Hülya Koçyiğit: Fesatlık şiddeti doğurur

Hülya Koçyiğit, büyük rol, küçük rol ayrımı yapmayacağını belirterek 54 yıllık deneyiminden faydalanmayan yeni sinemacılara sitem etti.

Hülya Koçyiğit: Fesatlık şiddeti doğurur

Hülya Koçyiğit... 54 yıllık kariyerinde hakkında söylenmesi gerekenler söylendi, yazılması gerekenler yazıldı. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanarak Türk sinemasının ilk uluslararası ödülünü alan ‘Susuz Yaz’la başladığı oyunculuk kariyerini adeta ilmik ilmik ördü. Koçyiğit, 54 yıllık deneyimini günümüzde kullanamayışının üzüntüsünü yaşarken, yeni sinemacılara sitem ediyor. Büyük rol, küçük rol hesabı yapmayacağını dile getiren sanatçı, birlikte birçok kez başrolü paylaştığı Ediz Hun’un, kendilerine önerilen komedi filminin afişinde adının önce yazılması talebini yadırgadığını belirterek “Gereksiz bir çaba” dedi.

 

‘Fesatlık şiddeti doğurur’

Toplumsal sorunlara olan yaklaşımıyla bu yönde her zaman ön planda olan Hülya Koçyiğit, şiddetle iç içe yaşayan dünyanın derdinin, herkesin kendi tabağına değil başkasının tabağına bakması olduğunu dile getirerek uyardı: “Kıskançlık fesatlığa, fesatlık da şiddete yol açar.”

 

SİZİ EN İYİ HANGİ AKTRİS OYNARDI? Kişilik yapınıza, alışkanlıkları... HAFIZANIZDAN SİLİNMEYEN YEŞİLÇAM GÜZELİ HANGİSİ?

 

Hülya Koçyiğit’in toplumsal karşılığını hangi kelimelerle ifade edersiniz?

Vay anasını. İnsanın kendisinin toplumsal karşılığının ne olduğunu belirlemesi zor tabii ama toparlamaya çalışayım. Hülya Koçyiğit, erdemli, akıllı, her daim sosyal yaşamın içinde olan, Cumhuriyetin kazanımlarını saygıyla sahiplenen, kadının statüsünü eşit olarak yaşayan ve yaşanmasını isteyen, aile değerlerine saygılı, vatan sevgisi hep ön planda, bireyci değil toplumcu bir düşünce yapısına sahip biri. Bunları söylerken gördüğün üzere çok utandım.

 

‘Herkes önündeki tabağa baksın’

 

Oldum olası kadın sorunlarına değiniyorsunuz. Günümüzde kadınların en elzem sorunu nedir?

Kadın konusu bütün meslek yaşamım boyunca en önemli konum olmuştur. Kadının toplumdaki yeri, eğitimi, iş hayatındaki aktifliği benim için hep çok önemli meseleler olmuştur. Kadınların sorunlarını ele alan filmlerimi ayrı tutarım. Yıllar içinde kadının statüsü açısından elbette gözle görülen önemli kazanımlar elde edilmiştir ama kadınların hâlâ şiddet görmeleri en önemli sorun. Bu toplumsal yara bir türlü iyileşmedi. Sadece ülkemizde değil, kadınlar bütün dünyada şiddete maruz kalıyor. Zaten bütün dünyada topyekûn bir şekilde şiddete eğilim söz konusu. Sadece kadınlara yönelik şiddetten söz etmiyorum. Genel şiddetten söz ediyorum.

 

Sizce dünyanın derdi nedir?

Ne yazık ki insanı insan yapan merhamet, şefkat, sevgi, saygı, nezaket ve empati yapmada zedelenmeler yaşanıyor. Bu zedelenmeler insanın içindeki şiddet dürtüsünü harekete geçiyor. Bunun sonucunda da kişisel silahlanma artıyor.

 

Bu özellikler neden zedeleniyor?

Bunun açıklaması zor. Teknolojinin büyük bir etken olduğu söyleniyor. Teknolojinin yaşantıları daha çok gözler önüne sermesi, kıskançlıktan doğan fesatlık gibi ilkel duyguları daha çok tetiklenmiş olabilir. Ne yazık ki önündeki tabağa değil başkasının tabağına bakılıyor. Kişi tabağında ne olursa olsun başkasının tabağındakinden istiyor. Onu elde etmek için de uğraşmak, çalışmak, emek harcamak yerine fesatlık yapılıyor. Fesatlık da insanı şiddete başvurmaya yönlendiriyor. Kıskançlık fesatlığa, fesatlık da şiddete yol açar. Oysa herkes tabağındakinin kıymetini bilmeli. Kendisine yetersiz geliyorsa hakkıyla elde etmek gibi bir erdeme sahip olmalı. İşte o erdem insanlığı şiddetten uzaklaştırır. Bunun yanı sıra dünya nüfusun hızlı artışı da durmadan artan şiddetin ana nedenlerinden biri.

 

 

‘Algı operasyonu beyhude bir çaba’

 

Nüfusla nasıl bir ilgisi vardır?

Dünyanın nüfusu 8 milyar. Peki kaynaklar bu kadar çok insan için yeterli mi? Güçlüler güçsüz olanları yok ederek mevcut kaynaklardan kendisine daha çok pay istiyor. Ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyada bunun örneğini en güzel şekilde görüyoruz. Güçlü bir ülke ve aklı başında bir toplum olduğumuz için şükürler olsun kurulan tuzaklara düşmedik. Ülkemiz adına yürütülen ‘Orası terör ülkesi’ şeklindeki algı operasyonu da sonuç vermeyecek. Geçen gün bir gazetede okudum. 2 milyonun üzerinde turist erken rezervasyon yaptırmış. Algı operasyonu beyhude bir çaba.

 

Yılın yarısında neden Londra’da yaşıyorsunuz?

Abartma istersen. Yılın yarısı Londra’da yaşamıyorum. Önce kızım Gülşah’ın daha sonra da torunlarım Neslişah ile Aslışah’ın orada eğitim almalarından dolayı zaman zaman gittiğim bir yer. Ayak alışkanlığım olduğu için gidiyorum. Bir de konuşabildiğim tek yabancı lisan İngilizce olduğu için orada rahat ediyorum.

 

Diyelim ki Hülya Koçyiğit değil de bir hayranısınız. Hangi konuda sitem edersiniz?

Sağlığına dikkat etmediği için sitem ederim.

 

Sağlık durumunuz nasıl? Neden dikkat etmiyorsunuz?

Bilindiği gibi akciğerlerimde sorun var. Tedavi için ABD’ye gitmiştim. Ameliyat olmam gerektiğini söylediler ama ben korkuyorum. O nedenle de bıçak altına yatmayacağım. Çünkü akciğer ameliyatı ağır bir operasyondur. Mayısta bir kez daha kontrole gideceğim. Sağlığıma dikkat etme konusunu es geçelim. Sanıyorum bir de mesleğim konusunda aktif olmadığı için sitem ederdim.

 

Neden aktif değilsiniz?

Eşim Selim (Soydan) ile Gülşah Film adında bir yapım şirketimiz var. O şirket için zamanında büyük emek verdik, uzun yıllar da adamakıllı filmler çektik. Sanıyorum bizim yaşımızdaki kişiler bir işle o güne kadar yaptıklarına gölge düşürme riskine fazla girmiyor. Bu nedenle olağanüstü seçici davranıyorum. Sağolsun Selim’in de etkisi büyük. Selim’in telkinleri de beni oyunculukta akti olmaktan çıkarmış olabilir. Bilemiyorum.

 

Selim Bey, artık oyunculuk yapmanızı istemiyor mu?

Selim, artık kendime ve kendisine daha çok zaman ayrılması gerektiğini düşünüp ‘Artık benim için, kendin için ve ailen için yaşamalısın’ diyor. Hatta bana sık sık ‘Ben sana tamamen ne zaman sahip olacağım’ diye söylenip durur. Belki de zamanlamayı beceremiyorum.

 

Türkan Şoray, Filiz Akın ve Fatma Girik ve siz isimlerinizi güncellerken aktif değilsiniz. Çalışmak mı istemiyorsunuz yoksa sektör sizi istemiyor mu?

Sadece bizden kaynaklandığını düşünmüyorum. Nedense günümüz Türk sinemacıları gerçekten şaşaalı yıllar yaşamış, halkla çok fazla iç içe bütünleşmiş olan bizleri bir köşeye itekliyor. Evet, benim de bir yapım şirketim var. Bana ‘Kendi şerketinle film yap’ denebilir ama işin içyüzü öyle değil. Benim kendi şirketimle film yapmam zor ama yeni sinemacıların bir projesinde yer almam hiç de zor değil.

 

 

‘Ediz Hun’u yadırgadım’

 

Filmlerde büyük rol, küçük rol hesabı yapar mısınız?

Hayır, yapmam. Benim için rolün büyüğü küçüğü değil, etkisinin ne olduğu önemli. Canlandıracağım karakter eğer senaryonun içinde etkin bir karakter değilse, o zaman doğal olarak bana cazip gelmiyor. Çünkü o rol için bana neden gereksinim duyulsun? O karakteri herkes canlandırabilir.

 

Belki de yeni sinemacılar isimlerinizin büyüklüğünden çekiniyorlardır...

Elindeki esere güvenen, kendine inanan bir yapımcı veya yönetmen asla çekinmemeli. Mutlaka teklifini yapmalı onun değerlendirmesini bizler yapmalıyız. Tabii ki her senaryoyu kabul etmem söz konusu değil ama yine de deneyimlerimle onlara katkıda bulunabilirsem ne mutlu bana.

 

Ediz Hun ile birlikte bir filmde rol alacaktınız. Sonra afişte kimin adının ilk olarak yazılacağı yönünde bir tartışma çıktı... Neler oldu?

Ediz Hun ile beni yıllar sonra tekrar bir araya getirmek istediler Kendisi sinemada birlikte en çok film yaptığım aktör arkadaşımdır. Komedi ağırlıklı bir senaryo getirdiler. Senaryo güzel, yönetmenin ilk filmi ama parlak bir şey düşünmüş. Hazırlıklar yapılırken durduk yere afişte isim tartışması çıktı. Ediz Hun, afişte ilk olarak kendi adının yazılmasını talep etmiş. Bu da bana biraz tuhaf geldi. Yadırgadım açıkçası.

 

‘Yeni nesil oyuncular kıymet biliyor'

 

Birçok yeni nesil oyuncu sizi idol olarak görüyor. Siz hangi yeni nesil oyuncunun yerinde olmak isterdiniz?

Hepsinin yerinde olmak isterdim. Çünkü çok şanslılar. Daha geniş olanaklara sahipler. Kendilerini gösterme alanları geniş. Bir de bizim dönemimizde toplum daha mazbuttu. Şimdi daha toleranslı bir topluma sahibiz.

 

Yeni nesil oyuncular elindeki olanakların kıymetini biliyor mu?

Biliyorlar, çoğu mesleklerini son derece ciddiye alıp başrol oynadığı halde eğitim olanaklarının peşinde koşuyor. Gerekirse eğitim için yurt dışına gidiyorlar. Bu da kendilerini yetiştirme adına son derece hoş. Takdirlerimi sunuyorum.

 

Röportaj: Mehmet Çalışkan,

 

Hülya Koçyiğit'in evi
+7
Hülya Koçyiğit'in kendi elleri ile dekorasyonunu yaptığı harika evi...

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Kadınbudu kaplama tavuk!
    Kadınbudu kaplama tavuk!

    Süresi : 01:44 İzlenme : 1826

  • Bu yiyecekleri ısıtmayın!
    Bu yiyecekleri ısıtmayın!

    Süresi : İzlenme : 1655

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 3291

  • Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?
    Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?

    Süresi : 01:42 İzlenme : 1590

  • Tost makinasında cips nasıl yapılır?
    Tost makinasında cips nasıl yapılır?

    Süresi : 01:11 İzlenme : 6394

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön