Sistemin dışına çıkmak…

 Hiç yapmadığım şeyler var şu hayatta. Güneş gözlüğü kullanmadım, marka kot, ayakkabı giymedim, hiç yüz-cilt kremi satın almadım falan filan. Hiç de hayıflanmadım bunlar için. Hatta bu durumla gurur duydum bile denebilir.


*****

 

Eskiden dedemin Pangaltı’da berber dükkânı varmış. Ben çocukken, dükkân zamanından kalma gedikli müşterileri onu evde ziyarete gelir, o da onların saç traşını yapar, sakallarını ustura ile keser, yumuşacık kıllı fırçası ile üzerlerine yapışan saçlar varsa temizlerdi. Dedemi çok seyretmiş olmam gerek ki Selahattin’le tanıştıktan bir süre sonra onun saçlarını kesebileceğime kanaat getirdim ve daha şehirde yaşarken başladım onun berberliğini yapmaya. O zamandan beri berbere gitmemiştir kendisi. Ben de -birkaç kez annemin, kardeşimin ve bazen de arkadaşlarımın ısrarıyla kuaföre gitmişliğim olsa da - yıllardır saçlarımı kendim kesiyorum. Onları hiç boyamadığımı zaten biliyorsunuz.


Kardeşimin ilkokulda bir sınıf arkadaşı bize yakın otururdu. Sık görüşürdük ailecek. Annesi ve babası kimyagerdiler ve bize taa o zamanlar bulaşık için kullanılan deterjanların ne kadar zararlı olduklarını anlatmışlardı, “arap sabunundan başka bir şeyle bulaşık yıkanmaz!” diye tüyoyu vermişlerdi. Bu alışkanlık da şehirdeyken başladı, neredeyse yirmi dört yıldır arap sabunuyla bulaşık yıkıyorum. Hiç bulaşık makinesi kullanmadım. Evimize yumuşatıcı, yüzey temizleyici, yağ sökücü, şu yapıcı bu edici hiçbir şey girmedi. Yerleri de arap sabunuyla siliyorum, pek de güzel oluyor.


Buralarda yaşamaya başladığımızdan beri kendi zeytinimizi de kurar olduk. İnşallah peynir yapmayı da öğreniriz yakında.


1993’te Çıralı’ya taşındıktan bir süre sonra ekmek yapmak gündeme gelince ilk ekmeğimizi Selahattin yoğurdu. Annesinin hamur yoğurmalarına aşina olduğu için yoğururken “Annem de şöyle yapardı, böyle yumruklardı hamuru” diye diye şahane ekmekler yapmayı başardı. Ama tabii o zamanlar ekşi mayayı bilmiyorduk ve üstelik babam da ülkenin en bilinen maya firmasından emekli idi dolayısıyla kuru mayayla yaptık ilk ekmeklerimizi. Sonra bir yerlerden okuyup denedik ekşi mayayı ve başarılı olunca da kuru mayayı bırakıp doğal maya ile ekmek yapar olduk, yıllardır bunu sürdürüyoruz.


Paketlenmiş ürün olarak evimize çay-şeker-tuz gibi kalemler giriyor ancak. Pazarda teyzelerimiz var, yıllardır tanışıyoruz, tereyağından tarhanaya, salçadan çökeleğe kadar pek çok şeyi onlardan alıyoruz. Çıralı’dayken komşularımızın inekleri vardı, o sütlerle yoğurt yapıyordu Selahattin, şimdi yaşadığımız yerde ise köye uzak olduğumuz için süte erişimimiz pek kolay değil zaten köyde çoğunlukla yaşlılar yaşıyor ve onlarda da kendilerine yetecek kadar süt çıkıyor. Allahtan Kumluca pazarında Elmalı’daki bir süt kooperatifinin ürettiği yoğurdu keşfettik, ev yoğurdu kadar güzel tadı var.


Çöplerimizi yıllardır ayırıyoruz. Mutfak atıkları, bahçe budamaları, biçilen otlar kompost yığınına gidip toprak oluyorlar. Yemeklerden çöpe giden olmuyor, tencerelerin dibini ekmekle sıyırıp kedilere köpeklere veriyoruz. Onların artanını kuşlar, karıncalar yiyor. Hiçbir şey ziyan olmuyor en azından. Kuru çöpleri de ayrı topluyoruz ve böylelikle kokuşmuş çöp diye bir şeyimiz hiç olmuyor. Dönüştürülebilecek pek çok şeyin şehirde çöpe gidiyor olmasına çok bozuluyorum.


Çöp kavramı başlı başına bir konu bizim için aslında. Herhangi bir şeyi çöpe atmadan önce düşünüyoruz, gerçekten çöp mü yoksa başka türlü kullanabilir miyiz diye. Bunun bir örneğini buraya taşınırken yaşamıştık. Burada şebeke elektriğimiz olmayacağı için jeneratörle elektrik üretecek ve buzdolaplarımızı ancak birkaç saat çalıştırabilecektik. Buzdolaplarımızın eskiyen kapı lastiklerini değiştirelim dedik. Çıralı’nın neminden dolaplardan birinin kapağı çürümüş, diğerinin de buzluk bölmesi kırılmış, onlar da yenilenecek. Taşındıktan bir süre sonra servis buzdolaplarımızı getirdi, bir de baktık yanında eski kapı ve eski buzluk bölmesi! Şaşırdık. Meğer eskilerini de müşteriye teslim ediyorlarmış. Şimdi biz bunları ne yapacağız? Çıralı’dayken küçük bir seramız vardı ve kaktüsler için demirden masalar yaptırmış, üzerlerine de pansiyon zamk.anından kalan suntaları koymuştu Sonra onlar da eskiyip parçalanmış ve kullanılmaz hale gelmişti. Birden ışık yandı: Bu kapıyı demir masanın üzerine koyarsak tezgâh gibi kullanabiliriz! Hemen öyle yaptık ve yıllardır da kullanmaya devam ediyoruz. Buzluk bölmesini de yıllarca bulaşıklık olarak kullandık, ta ki fırtınada uçup parçalanana kadar. İşte o zamandan beri bir sloganımız var: “Atarsan çöp olur!”


Bottan kazağa, yastıktan çarşafa, yüzükten havluya, çantadan bavula kadar neredeyse her şey ya armağan geliyor ya da ikinci el olarak aile ve arkadaş arasında dolaşım sonucu bize ulaşıyor. Yıllardır iki kez pantolon, üç kez elbise, birkaç kez terlik, iç çamaşırı ve çorap almışlığımız var. Rendemiz, kesme tahtamız, havanımız 24 yaşında oldular.


Yıkanıp çekmiş kazakların boyun kısımlarını kesip patik dikiyorum, kış günlerinde çok iyi oluyor. Eprimiş giysilere işlediğim desenlerle yamalar yapıyorum, bahçede çalışırken giyiyoruz. Eskimiş gitar tellerinden kolye, tealight mumların bitmişlerinden çiçek üretiyorum. Dönüştürmek çok hoşuma gidiyor.

 

Bu liste daha uzar gider, bu kadarı yeterli. Bir de bunlara hiç kredi kartımız olmadığını da eklersek bayağı bir şey başarmış sayabiliriz kendimizi.


Tüm bunlar ufak gibi görünse de tüketim çılgınlığının dışına çıkmanın her türlüsü sistemi zayıflatan şeyler. Darısı başınıza diyelim. Sistemin beslendiği damarları ne kadar azaltırsak o kadar iyi.

Facebook Yorumları
Yorumlar
6
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    22 Aralık 2014 Pazartesi 19:11

    kutluyorum

    Cevapla
  •  
    22 Aralık 2014 Pazartesi 19:11

    kutluyorum :)

    Cevapla
  •  
    22 Aralık 2014 Pazartesi 04:33

    aynı kafadan arkadaşalrımla seneler sonra aynı kafada olduğumu bilmek çok güzel.ama patik öremiyorum ona üzüldüm.

    Cevapla
  •  
    21 Aralık 2014 Pazar 11:43

    hayranlikla okudugum su gibi akan yazılardan. ..emegine saglik

    Cevapla
  •  
    16 Aralık 2014 Salı 20:53

    yürekten alkışlıyorum ve kutluyorum sizleri

    Cevapla
  •  
    16 Aralık 2014 Salı 11:40

    supersin aysecim

    Cevapla

  • Doğumda sancı neden olur?
    Doğumda sancı neden olur?

    Süresi : 01:49 İzlenme : 2564

  • 4 cilt tipine uygun kil maskesi tarifi
    4 cilt tipine uygun kil maskesi tarifi

    Süresi : 00:57 İzlenme : 1252

  • Hayvanlarla ilgili bilmediğiniz gerçekler
    Hayvanlarla ilgili bilmediğiniz gerçekler

    Süresi : 00:58 İzlenme : 410

  • Deprem çantasında neler olmalı?
    Deprem çantasında neler olmalı?

    Süresi : 01:14 İzlenme : 711

  • Kadınbudu kaplama tavuk!
    Kadınbudu kaplama tavuk!

    Süresi : 01:44 İzlenme : 1858

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön