Umut Eker: Komik kadınları seviyorum

Sevgili Umut Eker ile Nişantaşı’nda buluştuk. Modadan, stylingden, yarışmadan ve tabii ki dövmelerinden konuştuk. Hayatının resmi bedeninde! Şaşırmamak elde değil. Annesi bile Umut'u dövmeli doğurduğunu hissediyor...

Umut Eker: Komik kadınları seviyorum

Aşık olma matematiği diğer erkeklere göre biraz faklı işleyen Umut Eker ''Ben bir kadının mimiklerine aşık olurum'' diyor. Çünkü onun için güzellikten çok daha önemli şeyler var. Bu cümlenin üzerine ne denir ki?

 

Hemen dayanamayıp sordum:

 

Bu tarz benim yarışması neden erken final yaptı?

Kanal böyle olmasını uygun gördü. Bizler de saygı duyduk.

 

- Umut Eker "İşte Benim Stilim" yarışmasına jüri olacak diye bir dedikodu dönüyor.

Hayır bu doğru değil. Ben bu konuda çok racon sahibi bir insanım. Sonuçta bir oluşumun içinde başlamışım. Dürüst olmak gerekirse televizyonda ödenen paralar çok da umurumda değil. Bu nedenle, öyle bir teklif gelse de kabul etmem. Bu, kendime olan saygımı yitirmeme neden olur. Ben öyle biri değilim. Yıllarca video klip, reklam sektörüne hizmet ettim. Çalıştığım yönetmenlere rakip olanlarla çalışmadım. 

 

- Styling ile ilgili yeni projelere açık mısın?

Açığım. Yıllarca underground bir iş yaşantısını seçtim ve insanlar baktıklarında ''ne güzel iş'' dedikleri zaman o işin altındaki isim bendim. İşimi yapıp olay yerini terk eden bir adamdım. Çok fazla o işle yaşamayan biriyim. "O işi ben yaptım oley! En iyi benim" gibi bir kafada hiçbir zaman olmadım. Sonuçta dünyayı kurtarmıyoruz. Hepimizin yaptığı bir iş var ve yaptığımız, yaşadığımız sektöre hizmet ediyoruz. İyi ya da kötü. O yüzden ben hep arkada olmayı tercih ettim. Ne kadar öne itilsem de... Televizyondan hiçbir zaman korkmadım ama Türkiye'deki şöhretten korktum.

 

- Neden korkutuyor seni Türkiye'deki şöhret?

Çünkü yolda özgürce yürümek isteyen birisiyim.

 

- İnsanların sevgisini kazanmak güzel bir şey değil mi?

Sibel Arna ile olan röportajımda 'yanaklarım halkındır' bundan sonra dedim. İnsanların sevgisinden asla rahatsız değilim. Sadece özgürlüğüme çok düşkünüm. Herkesin yaptığı şeyi sokakta ben de yapmak istiyorum. Bu durumdan kesinlikle rahatsız değilim ama ister inanın ister inanmayın ben "çok yakışıklıyım, acayip seksiyim, herkes bana aşık" gibi düşünerek yaşamadım hiçbir zaman. Asla böyle bir erkek olmadım. Tam tersine herkesin vakit geçirdiğinden daha az dışarıda vakit geçiriyorum.

 

- Ama eskiden sürekli gece hayatı olan ve çalkantılı bir hayata sahip olan biriymişsin. Şimdi ise tam tersi bir hayat yaşıyorsun. Umut Eker nasıl bir kadına aşık?

Güzel soru. Ben hiçbir zaman bir kadında güzellik aramadım. Hayatımda da her zaman öyle oldu. Kimsenin beğenmediği arabaları beğenirdim, kimsenin beğenmediği mobilyaları beğenirdim. Popüler olmayan birçok şeyi hep beğendim. Hep aykırı bir adamdım. Bir erkeğin üçüncü ya da dördüncü yılda fark edebileceği bir şeyi ben ilk anda fark eden biriyim. Çatal tutuşu, kaşık tutuşu, sigara içişi, mimikleri... Ben genelde bir kadının mimiklerine aşık olurum. Güzel kadın derdim hiç bir zaman olmadı. Aşık olma matematiğim diğer erkeklere göre çok garip işliyor. Herkesin çok beğendiği kadınları ben hiç bir zaman beğenmedim. Dünyada da böyle Türkiye'de de böyle... 

 

"En çok Ayşe Hatun Önal'ın klibini yaparken eğlendim"

 

- Adriana Lima?

Beğenmiyorum.Güzel kadın listemde maalesef o yok.

 

-Kimleri güzel buluyorsunuz?

Zoe var mesela. Ben öyle kadınları beğeniyorum. Sıradan, herkesin pas geçtiği kadınlar. Marla Singer tadında kadınları seviyorum. Duruşuyla, bakışıyla, hayatı umursamaz haliyle bir şey anlatmalı bana, bir şey söylemeli... Bir de komik kadını çok seviyorum. Ama komik kadından kastım Jim Carrey gibi olmasın ama çok iyi espri yapsın. Şu an hayatımdaki kadın sabah uyandığımızda bile bana espri yapabiliyor.

Aşk denilen şeyin de yüzde ellisini bir şey paylaşmak, yüzde otuzunu seks, yüzde yirmisini arkadaşlık oluşturuyor. Bir aylık bir ilişki düşünün, bir muhasebeci, bir finansçı gibi. Onun fizibilitesini çıkardığınız zaman haftanın iki günü yapıyor. Yani haftanın iki günü sizin bir arkadaşa ihtiyacınız var. Çünkü o anda aşk yaşamak istemiyorsun. Arkadaşça bir şeyler yaşamak istiyorsun. Sonra neden tıkandı ilişki diye soruyorlar. İlişkideki o yüzde yirmilik kısım tamamlanmıyor. Güzellik ya da ne arıyorsan artık...

 

-Umut Eker'in moda ile yolu ne zaman kesişti?

Ben 32 yaşındayım. 10 yaşında olduğum fotoğraflara baktığım zaman, ben ne kadar iyi giyiniyormuşum diyorum. 10 yaşındaki bir çocuk olarak Türkiye'de moda denilen şey sadece annemizin bu perde çok moda, bu koltuk çok moda diye cümleleri içinde geçen bir kelimeydi. Ben modaya inanmayanlardanım. Mesela Paris Moda Haftası geçti önümüzden hiç takip etmedim. Sadece modellerin stylinglingini, kullandıkları aksesuarları çok beğendim. İnan bana göz ucuyla baktım. Çünkü ben stil derdindeyim. Moda nasıl bir şey biliyor musun? Bir aşçının bir spagettiyi nasıl pişirdiğiyle alakalı. Yani sen Rihanna'nın elbisesinin aynısını alırsın ama Rihanna'da durduğu gibi durmaz.

 

-Yarışmadan sonra dışarıda kadınların giyimlerine daha dikkatli bakar oldun mu? Yarışma sen de böyle bir etki bıraktı mı?

Yine çok güzel bir soru sordun (Gülüyor.) Ben onu 4-5 yıl önce yapıyordum. Hatta atıyorum bir kafede oturuyorsam giydiği jean'e bakardım. Bazen arkasından bakardım. Poposuna baktığımı zannederlerdi. O işte mesleki deformasyon. Onu ben neyseki yarışmadan önce atlattım. Artık insanların ne giydiklerine çok bakmıyorum. Bu bir senaristin, bir yönetmenin sinema ile ilgilenen profesyonel birinin film izleyememesine benziyor. Onlar film izleyemezler. İyi bir oyuncu bunu itiraf edemez ama Oscarlı filmleri izlerken bizim gibi izlemeleri mümkün değil. Çok teknik bakıyorlar. Bazıları aynı filmi üç kere izlerler.

 

-Bankacılıktan stylinge geçiş durumu bir tedirginlik yaratmadı mı?

Yarattı. Çok başarılı insanlar var. Şanslı ya da şanssıza inanmıyorum. İnsan kendi şansını kendi yaratır. Eğer ben 

Umut Eker olduysam ben çok yavaş Umut Eker oldum. Benim çok erken olmam gerekiyordu. Ben 32 yaşında Umut Eker olduysam çok geç. Ya organik büyümeyi tercih edeceksin ya da garip bir sıçrayış tercih edeceksin. O garip sıçrayış arkadaşlarının seni havaya attığında kaç saniye kaldığındır. Aşağı inmek zorundasın. Ben ağır adımlarla ilerledim. Mesela şu anda da bir teklif gelse asla tek kabul etmem. Çünkü hala o havaya girmedim. Zaten giremem çünkü bu benim kendime saygısızlık etmem olur. Biraz daha zaman var. Ben biraz daha bir şeyler yapmalıyım. Belki sonra tek başıma olurum. Herkes tek bir şeyler yap diyor. Galiba gaza gelen birisi değilim. Çok fazla düşünüyorum. Tesadüfe bırakmamaya çok gayret gösteriyorum. Ben bir şeyi düşünüyorsam daha önce onu çok düşünmüşümdür. Herkes Umut'un canı sıkılmış dövme yaptırmış diyor. Ama Umut bir buçuk ay o dövmeyi düşünmüş.

 

-İlk dövmen hangisiydi?

İlk dövmem barkoddu. Sırtımda. 17 yaşındaydım. 2002 yılında Galata Kulesi'nin dövmesini yaptırmıştım. O zaman Galata Kulesi o kadar köhne bir yer ki... Şimdiki gibi turistlik bir yer değildi. Beyoğlu’nun simgesinden çok uzaktı. Ben Galata Kulesi'ni o zamanlar çok beğenmiştim, çok sevmiştim. Beyoğlu’nun simgesi bence tramvay değil Galata Kulesi demiştim ve dövmesini yaptırdım. Sonra ben 5 yıl Galata'da yaşadım. Dövmede şuna çok inanıyorum. Bilinç altı diye bir şey var ve o bizi bir yerlere sürüklüyor. Dövme zaten başlı başına bilinç altı laneti... Mesela sen beyaz adamlardan hoşlanıyorsundur ama gidip Michael Jordan’ın dövmesini yaptırdın. Çok seviyorsun onu kişisel olarak ama zencilere karşı bir sempatin yok. Sonra bir bakmışsın 10 yıl sonra zenci bir adamla evlenmişsin. Bilinç altı laneti böyle bir şey. Yani senin kendine bile hitap edemediğin noktalarda bazı zamanlarda eğer dövme yaptırıyorsan dövmelerinle karşına çıkıyor. Benim karşıma çok geldi.

 

- Kaç tane dövmen var?

Hiç saymadım. Çok.

 

- Pişman olduğun ve sildirmek istediğin dövmelerin var mı?

Yok.

 

- Hiç mi sıkılmıyorsun dövmelerinden ?

Sıkılmıyorum. Çünkü sabah kalkıp aynaya baktığında sadece gözlerini görüyorsun, dövmelerini görmüyorsun.

 

- Annen 'ben seni böyle doğurmuş gibi hissediyorum' demiş.

Bu gerçekten röportajda söylenmesi için söylenen bir şey değildi. Toplumda Ayşe teyze vardır ya hani çamaşır suyu reklamlarında olan... Annem tam bir Ayşe teyze. (Gülüyor.) Tam bir ev hanımı, bütün programları izler.

Babam finansçıydı. Onun yüzünden zaten bankacılık serüvenlerim falan... Baba baskısı çok büyük. Babamdan sonra da aslında hayatımda çok radikal değişiklikler olmadı. Babama artık kabullendirdim bu durumu. Çünkü ailem muhasebeciydi. Hep beyaz yaka olmamızı istediler. Ama öyle bir adam olamadım.

 

- Kimlere styling yaptın?

 Herkese yaptım.Yapmadığım çok az. Rihanna’ya yapmak istemezdim. Çünkü Rihanna son noktaya ulaşmış durumda. Bundan sonrası yapılacak her şey tekrarı olacak. Çok güzel bir askı ve çok inanarak taşıyor.

 

- Rihanna Türkiye’deki modellere göre daha büyük ölçülere sahip, zayıf değil ama ne giyse yakışıyor.

O inandırmakla ilgili. Bana da çok yakışıklısın Umut, çok karizmatiksin, çok çekicisin diyorlar. Ama baktığınız zaman benden çok daha yakışıklı erkekler var. Bizim yarışmamızda çok iyi giyinen erkekler vardı. Onları takdir ettim. Ben artık eskisi gibi iddialı giyinme derdinde değilim. Çünkü benim bir stilim var.

 

- En anlamlı dövmen?

3 yıl önce annemin çok yaşlandığını hissediyordum. İnsan annesinin yaşlanmasını kabul edemez. Annemin dövmesini yaptırmıştım. Kalp içinde taç, o benim kraliçem gibi. Anneme de gösterdim ‘’bak bu dövmeni çok sevdim’’ demişti. (Gülüyor.) Ama hepsinin çok fazla anlamı var. Kız arkadaşımla bir ayrılık dönemi yaşamıştım. Ayrılık döneminde göğsüme bir kalp yaptırmıştım. Bilimsel bir kalp çiziminden yola çıkarak, kalbin kapakçıkları, kalbin okları gibi bölgelere yaşadıklarımızı yazmıştım. O çok güzel ıspanak yapar. Bana yaptığı ilk yemek ıspanaktı ve ıspanak yazdım. Onun çok tatlı botları vardı, eskimişti. O botları yazdım.

 

- Romantik bir adam mı Umut Eker?

Romantiğim galiba ya. (Gülüyor.) Hayatımın her anını bir sinema karesi gibi yaşayabilirim. Hemen bir soundtrack yaratırım. Öyle yaşamayı seviyorum. Sete giderken bile normalde TEM'den gitmek bana yarım saat kazandırırken ben sahilden giden biriydim. Çünkü o martılar, denizin dalgaları, güneş…

 

- Dövmecin kim?

Vaso Vasiko. Dövmelerimi hep o yaptı. 

 

-Yer kaldı mı?

Dizlerimin altı, sırtımın orta kısmı boş, sağ ve sol kaburgam boş. Onları saklıyorum. Daha 32 yaşındayım.

 

- Sol tarafını neden ayırdın?

Karıma ve çocuğuma. Sağ tarafımı da annemin portresine ayırdım.

 

- Portre dövmeleri çok cesaret isteyen bir dövme türü. Hiç korkmuyor musun?

Karım zaten çocuğumun annesi olacak. Ayrılsam da ayrılmasam da o hep öyle kalacak. Genelde kız arkadaşlarımın isimleri yok. İsim yazdırmıyorum.

 

- Aşkı nasıl tanımlarsın?

Sabah uyandığında kahve içerken tebessüm ediyorsan onu gördüğünde aşk odur.

 

- Kendine edindiğin mottoyu dövmelerinle nasıl sentezlersin?

Anı yaşamayı çok seviyorum. Hesapsız kitapsız yaşamayı çok seviyorum. 32 yaşına geldim. Annem hep der ki kendine bir ev al. Hiç bir şeyim olmasını istemiyorum. Bir yere o köklerin uzamasını çok istemiyorum. Hayatımda en çok istediğim şey Amerika’yı dolaşmak. Bu yıllarda onu da yapacağım. Belki de Amerika’da yaşayacağım, bilmiyorum. Ülkemi çok seviyorum. Peynirinden yoğurduna kadar. Amerika’da ne yiyeceğim ne içeceğim korkum yüzünden yaşamıyorum. Türkiye’deki her şeyi çok seviyorum. Mizah anlayışını bile çok seviyorum.

 

- Kendini buraya ait hissediyor musun?

Çok zor soru. Kendimi aslında dünyaya ait hissediyorum. Keşke herkes uzaya çıkıp dünyanın ne kadar büyük olduğunu görebilse…

Dünyadaki her yeri görüp her şeyi yaşamak isteyen birisiyim.

 

- Özellikle takip ettiğin, örnek aldığın biri var mı?

Ben çok modayı yaşayan birisi değilim. Benim sosyal medya hesabıma da baktığında belli bir tarzım olmadığını göreceksin. Ben bazen bir metalci gibi de giyinebilirim. Net bir tarzım yok. Rihanna da öyledir.

 

- Rihanna’yı çok mu seviyorsun?

Evet Rihanna’yı çok seviyorum. Ama son dönemlerde beni fetheden kadın Kim Kardashian. Ben onların bloglarını okuyorum. Kim Kardashian’ın her zaman her kapıdan önden çıkışı falan bunlar çok büyük detaylar. Yabancı basın Kanye’ye neden hep Kim önden çıkıyor diye sorduğunda Kanye’nin cevabı: O benim kurduğum dünyanın kraliçesi diyor. Önden çıkmasında hiç bir neden yok diyor. O dünya çok hoşuma gidiyor. Dünya modasının tanrıçası Anna, Kim’i hiçbir partisine davet etmiyor. Kim Kardashian, Kanye’den önce Amerika’da çok dışlanan bir kadındı. O dünyadan intikam alıyor şuan…

Partilerine gidemediği, kapılarından döndüğün dergilerin şimdi kapağı oluyor. Şu anda da Amerika’da bütün parti ve davetlerde en ön koltukta o var. Kim Kardashian’ın sarı saçları şuan sosyal medyada Paris Moda Haftasının önüne geçiyor ve en çok konuşulan konu oluyor. (Gülüyor.)

 

-Hırslı mısın? 10 yıl sonra buradayım dediğin bir yer var mı?

Hırsım hiç bir zaman olmadı. Örnek aldığım kimse de olmadı. Çünkü örnek aldığım isim de bir hafta sonra kötü olabilir. O yüzden anı yaşayıp, anın hayalini kuran biriyim. Mesela seninle röportaj yaparken röportajın nasıl olacağını, fotoğraflarımın röportajda nasıl olacağını düşünen biri değilim. Şuan seninle ne paylaşıyorsam o önemli benim için. Ben hayatımda hep istediğim yere geldim. Kendime bile itiraf edemediğim, evet bu olacağım dediğim yere geldim. Karnımda İstanbul City yazıyorsa ve ben İstanbulluysam bunların tabii ki bir nedeni vardır. Ama hiç bir zaman gerçekten birinin üzerine basarak ya da birisinin başarısını çalarak, birisinden destek alarak hiçbir zaman olmadım. Bundan sonra da olmam. Ben çok organik yaşayan ve çok kendi gibi yaşayan biriyim.

 

 

- Peki kıskanılmak hoşuna gidiyor mu?

Kim kıskanıyormuş beni? (Gülüyor.) Kıskanıyorlardır elbet. Ben stil danışmanıyım. Rekabet olmak zorunda. Benim yaptığım şey çok daha başka bir şey. Ben moda editörü değilim. Ben stil danışmanıyım ve Türkiye’de stil danışmanı olarak yapacağım işler reklamdır, video kliptir. Türkiye’de çok başarılı video klipler yaptım. Ayşe Hatun Önal’ın Çak Bir Selam klibini ben yaptım.

 

- En çok kiminle çalışmaktan keyif aldın?

Hepsiyle çalışırken keyif aldım. Eğer çalışamayacağımı anlarsam olay yerini terk ederim. Bir isim vermem gerekecekse Ayşe Hatun Önal ile çalışmak çok eğlenceli. Ama dediğim gibi çalıştığım insanlarla hep daha sonrasında da çalıştığım için hep bir kriterim var. Mesela en son Demet Akalın’ın İntikam’ı yaptık. O iki hafta sonra çıkacak. Demet Akalın’la da çok eğlendim.

 

Röportaj: Özlem Genç - @ozlemmgenc

Fotoğraflar: Aytekin Yalçın

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7175

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2812

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1524

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 2558

  • Patates tost tarifi!
    Patates tost tarifi!

    Süresi : 01:11 İzlenme : 6988

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön