Bir köpeğin hayata dönüş öyküsü…

Mucizevî bir kurtuluş öyküsü birazdan okuyacaklarınız.

 

Dört gün önce akşamüstü saatleri kuçuların hep bir ağızdan havlamalarına kulak kesiliyoruz. Karşı tepeden bir köpek havlaması duyuluyor. Allah Allah! Çobanın köpeği olsa bu saate evine varmış olurdu, kimin ola ki bu köpecik, yolunu mu kaybetti acaba? Sabah ola hayrola…

 

Ertesi sabah uyanınca havlamaların devam ettiğini fark edip Siyah ve Coffee eşliğinde sesin geldiği tepeye doğru orman yürüyüşüne çıkıyorum. Ormanın içindeki bir açıklıktan o yöne doğru bir çıkış var. Tırmanmaya başlıyorum fakat belli ki köpecik daha yukarda, sarp yokuşu tırmanmam gerek, tek başıma buna cesaret edemeyip dönüyorum ve köydeki hayvan dostu arkadaşım Stefanie’yi arıyorum. Misafirleri gelecekmiş, işi bitince akşamüstü geliyor, birlikte tırmanıyoruz tepeye, Stefanie biraz şifayı kapmış, o haliyle daha da yukarılara çıkıyor ama bu kez sesler belli belirsiz, güneş o tepeden çoktan gitmiş, hava kararmaya ve soğumaya başlamış, çaresiz geri dönüyoruz. Dönerken köpeğin cılız havlamaları duyuluyor. Belki de bulunduğu yerden uzaklaşmış, yolunu tekrar bulmuştur.

 

Ertesi gün köpecik ara ara havlamaya devam ediyor, Selahattin’le düşünüyoruz, kime ulaşsak? Ah tabii ya! Sevim var! Çiçi’nin ciciannesi o, yolda bulduğu ve ölmek üzereyken kurtardığı bir köpek yavrusu üç yıldır bizimle. O da tam bir hayvan dostu ve yaşadığı yer Kemer civarında çok tanıdığı var. Gündüz vakti ulaşamıyoruz ona ama akşamüstü bizi geri arıyor. Hemen bir ekip ayarlayacağını ve barınağa, itfaiyeye haber vereceğini söylüyor. O arada organizasyonu yapıyor ve pazar günü saat 9:30’da bizde olacaklar. Yaşasın! Ohh! Karşı tepeye sesleniyoruz:

 

“Dayan köpecik, geliyoruz yarın sabah seni bulmaya.” Kuçulara da tembih ediyoruz:

 

“Siz de söyleyin arkadaşınıza da yarın sabah havlasın, bize yerini söylesin tamam mı?” Bulursak biz bakalım o köpeğe de diyor Selahattin. Tabii ki! Halim abinin burayı ilk gördüğünde söylediği “size burada dört yöne dört köpek lazım” kehaneti gerçek olsun. 

 

Sabahı sabah ediyoruz. Tam zamanında hazırız. Sevim, Beycik’ten Kemal beyi ve Meliha hanımı da almış yanına geliyor, veterinerler yolda, itfaiye de biz bulunca gelip taşımaya yardım edecek, hemen yola koyuluyoruz. Havlama sesi o kadar azalmış ki! Yine de yer tahmini yapmak için bağırıyorum, karşıdan Selahattin bize “biraz sağa gidin, biraz daha, hah tamam!” diye yönlendirme yapıyor. Kaç gündür sesin geldiği noktayı ezberledik ne de olsa. Sevim daha yukarıya tırmandı bile, Kemal bey ile Meliha hanım o noktadan dağılarak aramaya koyuldular.

 

Derken bizim tepenin ilerisinde keçilerini gezdiren Ziya amcanın sesini duyuyoruz, bizi görmüş, sesleniyor: “Köpeği mi arıyorsunuz? Daha yukarıda dere yatağı gibi kayalıkların orada, dikenli tele takılmış duruyor, kara bir köpek.” Ohh, çok şükür, Hızır olmuş insanlar, imdadımıza yetişiyor, yer tespitinde büyük ipucu bu, Sevim hemen kayalıkların olduğu yere doğru tırmanıyor, ben de peşindeyim, her türlü köpek çağırma nidalarını kullanıyoruz ama havlama yok! Derken bir minik hav! Yaşasın! Yaklaştık! Biraz sonra Sevim’in çığlığı yükseliyor:

 

“Ayşeee, buradaaaa, bulduuuum!” Allahım! Çok şükür yarabbi! Birkaç adım sonra ben de ulaşıyorum yanlarına. Köpeciğin halini ve bize bakışlarını ömrüm boyunca unutmayacağım. Oldukça yamaç bir yerde dikenli tele takılmış önce çocuk, sonra da küçük bir çam fidanı onları aşağı yuvarlanmaktan korumuş, hem dala hem de tele takılı öylece havlamış yavrucak, çok şükür ki dayanmış, çok şükür ki yağmur yağmamış, hava da kaç gündür yumuşadı öncekine nazaran, ohhh!

 

 

İtfaiyeye haber veriyoruz, onlar gelene kadar köpeciğin yamaçta boşlukta kalmaktan yorulmuş kollarını desteklemek için Sevim bulduğu taşlardan hemencecik bir set örüyor, kaymasın diye dallarla destekliyoruz. Selahattin su ve mama hazırlayıp yola kadar getiriyor, arkadaşlar bize kadar çıkarıyorlar, zavallım nasıl içiyor suyu, et parçalarını da hop diye çiğnemeden yutuveriyor. Hayvancık kuyruğundan tele dolanmış, biraz da kanamış kuyruğu, veteriner abisine de başını sevdirmeye başlıyor ufaktan.

 

 

Barınağın veterineri olan Cenk yanında balık yakalamakta kullanılan büyükçe bir file ve sakinleştirici ile gelmiş, fileyi kafasına geçirip iğneyi yapmayı beceriyor, itfaiye de gelmiş, hayvancağız sakinleyince teli koca makasla kesip kuyruğunu kurtarıyorlar ve sonra köpeciği filenin içine koyup yamaç boyunca aşağı indiriyorlar. “Ne şanslıymış bu köpek, Şanslı olsun adı” diyorlar. Stefanie de hasta yatağından takip ediyor köpeciğin durumunu. Şanslı olduğu kesin, bu kadar insanı yanına toplamayı başardı, günlerdir kaç kişi onu düşünüyor.

 

 

“Mucize!” diyor Sevim dönüş yolunda, sonra da düzeltiyor: “Yok yok, mucize diye bir şey yok hayatta, emek vermek var!”

 

Veteriner abisi ve itfaiyecilerin de yardımıyla araca yerleştiriliyor, barınağa doğru yola çıkıyor köpecik, bakımı yapılacak sonra da bize gelecek!

 

Evet böyleymiş, sen köpeği seçmiyormuşsun, köpek seni seçiyormuş!

 

Geri kalan yardım ekibine teşekkür edip ayrılıyoruz onlardan, Sevim’le bize gidiyoruz. Şöyle rahat rahat bir kucaklaşıp kutluyoruz yaşadığımız macerayı. “Siz aşağıda olmasaydınız ben tek başına çıkamazdım” diyor Sevim. Hepimiz birbirimize güç verdik, birlikte başardık! Şimdi heyecanla barınaktan haber bekliyoruz. O tatlı kara çocuğu sevmek için heyecanlanıyorum. Ne kadar travmalı varsa bizde toplanıyor ya, şifa olsun.

 

Şimdi o köpeği kim kurtardı? Bence onun azmi kurtardı öncelikle. Umut hep var ki şu hayatta, zavallı yavrucak nefesi yettikçe, enerjisi oldukça havlamaya devam etti, nasıl bir şey dört gün boyunca aç, susuz ve umutsuz yaşamak! Ahh köpecik, nasıl bir kadermiş seninki de. Hayata dönüşün kutlu olsun. Ve ne kadar önemliymiş doğru insana ulaşmak! Sağolasın Sevim, sen olmasan olmazdı.

 

Günün anlamına ithafen, İstanbul’dayken kardeşimin tavsiyesiyle izlediğim, sadakat abidesi bir köpeğin öyküsünü anlatan Hachiko filmini Selahattin’le birlikte izliyoruz o akşam,  Japonca’da Hachi’nin 8 demek olduğuna ve bu sayının şanslı sayıldığına uyanınca da işte bir ipucu daha! “Hachi” olsun onun adı o zaman! Olsun!

 

Gelsin Hachi öyleyse!

Facebook Yorumları
Yorumlar
4
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    22 Şubat 2017 Çarşamba 12:47

    hoşgeldin hachi...

    Cevapla
  •  
    21 Şubat 2017 Salı 23:16

    Hoş geldi aramıza Hachi köpek. Bize yaşamın anlamını hatırlattığı için ona minnettarım. Hayatıma anlam kattığı için minnettarım. Sevgili Ayse, Selahattin ve kardeşleriyle huzur içinde ve sağlıklı yaşasın.

    Cevapla
  •  
    21 Şubat 2017 Salı 15:42

    ne güzel..kuyu köpek gibi kurtulmuş bu köpecik de.. ellerinize sağlık..:)

    Cevapla
  •  
    21 Şubat 2017 Salı 22:30

    selam güzel yürekli insanların varlığı kalplerimizi ısıtıyor atıldığınız macera ve yeni bir hayata başlangıç okudukça bizi cesaretlendiriyor ve örnek oluyor.


  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 3934

  • Evde kot eskitme nasıl yapılır?
    Evde kot eskitme nasıl yapılır?

    Süresi : 00:56 İzlenme : 3415

  • Pilav nasıl yapılır?
    Pilav nasıl yapılır?

    Süresi : 00:59 İzlenme : 1405

  • Doğum korkusu nasıl yenilir?
    Doğum korkusu nasıl yenilir?

    Süresi : 02:20 İzlenme : 4281

  • Kabak tatlısı nasıl yapılır?
    Kabak tatlısı nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 3454

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön