Sonbahar sarhoşluğu…

Bahçede ay ışığıyla dönüyorum dünya gibi, etrafımdaki manzara her an değişiyor, yumuşak geçişlerle kayıyor görüntüler, tepemde yıldızlar da benimle dönüyor, sarhoş gibi oluyorum durduğumda… İçimdeki Akrep, Terazi ve Başak burcuna selam olsun, onların bendeki uyumuna… Her birini ayrı fark ediyorum artık, onurlandırıyorum, her biri yoluna gitsin, birbirlerini özgür bıraksınlar, birliğin uyumunu hep hatırlasınlar. Hiç uyumdan söz etmemişim ya da hatırlamayacak kadar azdır.

 

Gözümün gördüğü her bir varlığın canı var, ben onları gördüğüm için varlar, gördüğüm an çok kıymetli, o anın içinde kocaman bir ağa bağlı olmak var artık, ortak bir canı paylaşmak var, aynı bedenin farklı organları gibi uyum içinde hareket eden varlıklar olmak var. Şu güzelim dünyada, bu aklım ve bu kalbimle sonsuzluğun dansında hepsiyle bir arada olmaktan mutluyum.

 

Durmayı öğrenmek de ince bir işmiş, öyle durdum demekle durulmayabiliyormuş, ben durmayı öğrenemezsem hayat bi güzel durdurabiliyormuş, her ne kadar gidişata bakıp böyle zorlu zamanlardan sonra yolun sonunun ferahlığa açıldığını, zorluklardan kolaylıklar doğduğunu bilsem de her seferinde taklaya düşebiliyormuşum, kısalan aradaki gerçeğe ayılma sürelerimmiş, çoğalan ise idrakim. Geçeceğini biliyorum, her zorluğun yeni bir düzene yol vereceğini, o yeni düzenin daha hayırlı olacağını en derinde hissediyorum; gide gele oluşturduğum patika görünür oldukça her seferinde daha kolaylıkla buluyorum yolumu.

 

İdraki anlayışla açıklamak yetmiyor bana, daha derin bir hissi var, büyük resmi görmeyi ya da duruma bi tık yukarıdan bakmayı çağrıştırıyor, biraz da ilahi bir jeton düşme anını, “haaa şuuu” dediğim zamanları.

 

Bazen eski yazdıklarıma bakıyorum da bir şeyleri sanki önceden hissetmişim gibi yazmışım, aradan bir zaman geçiyor ve bir şey yaşıyorum ve bir anda trinnnkk! Sanki o anda kalbime geleni yazmışım da aklım anca anlamış diyorum öyle zamanlarda. İstediğim kadar bir şeyleri dinleyip, okuyup “evet, doğru, bence de” diyeyim, o an gelmeden idrak oluşmuyor. İstediğin kadar hortumla sula, bereketli yağmurlar yağmadan çimlenmiyor yeni döngünün tohumları.

 

Bu kez başka türlü bir durma hali, içimde karşılaştığım kendimin türlü halleriyle bir halleşme, onlarla bir çemberde oturuyormuşuz da her biri tek tek konuşuyor gibi, ortada ben varım ve hepsine eşit uzaklıktayım. İçten durmalı, dıştan hareketli bir “durum” bu, sonbahar temizliği başladı bir taraftan, gün içinde erik marmelatından dolapları düzenlemeye, babamın eşyalarıyla vedalaşmaktan eski bir elbiseyi kesip etek haline getirmeye kadar muhtelif işlerle adeta dans ediyorum, o eski, deli gibi “sonuna kadar bitirmeliyim” hallerim çoktan geçti şükür. 

 

Bu süreçte öğrendiğim büyük derslerden biri de bu, “yavaşla, sakin ol”, üstelik artık zaman yetişmiyor algısından “benim her şey için zamanım var” kafasına geçiş yaptığım için “her şey olduğu kadar” deyip salına salına yürüyorum bir işten diğerine ve kendimi de bol bol dinlendiriyorum, yorulduğum yerde durmayı da öğrendim. Günün son ışıklarıyla kuçuları ve Mırnoş’u doyurmak bir tören, hoplaya zıplaya seviniyorlar yemek için, bu işimi tamamladığımda iç huzuruyla oturabilirim artık, ohh. Bazen bu iş gecenin bir vaktine kadar sarksa bile dert etmiyorum. Günün sonunda her işimi yapmış, yorgun ve mutlu uyumak kadar güzeli yok benim için, ruhum dinleniyor uyuduğumda.

 

İnsan olmak bana bir sorumluluk veriyor. İnsan olmaktan anladığım, ormana girdiğinde her hayvanın kaçıştığı rivayet olunan insan modelinden çıkıp o büyük ağda bir arada olduğu her bir canı gözeten, hisseden ve varlığını zenginlik olarak görüp uyum içinde, sonsuzluğun dansında aynı sahnede, sonsuzluğa yolculukta aynı gemide olduğunun farkında olarak yaşamak. 

 

Kökleri sonsuzdan gelen kutsal ağacın sonsuza uzandığı noktada, ışığı gören taç dallarıyız belki de. Hayatımın şu anında, bu zor gibi görünen büyülü geçiş çağında aynı gezegeni paylaştığımızı hatırladıkça kalbim büyüyor, daha ne güzelliklere şahit olacağız kim bilir! Zamanın ruhu birliği, barış ve uyum içinde yaşamayı getirsin, “düş ekimi” hayal tohumlarımızı ektiğimiz ay olsun.

 

Her şey olur, her hal geçer, baki olan içimdeki sonsuz aşk… İçim sakin…

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 1520

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7276

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 201

  • Ne zaman su içilmez?
    Ne zaman su içilmez?

    Süresi : İzlenme : 6089

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2864

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön