Dergahta doğum

Biz hastanelerde doğum yapan kadınlara yapılan gereksiz müdahaleleri, doğumda kadın haklarını, doğum ortamlarının aslında nasıl olması gerektiğini konuşup dururken genç bir kadın, bir dergahta doğum yaptı.

 

İlk doğumunda beraberdik. Hastaneye gittikten tam 26 saat sonra doğmuştu bebek Firuze. Katıldığım en uzun doğum olması bir yana, kısa zamanda iyi arkadaş olduğum o çiftle 26 saat boyunca beraber üzülmek, bazen meraklanmak, çok yorulmak, çokça heyecanlanmakla geçen muazzam bir deneyimi paylaşmıştık. Baba anneye masallar okuyordu, dualar ediliyordu, uyuyup uyanıyorduk, inatçı Firuze bizi bekletiyor da bekletiyordu. Sonunda o kendine has ışığıyla aramıza katıldığında hiçbirimiz gözyaşlarımızı tutamamıştık.

 

‘Hastane prosedürü’ dedikleri yüzünden ilk yarım saatini ayrı geçirmişti Firuze annesinden. Hastanenin koridorlarında koşturup çocuk doktoru arıyordum yana yakıla, ‘n’olur bebeği odaya getirin’ diyordum yetkili gördüğüm herkese. Geç kavuştular ama çok şükür, hiç ayrılmadılar bir daha.

 

Firuze, anne babasıyla bir sürü yer gezdi. “Çocuktan sonra gezilmez” diyenlere şahane bir örnek oldular ailece. Kardeşinin haberini de yolda aldılar. Zorlandıkları da oldu, çok güzel zamanları da, en çok da ilham oldular tanıyan, izleyen herkese. İkinci bebek gelmek üzereyken de bol müzikli, bol semalı, muhabbetli bir dergahtaydılar. Burada yaklaşık 90 gündür, müzik ve sema hiç durmadan devam ediyordu.

 

Doğumun ufak ufak başladığı haberini aldığımda başka bir uzun, 15 saat sürmüş bir doğumdan çıkmış, uykumu daha yeni almıştım. “Bu geceyi geçirin bakalım, yarın ola hayrola” deyip erteledim yanlarına gitmeyi. O sırada ne olur ne olmaz diye hızlıca araştırdık, haber saldık, bir ebe ablamıza ulaştık. Ebe Emel Abla, “dur ben bir geleyim hele, olmadı dergahı görmüş olurum” diyerek yola çıktı İstanbul’dan 3 saat uzaklıktaki dergaha.

 

Ertesi sabah hazırlanmaya başladım, bir yandan arkadaşıma ulaşmaya çalışıyorum.

 

“Duygu, ben doğurdum!” demesin mi!

 

Akşam ebe yanlarına varmış, ilk muayeneden sonra doğumun pek yaklaşmış olabileceğini söylemiş. 3 saat içinde de gelmiş bebek. Yine dualarla, şarkılarla. Bu kez mum ışığında, dostların arasında. Hiç ilaç kokmamış ortalık, kimse gelip gidip saati kontrol ederek biraz daha ilaç vermek istememiş. Elbette hemen acil durumlar için de önlemler alınmış, kapıda bir araba hazır bekliyormuş. Çok şükür her şey yolunda gitmiş, tam anlamıyla bir nur topu gibi, pespembe bir kız çocuğu daha katılmış aramıza. İlk nefesini aldığı anda annesinin kucağını bulmuş, uzunca bir süre hiç ayrılmamış oradan. İlk saatlerini annesiyle, babasıyla, ablasıyla, dünyayla tatlı tatlı tanışarak geçirmiş. Ufak ufak, yeterince süt emmiş, güzelce uyumuş.

 

Lohusa ışıltısı diye bir şey gördünüz mü bilmiyorum. Ben gördüm. Uykusuzluktan şişmiş göz altlarına ve süt lekeli yakalara rağmen ışıl ışıl olur yeni doğurmuş kadının yüzü. Ama ben ilk kez, böyle ışıldayan bir lohusa gördüm.

 

Doğumun yumuşacıklığından mı, duaların ve dergahın enerjisinden mi, annenin kendi kendiliğinden mi bilmem.

 

Doğuma şahit olanlar da sarhoş gibiydi ertesi gün. Aslında bu kadar hayatın içinde olan, yeni bir hayatın başlaması demek olan, topluluğu bir araya getiren ve herkesi çok, ama çok neşelendirebilen, yeniden hayata bağlayan türde bir olay doğum. Keşke daha çok ‘böyle’ olsa; sadece annenin-bebeğin hayrına değil, tüm topluluğun hayrına böyle güzelce, yumuşakça, sevgiyle gerçekleşse her doğum. Evde, doğumhanede, ameliyathanede; nerede olursa olsun; güzellikle olsa, saygıyla olsa, dünyaya gelen bir can hep aynı nezaketle karşılansa...

 

Evde doğumun olası risklerini, medikalize doğum anlayışının ne ölçüde faydalı olabileceğini, doğumda desteğin önemini... Ve daha güzel, daha gerçek, daha nazik doğum deneyimleri için, biz konuşmaya, çalışmaya, anlatmaya, öğrenmeye, öğretmeye, araştırmaya devam ederken, bir yerlerde böyle güzel, böyle yumuşacık doğumların gerçekleştiğini bilmeye ihtiyacımız var. Şimdi iki çocuk annesi güzel arkadaşım izin verdi de paylaştım hikâyesini, ilham olsun dileyenlere, arayanlara, soranlara...

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Stresle baş etmek için 4 yoga pozu...
    Stresle baş etmek için 4 yoga pozu...

    Süresi : 05:20 İzlenme : 3336

  • Bu yiyecekleri ısıtmayın!
    Bu yiyecekleri ısıtmayın!

    Süresi : İzlenme : 1832

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 2527

  • Evde maske yapımı
    Evde maske yapımı

    Süresi : 00:58 İzlenme : 1482

  • Anne karnında hafta hafta bebek gelişimi
    Anne karnında hafta hafta bebek gelişimi

    Süresi : 04:32 İzlenme : 30671

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön