‘Mamma Mia! sadece sahneye ait’

Broadway’in en uzun soluklu, dünyanın en ünlü müzikallerinden “Mamma Mia!”, 16 yıldır 14 farklı dilde, yaklaşık 55 milyon kişi tarafından izlendi; yarına dek İstanbul’da olacak.

‘Mamma Mia! sadece sahneye ait’

Buluştuğumuzda önce ismimi doğru telaffuz edip etmediğinden emin olmak için birkaç sefer tekrarladı; “Sima, Sama, Sema” diye, sonra “Bak, çok konuşursak bizi sustur” deyip bir kahkaha attı Richard Standing, eşi Sara Poyzer’e imalı imalı bakarak... Heyecandan birbirlerinin sözlerini sık sık kestiler sohbet boyunca, anlatacak çok şeyleri vardı. İkilinin enerjisine hayran kalmamak elde değil. “Mamma Mia!” öncesi pek çok işte de beraber rol almış Sara- Richard çifti. Zaten birbirlerini de bu vesileyle tanımış, önce iş arkadaşı sonra hayat arkadaşı olmuşlar. Şimdi de “Mamma Mia!”da iki ana karaktere hayat veriyorlar, Sara Poyzer “Donna Sheridan”la, Richard Standing ise “Sam Carmichaels” ile seyirciyi büyülüyor dünyanın dört bir yanında. Düğününden önce babasını bulmaya çalışan Sophie’nin eğlenceli macerasının anlatıldığı ve efsanevi ABBA grubunun ölümsüz şarkılarıyla taçlandırılan müzikalde yerinizi kapın deriz.

 

Mamma Mia!”nın dünyanın her yerinde bu kadar sevilmesinin sırrı ne?

Richard Standing: İlk gününden bu yana şov, insanların sandığından daha da akıllıca sahneye konulmuş bir kere. Seyirci rahatlıyor, stresten uzaklaştığını hissediyor. Diğer taraftan aşk gibi herkesin kendinden bir parça bulabileceği konuları içeriyor olması şovu unutulmaz kılıyor. 40 yaşında biri için de 20 yaşında biri için de bir anlam ifade ediyor.

 

Sara Poyzer: Bir yandan da büyülü olan şarkılar. Defalarca aynı şarkıyı söylememe rağmen şarkılarından hâlâ keyif alıyorum. İzleyici için de öyle bence...

 

Richard Standing: Evet şarkılar yıllardır ezbere bildiğimiz şarkılar olsa da hikâyenin içinde hayat bulması, izleyici üzerinde güzel etki yaratıyor.

 

 

Seyirciyi şovun bir parçası haline getirmek için yaptığınız bir oyun var mı?

S.P.: Var evet. Her ülkeye gittiğimde onların dilinde “Bir şarkı daha ister misiniz?” ne demek diye öğrenir ve söylemeye çalışırım. Bir keresinde telaffuzum anlaşılmadı. Hong Kong’daki salonda tek bir kişi bile bana cevap vermemişti. Sizin dilinizde de söylemeyi öğrendim. Bakalım anlayabilecek misiniz, deneyelim... “Bir şarkı daha...” Anlaşılır söyledim mi?

 

Evet gayet anlaşılıyor. İstanbul size sessiz kalmayacak! En unutulmaz şov neredeydi peki?

S.P.: Güney Afrika muhtemelen. Ama en iyisi önümüzdeki yıl olacak. Doğduğum yerde sahne alacağız, bütün arkadaşlarım, ailem orada olacak. Şimdiden çok heyecanlıyım. “Merhaba Nottingham!” diyeceğim, eve geri dönmüş gibi hissedeceğim. O bugüne dek yapılmış en iyi gösteri olacak.

 

R.S.: Benim için de ilk şov unutulmazdı. O güne kadar bu denli büyük bir şovda yer almamıştım. Çok heyecanlandım. Bir de muhtemelen son kez sahneye çıktığım şov unutulmazlarım arasında yer alacak.

 

Tepkisiz izleyici sizi nasıl etkiler peki?

S.P.: Güney Kore izleyicisi inanılmaz tepkisiz ve sessizdi mesela. Çok şaşırdık ama saygıdandı elbette. Şehre göre değişiyor reaksiyonlar. İstanbul, şovun bazı bölümlerini çok eğlenceli buldu, bazılarına hiç tepki vermedi ki bu espri anlayışından, kültürden kaynaklanıyor ve çok normal. Şu ana kadar başaramadım ama İstanbul izleyicisini şovun sonunda ayağa kaldırmak istiyorum. İşte o zaman “Mamma Mia”dan gerçek anlamda keyif aldıklarına inanacağım.

 

Sahneye çıkmadan önce mutlaka yaptığınız herhangi bir şey var mı?

S.P.: Her defasında aynı ısınma egzersizlerini ve eğer vaktim varsa meditasyonumu yaparım. Ama su konusunda takıntılıyım. Her yere suyumla giderim, yanımdan ayırmam.

 

R.S.: Sahne arkasında yürüme rutinim olduğunu bir zaman sonra fark ettim ben de. Sonra sıradanlaştı. Mümkün olduğunca zihnimi adapte etmeye çalışırım şova.

 

‘Sıkılsaydım burada olmazdım’

 

Hâlâ her şov öncesi gergin hisseder misiniz?

S.P.: Kesinlikle evet! İstanbul’a geldiğimizde de gergindim. Elimden gelenin en iyisini yapmak için her defasında aynı şekilde heyecan hissediyorum.

 

R.S.: Birçok ülkeyi gezdiğimiz için pek çok “ilk” performansımız oluyor. Hangi izleyici nasıl reaksiyon verecek bilemediğimizden heyecan artıyor...

 

Yıllardır aynı oyunu oynamaktan sıkıldığınızı hissetmiyor musunuz zaman zaman?

S.P.: Hayır, hiçbir zaman sıkılmıyorum. Bu benim görevim. “En iyisi olmak zorunda” derim kendime her zaman. Sıkılsaydım burada olmazdım, emin olun.

 

R.S.: Her defasında kendinizi yenilemeniz, daha doğrusu taze tutmanız önemli olan. Aynı sizin mesleğiniz gibi değil mi?

 

 

Unutulmaz bir anınız var mı herhangi bir şovunuzdan?

S.P.: Çok sevdiğim bir arkadaşım vardı ekibimizde. Onun “Mamma Mia!”dan ayrılmadan önceki son performansı benim için unutulmazdı, çok duygusaldım ve şovu zor bitirdim.

 

R.S.: Bir seferinde de Sara’nın elbisesinin fermuarı sıkıştı, arkası tamamen açıktı hiç unutmuyorum.

 

S.P.: Evet çok komikti. Bir de çok yorgunsam bazı kelimeler aklımdan gidiyor. Ama sorun şu ki; herkes ABBA’nın şarkı sözlerini ezbere biliyor.

 

Ekipte ilişkiler nasıl peki?

S.P.: Ekip çok genç ve gerçekten yüksek enerjiye sahip. Hep bir arada sahnede olmaktan çok keyif alıyorum. Her sahne özel ama özellikle o sahneler çok özel.

 

R.S.: Evet. Büyük bir aile gibiyiz biz. Herkes birbirine bağlıdır.

 

 

‘En yakın arkadaşım her daim yanımda!’

 

Önce kim dahil oldu “Mamma Mia!”ya?

R.S.: Sara başladı önce. “Mamma Mia!”, sürekli yenilenen bir kadroya sahip olduğundan sonra ben de dahil olma şansını elde ettim. Bu bizim için de sıra dışı bir fırsattı, daha önce beraber çalışmış olmamıza rağmen bu denli büyük bir organizasyonda beraber çalışmak güzel. Defalarca beraber şarkı söyledik ama “Mamma Mia!”da gördüğünüz gibi şaşaalı değil elbette!

 

S.P.: Ama ilk süreçte evli olduğumuzu pek çok kimse bilmiyordu yani çift olmamızın bir avantajı ya da dezavantajı olmadı Richard’ın seçilmesinde.

 

Efsanevi bir oyunda, iki ana karakterin gerçek hayatta evli olması nasıl bir duygu?

S.P.: Benim için en önemli tarafı, en yakın arkadaşımın bu uzun soluklu turda her daim yanımda olması... Beraber çok iyi vakit geçiriyoruz, her zaman en iyi destekçilerimden. Çünkü şovun temposundan bazen kendimi inanılmaz yorgun hissediyorum. Bana mukayyet oluyor Richard. Ona bir aktör olarak da hayranım aynı zamanda. Ama bu bir yandan da dezavantaj. Zaman zaman mesleklerimiz aynı olduğu için münakaşa ediyoruz. Ama her çift gibi...

 

Birbirinizi evde eleştirir misiniz peki sık sık?

S.P.: Kesinlikle, çok! Dün gece de eleştirdik hatta...

 

R.S.: Evet. Bu bizim avantajımız. Hiçbir oyuncu bir diğerine “Şunu yapsan daha iyi olur” demez kolay kolay.

 

Çocuğunuz var mı?

R.S.: Benim 2 oğlum var.

 

S.P.: Benim de manevi oğullarım onlar...

 

Yılın birçok ayı evden uzakta olmak zor değil mi?

R.S.: Oğullarım alışık. Biri yüksek lisans yapıyor, diğeri de çalışıyor zaten... Ama Sara evini özlüyor.

 

S.P.: Evet. Ablamın kızı var, ona çok düşkünümdür. En çok onu özlerim. Ama dünyanın birçok ülkesinden hediyelerle dönüyorum eve. Dünyanın bir ucundan da olsa görüntülü konuşuyorum onunla.

 

‘Kapalıçarşı esnafına hayran kaldık!’

 

“Mamma Mia!” müzikalini filmiyle kıyaslar mısınız?

S.P.: Müzikal önceliğim benim. Elbette film de harikaydı, Meryl Streep büyüleyiciydi. Ama bence sadece sahneye ait “Mamma Mia!”...

 

R.S.: Ben de katılıyorum. Sahnede canlı görmek çok farklı. Mutlaka izlenmeli.

 

Hangi ülkelere gittiniz bugüne dek şov için?

S.P.: 20-25 ülke neredeyse. Geçen akşam Richard’la onu düşündük biz de. Güney Kore, Hong Kong, Güney Afrika, Ürdün, Amman, Dubai, Tel Aviv, Prag ve daha birçok yer...

 

R.S.: Pek çok deneyim elde ettik... Biliyor musunuz? Sara, bir günlük tutuyor bunun için.

 

S.P.: Evet. “West End” oyunu sonrası günlük tutmaya başladım. Maceralarımızı yazıyorum.

 

 

Kim bilir neler yazıyordur günlükte. Bir gün yayımlamak ister misiniz?

S.P.: Evet arkadaşlarım da merakla bekliyor. Belki bir gün, bilmiyorum... Geriye dönüp bakınca eğlenceli oluyor.

 

R.S.: Ben de okurum neler yaşamışız diye. Bu arada geçen gün Kapalıçarşı’ya gittik. Esnafın eğlence anlayışına hayran kaldık. İnsanları çok sevdik.

 

S.P.: “Buradaki insanlar harika” diye aramızda konuştuk hatta. Bir yandan şehirde Avrupa esintileri varken diğer yandan Doğu esintilerine tanık oluyorsunuz. Burada daha çok vakit geçirmeyi isterdik.

 

Bir sonraki durağınız neresi?

S.P.: İstanbul’dan sonra Yunanistan’a geçeceğiz. Ardından İtalya ve daha pek çok ülke... Şov, dünyanın dört bir yanında devam edecek.

 

R.S.: Gideceğimiz her ülke için sabırsızlanıyoruz.

 

Röportaj: Sema Ereren

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7253

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2838

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1532

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 2575

  • Patates tost tarifi!
    Patates tost tarifi!

    Süresi : 01:11 İzlenme : 7009

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön