Ana Beatriz Barros: Nişanlım beni seksi bulmuyor

Ana Beatriz Barros, bir markanın çekimleri için geçen hafta İstanbul’daydı... Defalarca dünyanın en seksi kadını seçilen Barros, kadın-erkek ilişkilerini anlattı ve Mısırlı nişanlısının kendisini seksi bulmadığını söyledi.

Ana Beatriz Barros: Nişanlım beni seksi bulmuyor

Sabah erkenden röportaj için yola çıktığımda “Nedir bu Brezilya’nın sırrı, havasından mıdır suyundan mıdır” diye düşünürken otelin lobisinde buldum kendimi. Tamam, eskisi gibi futbolcuların hepsi değil ama en güzel kadınlar hep oralardan! Ana Beatriz Barros’la karşılaşınca cevabını aldım. Havasından, suyundan, genlerinden ve kültüründen... Barros’la yüzü olduğu Intimissimi’nin fotoğraf çekimleri öncesinde sabah kahvesi içtik; uzak mesafe ilişkisinden taciz meselesine kadar kadınlık hallerini masaya yatırdık.

 

Dünyanın en seksi kadınlarından birisiniz. Ama seksapel nasıl göründüğünden çok nasıl hissettiğinle alakalı bir şey sanki. Kendinizi seksi hissediyor musunuz?

Çalışırken evet. Saçlarım yapılı, makyajım kusursuz ve üzerimde harika iç çamaşırları varken kendimi dünyanın en seksi kadını gibi hissediyorum, ama çok uzun sürmüyor! Eve döndüğümde ailemle, arkadaşlarımla ya da nişanlımla birlikteyken çekimlerdeki her şey illüzyonmuş gibi... Patikleriyle ve pijamalarıyla dolaşan sıradan bir kıza dönüşüyorum. Kamera karşısında bana bir şey oluyor, ne olduğunu ben de bilmiyorum!

 

Onlar ne düşünüyorlar? Aileniz ya da nişanlınız yani...

Hepsi benimle alay ediyor inanabiliyor musunuz? Model.com ya da GQ listelerinde dünyanın en seksi kadını seçildiğimde nişanlım kahkahalarla “Senin neren seksi?” diye soruyor. Bu listeler yüzünden nişanlımın alay konusu oldum.

 

Ciddi olamazsınız?

Çok ciddiyim! Ama bu iyi bir şey, çünkü daha normal hissetmemi ve ayaklarımın yere basmasını sağlıyor. Çünkü çalışırken pırıltılı, renkli ve bambaşka bir dünyada gibiyiz. Birilerinin bunları söylemesi gerçekliğe döndürüyor beni. Şikâyetçi değilim.

 

Hayatta ne gibi dertleriniz var?

Hayatımı olabilecek en iyi şekilde yaşamaya çalışıyorum. Eğlenmek ve yaşadığım anın tadını çıkarmak benim için çok önemli. Ailemle, arkadaşlarımla, sevdiğim insanlarla vakit geçiriyorum. Tabii ki kendimle baş başa kaldığım zamanlar da oluyor ama başkalarıyla hep bir bağım var. Hayat çok kısa, tadını çıkarmak ve mutlu olmak gerek.

 

Bunu başarabiliyor musunuz?

Elimden geleni yapıyorum ve mutluyum.

 

 

“Aşk dokunmaktan fazlası”

 

Sizin jeneresyonunuzdan tüm model arkadaşlarınız anne oldu. Böyle bir planınız var mı yoksa çocuk istemeyenlerden misiniz?

Hayır, çocukları seviyorum. Ancak başkaları çocuk sahibi oldu diye kendimi geç kalmış hissetmiyorum, benim hayatım farklı ve herkesin kendine ait bir biyolojik saati var. Sırf birileri bekliyor diye belli yaşlarda belli şeyleri yapmak zorunda hissetmedim hiç. Üstelik kariyerim bu aşamadayken anne olmak beni gerçekten zorlardı. Sürekli seyahat ediyorum, çekimden çekime koşturuyorum. Anne olan arkadaşlarımın da gerçekten zorlandığını görüyorum. Çocuklarım olduğunda onlarla gerektiği gibi vakit geçirebilmek istiyorum. Ama şu aşamada işim buna engel. Nişanlımla önümüzdeki yıl evlenmeyi planlıyoruz, zamanın ne getireceğini göreceğiz.

 

Uzun zaman uzak mesafe ilişkisi sürdürdükten sonra geçtiğimiz günlerde nişanlandınız. “Uzak mesafe ilişkilerinin zaferi” diyebilir miyiz buna? Çünkü yan yanayken bile ilişki sürdürmek epey zorken bir de uzaklık iyice zorlaştırıyor.

İlk başlarda uzakta olmaktan nefret ediyordum. Gerçekten zor, ama zamanla alıştım. Hatta bir süre sonra sürekli yan yana olmaya tercih eder oldum. Çünkü uzun zaman sonra bir araya geldiğinizde sürekli eğleniyorsunuz. Kavga yok, gürültü yok. Gerçekten onunla olmanın değerini anlıyor, bir bağ kuruyorsunuz. Eğer birbirinizi gerçekten seviyorsanız mesafelerle başa çıkabilirsiniz.

 

Kimileri için aşk sadece dokunabilmekten ibaret.

Aşkı bu şekilde tanımlayamam, dokunmaktan çok daha fazlası çünkü. Birini gerçekten sevdiğinizde her zaman onun için en iyisini istiyorsunuz.

 

Ayrı kalmaya bu kadar alışmışken aynı evde olmak zorlamasın?

Kim bilir... Ama sanmıyorum; Kahire’de, Brezilya’da, New York’ta 1 ay birlikte kaldığımız da oldu. Birbirimizi biliyoruz. Evet ilişki çok önemli, ama asla hayatınızın merkezi olmamalı. Kendi hayatınızı, arkadaşlarınızı ilişkinize feda etmek zorunda değilsiniz. Dengeyi kurabilmek önemli ve ben kurabildiğime inanıyorum. Belki karşınızdaki kişi sadece bulunduğu yerde ya da çalışırken mutlu ve tatmin olmuş hissediyor. Sırf yan yana olmak için bundan vazgeçmemelisiniz. Belki de karşınızdakinin sevdiğiniz kişi olarak kalmasını sağlamanın yolu mutlu olduğu yerde, mutlu olduğu işi yapmasına izin vermektir. Tek istediğim nişanlımın mutlu olması, ben de ancak bu şekilde mutlu olabilirim. Birbirimizin hayatına müdahale etmiyoruz, 24 saat çalışmak istiyorsa 24 saat çalışsın. Herkesin kendi hayatı olmasını çok önemsiyorum. Aşk dokunmakla değil; kalple, zihinle alakalı bir şey. Sevmek karşındakinin iyiliğini istemektir. Sadece sevgili için değil; aile ya da arkadaşlar için de geçerli bu.

 

“Korunmak için etrafıma duvar ördüm”

 

Kadınlara yönelik taciz vakaları o kadar yaygın ki, güzel olmanın iyi bir şey olup olmadığını sorguluyoruz artık. Sizin sektörünüzde ekstra yaygın olduğu söyleniyor hep. Hiç karşılaştınız mı böyle bir şeyle?

Maalesef çok yaygın. Film sektöründe de aynı şey olduğu söyleniyor. Ama ben bunun sizin duruşunuzla da alakalı olduğunu düşünüyorum. Eğer insanlarla arana duvar örmeyi bilirsen seni rahatsız etmiyorlar. En azından bizim işimiz için böyle. Hakkında korkunç söylentiler olan birçok fotoğrafçıyla çalıştım ve en ufak bir falsoyla karşılaşmadım, çünkü bir kez mesafeni koyduğunda sana yaklaşamıyorlar. Bir gece kulübüne ya da restorana gittiğimde büyük bir ilgiyle karşılaşıyorum ve aynı şekilde mesafemi koruyorum. Aksi takdirde samimiyetin kötüye kullanılması kaçınılmaz oluyor.

 

Hiç “Brezilya’da kalsaydım ve bambaşka bir hayatım olsaydı” diye düşündüğünüz oldu mu?

Kim düşünmez ki... 20 yıldır modellik yapıyorum ve hayatım başka bir yöne gitse ne olurdu tahmin etmek zor. Ama işimle ilgili her şeyi ve seyahat etmeyi çok seviyorum ve bu yüzden çok da kafa yormuyorum.

 

 

“Kadın, doğal yaşlanmalı”

 

30’lar nasıl gidiyor?

Bana sorarsanız bir kadının en güzel yaşları... Birçok insandan duyuyorum bunu ve kesinlikle katılıyorum. 30’larınıza geldiğinizde her şeyden önce psikolojik olarak değişiyorsunuz. Gerçek bir kadına dönüşüyorsunuz; doğurmak istiyorsunuz, duruşunuz, hayata bakışınız değişiyor. Ve bütün bunlar bir kadını daha seksi yapan şeyler.

 

Şu an ihtiyacınız yok, ama estetiğe nasıl bakıyorsunuz?

Kesinlikle karşı değilim. İnsanlar kendilerini nasıl daha iyi ve rahat hissediyorlarsa öyle yapmalılar. Nasıl istiyorlarsa öyle görünmeliler. Bu bir özgürlük ve tamamen destekliyorum. Ben kendi adıma yaptırmayı düşünmüyorum, bir kadının olduğu gibi, doğal haliyle yaşlanması gerektiğine inanıyorum ve öyle yapacağım. Zamanın yarattığı çizgiler ve beyazlayan saçlar özellikle kadınlara derinlik katıyor.

 

Yaşlandığınızda da böyle düşünecek misiniz acaba?

Emin değilim. (Gülüyor). Göreceğiz. Henüz o kadar da yaşlı sayılmam değil mi? Daha iyi hissettirecekse yaptırabilirim, esas olan insanın kendini iyi hissetmesi değil mi zaten... Eğer sana kendini daha rahat hissettirecekse yaptırmalısın.

 

Röportaj: Gizem Sevinç Selvi

Fotoğraf: Ece Oğultürk

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Bolonez soslu erişte!
    Bolonez soslu erişte!

    Süresi : 03:15 İzlenme : 939

  • Bebe bisküvisinden kolay pasta
    Bebe bisküvisinden kolay pasta

    Süresi : 03:55 İzlenme : 2671

  • Kolay muska böreği tarifi
    Kolay muska böreği tarifi

    Süresi : 05:38 İzlenme : 2072

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1282

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 992

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön