Mehmet Günsür: ‘Roma’da İstanbul’daki kadar tanınmıyorum’

Ferzan Özpetek’in son filmi ‘İstanbul Kırmızısı’yla sinemaseverlerin karşısına çıkacak olan Mehmet Günsür, Instyle Men Dergisi’nin haziran sayısına kapak oldu. Şu sıralar ‘Kanaga’ isimli internet dizisi çeken Günsür, kariyeri, İtalya’daki yaşamı ve ailesiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Mehmet Günsür: ‘Roma’da bu kadar tanınmıyorum’

Ferzan Özpetek’le ‘Hamam’da tanıştınız, bu başlangıcın sizin hayatınızda nasıl etkileri oldu?

‘Hamam’ı 1996 yılında çektik. Evet, o yıla kadar oyunculuk yapıyordum ama biraz hobi gibiydi benim için, restoran da işletiyordum ve müzik grubum da vardı. ‘Hamam’dan sonra, ‘Sadece bu işi yapsam iyi olacak sanırım’ dedim. Bu benim ilk sinema filmimdi. Bu filmden sonra Türkiye’de kaldım ve kendimi iş reddeden bir adam olarak buldum. ‘Hamam’, Ferzan’ın da ilk filmiydi. 13 Mayıs’ta motor demiştik, şimdi tam 20 yıl olmuş. Filmden iki sene sonra İtalya’dan bir tiyatro oyunu teklifi geldi, dört yıl turne yaptık.

 

Bundan önce tiyatro var mıydı hayatınızda?

Profesyonel olarak yoktu. Benim için çok acayip bir deneyim oldu. Dört sene süren turne sırasında bütün İtalya’yı dolaştık. Yıllar önce Sir Ian McKellen oynamış, onun için yazılmış bir roldü benim oynadığım. Sonuçta bu benim için ‘Hamam’la gelen büyük bir şanstı. Filmi çektik ve ben kendimi bir anda Cannes’da buldum, Vittorio Gassman beni tebrik ediyor falan, ayaklarım titriyor... Çok acayipti ve Ferzan için de öyleydi. Ne kadar da romantik bir şey aslında, tam 20 yıl sonra o yeniden İstanbul’a döndü ve bunca zaman sonra tamamı Türk oyunculardan oluşan bir kadroyla Türkiye’de çektiği ilk filmi, kitapla aynı, ‘İstanbul Kırmızısı’ ismiyle girecek vizyona.

 

 

Bu sürede dizilerde de tecrübeniz oldu, hep dikkat çeken işlerde yer aldınız. Bu bir şans mı?

Aslında ben bayağı seçiciyim. Tabii ailem olmadan önce daha da seçiciydim ama şimdi ailem olunca biraz daha toleranslı oldum, hayat devam etmek zorunda. Ama ‘seçici’ sıfatını tabii ki kendimde görüyorum.

 

‘Kanaga’ projesi nasıl çıktı ortaya?

Bu bizim çok heyecanlandığımız bir proje. Çünkü fikri tamamen kendi içimizden çıktı: Oturduk, yazdık, uygun zaman bulduk ve çektik. Biz diziyi başından beri üç sezon olarak planladık, ilk sezonun tamamını çektik, bir bölümü 15 dakikadan yaklaşık 15 bölüm. Şimdi sponsorlarla görüşmelerimiz sürüyor. Aslında ürün hazır ve bir an önce bunu insanlarla paylaşmak istiyoruz ama dedi- ğim gibi internet projesi olduğu için binlerce parametre var.

 

Nasıl bir hikâye izleyeceğiz?

Eğlendirirken, dünyaya, tabiata ve insana başka bir gözle bakmak için ilham vermek istiyor Kanaga’nın hikâyesi. Biraz Indiana Jones, biraz Martin Mystere, biraz egzotik, biraz paranormal bir hikâye ama çok da değil. Babasını arayan bir kahramanımız var, bir fizik profesörü, bu benim. Annesi ölüm döşeğindeyken 30 sene önce öldüğü sanılan ve dünya çapında ünlü bir arkeolog olan babasının hayatta olabileceğini söylüyor. Bunun sonucunda da bir arayış başlıyor.

 

‘Roma’ya kaymak götürüyorum’

Türkiye artık ailenizi ziyaret etmeye geldiğiniz bir yer gibi mi?

İstanbul benim doğup büyüdüğüm şehir. Benim şehrim yani, benim İstanbul’um. Tabii ki ailemi ziyaret etmek ya da iş için geliyorum gidiyorum ama o kopukluğu hiç hissetmiyorum. Oradayken burayı özlüyorum, buradayken de orayı özlüyorum ama iki tarafta da mutluyum.

 

Roma ve İstanbul’daki yaşam arasındaki en büyük fark nedir?

Ben çok şanslıyım ki İstanbul’da görünmez olabiliyorum: Metro kullanabiliyorum, saçlarımı önüme atıp kitap okumaya başlayınca kimse tanımıyor beni. Roma ise çok rahat, orada zaten İstanbul’daki kadar tanınmıyorum ama tanınsam bile oradaki meşhur olma kavramı biraz daha farklı.

 

Eşinizin İstanbul’la ve Türkiye’yle ilişkisi nasıl?

Türk kahvaltısını çok seviyor. Kaymak delisi mesela, bal kaymak yiyor. Sabahları Boğaz’da kahvaltı yapmayı çok seviyor. Ben her dönüşümde Roma’ya kaymağa kadar her şeyi götürüyorum yanımda. Geçenlerde buraya geldi, taksiciyi beş dakikalığına durdurup çiğ köfte almış. Taksici de şaşırmış, “Abla sen her şeyi biliyorsun” demiş. Bir de “Abi şuradan değil de buradan gidelim” sonra da “Taksiyi bir durdurursan çiğ köfte alacağım” demiş (gülüyor).

 

 

Röportaj:Mehmet Çalışkan

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Kadınbudu kaplama tavuk!
    Kadınbudu kaplama tavuk!

    Süresi : 01:44 İzlenme : 1837

  • Bu yiyecekleri ısıtmayın!
    Bu yiyecekleri ısıtmayın!

    Süresi : İzlenme : 1657

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 3301

  • Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?
    Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?

    Süresi : 01:42 İzlenme : 1590

  • Tost makinasında cips nasıl yapılır?
    Tost makinasında cips nasıl yapılır?

    Süresi : 01:11 İzlenme : 6405

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön