Selçuk Yöntem: İnternet çıktı mertlik bozuldu!

Selçuk Yöntem’le çok özel sohbet...

Selçuk Yöntem: İnternet çıktı mertlik bozuldu!

Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası, 10. senesinde Prokofyev’in “Peter ve Kurt” eseriyle sahnede. Türkiye’nin dört bir tarafından enstrüman çalan ve müziğe yeteneği olan gençler proje kapsamında senede iki kez bir araya toplanıyor, Fazıl Say, Gülsin Onay gibi müzisyenlerle çalma imkânı elde ediyor, master class’lara katılıyorlar. “Ailelerin bize güvenip çocuklarını bize emanet etmeleri bizim için büyük bir gurur kaynağı” diyor Doğuş Holding Kurumsal İletişim Bölüm Başkanı Deniz Bayel ve ekliyor: “10 yıl önce attığımız tohumların sonuçlarını gördüğümüz, yetişen müzisyenlerin başarılarına şahit olduğumuz bir proje. Kuruluşundan bu yana hep daha iyiye ulaşmayı odaklayan orkestramız içinde müzik aşkı olan genç yeteneklerle hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor”. İki senedir projede yer alan kontrbasçı Çarem Tepecik’i projeyle ilgili en mutlu eden, şimdiden Selçuk Yöntem gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşabilmek ve genç yaşında konser müzisyeni olabilmek. Aziz Nesin’in kitabından ödünç alarak diyorum ki, “Şimdiki çocuklar harika!”. O halde buyrun, bugün saat 16.00’da Tim Show Center’da izleyebileceğiniz “Peter ve Kurt”ta anlatıcı görevini üstlenen Selçuk Yöntem’le olan sohbetimize...

 

Projeye nasıl dahil oldunuz, Selçuk Bey?

Eser belirlendikten sonra... Prokofyev’in “Peter ve Kurt”u yurtdışında da defalarca sahneye konmuş. Bu prodüksiyonlarında da hep oyuncular yer almış. Türkiye’de de bana sorulduğuna çok memnun oldum.

 

Daha önce çocuklarla ilgili bir projede yer almış mıydınız?

Geçen yaz Fazıl Say’la yaptığımız “Yunus Sırtındaki Çocuk” müthiş bir beste ve performanstı. Fazıl Say, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’yla çalmıştı. Aslında genellikle “çocuk projesi” olarak bakmamak lazım. Mesele, insan. İnsana sunulan bir eylem, bir performans. Çocuklar yetişkinlerden daha saf, daha temiz, daha konsantreler. Hayatı daha iyi algılıyorlar.

 

Fazıl Say’ın “Yunus Sırtındaki Çocuk, Hermias” eserinin sahnelenmesinden sonra “Peter ve Kurt” gibi müzik ve tiyatroyu birleştiren bir işte yer alıyorsunuz. Farklı disiplinlerden sanatçılarla çalışmak nasıl bir duygu?

Müzik, resim, fotoğraf, heykel, tiyatro... Bunların hepsinin birlikteliği çok önemli ama hakikaten müzik ruhunuza büyük bir gıda, yapılan işe anlam katıyor; izleyiciyi bambaşka yerlere götürüyor. Beni çok etkiliyor, doğrusu çok hoşuma gidiyor. Konservatuardan dönem arkadaşım Rengim Gökmen yönetiyor. Murat Göksu keza o da öyle. Bu ekiple çalışmak çok keyifli.

 

Masallar sizce yalnızca çocuklar için mi? Büyüklere de bir şeyler yok mu?

Tabii ki masallarda hep olumlu bir hava vardır, kötü örnek gösterilir. “Siz böyle olmayın” denir. Sonu da hep mutlu bir şekilde biter. Aslında belki de yaşam da bir masal da biz onun sonunu iyi bağlayamıyoruz. Çocuklar kendi dünyalarında çok güzel değerlendiriyor, eğleniyor ve keyif alıyorlar. Biz onların bu ham, saf ve temiz hallerini belki toplumsal kurallarımızla, kendi ellerimizle yok edip başka bir şekle getiriyoruz.

 

 

Peki ya “Peter ve Kurt” eseri özelinde?

Prokofyev bu eseri çocuklara enstrümanları tanıtmak için bestelemiş ve çok da muhteşem bir şekilde değerlendirmiş. Çocukların hayal gücünü beslerken bir yandan da enstrümanları tanımasını sağlıyor. Aynı zamanda birçok insanın aynı anda ahenk içinde ses çıkarmasını keşfediyorlar.

 

Çocuklara kültür-sanat eğitimi vermenin toplumsal faydası sizce ne?

Genç yaşta kültür-sanat eğitiminin verilmesi çok önemli, hatta elzem. İnsanlar hakikaten birbirlerinden uzaklaştı. Benim bu konudaki yorumum şu; internet çıktı mertlik bozuldu!

 

Aslında internet farklı kültürlere uzanan bir kapı aynı zamanda...

İnsan iyi şeyleri hiçbir zaman orantılı kullanamıyor. Bir süre sonra onu yararsız bir hale getirmeye başlıyor. Kitap okumadan hayal dünyanızı geliştiremezsiniz, bilgi birikimini sağlayamazsınız. Eklektik olarak aldığınız bilgiler, sizi duygudan uzaklaştırır. Bir felsefeyi, mitolojiyi internetten öğrenemezsiniz. Tiyatroyu sahnede izlemenin verdiği duyguları ya da sinema ve dizinin verdiği lezzeti internetten alamazsınız. Neden okullarda bir tiyatro dersi yok? Belki de insanların duygularla, iletişimle var olmasını barış ve huzur içinde yaşamasını istemiyorlar. Batı’ya baktığınız zaman konservatuarların ne kadar çok olduğunu görüyoruz. En çok da müzikle uğraşmanın ne kadar önemli olduğunu görüyorsunuz. Kültür ve sanat politikaları hükümetlere göre değişmemeli, devlet politikası olmalı. Böylece uzun soluklu olabilir ve kalıcı etki yaratabilirler. Bir kalıba sokmaya çalışılınca sanat herkese değil sadece bir kitleye ulaşır. Oysa sanat ortak paylaşımda olunca, hayata pozitif yaklaşan ve sanatla yoğrulan bir toplum oluşur. Böyle toplumların şiddete başvurması mümkün değildir, dünyada örneği yok.

 

‘Zuhal’ı çok severim’

 

Sizin müzikle aranız nasıl?

Ben müziksiz yaşayamam! Zaten bilimsel araştırmalar da günde 4-5 saat müzik dinlemeyen insanların kimyasının bozulduğunu gösteriyor. Sabah kalkar kalkmaz müzik dinlerim olmazsa olmazımdır.

 

Ne tür müzik dinliyorsunuz?

Caz hastasıyım ben! Müzik bence gürültü halini almadan beni etkilemeli. Ama bu demek değil ki ben rock, heavy metal sevmem. O türlerin de iyi örneklerini dinlerim, severim. İnsan kendi psikolojisiyle müzikte yolculuk yapabilmeli.

 

Birkaç isim alabilir miyim?

Klasik cazda Ella Fitzgerald dinlemekten hiç bıkmam. Tabii ki dünyada benim jenerasyonumun duyguyla patladığı ve dünyanın çağ değiştirdiği Beatles’ı yok saymak mümkün değil. Koyu bir Beatles dinleyicisiyim. Dünyada 1962-1963’te yaşanan değişim rüzgârının bir melodiyle kanatlanıp insanları nasıl etkilediğinin ve hâlâ bu etkinin sürdüğünün başka bir örneği yok. Sonrasında Rolling Stones, The Doors, Pink FLoyd, Led Zeppelin bunlarla devam eden bir silsile. Dünya duyguyu bitirdiği için hâlâ böylesi notaları bir araya getiremiyor.

 

 

Yerli isimlerden kimleri dinlersiniz?

Ben fanatik bir Bülent Ortaçgil hayranıyım. Moğollar, Hümeyra...

 

Magazinsel bir soru sorayım mı peki, ya Zuhal Olcay?

Zuhal’ı çok severim. Hem sınıf arkadaşım hem sonra da eşim oldu. Sesiyle o zamanlar tanıştım. Hâlâ da bütün hızıyla devam ediyor, çok etkileyici bir sestir.

 

Röportaj: Sırma Karasu

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Bolonez soslu erişte!
    Bolonez soslu erişte!

    Süresi : 03:15 İzlenme : 947

  • Bebe bisküvisinden kolay pasta
    Bebe bisküvisinden kolay pasta

    Süresi : 03:55 İzlenme : 2675

  • Kolay muska böreği tarifi
    Kolay muska böreği tarifi

    Süresi : 05:38 İzlenme : 2073

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1282

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 992

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön