneylere tabi tutmakta, kadıncıkların bunlara sesi çıkmamakta, çıksa da önemi olmamaktaymış.

 

Doktorların bu deneyleri beyaz kadınlar yerine köle kadınlar üzerine yapmalarının sebebi, beyaz kadınların acıya ‘yeterince dayanıklı’ olmamasıymış. Buna ek olarak siyahlar, alınıp satılabilen bir mal olduklarından tıbbi deneylerde kolaylıkla kullanılabiliyormuş. Beyazların ise mahremiyete ihtiyaçları varmış. 

 

Sizi bilmem, ama ben ‘Get Me Out: A History of Childbirth’ isimli kitabın bu bölümünü dehşet ve utanç içinde okudum. Ve bölümün sonuna doğru öfkeyle doldum. Marion Sims’in köle kadınlara yaptıkları yanına sadece kar kalmamıştı, ona ün, para, başarı ve tarihte kalıcı bir yer getirmişti. Bu, reva mıydı?

 

Ahlak neydi? Etik, zamana ve toplumun içinde bulunduğu koşullara göre değişebilen bir değer miydi? İnsanların köle olanlar ve olmayanlar olarak ikiye ayrıldığı bir devirde, köle olmayanların olanlar üzerinde yaptıkları korkunç deneyler sayesinde insanlığın geneline sağladığı faydalar, bizi teknolojik olarak ileriye taşırken insanlığımızdan neler götürmüştü?

 

Satırları hızla geçerken aklımdan birçok soru geçiyordu. Aynı sorular, kitabın yazarının da aklından geçmiş ki, bölümü o sorularla bitiriyordu:

 

‘Yaptığı akıl almaz deneylerle onca kadını kobaya çeviren, ancak bir yandan da kadın sağlığı alanına inanılmaz katkılarda bulunan böyle bir adamı nereye koymalıyız? Kendisi bir kahraman mı yoksa şeytan mı? 19. yüzyılda yaşamış bir köle sahibini 21. yüzyıl etik değerleriyle değerlendirebilir miyiz? Sims’in üzerinde çalıştığı kadınlar onun hikayesini nasıl anlatırlar acaba? Ya heykelleri? Onları indirme zamanı geldi mi?

***

Belki de, bu konuyu araştıran bazı tarihçilerin de dediği gibi, heykellerini indirip tıp Sims’in tıp tarihinde işgal ettiği yeri silmek yerine, bu hikayeyi, Sims’e yardım eden kadınları onurlandıran yeni heykeller dikerek zenginleştirmek en doğrusu.’

 

Siz ne dersiniz?

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
4
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    27 Eylül 2017 Çarşamba 19:14

    Minicik bir yüz kızartici seymi. Allah askina canli canli kesmis bicmiş kızlâri. Ünü batsin bilimsel calismasi batsin. Kölelik dönemiymiste. Tüylerim diken diken oldu. Adam bir psikopat gibiymis

    Cevapla
  •  
    26 Ağustos 2017 Cumartesi 01:18

    Berbat bir köşe yazarısınız

    Cevapla
  •  
    25 Ağustos 2017 Cuma 11:34

    Müthiş tespit

    Cevapla
  •  
    23 Ağustos 2017 Çarşamba 21:13

    Şeytanlığı kahramanlığını gölgeliyor

    Cevapla

  • Bebek taşıma yöntemleri
    Bebek taşıma yöntemleri

    Süresi : 43:12 İzlenme : 1108

  • Bolonez soslu erişte!
    Bolonez soslu erişte!

    Süresi : 03:15 İzlenme : 936

  • Diş bakımı nasıl yapılmalıdır?
    Diş bakımı nasıl yapılmalıdır?

    Süresi : 01:36 İzlenme : 1492

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 8340

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 2509

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön