Mavi gezegenin ayla dansı…

 İlknur’la Elif’in ördüğü minyatür cadı şapkamı taktım bugün, saçlarımı başka türlü topladım. 50 yaşımın içinde devindiğim bu günlerde içimdeki gerçek benle tanışmalarım, hayretlerim gün be gün çoğalıyor.  “Kadın” olmanın, “eş” olmanın, “bir olmanın,  “anne” olmanın, hayatta her an “çocuk” olmanın “hancı” olmanın, başka hanlara “yolcu” olma ihtimalinin kıyılarından karaya çıkıyorum sanki. Hayat, sahilime neleri vuruyorsa kabulüm, hep güzel şeyler, mücevher tıpkısı kabuklar, dallar, yuvarlanmış taşlar sunuyor zaten,  ben şükretmeye başlayalı beri.


İçimdeki kurt kadınla, vahşi doğamla, yüksek benliğimle, sonsuz varlığımla buluşma, tanışma zamanlarım oldu bolca. Orman, yamacına gelip de bağrına yaslanan herkesi kucakladığı gibi beni de sarmaladı. Doğanın şefkatli eli değdi her yanıma. Kulaklarım başka duyar, gözlerim başka görür oldu. Bir yaseminin burnumda kalan baygın kokusu, geçmiş zamanları tutup getirdi gözlerimin önüne.

 

Suyla oynaşmam kutsal bir karşılaşmaya dönüştü. Yıkanırken dua etmeye başladım, “Allahım,  bu dağların kaynaklarından gelen kutsal suyla temizle, arındır bedenimi, temizlenen bedenim, içsel temizliğime de vesile olsun. …içteki neyse dıştaki de o, yukarıda neyse aşağıda da o” dedim, “gözlerim güzellikleri görsün, kulaklarım güzel haberler duysun, burnum mis kokular alsın, boğazımdan sağlıklı yiyecekler, içecekler geçsin, gerekmeyenler bedenimi kolaylıkla terk etsin, kemiklerim sağlıkla yaşasın, ayaklarım beni hep güzel yerlere götürsün.”

 

Ve öyle de oluyor çok şükür. Öyle bir dönüşüm yaşıyorum ki, bir an önceki halime şaşasım geliyor, yenisine alışamadan bir yenisi, bir yenisi daha. Dönüşmek, dönüşebilmek, hep iyiye ve güzele doğru.  Bir daha hiçbir zaman başka seçeneği olmayacakmışçasına hem de. Yaşamla sevişiyorum demiştim ya bir zaman önce, aşkımız devam ediyor, kaşlarımın arasına kondurmaya başladığı beyaz tüyleri de seviyorum haliyle. Her geçen gün kendimi daha rahat bırakıyorum hayatın kollarında. Nasıl bırakmam?

 

Çoğalıyor canlar, büyük aile her geçen gün büyüyor, çemberler büyüyor, çemberlerin sığacağı alanlar büyüyor.  Kalplerimiz genişliyor her yeni canla. Ezelde tanışmış ruhlar birbirini hatırlıyor. Herkes çok tanıdık geliyor. Sarılıyoruz kırk yıllık dostumuzu özlemiş gibi. Dostlukların çoğalıp büyüdüğü bereketli topraklarda, yeryüzünün cennet köşelerinde bir araya gelen insan topluluklarında serpilen umut tohumları, güzel niyetlere karışıyor. Mutluluk gözyaşları döken insanlarla tanışıyoruz, kavuşmanın huzuru ile açılan kalplere koca bir evren sığıyor. Her birimiz koca bir evren olduğunda ve o evrenlerden yayılan enerjiler birleştiğinde neler olacak, işte buna hazırlanıyoruz.

 

Ellerimiz güzel işlerle meşgul oluyor, kalplerimiz rehber oluyor yapıp ettiklerimize, akşamları başımızı yastığa “bugün de bütünün hayrına güzel işlerle uğraştım, emeğimi, zamanımı ve kaynaklarımı güzellikler için harcadım, paylaştım, sonsuz şükür, yemeklerimi dualarla pişirip yedim, ağzımdan güzel sözler çıktı,  diğer canlara saygıyla attım her adımımı, daha güzel bir dünya için nefes alıp verdi bedenim, ruhum” diyerek huzur içinde yaslıyoruz.  İçimiz rahat.

 

Vahşetin, başka bir cana acı çektirmenin ne demek olduğunu hiç anlamayan, hiçbir zaman da anlamayacak olan yeni bir nesil yetişiyor. Evet, yetişiyorlar,  hem de her iki anlamda. Darda kalmış yeryüzüne taze bir nefes oluyorlar. Onları tanıdıkça yüreklerimiz daha bir kabarıyor. Benim 50 yaş civarında fark ettiklerimi, onlar zaten içselleştirmiş olarak doğuyorlar. 20’li ,30’lu yaşlarındalar. Gönül rahatlığıyla bırakıyorum kendimi bu genç arkadaşlarımın kollarına. Son birkaç haftadır gitgide çoğalan rahatlamayı tüm bedenimde de hissediyorum.

 

“Ben”den “biz”e gidip gelmelerle sürüyor bu yazı farkındayım ama fark etmiyor artık, ben dediğimde bizi anlayabilirsiniz. Bunları yalnızca ben yaşamıyorum, pek çok insanla ortak duygulanımlara sahip olduğumuz artık apaçık ortada, delirmiyoruz yani. Daha güzel bir dünya için hizmet etmeyi seçtim, artık kendimi her halimle kabul ettim, her türlü deli bozuk, çaçaron, bazen çokbilmiş ama her daim neşeli, uçuk kaçık hallerimin hepsini seviyorum.

 

Seni seviyorum sevgili hayat.

Yaşadığın acılarda benim de payım olmuşsa eğer, senden bunun için özür diliyorum.

Lütfen beni affet sevgili mavi gezegen.

Ve sevgili evren, bana dünya üzerinde yaşattığın cennet için sana teşekkür ediyorum.

Bu kanlı ay tutulması nice dönüşümlere vesile olsun.

Şifa olsun ayışığı.

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
2
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7233

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 167

  • Ne zaman su içilmez?
    Ne zaman su içilmez?

    Süresi : İzlenme : 6062

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2835

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 3101

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön