Bir şehri terk edememek

Bugün hangi yazıya başlasam olmadı. Hangi kelimeler dökülse kâğıda içime sinmedi. İstanbul, diye düşündüm... Pek gri, pek çirkin, pek kalabalık görünüyor gözüme birkaç senedir. Her an onu terk ederek başka yaşama ihtimallerine gitme hayalleri kuruyorum. Olmuyor bir türlü. Zararlı sevgilisinden vazgeçemeyen aciz genç kız gibiyim. Alışkanlıktan mütevellit, burada doğmuş büyümüşlükten mütevellit gidemiyorum bir yere...

 

İstismarcı bir ailede büyüdükten sonra kendine yine aynı şekilde istismarcı bir eş seçen insanlar var. Ne kadar kötü bir durumun içinde olsalar da, hayatları boyunca çekseler de bildikleri tek sistem bu olduğu ve “tanıdık zulmü tanımadık rahata tercih ettikleri” için değiştiremiyorlar hayatlarını.

 

Bunlara benziyor İstanbul’la ilişkim... Artık havası hava, suyu su, toprağı toprak olmayan; bu toplu cinnete daha çok kişi katılsın diye devamlı yeni apartmanların yapıldığı, dünyanın en kötü 3. trafiğine sahip, içinde yaşayanlara en kötü hayat şartlarını vaat eden şehirden, tabiatın yarattığı inciyi insanın dönüştürdüğü çöplükten bahsedecektim.

 

Sonra, “Niye İstanbul diyorum ki” diye düşündüm. Kadıköy’den dışarı çıktığım mı var! Ya da bu aralar İstanbul’un Kadıköy’den daha çekilmez bir bölgesi mi var? Oradan yola çıkıp Kadıköy’ün halini anlatacaktım. Kadıköy can çekişiyor. İnşaat kamyonlarının doldurduğu sokaklardan bir yere varılamıyor; eski binaların yıkımları sayesinde havaya yayılan zehirli gaz ve tozlar nedeniyle herkes öksürüyor.

 

Bir türlü bitmeyen tren yolu yapımının kapattığı sokaklar sayesinde artık 2 kilometre yol bir saatte bile gidilemiyor. Kadıköy’de yaşamak bir nevi sosyal deneye dönüşmüş durumda. Bir mukavemet yarışı; kimin ciğeri bu kadar zehre dayanacak, kimin sinir sistemi bu trafikte sağlam kalacak gibisinden. Öyle ki Bağdat Caddesi ve civar yollarının trafiği, köprüdeki cinneti aşmış durumda.

 

Çok değil bir nesil önce insanların sahillerinde mayoyla dolaştıkları, sandalla denizde şarkılar söyledikleri, parklarıyla, kısa apartmanları ve geniş yollarıyla hayran oldukları bir sayfiye bölgesiydi. Şimdi vizyonsuz şehir planlama, köşeyi dönmeci inşaat sevdalıları sayesinde güneşinden, denizinden, rüzgârından olan bir semt burası. Hasta İstanbul şehrinin en çok kanayan yarası.

 

Ardından “Apartmanda yaşama” konusuna park etti düşüncelerim. Hangi aklı evvelin önayak olduğunu; sonradan gelenlerin de sorgusuz sualsiz kabul edip uygulamaya koyduğunu merak ettim. “Evleri üst üste koymak ve tüm toprağı betonla kaplamak, sonra bunları yan yana dizip adına şehir demek ve burada geçen günleri de yaşam sanmak, bizim en büyük yanılgımız olsa gerek” dedim kendi kendime. Buradan da insanın tabiatına geldim.

 

İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük özellik “kendi yalanında yaşayabilme becerisi”. Bu şehir, bu beton yığınları, bu kirlilik, bu güvensizlik, bu tüketim, bu kalabalık, bu intikam, senin benden benim ötekinden farklı olduğum, ayrıcalıklı ya da daha iyi olduğumuz bilgisi, işte bunlar kendi yarattığımız, yaşadığımız yalanlar. Apartman da bu yalanlardan biri diye karar verdim.

 

Güzel şeyler yazabilirdim. Başka bir yerde yaşasaydım... Şehirle, semtle, apartmanlarla, kalabalıkla, yaşamın ne demek olduğuyla ilgili bu kadar çok düşünmeseydim... İşim ile evimin arası yakın olsaydı mesela; çocuğum kapının önünde oynayabilseydi ben içerideyken, iki adım ötemdeki denizde ferahlayabilmek mümkün olsaydı yazları, gözlerim betona değil yeşile alışık olsaydı... Çok daha güzel şeyler yazabilirdim.

Facebook Yorumları
Yorumlar
5
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    25 Şubat 2017 Cumartesi 00:00

    bizi köye orhangazi ortaköy'e gel.. zaten seviyorsun oray'ı . istanbulada 1.5 saat mesafede...

    Cevapla
  •  
    24 Şubat 2017 Cuma 00:52

    aynı hisler aynı düsünceler ile 6 sene önce bizde kaciverdik istanbul dan..simdi ege de bir sahil kasabasındayız. riski göze alın, hayat hic ummadıgınız kapıları acacaktır merak etmeyin. ve güvenin..

    Cevapla
  •  
    23 Şubat 2017 Perşembe 18:32

    Haklısınız .

    Cevapla
  •  
    23 Şubat 2017 Perşembe 18:31

    Haklısınız .

    Cevapla
  •  
    23 Şubat 2017 Perşembe 17:45

    Beğendim.güzel anlatmışsın. :)

    Cevapla

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7184

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 132

  • Ne zaman su içilmez?
    Ne zaman su içilmez?

    Süresi : İzlenme : 6039

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2816

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 3054

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön