Ali Sunal ve Ezo Sunal röportajı

Bayram sohbeti için bir araya geldiğimiz Ezo Sunal ve Ali Sunal, “İnsan ailesini seçemiyor, biz şanslı çocuklarız” diyor ve ekliyor: “Sırt sırta verebilmek, hayatı beraber göğüsleyebilmek çok güzel!”

‘Hayatı beraber göğüslemek, sırt sırta olmak güzel!’

Pek çok dost ortamının havasını birlikte solumuşluğum var Ezo Sunal ve Ali Sunal’la... Daha önce defalarca ayrı ayrı röportaj yapmışlığım da var kendileriyle. Bu bayram bir ilke, az sonra okuyacağınız ‘çok sevdiğim 2 kardeş bir arada’ röportajına vesile oldu. Wyndham Grand İstanbul Kalamış Marina Hotel’in terasındaki Jigger Roof Bar’da buluştuk. Tüm samimiyetleriyle abi-kardeş ilişkilerini anlattılar bana... “Kardeşlik ne güzel şey!” dedirterek su gibi aktı zaman. Bu bayramın hepimize kan bağıyla olsun olmasın kardeşliğin ne güzel şey olduğunu hatırlatması dileğiyle... Buyurun sohbetimize...

 

ALİ SUNAL'IN INSTAGRAM PAYLAŞIMLARI Kemal Sunal'ın oğlu Aziz Ali Sun... ALİ SUNAL: ÖĞRENMENİN YAŞI YOK Ali Sunal ile çok özel...

 

‘Seyirci de biz de rehabilite oluyoruz’

 

Önce ‘Güldür Güldür Show’ ve ‘Güldüy Güldüy Show Çocuk’tan konuşalım. Ali için sezon kapandı, senin içinse yeni sezon açılıyor Ezo...

Ali Sunal: ‘Güldür Güldür Show’ çalışırken keyif aldığımız bir iş. Bunun sahneye ve ekrana da yansıdığını düşünüyorum. Kulisimizde, hazırlığımızda hep kahkaha sesleri var. Seyircimizi de bizi de rehabilite eden bir iş, tedavi gördüğümüz bir yer. Çekim olmadığı günlerde “Olsa da kendimizi oraya kapatsak, dışarıda yaşadığımız huzursuzluktan kurtulsak” diyoruz.

 

Ezo Sunal: ‘Güldür Güldür Show Çocuk’ da bende aynı hisleri yaratıyor. Kale gibi. Kuliste “Burada bana bir şey olmaz” hissiyle doluyorum. Çocuklar, insanı daha iyi biri olmaya yönlendiriyor. Bir derdin olduğunda biri yanağına öpücük konduruyor, geçiyor mesela. Çok komikler. Kulisimizdeki sohbetlerini, oyunlarını, ezber yapma anlarını hayranlıkla izliyorum. “Ezo Abla öyle deme, böyle dur” diye beni çalıştırdıkları da oluyor.

 

 

‘Romantikliği Ezo’yla öğrendim’

 

Sizin çocukluğunuz nasıldı? Nasıl bir ilişkiniz vardı?

A.S.: Ezo sen başla, cevap hakkı doğur da ona göre konuşayım.

 

E.S.: Büyüdükçe iyice kıymeti biliniyor, insanın abisinin olması çok güzel! Küçük kız kardeşim olsun istemezdim.

 

Niye?

E.S.: Benden dolayı. Kendi küçüklüğümü hatırladıkça “Ayyy!” diyorum.

 

A.S.: İnsanın kendisini bilmesi büyük erdem. Ben de küçük kız kardeşim olsun istemezdim ama kader işte!

 

E.S.: Şut ve gol! Çocukluğumuz çok zıttı, ondan böyle diyor.

 

A.S.: Ezo çok yaramazdı! Kendi haline bıraktığında hiç durmazdı. ‘Star Wars’ canavarları gibi korktuğu birkaç oyuncağım vardı, onlarla oynatıyordum Ezo’yu, başka türlü durma imkânı yoktu. Zaman zaman oyunu konsepte oturturduk, mesela Ninja olurduk. Bir de o zamanlarda saçıyla, makyajıyla, rolüyle oyuna uyardı. Onun dışında Ezo’yu durduramazdık. Ben de aksine çok sakin bir çocukmuşum. Düşünce bile ses çıkarmazmışım. Misafirlikte unutulmuşluğum bile var, o derece!

 

Bir çocukluk fotoğrafınıza denk gelmiştim Instagram’da. Ezo yüzünde makyajla örgü örüyordu...

E.S.: Hep öyleydim işte! Bir şeyler sürmeye bayılıyordum. Gıcık ve bilmiştim. Yazık, bana katlanıyordu ev ahalisi! Annem “İlk sen olsan ikinciyi doğurmazdım. Ali’den 50 tane bakılır ama sen zordun” der. Ali’den çok şey öğrendim. Yeniden dünyaya gelsem yine abim o olsun isterdim. Hadi sen de benim için güzel bir şey söyle ya!

 

A.S.: Ezo da iyi ya, fena değil! Standart bir kardeş işte! Şaka şaka! Ben romantikliği Ezo’nun doğumuyla öğrendim. Doğduğu gün çok heyecanlanmış, anneme ortancalar almıştım. Hayatımda aldığım ilk çiçekti.

 

 

‘Ben jilet gibiydim , Ezo oyuncak bebek’

 

Peki çocukken bayramlar nasıl geçerdi evinizde?

A.S.: Bayramı coşkuyla yaşardık. Bayramın özellikle ilk gününe çok önem verilirdi. Çekirdek aile olarak sabah ilk iş küçükler büyüklerin elini öperdi, harçlıklar alınırdı. Sonra bir de geniş aile olarak ailenin en büyüğü neredeyse orada toplanırdık. Ben hep jilet gibiydim! Ezo da dantelli, fırfırlı elbiseleriyle ve şapkalarıyla oyuncak bebek gibiydi.

 

E.S.: Annem çok özenirdi. Hâlâ duruyor o kıyafetler.

 

 

‘Hep beraber oturduğumuz masaları çok özlüyoruz’

 

Bu bayramı nasıl geçireceksiniz?

Ali Sunal: Mutlaka çok şık bir masada yemeğimiz ve bayramlaşmamız olur, annem çok önem verir buna. Ama artık harçlık yok, sadece öpücük var.

 

Bayram sofranızın olmazsa olmazı yanifavori yemeğiniz nedir?

Ezo Sunal: Annemin patlıcanlı, patatesli, biberli, domates soslu ve sarımsaklı kızartması çok meşhurdur. Başlıca bayram yemeğimiz kızartma!

 

A.S.: Bir de laf arasında “Şu yemeği özledim” dediysek o yemeği de mutlaka görürüz sofrada. Annelerin hakkı ödenmez ya!

 

E.S.: İnsan anne-babasını, ailesini seçemiyor. Büyüdükçe çok daha iyi anlıyoruz, biz çok şanslı çocuklarız. Aile bağlarımız her zaman çok güçlü oldu, aramızda büyük bir sevgi var. Bunun değerini bilmek gerekiyor.

 

A.S.: Aile bağlarının gerçekten var olduğu bir ortamda büyüdük. Sadece bayram masalarını değil, hep beraber oturduğumuz tüm masaları çok özlüyorum, çok özlüyoruz.

 

 

‘Bir yanımız hep buruk, hep kırık dökük’

 

Ben bayramların birlikte paylaştığımız sevincini çok özlüyorum. Bir de Yeşilçam filmlerindeki güzel insanları, bizi buluşturdukları duyguları...

Ali Sunal: O filmlerdeki insanları ben de çok özlüyorum. O filmlerin en büyük sırrı çok samimi duygularla yazılmış, çekilmiş, oynanmış ve servis edilmiş olmalarıydı. Bu yüzden o insanlar aramızdan ayrıldıklarında ailemizden insanlar eksiliyor gibi oluyor. Bize çok değerli eserler bıraktılar.

 

Geride bıraktıkları filmler yeniden sevgide, saygıda, hoşgörüde buluşabilmeye dair umut oluyor bize. Ben her izlediğimde “Özümüz bu, mutlaka hatırlayacağız” diyorum.

A.S.: O filmlerde kalbi taş bağlamış adamlar bile sonunda dostluğun, sevginin önemini anlayıp ders çıkarıyordu. Bizim de bundan bir ders çıkarmamız gerekiyor galiba. Toplum olarak biraz keyfimiz kaçık. Çok badireler atlattık ve atlamaya çalışıyoruz. Özel günler çok değerli ama bir yanımız hep kırık dökük, buruk. Hem herkes ailesinin içinde bir acı yaşıyor, hem de toplum olarak genel acılar yaşıyoruz. Her yediğimiz yumrukta ayağa kalkmasını biliyoruz ama muhakkak bir yara da alıyoruz. Haklısın, eskiden bayramların heyecanı başka oluyordu. İnşallah bu bayram, hep birlikte coşkuyla, huzurla kutladığımız o bayramların habercisi olur. O coşku içimizde var zaten, bizim insanımız o coşkuyu gözünün ışığından, kalbinden kaybetmez. İnşallah o coşkuyu dışarıya da yansıtacak hale yeniden geliriz, yaralarımızı sararız.

 

Röportaj: Ece Saruhan

 

Kemal Sunal klasikleri
+10
Hababam Sınıfı (1975) Yönetmen: Ertem Eğilmez İnek Şaban   İşte Türk sinemasına damgasını vuran Hababam Sınıfı efsanesinin doğduğu film! Başarıda Kemal Sunal’ın canlandırdığı İnek Şaban karakterinin payı elbette çok büyük. “Şaban” bu tarihten sonra neredeyse bir “marka” haline geldi. Ayrıca Şener Şen’le birlikte bu filmde Türk komedi sinemasının en unutulmaz çiftlerinden birini oluşturduklarını da unutmamak gerek.

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7174

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2810

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1524

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 2558

  • Patates tost tarifi!
    Patates tost tarifi!

    Süresi : 01:11 İzlenme : 6988

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön