Le Guin'in Anlatış'ı

Ursula K. Le Guin, 90 yaşına iki sene kala yazmaya, üretmeye devam ediyor. Bizim gibi çocukluğundan itibaren onun hikayeleriyle büyüyenler, yazarlığı en çok onda sevenler için bu şahane bir durum.1950’de başladığı yazarlık serüveninde onlarca kitap yazan, bunlar için ödül üstüne ödül alan, bilimkurgunun edebi bir tür olarak saygı görmesini ve yayılmasını sağlayan Le Guin’in 3 farklı kitabı bu sonbaharda 3 farklı yayınevi tarafından Türkçeye kazandırıldı.

 

 

Bu kitaplardan ilki Metis’ten basılan “Zihinde Bir Dalga”. Le Guin’in farklı yerlerde yaptığı konuşmalar, kitap eleştirileri, okumak ve yazmak üzerine düşüncelerini derlediği kısa yazılardan oluşuyor. Kitabın ilk başında yer alan “Kendimi takdim ederim" isimli kısa yazı 20. Yüzyılın başında kadın olmak, yazar olmak, yaşlanmak hakkında mizahi bir yazı... Şöyle diyor: “Tam da kadınları icat etmeye başladıkları sırada, ben yaşlanmaya başladım. Sonra da yaşlanmaya devam ettim. Hiç utanmadan. Kendimi yaşlanmaya bıraktım, bu meseleyi halletmek için hiçbir şey yapmadım, silah ya da başka bir yolla...”

 

 

İkincisi Hep Kitap tarafından basılan “Dümeni Yaratıcılığa Kırmak”. Bu diğerlerinden farklı olarak bir yazı rehberi. Le Guin bu kitapta yazı için mesai harcamış olan kişilere biçimsel ipuçları ve teknikler veriyor. Ucundan köşesinden yazı işine bulaşmış ve Le Guin’i zevkle okumuş kişiler için faydalı bir kılavuz.

 

Bahsedeceğim 3. Kitap ise Ursula Le Guin’in karateristiği olan bilimkurgu romanlarından biri: “Anlatış”. İngilizce baskısı 2000 yılında çıkan kitabı İthaki Yayınları tarafından Eylül 2017’de Türkçe olarak yayınlanmış... Anlatış’ı geçen haftaki dört günlük seyahatimde okuyup bitirmek bana büyük bir keyif verdi; bu yüzden onu biraz daha uzun inceleyeceğim.

 

Gözlemci, yabancı bir gezegene iner...

 

 

Bir dünyayı, onun içindeki sistemi anlatmak için en iyi yollardan biri; anlatacağın gezegene bir yabancı indirmektir. Bu şekilde okuyucu yabancıyla birlikte, onun gözünde bakarak bu yeni dünyayı adım adım anlamaya başlar. “Anlatış” da Yerküre’li Sutty’nin gözünden başlıyor.

 

Sutty’nin öğrenciyken Yerküre’de, kitapta “Tekçiler” denen, bağnaz dincilerin kütüphaneleri bombaladığı, kendi inançlarıyla örtüşmeyenlere türlü eziyetler ettiği bir kaos dönemi yaşanmaktadır. Sutty, ailesinin desteğiyle bu karmaşa halindeki dünyadan kaçarak Le Guin’in diğer kitaplarından tanıdığımız Ekümen’e (insan barındıran dünyalardan oluşan federasyon) ait bir okula gözlemci, tarihçi olarak eğitim almak üzere Hain gezegenine gider. Buradaki eğitiminden sonra gözlemci olarak Aka gezegenine atanır.

 

Aka gezegeninde bir süre önce ciddi bir toplumsal, politik devrim yaşanmıştır. Bu devrimle toplumun geleneklerden, örf ve adetten ve tarihten bağımsız olacağı ilan edilip, onları muhafaza eden yazılı metinler de silinip atılmıştır. Gezegenin tarihi ve geleneği ile bağını kesmeyenlere gerici muhalifler denmiş, devrimciler tarafından düşman olarak nitelenmişlerdir.

 

Gözlemci Sutty devrimden sonra kurulan Şirket Devleti’nin izniyle, batıllar, barbarlar olarak adlandırılan, merkezden uzakta, dağlarda yaşayan halkın yanına gider. Bu halk devrimi içselleştirememiş, gözden uzakta eski yaşantılarını sürdüren insanlardan oluşur çoğunlukla. Sutty dağlara doğru giden yolculuğunun başında ne arayacağını ya da görevini nasıl ifa edeceğini bilmez haldedir.

 

Anlatış

 

Dağ köyüne vardığında bir ailenin yanına pansiyoner olarak yerleşir ve köydeki günlük hayatı, insanları tanımaya yönelik çabalarına başlar. Zaman içinde Şirket devleti tarafından düşman ilan edilen bu insanların yaşantısına girdikçe gezegenin binlerce yıllık geçmişinin, geleneğinin aktarılışının yöntemi olan “Anlatış” ile tanışır.

 

Anlatış, ötekileştirme, kendisi gibi düşünmeyeni cezalandırma, yenilik hevesiyle kadim olanın soysuzlaştırılmasıyla bedenlenen hakim düşüncenin tam tersi olarak çıkar karşısına. Aka gezegeninde yaşanan devrimle “Bünyesindeki her bireyin fiziksel ve ruhsal tatmin arayışında olduğu büyük ve uyumlu bir sosyal şablondan bünyesindeki her bireyin toplumun maddi refahı ile karmaşasının sonsuz gelişimine hizmet ettiği büyük bir hiyerarşik yapı yaratmıştır. Farklı unsurların uyum içinde kalmayı başararak sağladığı üretkenlikte işleyen bir denge ortamından, her daim ileriye doğru hamle yapan bir dengesizlik türetildiğini” anlamaya başlar...

 

Bir tarihçi olan Sutty, tüm kaynakları kurutulmak istenmiş bu kadim bilgeliği “Maz” denen anlatıcılardan dinleyip, kurtarılmış tüm kaynakları okuyup, kayıt altına alarak ona tekrar yaşam vermeye niyet eder.

 

Sutty, Anlatış bilgisine ve yaşam tarzına hakim oldukça, böylesine uyumlu, bilge bir öğretiden gelen toplumun nasıl olup da böyle büyük ve yıkıcı bir değişimden geçebildiğini, bunu neyin tetiklediğini merak etmeye başlar. Rehberleriyle birlikte korunabilen son kitapların olduğu dağın kalbindeki kütüphaneye doğru aylarca süren bir yolculuğa başlar. Bu yolculuğun nihayetinde vardıkları kutsal yerde kendisini izlerken yaralanan Şirket Devleti muhbirinin hikayesini dinleme fırsatına ve Anlatışa ait arda kalan tüm kitaplara erişme fırsatına ulaşır. Bunlar sayesinde Aka’daki devrimin mimarının kendi dünyasını da bozan, kütüphaneleri bombalayan köktendinci Tekçiler’in Aka gezegenine yaptıkları bir ziyaret olduğu bilgisine varır. Bu keşifle beraber iyiye doğru gerçekleşecek bir dönüşümün hem elçisi hem de başlatıcısı konumuna gelir.

 

Anlatış, Ursula Le Guin’in kelimelere duyduğu derin sevgi ve hayranlığın destanı olarak algılanabileceği gibi aynı zamanda zamane dünyasından duyduğu memnuniyetsizliğin, hayal kırıklığının hikayesi olarak da okunabilir. Bilimkurgu çerçevesi altında ilerleme, gelişme, büyüme, ticaret, teknoloji uğruna hakiki olandan, insani olan ve doğayla bir olandan uzaklaşmayı normalleştirmiş olan bizlere hüzünlü bir bakış gibi. Taoizme olan sempatisiyle birleştirdiği insancıllığının açtığı pencereyle teokrasiye ve her türlü yobazlığa yönelik bir sistem eleştirisi. Le Guin’in Anlatışı’ı 21. Yüzyılın yoldan çıkmış dünyasına hem ciddi bir eleştiri hem de çözüm yolu öneriyor. Bunu didaktiklik tuzağına düşmeden ve çok iyi bildiği hikayecilik vesilesiyle yaparak okuyucusuna zengin bir düş ve düşünce dünyası sunuyor.

 

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
2
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    20 Ekim 2017 Cuma 16:05

    sizin ilk değil bir ursula k. leguin kitabı anlatmanız. daha önce de yaptınız. helal olsun, böyle devam edin diyorum.

    Cevapla
  •  
    23 Ekim 2017 Pazartesi 12:19

    çok zevkle okuyorum, zevkle yazıyorum :) d.c


  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 2911

  • Koruyucu aile nedir?
    Koruyucu aile nedir?

    Süresi : 30:29 İzlenme : 150

  • Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları neler bekliyor?
    Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları...

    Süresi : 48:48 İzlenme : 112

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1432

  • Epizyotomi nedir?
    Epizyotomi nedir?

    Süresi : 02:47 İzlenme : 4996

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön