Ebru Akel: Egonu biraz aşağı indireceksin

Kız kardeşleri Şeniz Akel ve Deniz Akel’le, Akel’s markasını kurup tasarımcılığa adım atan Ebru Akel başarılı işlere imza atıyor.

Ebru Akel: Egonu biraz aşağı indireceksin

Kız kardeşleri Şeniz Akel ve Deniz Akel’le, Akel’s markasını kurup tasarımcılığa adım atan Ebru Akel, “Rahatsız hiçbir elbiseyi kendim giymediğim gibi başkasına da giydirmem” dedi. Canlı yayın tecrübesi olmadan, sunuculuk yapan oyuncular içinse sert konuştu: “Egonu biraz aşağı indireceksin, ‘Her şeyi ben yaparım’ cengaverliğinde olmayacaksın”

 

Ebru Akel, Türkiye’nin en başarılı sunucu ve oyuncularından biri olduğu gibi ekranların da en güzel ve zarif isimlerinin başında geliyor. Tanıdığım günden beri çizgisi hiç değişmedi, zirvedeki yerini hep korudu. Başarılı işlere imza attı. İş hayatındaki mutluluğunu özel hayatına da taşıdı. Mutlu bir evlik yapıp şahane bir anne oldu. Şimdi, kız kardeşleriyle birlikte Akel’s markasını kurdu ve tasarımlar yapmaya başladı.

 

Karşımda yeni bir tasarımcı var. Hayırlı olsun.

Evet, üç kız kardeşin hikâyesi. Kardeşim Şeniz, Deniz’le benim hayalimize önayak olup, bunu hayata geçirdi. Ben de Şeniz olduğu için cesaret edebildim. Deniz’in de benim de devamlı ilgilenebileceğimiz bir durum değil bu, başlı başına bir iş. Bizim zevkimizi uzun zamandır takip edip, soran kişilere gökkuşağından bir yelpaze açtık. Bizim yelpazemizden bir renk verdik. Akel’s By Ebru Akel adını verdiğimiz ilk koleksiyon çıktı. Yarın annemin adıyla da bir şey çıkabilir, çünkü bizim en büyük ilham kaynağımız annem. Annemin pembeye yakın saçları ve fuşya renkli paltosu çocukluk anımdır.

 

 

Annenin saçları pembe miydi?

Tam pembe değil ama canlı ve frapan renkleri cesurca taşıyabilen bir kadındır.

 

Kardeşler arasında iş bölümü yapmışsınızdır. Sen işin hangi tarafındasın?

Kalıpların ve kumaşın güzelliği benim için çok önemlidir. Kalıplar, insan vücuduyla rahat edilebilir şekilde tasarlanmalı. Rahatsız hiçbir elbiseyi kendim giymediğim gibi başkasına da giydirmek istemem. Bütün gün içinde rahat edebildiğim ve oramı buramı çekiştirmediğim kıyafetler, benim kıyafetimdir. Tasarımlarımızda da buna dikkat ettik.

 

‘Türk kadınları zevkli ve özgün’

 

Türk kadınının giyim konusunda yaptığı en büyük hata ne sence?

Kendileri gibi olmamak. Sadece moda olan şeylerin peşinde olup, onları üzerlerine geçirmek. İnsanın aynaya baktığında kendisiyle net ve ciddi bir şekilde yüzleşmesi lazım. Kendine karşı gerçekçi olup kendisini yargılaması gerekir. İşte o zaman, o sensin ve o zaman kendine yalan söyleyemezsin. Dolayısıyla her şeyinle doğal bir insan olursun.

 

Müthiş tespitler...

Herkes mükemmel vücuda sahip olmak zorunda değil. Kiloluysa siyahlar giymek ya da çok bol giyinmeye gerek yok. Önemli olan kendini bilip yakıştırmak. Türk kadınları çok zevkli ve özgün giyiniyor. Bu anlamda benim çok spesifik bir kadın örneğim var. Alaçatı Meydanı’nda mısır satar, kıvırcık, omuzlarına kadar uzun saçları vardır, kına yakar. Başına bir yemeni bağlama şekli ve çok renkli şalvarları vardır. Ben hayatımda bu kadar tipik ve karakteristik bir kadın görmedim. Bir yönetmenin onu alıp filmde oynatması lazım.

 

Eren artık 2 yaşına bastı. Dizi setlerine dönüp oyunculuğa devam edecek misin?

Benim için her şeyin dört dörtlük olması lazım. Onun bir tık altı diye bir durum yok. Mükemmeliyetçiyim, bir şeyi yapıyorsam çok iyi yapmak istiyorum. Şimdi okuduğum birkaç proje var, heyecanlıyım, onları değerlendiriyorum.

 

 

‘Çocuğum var ve belli saatlerde çalışırım’ gibi kuralların var mı?

Öyle bir kural koyamam, çünkü işleyişi ve sistemi biliyorum. Orada koskoca bir set ve ekip var. Dolayısıyla sadece bana göre bir plan yapılmasını beklemek mümkün değil. Zaten ben de öyle bir şeyi tercih etmem. Artık oyuncu sendikası çok iyi çalışıyor. Bildiğim kadarıyla 12 saatin üzerinde çalışma yok. Beni çalışma ve saatler korkutmaz. Başka şeyler endişelendirir.

 

Ne gibi?

Girdiğim ve güvendiğim bir işte senaryonun gidişatının iyi olması, istediğin şekilde seni bir yere taşıyabilmesi önemli. Benim korkularım kendimle ilgili. Mükemmeliyetçiliğim ve iç savaşımla alakalı. Zaten herkes işini profesyonelce yapınca sorun olmuyor.

 

‘Her işte bir hayır vardır’

 

Kadın canlı yayın sunucusu olarak pek alternatifin yok...

Bir proje bana geldiğinde bana ne katacağını benim ona ne katacağımı düşünüp değerlendiririm. Geçtiğimiz günlerde bir proje ile ilgili, ‘Bunu yapıp yapmayacağımı düşünmek zorundayım. Bunun için beynimi, bedenimi, tecrübemi, enerjimi, yaşam şeklimi ve her şeyimi esnetmek zorundayım. Çok yorucu olacak’ dedim. Zaten bugüne kadar kolay yaptığım bir iş hiç olmadı. Önüme hep, ‘Türkiye’de ilk kez olacak. Acaba nasıl yaparız?’ denilen projeler geldi. Çok şükür ben tercih edildim ve elimden geleni yaptım. Öyle yola çıkıldı. Her şeyi kabul etmiyorum ve düşünerek kabul ediyorum. En ufak negatif bir şey hissettiysem, hislerimde hiç yanılmıyorum ve o iş olmuyor. ‘Her işte bir hayır vardır’ lafı bende çok vardır. ‘Kısmet değilmiş, hiç önemli değil, sonrakine bakarız’ konuşmasını çok yaparım.

 

 

‘Eren’e çok âşığım'

 

İkinci kez anne olma fikrine nasıl bakıyorsun?

Çocuk Allah’ın bahşettiği en güzel duygu. Çok şükür ki bunu yaşıyorum. Kısmet Ömür. İkinciyi düşünmüyorum diyemem.

 

Eren konuşmaya başladı mı?

Çat pat bir şeyler söylemeye başladı. ‘Anne güzel’ diyor. ‘Seni seviyorum’ dediğimde anlıyor ve cevap olarak ‘Sevgi’ diyor. Ben ona çok âşığım, o da bana âşık herhalde.

 

İlk kelimesi ne oldu?

Baba.

 

Kıskandın mı?

 Yok, zaten çocuklar hep önce ‘Baba’ diyormuş.

 

Bu arada epey kilo verdin. Özel bir şey uyguladın mı?

Seda Çayhan’la çalıştım. Resmen bedenimin dilinden anlayan bir yaşam koçu. Pek yapmadığım yürüyüşlere beni teşvik etti. 8 yıldır pilates yapmaya devam ediyorum. Beyaz ekmeği hayatımdan çıkardım, ekmeği daha az yiyorum. Canım tatlı istiyorsa, şekersiz ve bitter çikolata yiyorum. Kahveyi daha az şekerli içiyorum, çayda zaten şeker kullanmıyorum. Tuzu da azalttım.

 

 

‘Herkes kendini tartacak’

 

Canlı yayın deyince ilk akla gelen en başarılı isimlerden birisin. Son zamanlarda canlı yayın tecrübesi olmayan popüler oyuncuları, önemli gecelerde canlı yayına sunucu olarak çıkarıyorlar ve bir fiyasko yaşanıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsun?

Birine bir teklif götürüyorsun ve o kişi bunu değerlendiriyor. O kişinin kendini sahaya atmakla ilgili bir durum var. Herkes kendini tartacak ve değerlendirecek. Bilmediğin sularda yüzmek seni boğacaksa biraz çalışacaksın. Egonu biraz aşağı indireceksin, ‘Her şeyi ben yaparım’ cengaverliğinde olmayacaksın. Benim bunca yıldır canlı yayın tecrübem ve performansım olmasına rağmen, yine de canlı yayın öncesi odama kapanırım, yalnız kalırım, kafamı boşaltırım, ezber yaparım. Mutlaka öncesinde bir çalışma gerektiriyor. Her oyuncu, tiyatro sahnesine adım atmamış olabiliyor. Sahnede olmak korkusu bence canlı yayınla eşdeğer. Sahne tozu yutmuşsan, o canlı yayını tecrübenle birleştirip geceyi kurtarabilirsin. Bu işler göründüğü kadar kolay değil.

 

Röportaj: Ömür Sabuncuoğlu

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1453

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 2481

  • Patates tost tarifi!
    Patates tost tarifi!

    Süresi : 01:11 İzlenme : 6879

  • Ton balıklı börek nasıl yapılır?
    Ton balıklı börek nasıl yapılır?

    Süresi : 01:29 İzlenme : 1205

  • Pilav nasıl yapılır?
    Pilav nasıl yapılır?

    Süresi : 00:59 İzlenme : 1537

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön