Kaygılı anneler görünmez tehlikelere karşı...

Pazar sabahı 50-60 kadar anne; memleketin geri kalanı aileleriyle beraber bardak bardak çay içip sucuklu yumurtalarını yerken, hiç de iştah açıcı olmayan bir konuda bilgilenmek üzere toplandık.. Konumuz “Çocuk Cinsel İstismarının Psikolojik ve Hukuki Boyutları”ydı...

 

Bu yaz içimizi en çok burkan, adalete inanç hissimizi en çok körelten ve anneleri en çok kaygılandıran konulardan biri oldu çocukların cinsel istismarı.

 

Çocuğumuzu nasıl koruyalım? Cinsel eğitim vermeye ne zaman başlayalım? (Evlerden uzak olsun ama) Ya bizim başımıza gelirse hem hakkımızı aramamız hem de çocuğumuza daha fazla travma yaratmamamız mümkün mü? Çok çetrefilli, çok can sıkıcı bir konu... Böyle olmasının bana göre iki sebebi var: Birincisi aile değerlerine, namusuna, onuruna her şeyden öte düşkünmüş gibi yapan bir toplumun çocuk cinsel istismarı, çocuk gelinler, çocuk pornosu gibi konularda dünyadaki ilk sıralarda yer alması; ikincisi de yapılanların suçluların yanına kâr kalması.

 

Çocuklara karşı cinsel istismarla ilgili konuyu detaylı anlattığım bir seri yazı yazmıştım. Dileyenler gazetenin elektronik arşivinden bulabilir. Bu yüzden şimdi konunun detaylarına değil, annelerin ruh hallerine bakmak istiyorum. Seminerde konuşan anneler bir hayli kaygılıydılar. 20 aylık kız bebeğinin parkta tişörtünü açmasını tehlikeli bulan, kızına etek giydirdiği zamanlarda bunun altına mutlaka kısa bir tayt giydirdiğini söyleyen, ilkokul çağındaki çocukların birbirlerine karşı cinsel zorbalık yaptığından ve ailelerinin umursamazlığından şikâyet eden anneler vardı.

 

Biz anneler, kaygılıyız evet. Çocuklarımız çoğunlukla 3 yaşından itibaren ev dışı bir hayata atılıyorlar (anaokulu, kreş). Ve biz onları 24 saat izleyemiyoruz artık. Çocuk cinsel istismarı yaygın olarak çocuğun yanına kolayca gelebilen kişiler tarafından yapılıyor (akrabalar, bakıcılar, görevliler, diğer çocuklar). Bunu bilmek hepimizin yüreğine korku salıyor. Gerçekten çocuğa etek altı tayt giydirmekle koruyabilir miyiz onu? “Okula servisle gitmesin, ben alıp bırakayım” desek, kimsenin evine yatıya göndermesek, internet kullanmalarını yasaklasak, altın bir kafeste saklasak onları olmaz mı?

 

Hem özgür çocuklar yetiştirmek istiyoruz hem de onları kötülüklerden korumak. Biz, ailede cinselliğin hiç konuşulmadığı bir neslin çocuklarıyız; ne kadar okusak da öğrensek de bilsek de bu bizim içinde büyüdüğümüz bir tabu; lakin çocukları tabular değil açıklık koruyor. Çocuklarımızla aramızda geliştireceğimiz güven ilişkisi ve bizimle her şeyi konuşabileceklerine dair his onları koruyor, koruyacak. Biz anneler zordayız. Ancak kendi duvarlarımızı yıkarsak savaşabileceğiz görünmez tehlikelerle... Becerebilecek miyiz?

 

İyi ve kötü dokunma arasındaki fark

Çocukları cinsel istismardan koruyabilmenin yollarından biri, çok küçük yaştan itibaren “kötü ve iyi dokunmalar” arasındaki farkı bilmesi. İyi dokunma aile bireyleri, güvenilen ve iyi tanınan yakınlarının şefkatli ve nazik dokunmaları.

Annenin öpücüğü, teyzenin yanaktan makas alması, dedenin saç okşaması gibi...

Kötü dokunma ise yakın ya da uzak, tanıdık ya da tanımadık biri tarafından “özel bölgelere” dokunmayı içerebilen, can yakıcı, hırpalayıcı olabilen dokunmalar. “Çocuğa çok küçük yaştan itibaren mahremiyeti de açıklanmalı. Kimlerin ona ne şekilde dokunabileceği (‘Kreşteki öğretmenin tuvalet temizliğin için sana yardımcı olabilir, yine de rahatsız olursan bana anlat’ gibi) detaylı olarak anlatılmalıdır” deniyor

 

Çocuğa karşı cinsel istismar bir kamu suçu

Türkiye’de 0-15 yaş grubuna her türlü cinsel müdahale, ceza kanununa göre suç kapsamına alınıyor. 15-18 yaş aralığında kanunlar karşısında cebir, tehdit unsuru olup olmadığına bakılıyor ve iradeyi sakatlayan bir durum olup olmadığı kontrol ediliyor. Böyle bir durum karakola ya da savcılığa bildirildikten sonra işleme konuluyor ve kamu davası sayılıyor, yani artık şikâyet geri çekilse de dava düşmüyor.

 

Teşekkür: Bu seminerin gerçekleşmesini sağlayan fikirdenk.com’un kurucusu Sena Baran, unnado.com ve internetanneleri’ne; ayrıca seminerde konuşan Psikolog Pınar Mermer ve avukatlar Seray Uysal ile Ebru Arayan’a çok teşekkürler.

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş yanıtlıyor
    Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş...

    Süresi : 18:58 İzlenme : 460

  • Diyet yapmadan formda kalmanın ipuçları
    Diyet yapmadan formda kalmanın ipuçları

    Süresi : 25:37 İzlenme : 3388

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 7602

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 4383

  • Hindistan cevizi yağıyla diş macunu nasıl yapılır?
    Hindistan cevizi yağıyla diş macunu nasıl...

    Süresi : 00:59 İzlenme : 6161

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön