Ayben: Başkan şarkısı bir gövde gösterisi

Rap müziğin sevilen kadın vokallerinden Ayben, 10 yıldır sektörden uzaktı. Bu arada âşık oldu, evlendi. Her ne kadar gözlerden uzak olsa da müziği hiç bırakmadı. Şimdi ‘Başkan’ albümüyle yeniden sevenleriyle buluşuyor. Yeni albümünü baskı ve şiddetle susturulan tüm kadınlara adayan Ayben ile albümünü, müzik hayatını, çocukluğunu ve evliliğini konuştuk

Ayben: Başkan şarkısı bir gövde gösterisi

10 yıl ara vermek için çok uzun bir süre. Seni bu kadar seven insan varken böyle bir şeye hakkın var mıydı?

Belki hakkım yoktu ama biraz çekilmek ve yaşamak istedim. Müzikten uzak kalamıyorsunuz. Yine çeşitli organizasyonlara dahil oldum, single’lar, düetler oldu, toplama albümlerde yer aldım. İlk zamanlarda da illa “Albüm çıkarayım” gibi hayallerim olmadı hiçbir zaman. Bu süreçte köşeye çekilip dinlendim. Arkadaşlarımla gezdim, yeni yerler keşfettim, yaşadım yani 10 yıl. Buna hakkım yoktu belki. Beni sevenler de sabırla beklediler, onlara minnettarım. Vakti geldi ve albüm oluştu.

 

“Hadi artık” dediğin o günü hatırlıyor musun?

Susmamam gerektiğini hissettiğim bir andı, “Kenarda olmamalıyım” dedim. Benim en özgür hissettiğim, kendimi en iyi ifade ettiğim alan rap müzik. O yüzden “Orada olmalıyım, sahada hissetmeliyim artık” diye düşündüm.

 

Mesleğinden bir süre uzak kalmak ve yaşadığın yere uzaktan bakmak sende neler değiştirdi, neler kattı?

Bu süreçte workshop’larda bulundum, Mısır’a gittim. İsveç ve birçok yerde hip hop konserlerine, kadın organizasyonlarına katıldım. Almanya’da bir tiyatro oyununda yer aldım. Yine kendim olarak ve rap yaparak orada bulundum ama bambaşka bir atmosfer ve heyecan verici bir tecrübeydi. 10 yıllık süreçte hem sektörü hem de dünyayı izliyorsunuz, dışarıdan bakıyorsunuz. Olgunlaşma süreci de diyebiliriz. Hayata bakışım değişti. Âşık oldum, evlendim, hayatımı yaşadım. Müzik elim, kolum. Yazmayı, üretmeyi de bırakmadım. “Bunları paylaşmam gerekiyor” dediğim an geri döndüm.

 

Olgunlaşma süreci dedin, en belirgin neler değişti sende?

Hayatın gerçekleriyle yüzleştiğinizde bazı şeyleri daha fazla ciddiye alıyorsunuz ya da önceden ciddiye aldığınız şeylerin bir önemi kalmıyor. Çünkü hayat devam ediyor. Öncelikleriniz, insanlara bakışınız, özgürlük anlayışınız değişiyor. Alanlarınızı belirliyorsunuz. Olayları yorumlama şeklim değişti. Beni eskiden bilen insanların da dikkatini çekti bu durum. Bu herhalde hayatın tecrübeleriyle alakalı. 10 yaş büyümek büyük bir değişim.

 

 

Kendini gerçekten büyümüş hissediyor musun?

Olgunlaşmış hissediyorum ama bana kalsa ben hâlâ 20’li yaşların başındayım gibi. Hayat ve yaptığım işle ilgili enerji ve heyecan hissediyorum. Onu hangi noktada kaybederim bilmiyorum ama böyle olmaktan da mutluyum açıkçası.

 

Ne güzel, enerji en ihtiyacımız olan şey...

Evet. Hatta beni sevenler “Abla” diye yanıma geldiklerinde “Bir dakika” diye yaşımın farkına varıyorum.

 

Zaten bu tarz, bu şapka, bu renklilik ve saç modeliyle afacan bir kız gibisin...

Evet. Zaten babama sorsak “25 yaşına geldin” diyor. “Peki baba” diyorum.

 

Sen her zaman toplumsal olayları, canını sıkan şeyleri şarkı sözlerine döken biriydin. Şimdi de kadın meselesi ön planda...

Bu süre içinde en tahammül edemediğim şey o oldu galiba. “Geçmişte kadınlar böyle sıkıntılar yaşamıyor” diyemeyiz. Şimdi kadınların yüreklenmesi sonucunda daha fazla gün yüzüne çıkmaya başladılar. Benim için de daha tahammül edilemez bir hal aldı durum. Birilerinin bunu anlatması ve çözüm bulması lazım. Ben zaten hayatımdan, sosyal olaylardan, günlük rutinimden besleniyorum sözlerimi yazarken. Bu süreçte en fazla beni yaralayan kadın ve çocukların taciz edilmesi, özgürlüklerinin ellerinden alınması oldu. Dolayısıyla şarkılarıma da bu şekilde yansıyor.

 

Baskı ve şiddetle susturulan kadınlara adamışsın albümü.

Evet. Albümün onlar adına olduğunu hissetmelerini istedim. Elimden ancak bu geliyor.

 

Sana hep ‘Başkan’ diyorlar. Bir başkan olsan neyi değiştirmek isterdin?

Hiç öyle bir hayalim olmadı, oradaki başkan o kadar sokak jargonu ki.

 

‘Heyecandan çok hata yapıyorum’

 

İnsanların sana yakıştırdığı bir şey olduğu için merak ettim.

Çok büyük cümleleri hem riskli görüyorum hem de bana göre değil. Ama dünyada savaşları, silah üretimlerini durdurmak isterdim. Her şeyi konuşarak özebileceğimiz bambaşka bir dünya hayal ederdim. Belki güzellik yarışmalarında verilen klasik cevaplar gibi oldu ama gerçek bu. Öyle bir gücüm olsa hiçbir kadın baskı ve şiddetle susturulmasın, ölmesin isterdim.

 

Uzak kaldığın süreçte seni çok etkileyen şarkı, şarkıcı, proje neler oldu?

Mısır’da 1 hafta boyunca birçok ülkeden rap’çinin katıldığı bir workshop yaptık. Her gün bir odada provalar ve besteler yaptık. Kültür Bakanlığı’nın desteklediği Goethe Enstitüsü’nün bir projesiydi. Farklı dillerdeki insanlarla aynı müzikle buluşuyorsunuz. Geçen kış İsveç’e gittiğimde Ortadoğu’dan kadın müzisyenlerle buluştuk, müzik festivalinde baş sanatçı olarak sahneye çıktım. Heyecan vericiydi. Çünkü uzun süredir piyasadan uzak olmama rağmen özellikle beni istiyorlardı. Gurur duydum.

 

Albüm tanıtım döneminde kendini nasıl hissediyorsun?

Çok sakinim. O kadar ilginç ki klip çekim günü heyecan ve telaş vardı ama en sakin kalmayı başaran ben olmuşum. Bu konuda kendimi eğittim sanırım. Ama konserlerde elim ayağım titriyor, heyecandan çok hata yapıyorum. İnsanlar çok fark etmiyor olabilir ama bildiğin ellerimin titremesinden mikrofonu tutamadığım oluyor. Bu hep aynı, hiç değişmedi.

 

Uzak kaldığın dönemde şarkı yarışmalarına rap kategorisinde pek çok kişi katılsa da çoğunluk erkekti. Kadın rap’çiler sektörde geri planda mı kalıyor, bu bir istek mi?

Bu bir istek. Kadınlar her alanda cesaretlendirilmeli. Yarışmalardaki jürilerin rap konusunda doğru kişiler olduğunu düşünmüyorum. Bence o yarışmaların içine rap konulmamalı. Ayrı bir kategoride değerlendirilmeli. Kadınların her sektörde olduğu gibi rap müzikte de az olduğunu görüyoruz. Bu dünyada da böyle. Kadın rap’çiler müzik piyasasını tercih etmiyor, belki hayat şartları bilemiyorum ama kadınsınız, konuşuyorsunuz; bunun tam birleşimi rap müzik. Bunun için cesaretlendirilmeliler.

 

“Yok âlemde pek bir dengim, hep bak piyasaya hepsi zengin” diyorsun şarkında. Bu kime?

Aslında ‘Başkan’ şarkısı piyasaya giriş, bir gövde göstergesi. Tam manasıyla bu. Yoksa bir şahsa değil. Hâlâ burada olduğumu hatırlatmam lazımdı. Çünkü bu albümü yaparken sıfırdan başlıyorum. Piyasaya baktığınızda paralar dönüyor, klipler.... Popüler müzik piyasasından bahsediyorum, eee pek bir dengim de yok.

 

 

Şarkılarını yaparken, kararlarında Ceza ne kadar etkili oluyor?

Sözlere asla müdahale etmez. Hatta başıma buyruk bile davranıyor olabilirim. Çok fazla işime karıştırtmayı da sevmiyorum. Belki bu durumdan da çok hoşnut değil ama beğenmese eleştirirdi. Sözlere karışmaz, bütünsel olarak şarkıyı eleştirir. Hatta en ağır eleştirileri kardeşi olduğum için bana yapıyor. İnsanlar “Yüzde 100 Ceza kontrolü altında gelişiyor her şey” diyorlar ama prodüktör olarak altına imzamı attım. O da beğendi, gurur duyuyor. Ondan bunu duymak için çabaladım. Zannedildiği gibi değiştirtmiyor, rap’te ona çok fazla yer yok zaten.

 

Ben sizin çocukluğunuzu merak ediyorum. Sen hep böyle dediğim dedik, başına buyruk biri miydin, aile arasında takma adın var mıydı mesela? Bir de ilk müziğe ilgi duyduğunuz seneler nasıldı?

Ailenin küçüğü... Bizim aramızda 5 yaş var. Çok eğlenceli bir çocukluk geçirdik. Sokakta oynayan, ağaçlara tırmanan... Ağabeyimin mahalle arkadaşlarıyla farklı bir ortamı vardı. Benim ayrı arkadaşlarım vardı, ip atlar, sek sek oynardık. Evde ‘Star Wars’ izleyen, bazen kavga eden tipik bir Türk ailesiydik. Müzik evde benden önce keşfedildi. Onun sayesinde ben de tanıştım. Tam küçük kardeş ağabeye özeniyor durumu... O da inandı ve güvendi ki beni destekledi.

 

Sen de rap müziğe ilgi duyduğunda ailenin tepkisi ne oldu?

Babam devlet memuru ve ilk başta ağabeyimin müzik yapmasını çok desteklemiyordu. Daha garantici yaklaştı, sigortalı iş, düzenli gelir gibi... Ama başarısını gördükten sonra destek oldu. Arkasından benim gelmem daha kolay oldu aile içerisinde. Bizim evde müzik her zaman vardı. Babam Jimy Hendrix dinlerdi. Ama rap müziği zor kabul etti. En büyük destekçilerimizden biri şu an.

 

‘Ben çok evlenebilecek biri değildim açıkçası’

 

Evlilik nasıl gidiyor?

Çok eğlenceli. Eşimle eskiye dayanan bir arkadaşlığımız var. Ben çok evlenebilecek bir insan değildim açıkçası. O da öyle. Fakat sonra o neredeyse ben de orada olmak istedim. “Biz evleniyoruz” dediğimizde bu durum ailemizde şok etkisi yarattı. Keyifli vakit geçiriyoruz. Eşim de zaten hip hop yönetmeni ve fotoğrafçısı. Benim yaptığım işten uzak birisi değil.

 

Ceza’ya çok benzetiyorum seni... Peki farklı yanlarınız neler?

Evet, aşırı benziyoruz. Ağabeyim çok merhametli, sakin, dünya iyisi bir insandır. Onunla ilgili fikir sahibi olabilmek için oturup konuşmanız lazım. Sanat anlamında da hayranlık duyduğum bambaşka bir durum var. Ben belki biraz daha sinirli olabilirim. Daha çabuk geriliyorum. O daha soğukkanlı.

 

Röportaj: Ekin Türkantos

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 1440

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7264

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2851

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1533

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 2578

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön