Emre Altuğ: Ben evlilik adamı değilim

Emre Altuğ boşandıktan sonra ilk kez Esin Övet'e konuştu.

Emre Altuğ: Ben evlilik adamı değilim

Emre Altuğ’u müzik dünyasına giriş yaptığı ilk günden bu yana tanırım. Her zaman yaptığı kaliteli işlerle adından söz ettirmiştir. Şimdi yine güzel projeleri var. Her salı TRT’de yayınlanan ‘Bak Hele Bak’ adında oldukça güzel bir program yapıyor. İzlemediyseniz tavsiye ederim. Yeni bir müzik şirketi var, albüm hazırlığı içinde. Ama tabii ben tüm bunların yanı sıra kendisiyle boşanma mevzularını da konuşmak istedim. Emre, konuşmak istemedi. Ama sağolsun o kadar kibar ki sorduğum her soruya da yanıt verdi. Kırmadı beni. Tabii 10 parmağında 10 marifet olan Emre’yle sadece bu konuyu konuşmadık. Çok uzun sohbet ettik.

 

'Kendimi domestik hale getirdim'

 

Hiç yaşlanmıyor musun Emre?

Dün MR’a girdim. Yaşlanmaz olur muyum?

 

Hayırdır inşallah.

Kötü bir şey yok. Spor yaparken sakatladım kendimi. Bir dizim, bir omzum.

 

Saçlar uzamış...

Uzuyor, kesiyorum. Bir türlü uzatmaya cesaret edemiyorum. Aslında uzatsam bir daha, eskiden denemiştim. Belki yine uzatırım.

 

Emre ben seni ilk çıktığında çapkın, hızlı, seksi popstar olarak hatırlıyorum.

Seksi miyim bilemem. Ben hiçbir zaman çok çapkın olmadım. Şansım yaver gitti diyelim.

 

'Har vurup harman savurmadık’

 

90’ların sonuna doğru çıkıp güzel bir isim yapmanın zor olduğu bir dönemde tanıdık biz seni.

Evet, ben hiçbir zaman büyük hedefler koymadım kendime. “Şöyle meşhur olacağım, şu kadar para kazanacağım” demedim. Korkarım hayallerimin gerçekleşmemesinden.

 

Kendiliğinden mi gelişti her şey?

Aslında öyle.

 

Maddi durumu kötü olmayan bir ailede büyüdün yanlış bilmiyorsam.

Babam memurdu, çok sıkıntılar çektik. Ama benim öyle iyi bir annem ve babam vardı ki bize hiç yansıtmadılar. Biz kıtlık içerisinde yaşarken babamı cimri olarak biliyordum. Halbuki öyle değilmiş işin rengi. Akşam pazarı diye bir şey var bilir misin? Akşam pazarına giderlermiş annem ve babam. Domatesi, biberi daha ucuza almak için. Ama bize hiç yansıtmadılar. Biz de ailem sayesinde gözü tok büyüdük.

 

Sen bir baba olarak nasılsın peki?

Elimden geleni yapıyorum tabii. İmkânlarımızı kısıtlamadan ama çocukların çok fazla şımarmasını da engelleyerek bir hayat sürdürmelerini sağlamaya çalışıyoruz.

 

Çağla Şıkel de “Oğlum 1500 TL’lik ayakkabı istiyor ama onu alamam” diye bir açıklama yapmıştı. Sonuçta o da orta halli bir aileden gelme, ben de. Onun ailesi daha gençti ama benim annem ve babam İkinci Dünya Savaşı’nı yaşamış insanlar. Sıkıntının ne olduğunu çok iyi biliyorlar. Biz küçükken tuvaletten çıkarken ışığı kapatmadığımız için azar işitirdik. Ben de yatarken evin bütün ışıklarını kontrol ederim.

 

Ama işte sahneye çıkıyorsun, lüks arabalara biniyorsun diye zannediliyor ki havyarlarla besleniyorsun.

Çok çeşit havyar var Esin. Ucuzu var, pahalısı var. Çok şükür halimiz vaktimiz yerinde. Bunca zaman çocuklarımız için biriktirdik. Ben çocuğum olmadan önce birikim yapmaya başlamıştım. Har vurup harman savurmadık. Dolayısıyla bir birikimimiz oldu. Zaten bizim malımız diye bir şey yok. Çocuklarımızın yani ne varsa.

 

 

‘Asılsaydım starlığı kaybetmezdim’

 

Her istediklerini almıyorsunuz yani.

Çocuk bu, ister. Önemli olan ona anlatmak. Benim hayatım boyunca 1 tane uzaktan kumandalı arabam oldu. O da 16 yaşındayken. Oğluma daha 3 yaşındayken 18 tane uzaktan kumandalı araba geldi. Hepsini kaldırdım. Birini kırdığını gördüm. 3 yaşındaki çocuk uzaktan kumandalı oyuncaktan anlamaz. Büyüdüğü zaman vereceğim, oynamak istediği zaman oynar. O çocuk neyin pahalı neyin ucuz olduğunu bilmez ki...

 

Emre hep konuşuyoruz. Evlilik, baba olmak popstarlığı bitiriyor mu?

Bitirdi, bitirdi beni, bitirdi. Ben kendimi çok uzaklaştırdım. Yani çok fazla domestik hale geldim. Çok evcimen hale geldim. Ben çocuklarımın üstünde yaşayan bir insan haline geldim. Bu her insan için geçerli değil. Ben üretmemeyi seçmişim. İçindeyken bu kadar fark etmemişim.

 

Tarkan çocuk dünyaya getirmedi, hâlâ star olarak anılıyor. Ajda Pekkan “Süperstar olmak için aileden vazgeçtim” dedi.

Bu bir seçimdir, saygı duymak gerek. Bu hayat bizim hayatımız. Ben bunu seçmişim, hiç bilinçli seçmedim. Ama çocuklarım olduktan sonra o kadar o havaya girmişim ki biraz kendimi geri çekmişim. Kolay yapabileceğim şeyleri seçmişim. Üretime dayalı değil de, daha çok icraya dayalı şeyleri seçmişim. Ben eskisi kadar beste yapmadım, eskisi kadar kendimi öne atmadım.

 

Keşke evlenmeseydim, iki çocuğum olmasaydı dedin mi?

Olsun, olsun. Ben iki çocuğumdan ve geçirdiğim zamandan çok memnunum. Bu benim hayatımda geçirdiğim en güzel zaman oldu.

 

Sen zirvedeyken evlendin.

Sorun yok, geliriz yine oraya. O zirveye de ben çıkmıştım zaten.

 

Evlilik starlığı kaybettiriyor mu yani?

Kaybettiriyor tabii. Ama ben asılsaydım bunu kaybetmezdim. Asılmadım.

 

‘Kimseye fırsat vermek istemedim’

 

Evlenirsem hayranlarımı kaybederim durumuna inanıyor musun?

Öyle bir şeyden hiç korkmadım. Beni takip eden hayranlarımın cüretinin değiştiğini gördüm.

 

Nasıl yani?

Boşandıktan sonra değiştiler.

 

O zaman en başa mı döndü her şey?

E tabii öyle oldu. İster istemez öyle oluyor. Evliliğe saygı duyuyorlar. Bu güzel bir şey.

 

Bu, senin duruşunla da alakalı bence. Eşin dışında başka kadınlarla görülmedin.

Kesinlikle öyle. Ne yalan söyleyeyim bunun zarar görmemesi için her türlü çabayı sarf ettim. Çok dikkat ettim.

 

Kendini tamamen evine adadın.

Aynen öyle. Olduğum ortamda, bir kulüpte bulunduğum sırada sağa sola verdiğim enerjiye, “Merhaba” dediğim kişiye kadar dikkat ettim. Bu benim ahlak anlayışım. Kimseye fırsat vermek istemedim.

 

Evliliğin boyunca başka bir kadınla anıldığını hatırlamıyorum.

Çok ortak kız arkadaşımız vardı ama onlarla bile tek başıma yan yana gelmemeye dikkat ettim. Bu benim aile kurumuma duyduğum saygıdandır. Onlara da söylerdim bunu, kimse kendini kötü hissetmesin diye. Gereksiz yere huzur kaçıran bir durum olmasın istedim.

 

Bu durum aranızı bozar mıydı?

Hayır, kaldı ki bozmadı. Güven, özgüven konusunda sorunumuz olmadı.

 

Evliliğinin neden bittiğini herkes çok merak ediyor.

Bu konuyla ilgili bir şey konuşmak istemiyorum. Biz başvurduk, mahkeme karar aldı konuşulmasın diye. Biz sadece ömrümüzün sonuna kadar görüşmek üzere ayrıldık. Çocuklarımız var.

 

 

'Ben evlilik adamı değilim'

 

Bir ömür boyu süren evlilikler eskide mi kaldı sence?

Şartlar, bakışlar değişikmiş. İnsanların geldiği nokta değişik. Mantalite değişik. Çok normal böyle olması. İnsanlar sebat etmişler evliliklerini yürütmek için. Ve mutsuz bir 40 yıl daha yaşamışlar. Biz çocuklarımızı mutlu etmek için ayrıldık.

 

Ama bu bir anda verilmiş bir karar değildi değil mi?

Evet ama artık bunları konuşmak çok gereksiz. Bitmiş gitmiş bir mesele. Bunu nasıl anlatabilirim ki artık.

 

Merak ediliyor, sorgulanıyor. Dedikodular çıkıyor.

Geçmiş bitmiş. Çocuklarımız var.

 

Tamam ama bir günde verilmedi bu karar sanırım.

10 senelik emek bir günde harcanmaz. Her şeyden önce çocuklarımız çok önemli ve tabii işlerimiz.

 

Çocuklarınız farkında mı?

Pedagoga özellikle danışmıştık. 6 yaşından önce farkında olmuyorlar. 6 yaşından sonra sorgulamaya başlıyorlar. Şu anda hem benim evimde hem de kendi evlerindeler.

 

Onlar hâlâ aynı evdeler mi?

Evet, özellikle ben öyle olmasını istedim. Çünkü o evin performansı onları çok mutlu eden bir performans. Özellikle evden çıkmayı ben tercih ettim. Çocukların o evde büyümesini istiyorum.

 

Sık görüşüyor musunuz?

Zaten uzak oturmuyoruz. Dolayısıyla ben onları istediğim zaman alıyorum.

 

Yeniden evlenir misin?

Bilmiyorum, nereden bileyim? Ama evlenmem gibi geliyor. İhtiyacım da yok şu anda. Evlilik bence en temel anlamda çocuk sahibi olmak için geçerli. Bence tamam, biz o defteri kapattık. Bir daha evlenmeye gerek yok. Ama hayat ne getirir bilinmez. En saçma şey büyük büyük laflar etmek bu anlamda.

 

Duygu insanısın, belli olmaz.

Ama evlilik adamı değilim. Evlenme teklif ederken ben de şaşırmıştım.

 

Çocukların anneleriyle yaşıyor. Çağla Şıkel evlenmek isterse, çocukların onlarla yaşamasını ister misin?

Buna o zaman bakarız.

 

Çocukların yanında kavga gürültü yapsaydınız zor olabilirdi çocuklar için.

Hiç yapmadık, yaşamadık. Ama ilerleyen zamanda bunun olmayacağının hiç garantisi yoktu artık.

 

‘Diziler beni korkutuyor’

 

'Bak Hele Bak’ nasıl gidiyor?

Çok fazla arkadaşımı görüyorum. 4 ünlü katılıyor. Onları bilmedikleri bir skecin içine atıyorsun. Hiçbir şey yapamayabilirler de. İşin en cazip tarafı da bu. İzleyenlere “İyi ki ben orada değilim” dedirttiğiniz anlar oluyor. Daha önce Türkiye’de bu formatta hiçbir şey yayınlanmamış.

 

Geldiğimde senaryo okuyordun.

Evet sürekli senaryo geliyor ama diziler beni korkutuyor. Görüyorsun son durumları. Bir de şımarıklık oldu, yoruyor artık dizi beni. Biraz üşeniyorum. Şu anda biraz daha müziğe yoğunluk vermek istiyorum.

 

‘Otel sadece benim’

 

Alaçatı’da bir oteliniz var. Hâlâ devam mı?

Aslında ben duyuran kişiyim. Ağabeyim yürütüyor ve yönetiyor. İkinci senesi bitti.

 

Otelde Çağla Şıkel ile ortak mısınız hâlâ?

Hayır değiliz. Ayrılık aşamasında çok şeyin üzerinde konuşarak anlaşarak yaptık. O da feragat etti. Zaten o otelden cebimize para girmiyor. 3-4 sene daha girmeyecek. O işin bir maliyeti var.

 

Uzun yıllar o otel sende yani.

Evet öyle. Uzun yıllar kalsın istiyorum inşallah. 12 odası, kafesi ve kulübü var. Güzel bir yer.

 

Ticarette başarılı mısın?

Ben ticarette hep battım. Tekstil sektöründe bir şey denedim ama battık. Ortaklarım bu işin duayenleriydi üstelik. Ama işin başında durmadığın zaman olmadığını öğrendim. Otelin başında her şeyden önce ağabeyim var. O yüzden içim rahat.

 

Alaçatı’da Çağla ile Emre’nin oteli olarak bilinen yer artık sadece senin otelin o zaman.

Evet öyle.

 

Bir şeyler değişecek mi?

Hayır hiçbir şey değişmeyecek. Adı sanı, her yeri aynı.

 

‘Hayalimdeki albümü yapıyorum’

 

Uzun süredir albüm çalışması yapmayan ve müzik şirketi değiştirmeyen Emre Altuğ, Polat Yağcı ile anlaşmış. Güzel sürprizlerle hızlı bir giriş yapmaya hazırlanıyor müzik dünyasına.

İşte sohbetimizin müzikle ilgili kısmı...

 

 

‘Zarar eden bir albümüm yok’

 

Müzik dünyası nasıl gidiyor sence?

Sanki kötü gidiyor. Rakamlar ortada. Aslında yine bir sisteme girdi, parçaları tek tek satın almak gibi. Bunun korkutucu tarafı tek şarkı çıkarma yoluna itebilir insanı.

 

Yeni bir müzik şirketiyle anlaştın öyle değil mi?

Evet ben Dokuz Sekiz’in kurucularındanım. Ahmet Çelenk’e “Hadi ben kaçıyorum” dedim, sonra da Polat Yağcı’yla anlaştım. İkisiyle de aram çok iyi. Benim bu anlamda kimseyle sıkıntım olmadı. Bu zamana kadar hiçbir yapımcıya zarar ettirmedim.

 

Bugüne dek zarar eden bir albümün olmadı mı?

Yok olmadı. Gerçekten hiçbir yapımcıyla bu anlamda aram kötü olmadı.

 

Şimdi nasıl bir çalışma geliyor?

Benim bir hayalim vardı. Polat bu hayalimi gerçekleştirmeme yardımcı oluyor. Ömrüm boyunca notlar almışım. Bu notların içinde şarkı barındırıyorum. Âşık olmuşum, ayrılmışım, gitar almışım, okula girmişim, çalışmaya başlamışım, bir sanatçıyı tanımışım onun şarkısı olmuş. Benim böyle anlarım var. Şimdi bu şarkıları bir albümde topluyorum. Benim hayatımda önemli noktalarda olan şarkılar.

 

‘Bir sürü söz yazmışım’

 

Bu şarkılar söylendi mi, bildiğimiz şarkılar mı?

Albüme koyduğum şarkılar değil bunlar. Ama sahnede illa ki söylemişimdir. Lisede söylediğim, barlarda söylediğim, ilk aşkıma söylediğim şarkılar.

 

Sonra hemen albüm mü gelecek?

Evet hiç ummadığım yerden notlar, şarkılar çıkıyor. Bir sürü söz yazmışım. Defterlerim var. Onlara notlar almışım. Şimdi onları görüyorum, hoşuma gidiyor.

 

‘3 parçaya çok yükseldim’

 

Bu sene seni hangi şarkılar heyecanlandırdı?

Bu yaz 3 parçaya çok yükseldim. Bora Duran’ın ‘İnsan’ adlı şarkısı ağlattı, hüzünlendirdi. Geldim gittim, bu şarkıyı dinledim. Dinlerken gözlerim yaşardı. Bora’yı tanımıyorum ama son derece etkilendiğim bir şarkı oldu. Bir de eğlenceli olarak Ayşe Hatun Önal’ın ‘Çak Bir Selam’ına takıldım. Çok sürpriz bir şarkıydı. Ve Mehmet Erdem’in Barış Manço cover’ı çok iyiydi.

 

‘Sezen’in şizofren olması gerekirdi'

 

Şarkı yazman için âşık olmana gerek yok anladığım kadarıyla...

Yok, hayal kurmak en güzeli. Bizim hayatımız bunun üzerine dönüyor zaten. Bizim bir şey yaşamamıza gerek yok. Sezen Aksu’nun onlarca şarkısı var, onların hepsini yaşamasına imkân yok. Ruh hastası olması gerekiyor. Şizofren üstü şizofren olması lazım ki ben Sezen’in ne kadar sağlam olduğunu biliyorum.

 

Ama hayal kurmayı unuttuk.

Evet çünkü küçük yaşta bunu engelliyorlar. Kahkaha atmak, hayal kurmak, uydurmak yasaktır. Benim babam bir gün bana bir şey itiraf etti. “Ben şımarıklık zannederdim ama oyuncak çocukların hayal gücünü artırıyormuş” dedi. Babam 83 yaşında ve diş hekimi. Bana bunu daha 3-5 sene önce söyledi.

 

Eskiden babalar çocuklarını öpmezdi bile...

Evet, aynen öyle. Babamı ilk ben öptüm.

 

Röportaj: Esin Övet

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 1539

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7281

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2868

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1538

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 2582

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön