Taylan Kümeli: Ne sağlıktan ne lezzetten vazgeç!

Diyetisyen Taylan Kümeli HT Hayat'a konuştu. Dukan, Karatay gibi diyet programlarına karşı olan Kümeli bunun nedenini şöyle açıklıyor: kişisel özelliklerin göz ardı edildiği sağlıklı beslenme süreçleri bir gün mutlaka duvara toslar.

Taylan Kümeli: Elma sirkeli su gerçekten zayıflatır!

Çevresine yaydığı pozitif enerjiyi doğru beslenmeye, bol su içmeye ve spora borçlu olan Taylan Hanım özellikle altını çizerek şöle söyledi: "Yaşadığım her anın ve her nefesin keyfini almaya çalışan, insanları seven, hayata değer veren bir insanım.'' Sağlıklı beslenmek için öncelikle kendimizi sevmemiz gerektiğini söyleyen Kümeli, doğru beslenmeyi alışkanlık haline getirmemiz gerektiğini vurguluyor. Hayata bakış açısını çok sevdim ve örnek aldım. Taylan Kümeli “ne sağlıktan ne lezzetten vazgeçme” diyor. Ben bu mottoyu sahiplendim, sıra sizde…

 

-Ülkemizde sağlıklı beslenme denince akla ilk gelen isimlerden birisi sizsiniz. Tanınan ve takip edilen bir isimsiniz. Merakla sormak istiyorum, bu başarının sırrı nedir?

Şöyle söyleyeyim, mesleğimde 27. yılım benim. Hani olur ya, çocuklara hep sorarlar "büyüyünce ne olacaksın" diye, bana da sorulduğunda ben direkt olarak "bilim kadını olacağım" derdim. Yani o bilim kadınlığının altında, o zamanlar astronotluk da vardı, laboratuvara girmiş araştırma yapan bir kadın da vardı, hastanede çalışan bir kadın da vardı. Ama bir şeyleri hep keşfeden, o keşfettiklerini insanların faydasına kullanan bir yapıda… Sonra biliyorsunuz, ülkemizin gerçekleri nedeniyle üniversite sınavlarına girerken tercih yapmak zorunda kaldım. Bizim zamanımızda 23 tercih yapma hakkı vardı. Ama ben o tercihleri yaparken hep kendime şöyle bir sınırlama getirdim. Diyorum ki ya sağlık olacak bu, ya yemek olacak ya da barınma olacak. Çünkü insanın temel ihtiyaçları… Bu üçünden hangisi seçilirse seçilisin, benim tercihim hangisine denk gelirse gelsin onu mutlaka kendi yorumumla yapacağım. Seçim böyle oldu ve ilk sene ben oldukça yüksek bir puanla, o zaman fen ve edebiyat diye ayrımımız vardı. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nü kazandım. Bu öykü de böyle başlamış oldu. Okuldaki eğitimim esnasında biyokimya laboratuarına giderdik. Biyokimya laboratuarında formaldehitleri okurken arkadaşlarımızın  yaklaşımı ile benim yaklaşımlarım farklı olurdu. Eğitimlerimizi veren öğretmenlerimiz de buna hep pozitif yaklaştılar, çalışkan bir öğrenciydim. Bu farklılaşma, farklı bakış mesleğe başlangıçtan bugüne kadar farklılıkları getirdi. İlk bir kibrit kutusu peynir yerine bir Zippo çakmak kadar dedim, ara öğünlere ara öğün demeyip köprüler demek, insanlara ‘aynı değilsiniz parmak izi gibisiniz’ demek… Bunlar hep beslenme literatürüne kattığım sözcükler oldu. Çantanızı değil beslenme çantanızı götürün demek ve daha da önemlisi kilo verdirme sürecinde insanlara güler yüzlü, daha sempatik yaklaşmak. Çünkü gerçekten en temel güdülerini kesiyorsunuz ve size inançla yapmaları lazım bunu. Elbette ki zorunluluklar var sağlık için, güzellik için… Benim hep söylediğim cümle "beyaz gömlek siyah pantolon olmaktı" benim amacım. Bu farklılıklar içerisinde kendi karakterini klasik tarzda devam ettirmek. Öyle olunca da gardrobun vazgeçilmezi oluyorsunuz.

 

-Taylan Kümeli kendisini nasıl tanımlar?

Neşeli, hareketli… (Gülüyor) Her şeye rağmen bunun altını kırmızı kalemle çizmek istiyorum çünkü yaşadığım her anın ve her nefesin keyfini almaya çalışan, insanları seven, hayata değer veren bir insanım.

 

-Sağlıklı beslenmek için en çok nelere dikkat etmeliyiz?

Sağlıklı beslenmek için bir insanın kendisini çok sevmesi lazım. Çünkü beslenme iyi hissetmenin en önemli donelerinden bir tanesi. Aynı uyumak gibi, aynı ruh sağlığınızın yerinde olması gibi, onun için kendimize değer vermeliyiz. Sabah, öğle, akşam 3 temel öğün. Kuşluk, ikindi ve akşam yemek sonrası gibi köprülerimizi kullanmamız lazım. Bizim yanı başımızda olan ve aslında her şeyin püf noktası olan suyu asla ihmal etmemiz lazım. Vücudumuzun doğasına aykırı olarak yaşadığımız şu süreçte, vücudu hareket ettirmemiz lazım. Onun dışında psikolojik yapımızı sosyal hayatımız ile endeksleyip güzel bir şekilde doğru ve bütün besinlerden kullanacağımız bir beslenme normu oluşturmamız lazım. Bunu yaptığımızda sağlıklı beslenmeye başlarız zaten. 

 

-Alışkanlık haline getirmek gerekiyor, değil mi?

Evet. Alışkanlık haline getirmek ve tüm yiyecekleri, mesela ‘hayır asla yemeyeceğim bunu’ demek yerine her yiyecekten belirli ölçüde azar azar yemek ve porsiyon kontrolüne dikkat etmek çok çok önemli.

 

Ne sağlıktan ne lezzetten vazgeçme!

 

-Günümüzde en çok yapılan beslenme hataları, doğru bilinen yanlışlar nelerdir?

Mesela şöyle bir şey var, limonlu su zayıflatır. Limonlu su içerseniz zayıflarsınız. (Gülüyor) Limonlu su sadece tokluk hissi verir ve gün içersinde şekerinizin iniş çıkışını dengeler. Mesela bir başka bilinen yanlış ara öğün yemezseniz zayıflarsınız. Ya da günde tek öğün yerseniz zayıflarsınız. Tam tersi uzun dönem açlıklar insanları bloke edecek şekilde ne yazık ki kilolandırır. Tam tersi bırakın zayıflamayı bir başka bilinen yanlış tek gıdayla beslenirseniz daha çok zayıflarsınız. Örneğin; sadece proteinle beslenmek, sırf elma ile beslenmek, sabahtan akşama kadar sadece muz yemek. Bunların hepsi sadece ve sadece temel metabolizmanızı sarsar. Diyette mucize yok. Bu felsefe ile bakmak lazım. Diyette insanın kendi bedenini tanıyıp o bedene doğru davranmasını gerçekleştirecek kehanetler vardır. Onun dışında böyle şeylere inanırlarsa doğru bilinen yanlışlarla hiçbir şey yapamazlar. (Gülüyor) Ama mesela gerçekten elma sirkeli su zayıflatır. Maydanoz suyu vücudunuzdan sadece ödem atar. Ödem atmak için daha fazla su içersiniz. Boşuna o korkunç tadı içmenize gerek yok.

 

-Akım haline gelmiş diyetler (İsveç diyeti, Dukan diyeti gibi) hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Şimdi ben bunu hep söylüyorum, bir kere daha söyleyeceğim. Bir bilim insanı kendine yol seçmeli. Ya popüler kültüre hizmet edecek ya da doğrunun peşinden gidecek. Doğrunun peşinde giderken yaptığı doğrular onu popüler kültüre çekiyorsa onun suçu yok. Siz 3 ünlüyü zayıflatırsınız, onlar da her yerde konuştukları için Taylan Kümeli ünlülerin diyetisyeni olur o başka bir şey. Ben buna ne kızıyorum ne de bir şey diyorum. Bu bu işin süreci. Ama veriyorum direkt isimlerini Dukan, Karatay veya işte Taş Devri diyeti, bunlar hepsi bir takım beslenme gerçeklerini sağından solundan çekiştirip ortaya sanki yeni bir fikirmiş gibi çıkarılan diyetlerdir. Tamam, beslenmenin doğruları birdir. 1 gramın 4 kalori olduğu dünyanın her yerinde aynıdır ama kişisel özelliklerin göz ardı edildiği beslenme süreçleri bir gün mutlaka duvara toslar. Mümkün değil onun devam etmesi. Hem daha çok kilo alırsınız hem de ne yaptığınızı bilmeden yaparsınız. Yani herkes için aynı listeyi uygulamak söz konusu olamaz. Mümkün değil. Bu tarz diyetlerde sadece şöyle bir şey yapılmalı: Bir diyet, bir isimle anılacaksa o sadece beslenme doğrularını lanse etmeli. Verdiği listelerde herkese göre farklılıklar göstereceğini dile getirmelidir.

 

-Blumia ve anoreksiya gibi hastalıklar için nasıl tedavi yöntemleri önerebilirsiniz?

Bulmia ve anoreksiya, bir insanın yaşamında beslenmeye yanlış bakış. Bir tanesi yediğini kusuyor, bir diğeri de hiç yemiyor, kendini hep şişman kabul ediyor. Mesela bir de ‘binge eating’ vardır. O da çok inanılmaz yiyor, gözü dönecek şekilde ve yediğinin farkında değil. Bir de otoroksiya, takıntı olarak yediği her şeyin kalorisine bakıyor vs. O da bir başka beslenme bozukluğu. Bunların hepsi psikolojik destek ile tedavi edilmeli mutlaka. Ama psikolojik desteğin en önemli unsuru annedir burada. Annenin özellikle kız çocuklarına çabuk kilo ver, çok şişmansın ya da yeme uyarısı ilk şey. Ama bu doğru bir psikolog yardımı ve bir beslenme uzmanı desteği ile rayına girebilir. Kusmak kötü bir şey. Önce zayıflatır sonra çok şişmanlatır.

 

-Gözlemlerinize göre genç nesil beslenme konusunda bilinçli mi?

Şimdi burada çok enteresan bir çizgi var. Bir grup gerçekten çok bilinçli. Organik beslenmeye inanıyor, sporunu yapıyor, sağlıklı beslenmeyi öğreniyor ama bir başka grup da var ki hiç aldırmıyor. Onun için umurunda değil, önüne ne çıksa yer. Bir başka grup da tamamı ile etrafta duydukları paralelinde hareket ediyor. O gün işte örneğin, Paris Hilton’un vücudu çok güzelse "ben çok güzelim, aynı ona benzeyeceğim, bakayım neymiş beslenmesi, ona göre besleneyim" diyor. Ve bu en çok ergen dönemde karşılaşıyor. O yüzden bizim yapacağımız en doğru şey bu dönem gençlerini dinlemek. Yani eğer bir öğüt veren durumundaysak öncelikle onları dinliyoruz. Sonra nedenini araştırmaya çalışıyoruz. Ondan sonra da sağlıklı beslenmeye yönlendiriyoruz. Ben  gençlerimizin beslenme ile ilgili eğilimlerini çok parlak görmüyorum ne yazık ki…

 

-Kadınlarımız tatlıya ve hamur işlerine çok düşkün. Bu alışkanlıklarından vazgeçmeleri için bir öneriniz var mı?

Karbonhidrat beslenmemizin içinde var olmalı. Bu en doğru şekilde var olmalı. Nedir en doğru şekli? Kepekli ekmek, integral makarna, çok tahıllı pirinç,  karabuğday, bulgur… Ülkemizde yaşayan Arnavutlar gibi göçmenlerin  geleneklerinde börekler, tatlılar çörekler var. Bunlardan vazgeçilemez. O zaman onlardan vazgeçilemeyeceğine göre porsiyon kontrolünü hayatımıza sokmamız lazım. Yani bir tepsi börek yapıldığında yiyeceksiniz. 4 dilim de yiyebilirsiniz, yarım dilim de yiyebilirsiniz. Eğer yarım dilim yiyip kalkmayı hayatınıza geçiriyorsanız ne lezzetten ne de sağlıktan vazgeçersiniz. Bu çok önemli. Biz bütün danışanlarımıza bunu öğretiyoruz. Eğer o insan tamamı ile beslenme alışkanlığını pozitif yönde değiştirecekse, eline kepekli un almaya başlar, ondan börek yapmaya başlar, makarnasını pilavını dolmasını hep çok tahıllı ürünlerden yapar, şeker kullanmaz. Eğer kek yapacaksa içine pekmez koyarak yapmaya başlar… Tabii bunları yaparsa doğru beslenmiş olacaktır.

 

-Üzerinde çalıştığınız, dünyadaki bütün diyet yaklaşımlarını etkileyecek bir diyet kuramınız var. “TK1962” içeriğinden söz edecek olursak neler söylersiniz?

TK1962’yi aslında bütün hastalarıma uyguluyorum, onu isimleştirdik. Ama böyle "wow"‘ diye çıksın istemiyorum. (Gülüyor) Bunun kitabını da yazıyorum şimdi. Bir tane ‘Taylan Kümeli ile Püf Lokmaları’ çıkmak üzere, ondan sonra TK1962 çıkacak. O insanın temel beslenmesi ve tamamı ile tat duyusu ile yönlendirme yapacak. Tat duyunuzu kontrol ediyorsanız ve biliyorsanız doğru şekilde beslenerek kilonuzu da muhafaza edersiniz. Özeti bu. 

 

Ne sağlıktan ne lezzetten vazgeç!

 

Kaliteli yaşam için bir mottonuz var mı?

Ne sağlıktan ne lezzetten vazgeç! Onun için de doğru olanı tercih et. Ben varoluşçu bir yapıya sahip olduğum için insanların seçimleriyle en doğru şekilde hayatlarını sürdüreceğine inanıyorum. Bizim seçtiğimiz ıspanak dta ağzımızda tat olarak 2 saniye kalıyor, koskoca bir paket çikolatada 2 saniye kalıyor. Biz, eğer bunlar içinden doğru seçimlerimiz ile hareket ederek yolumuza devam edersek; mesela yatakta sabahları 1 saat fazla vakit geçiririz ya da gidip yürüyüş yapabiliriz. Yine seçim var burada. Bir su içebiliriz ya da içinde şeker olan başka bir başka içecek içebiliriz. Doğru seçimler ve doğru bilinçle hareket ettiğimizde kaliteli bir yaşam zaten bize kendiliğinden gelir. 

 

Röportaj: Özlem Genç - @ozlemmgenc

Röportaj Fotoğrafları: Özlem Kurtuluş

Facebook Yorumları
Yorumlar
6
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    29 Ocak 2016 Cuma 16:42

    önemli olan kilo vermekten ço koruyabilmekk

    Cevapla
  •  
    05 Mart 2015 Perşembe 12:58

    diet yapmak istediğiniz ve yediğinizden mutlu olduğunuz şeylerle devam ettiğiniz sürece kalıcı ve sağlıklı hal alır.bir insanın a4 kağıdını yazılı olan bir diet listesini yapıcaksın demesiyle değil karatay buna sicak bakmadığı için başarılı hastalar var.ancak her birey farklı olduğu için buna sicak bakmaya bilirsiniz ben gibi karatayın dediği gibi ben meyveden uzak duramam tatlıya çok düşkünüm hayatta hiçbir yemeği canım istemez ancak tatlı hayali kurarım .diet yaparak ve meyveden uzak durmayarak ve hiç spor yapmayarak ( yanlışım bu ) 8 ayda 40 kilo verdim.gerçekten isteyin gerisi gelir

    Cevapla
  •  
    05 Mart 2015 Perşembe 11:19

    dukanla zayıfladım ve gayet sağlıklıyım....

    Cevapla
  •  
    04 Mart 2015 Çarşamba 16:53

    karatayın dediğinden farklı olarak köprü filan diyor ben karatay diyeti ile 30 kilo verdim ve kendimi çok sağlıklı hissediyorum yürümesseniz hiç bir şey olmaz diyor karatay yürü ve sofradan doymadan kalkma açıkmadan da yeme.

    Cevapla
  •  
    04 Mart 2015 Çarşamba 16:16

    ben her iki çocuğumu doğurduktan sonra kendisiyle çalışıp zayıfladım. işinin gerçekten ehli, güleryüzlü ve sevgi dolu. hiç aç kalmadan, bebeklerime anne sütü vererek hamile kaldığım kilodan bile daha düşük kiloya düştüm. zayıflatmanın dışında inanılmaz derecede motive de ettiği için yemek konusuna inanılmaz terbiye oluyorsunuz.

    Cevapla
  •  
    04 Mart 2015 Çarşamba 14:31

    karatay'ı zerre anlamamış bir de kalkmış duvara tostlar diyor. he tostlar...

    Cevapla
  •  
    04 Mart 2015 Çarşamba 11:24

    acaba reklamını yapmanız için kaç para ödedi sayın kümeli..

    Cevapla

  • Kadınbudu kaplama tavuk!
    Kadınbudu kaplama tavuk!

    Süresi : 01:44 İzlenme : 1841

  • Bu yiyecekleri ısıtmayın!
    Bu yiyecekleri ısıtmayın!

    Süresi : İzlenme : 1657

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 3303

  • Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?
    Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?

    Süresi : 01:42 İzlenme : 1593

  • Tost makinasında cips nasıl yapılır?
    Tost makinasında cips nasıl yapılır?

    Süresi : 01:11 İzlenme : 6408

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön