Simge Üngör'ün kaleminin ucundan anılar

Hep hatırlamak isteyeceğiniz anılarınız, hikayeleriniz, rüyalarınız, hayalleriniz Simge Üngör'e emanet.

İnsanların anılarını kağıda döken Simge Üngör

Balat'ta biraz siyah-beyaz biraz renkli bir dükkan. İçeri adımınızı attığınız zaman farklı anılar ve çizimler sizi karşılıyor. Ee tabii bir de sıcak gülümsemesi ile Simge... Gelin hep birlikte hem Simge'yi hem de yaptığı çizimleri 'simografi'yi tanıyalım. 

 

Tam zamanlı çalışıp aynı zamanda bir yandan da insan hikayelerinden tasarım yapmak zor olmuyor mu?

Zaman ayırma ve bir şeyi çok sevme ile alakalı. Çok mesaili bir işim yok. Cumartesi, pazar çalışmadığım için zaman ayırabiliyorum. Bir de çok az uyuyan bir insanım, geç saatlere kadar oturduğum için bir şeyler yazma ve çizme konusunda oldukça zamanım oluyor. İnsanlar 11, 12'de yatarken ben 2-3'te yatıyorum bu yüzden ekstra saatim oluyor. Geceleri ya yazıyorum ya çiziyorum... İşimin dışında kendimi mutlu edebilecek ve biraz daha yaratıcı neler yapabilirim diye düşündüm. Ve ortaya bu fikir çıktı.


 

İlk olarak nasıl başladın çizimlere?

İlk çizimler arkadaşlarıma yapmış olduğum hediyelerden çıktı. Bir iki tane çok yakın arkadaşıma yılbaşı hediyesi olarak yapmıştım. Onlar çok beğendi, sonra bu fikir "Başka birine yapsam nasıl olur?" olarak gelişti. Sonra ikinci bir soru ile devam ettim. "Başka birine nasıl yapacağım?" Çünkü kimseyi tanımadan etkileyici bir şeyler yapmak çok zor. 11 senelik arkadaşlarıma yaptığım için kolaydı, zaten hepsini bütün hikayelerde ben varım bizzat.
Sonra başka sorular ortaya çıktı. Özel sorular sorsak insanlar paylaşmak ister mi? Hep böyle minik minik ilerleye ilerleyerek çıktı. Her adımda iş kendi kendine ilerledi. Yaptığınız işi sevdikten sonra gerisi kolay oluyor. "Zamanım yok, hiçbir şeye zaman bulamıyorum" diyenlerden olmadım hiçbir zaman. Her zaman istediğim şeye zaman yaratırım.

 

Aslında bu zamanda dijital çağın içinde kalıcı bir şey yapmak bu çok önemli bir şey. Kalıcı olmaya ihtiyacımız var.

Evet kesinlikle. İnsanlar kendi hikayelerini anlatıyorlar ki o zaten anlatmak istedikleri güzel anılar oluyor. Ya da çok sevdikleri bir insan için hediye yaptırmak istiyorlar. Günün sonunda bana gelen tüm anılar harika oluyor. Oraya gittik, buraya gittik, şurada tanıştık, o bana böyle hitap eder, şu film bizim için özeldir, ben ona kolye aldım, o bana şunu aldı gibi özel anılar... Mesela biraz önce bir müşterimden bir mesaj geldi. Hediyeyi erkek arkadaşına vermiş, "Duygularını asla belli etmeyen bir eşim var Simge Hanım, adam neredeyse ağlayacaktı, inanamadım" dedi. O kadar duygusal mesajlar var ki... İnsanların bana bu şekilde geri dönüş yapması inanılmaz mutluluk veriyor.

 

İnsanlar daha çok kimin için yaptırıyorlar çizimleri?

Ağırlıklı olarak eşler, sevgililer birbirleri için yaptırmak istiyor. Arkadaşlar birbirine, öğrenciler hocalarına, çalışanlar patronlarına, çocukları anne ve babaları için yaptırıyorlar.

 

Peki hiç üzgün bir anının çizilmesini istedi mi?

Üzen demek doğru olmaz aslında. Çünkü insanlar üzüldüğü anıları hatırlamak istemez. Ama mesela kaybettiği sevdiklerinin çizilmesini isteyebiliyorlar.

 

 

Çizimlerin en zor yanı ne oluyor?

Çizim yaptırmak istedikleri kişileri hiç tanımayanlar için zor oluyor. Biri gelip, "x bir kişiye resim çizdirmek istiyorum" diyor. "Sevgiliniz mi?" diyorum. "Evet" diyor ama aslında hakkında hiçbir şey bilmiyor. Belli ki daha platonik. E şimdi ne çizeceğiz?  Henüz yaşanmışlık yok daha ortada. Hikaye olmayınca biraz kilitleniyorsunuz. Bakıyoruz sonra sosyal medyadan, neler paylaşmış, ne seviyor. Böyle durumlarda daha fazla araştırma kısmı işin içine giriyor.  

 

Çizimi beğenmeyen oldu mu?

Bugüne kadar hep insanlardan ekstra coşkulu dönüşler aldım. Harika şeyler duydum, güzel arkadaşlar edindim. Bu dönüşümler de çok eğlenceli oluyor. O yüzden hiç sıkılmıyorum.

 

Çizimleri aldıktan sonra kişilerin geri dönüşü nasıl oluyor?

Resmi aldıktan sonra neredeyse tamamı mutlu ve pozitif geri dönüş yapıyor. Bu süreçte oldukça fazla telefonlaşıyoruz müşterilerimle. Çünkü bazı detayları bilmem gerekiyor.  Mesela, Roma'ya gittiklerinden bahsetmiş biri, çok eğlenilmiş. Tamam  ama ben Roma'da Pisa kulesini mi çizeyim yoksa sarayı mı? Öyle bir sembol çizersiniz ki bir bakarsınız oraya hiç gitmemişlerdir veya orada kötü anıları vardır. O yüzden hep onlara soruyorum. Öyle mi yapayım? Böyle mi yapayım? O süreçte tabii arkadaş oluyoruz. Sonuçta özel şeyler paylaşıyoruz. Bir keresinde çizimi yaptım, büyük boy bir çalışmaydı. Anılarla doldurduk, harika oldu resim. Tam teslim edeceğim, müşterimden bir moralsiz ses  "Ayrıldık biz" Ben de onların hikayeleri ile beraber yaşadığım için, neredeyse onlar kadar üzüldüm. Neyse ki barıştılar

 

Sadece hediye amaçlı çizimler oluyor? Farklı isteklerle gelenler oluyor mu?

Barışma amaçlı hediye yaptıranlar oluyor. Çok beklentiye girmedikten sonra, güzel, daha orijinal şeyler gelsin diye bekliyorum. Sürreal, rüyalarımı anlatayım ya da hayal ettiğim insan gibi fikirler de gelinsin istiyorum bir yandan. Bir defasında, bir kişisel deneyim uzmanı ile tanıştık. "Olmak istediğim insanı çizmenizi istiyorum"dedi. Kendisi TED Talks'a konuşmak istiyormuş, kendini zirvede hayal eden biri... Mesela, böyle bir kompozisyon yaptık. Hiç olmadığı gibi… Tamamen hayal gücüne dayalı. Böyle şeyler de geliyor bunlar daha eğlenceli aslında. Çünkü daha çok yaratıcılığını kullanabiliyorsun.

 

 

Mesela, siyah çerçeveli olan çizim benim rüyam.  Sabah uyanınca aklımda kalanları çizdim. İzlediğim filmlerden semboller var, David Lynch'inden Totoro’suna kadar bir sürü figür var. Başka bir çizimimi poster olarak kullanıyorum. O benim günlüğüm gibi. Hayatımın bir döneminde, ofiste olanlar, ailemde olanlar, sevindiğim, yaşadığım, kızdığım her şeyi günlük tutar gibi çizmişim. Yazmıyorum da çiziyorum... O nedenle posterim benim için önemli. Üretme fikrimin geliştiği 2 aylık bir dönemimi simgeliyor. 

 

İnsan hikayelerinden başka ne tür hikayeler çiziyorsun?

Çizimleri insan hikayelerinden başka biraz marka hikayelerine de dönüştürmeye çalışıyorum. Bir restoran, bir kafe ya da bir holding... Bir kuruluş öyküsü gibi.  Kim kurmuş? Ne zaman kurmuş? Değişen logoları hangileri? Nerden nereye gelmiş. Çizimleri dijital kalemle de çizdiğim için dekorasyon ya da promosyon amaçlı bir ürüne dönebiliyor. O da büyük avantaj tabi. İsterseniz t-shirt yapalım isterseniz duvar kaplayalım…

 

Bir hikaye ya da çizim ne kadar sürüyor?

Çizimleri boyut boyut yapıyorum. En küçük boyut 25x25, iki günümü alıyor. Boyut için sınır yok, duvar bile kaplanabilir. Tek ihtiyacımız olan içerik. Büyük boyutlarda anlatılacak ve hikaye edilecek şeylerin çok detaylandırılması gerekiyor. 2 günden 15 güne yayılan bir süre çalışılan boyutların ve bitme süreleri.

 

 

Hangi ünlüler için çizim yaptın?

Arzu Sabancı ve Armağan Portakal için çizdim. Bir arkadaşım Deniz, Armağan Portakal’a Simografi’den bahsetmiş. Armağan Portakal eşi Fatih Portakal için yaptırdı. Anıları çok iyi dile getirmek de başka bir özellik. Armağan Hanım, Fatih Bey’le olan hikayelerini nefis ifade ettiği için harika bir iş çıktı ortaya. Hikayeleştirmek ve detaylı anlatmak işi güzelleştiriyor. Aslında bir bakıma esas marifet hediyeyi yaptıranda diyebiliriz.

 

Çizimleri yapmadan önce nasıl bir çalışma içerisine giriyorsun? Kendi hikayemi ya da anımı çizmeni istesem ilk sorduğun soru ne oluyor?

“Kendinle ilgili bana ilk anlatmak isteyeceğin anın ne?” diye soruyorum. Seni sen yapan özelliğin ne? Güler yüzlü, neşeli, içe-dışa dönük... Meraklarını soruyorum. En çok ilgilendiğin şeyler? Herkesin bir çırpıda senin için söyleyebileceği 3 şey ne olurdu? Kendimden örnek veriyorum: 
Benim; neşeli, yazar-çizer, motosiklet sever. "Senin bu üçlün nedir?" diye soruyorum.
Mutlaka bir şeyler çıkıyor ortaya.

 

Fotoğraf haricinde başka istediğin materyaller var mı?

Olmuyor çünkü sorduğum temel  sorularım var. Bu sorulardan da ilerleyebiliyorum bazen. Eğer sadece mail ile ulaştıysan, görme şansım yoksa doğal olarak bunlardan başlıyorum. Hediye yapacağımız kişi kim? Lakabı var mı? Onu nasıl tanımlarsın? Evi nerde? İşi yeri nerde? Memleketi neresi? Tuttuğu takım? vb. gibi. Bu karşı tarafı tanıyabilmek adına sorduğum sorular. Çünkü ne yaparsam yapayım, senin sevdiğin filmi, şarkıyı, konseri  bilme ihtimalim yok.

 

Slogan olarak 'Siz anlatın ben çizeyim', bir de 'kalemin ucunda anılar'...

Ciddi bir şey yazdığım zaman çok zorlama oluyor gibi geliyor bana. Çok reklam ağzı yazamıyorum. Benim için önemli olan net mesajı vermek. Karışık dramatik vaatçi metinler benlik değil. Sloganım sloganvari olmasın, kendi içinde açıklayıcı olsun istedim. Böyle çıktı. Armağan Portakal çok güzel ifade etti. O da kelimelerle ilgileniyor tabii doğal olarak. "Çizmeden önce anlamamıştım ama resme bakınca ne olduğunu anladım. Kalemin ucunda anılar. Hakikaten kalemin ucunda anılar" dedi.

 

 

İnsanların hayatına dahil olmak nasıl bir duygu? Bir anının parçası olmak duygusal olarak ne ifade ediyor?

Bir kere çok ufuk açıyor. Bana duygusal olarak çok pozitif şeyler katıyor. Modun ne olursa olsun Santorini’ye gidip orada kelebeklerle fotoğraf vermiş bir dolu gülen insanı resmediyorsunuz. Bir insanın ne kadar canı sıkılabilir ki... Mesela, kültürel olarak  da katkısı olabiliyor. Hediyeyi alacak kişi bir kitap okumuş ve o kitaptan bir alıntı yapmış. Alıyorsun kitabı okuyorsun, merak ediyorsun. Dünyanın bir ucundan bir ucuna gidenler var. Bazılarının hayatı çok renkli gerçekten. Bende de güzel birikim de oluyor. Daha sonra resim yaptıranlar ya da resimlerini yaptığım insanlar Fener’de atölyemde beni ziyarete geliyor.

 

Biraz kitaptan bahsetmemiz gerekirse, Vampirle Görüş-me kitabın nasıl ortaya çıktı?

Yazdığım kitap aslında bir ara yazdığım blog yazılarından ortaya çıkmış bir kitap. Ben uzun süre serbest çalıştım. Şu an enteresan bir şekilde istikrarlı olarak 4-5 senedir aynı yerde çalışıyorum. 6-7 sene önce bu durum biraz farklıydı.

İstanbul’a geldikten sonra epey bir süre iş aradım. Çok seri bir şekilde iş görüşmesi yapıp, "Bu da olmadı" diyerek çıkıyordum.
Herkes "Simge sen de bir sıkıntı olmasın sakın? Bu da normal değil" demeye başlamıştı. Görüşmelerde başıma abuk sabuk şeyler geliyordu, yani işe girmek değil girmemenin normal olduğu cins. Absürt hikayeler oluşmaya başlayınca.
"En iyisi, ben bunları yazayım da belki okuyan olur" dedim.

Vampirle Görüş-me! tamamen iş görüşmelerimden oluşan hikayelerden oluşuyor. 17 tane işe girilemeyen iş görüşmesi... Daha kapısından reddedildiğim veya benim görüşmeyi hızlıca terk ettiğim reklam sektörüne ait iş görüşmeleri.
Bu arada şaka maka iş görüşmesine gideceklere epey tüyo veriyorum. Yararını gördük diyenler oldu.

 

Şimdi yavaş yavaş ikinci kitaba başladım.  Yenisi,Vampirle Çalış-ma! olacak. Serinin ikincisinde iş hayatımın yaşadığım şeylerle devam edecek kitap. Anlatım dili olarak hakaret, küfür içermeyen tamamen dalga geçen bir dilim var. Olduğu gibi anlatıyorum olayları. Tamamen objektif 

 

Kitapla ilgili hayalim, daha çok kişiye erişmek ilk olarak, daha sonra da bir projeye dönüşmesi elbette. Hayatta sürprizlerin oluşması için kendinize ait payı hazır bulundurmanız gerekiyor. Benim felsefem bu. ‘Yapacağım’ değil, ‘Yap, kenarda dursun” Zamanı geldiğinde hazır olabilirsiniz bu şekilde.

 

Röportaj: Merve Kaya

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 1517

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7273

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2861

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1538

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 2581

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön