Selçuk Erdem: Narsist kişilik bozukluğumuz var

Son dönemde çizdiği siyasi karikatürlerle gündeme gelen Selçuk Erdem, hayata ve memlekete bakışını Kübra Par’a anlattı.

Selçuk Erdem: Narsist kişilik bozukluğumuz var

Asansör kazasında 10 işçimizin hayatını kaybetmesi üzerinden birkaç hafta geçti. Hatırlayanınız var mı? Duyunca isyan etmiş, Twitter’da küçük kıyametler koparmıştık hani... Hızla tüketip unuttuğunuz trajediler arasında kaybolup gitti işte... Ancak ince zekâyla çizilmiş bir karikatür böyle acı bir olayı tek cümlede anlatabilirdi. Tıpkı geçen hafta Penguen’in kapağındaki gibi... Düşmekte olan işçinin son sözleri: “Verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz!”... O karikatürü görünce çok etkilendim, esprinin sahibi Selçuk Erdem’le konuşmalıyım dedim... O Türkiye’nin en iyi karikatüristlerinden biri. Karikatürleri her yerde ama kendisi biraz kapalı kutu. Sakin, içe dönük bir adam... Bir sosyal antropolog havasında hayatımızı kazımasını, memleketin ruh halini okumasını istedim. Biraz da kurcalayıp nasıl bir adam olduğunu anlamaya çalıştım...


Penguen’in bu haftaki kapağına biraz takıldım doğrusu. Hep eleştirel olmak zorunda mısınız? 49 vatandaşımız kurtuldu. Sevinçli bir kapak çıkmaz mıydı?

Eleştirel olmaktan çok ‘gülünecek bir yan bulma hevesi’ diyelim. Birileri çok kızsa da aslında çizilen her karikatür iyimserlik barındırır, bir umut göstergesidir. Asıl hiç karikatür çizilmediğinde korkun!

 

Başbakan Davutoğlu’nu çizmek zor mu?

Kolay.

 

Neden?  

Çizerken çok benzemese de o olduğu anlaşılıyor. Galiba saçlarını yapınca oluyor. Mesela Vali Mutlu’yu çizmek zordu, ufak bir çizgiyle başkasına benzeyebiliyordu!

 

Cumhurbaşkanı ve Başbakan değişince sizin işler kesatlaştı mı?

Yok, hiç öyle bakmıyoruz! (Gülüyor...) Gündem sayfalarında politik karikatürlerimiz var. Gerisi kişisel dünyamız üzerine çizdiklerimiz... Politik gündem yoksa uydurmayız. Ya da önemli bir gündem vardır ama onunla ilgili karikatür bulamamışızdır, illa yapmayız.

 

Girmek istemediğiniz konu oluyor mu?

Girmek istememek değil de iyi bir karikatür çıkaramıyorsak o konuyu pas geçiyoruz çünkü karikatür ince olmalı yoksa balta gibi bir şey olur. Mesela bu hafta mülteciler konusunda bir karikatür yapmak istedik ama içimize sinen iyi bir karikatür fikri bulamadık.

 

Her an gündemde ne olmuş diye haberlere bakıyor musunuz?

Hayır, kendi özel dünyamız daha ağır basıyor. Hayatın içinden espriler arıyoruz.

 

Sokaklara gözlem turuna mı çıkıyorsunuz yoksa!

Avcı gibi dolaşmıyoruz ama yan masadan laf dinleyebilirim, dikkat etsinler!

 

'Salaklığını ortaya koyun' 

 

Çizdiğinize pişman olduğunuz karikatürler var mı?

Çok eski karikatürlerime bakınca çizgisini ya da esprisini beğenmediklerim oluyor.

 

Kendi esprilerinize gülmediğiniz oluyor mu?

Yok, aksine çok gülüyorum. Espriyi ilk bulduğum anda dışarıdan gelmiş gibi kıkırdıyorum!

 

Çizmekten sıkıldığınız oluyor mu?

Sıkılmıyorum ama bazen çok zorlanıyorum. Ustalaştıkça daha kolay olacak zannediyordum, tam tersine zorlaştı!

 

En çok kime gülüyorsunuz?

Eşimin esprilerine!

 

Kime gülmüyorsunuz?

Sadece alaycılık yapanlara ve kalıplaşmış esprilere... Twitter’da o kadar çok aynı espriyi yapıyorlar ki...

 

Kimler daha çok malzeme veriyor? Gençler mi?

En iyi malzeme insanın kendisi. Başkasıyla dalga geçmek yerine kendi salaklığınızı ortaya koyun.

 

Selçuk Erdem’in en salak tarafı ne o halde?

Yıllardır çizdiğim malzeme içinde gizli bazı şeyler var! (Gülüyor...)

 

Şu konuda asla çizmem” dediğiniz şeyler var mı?

Var tabii. Woody Allen Yahudilik ile ilgili espri yapar, güleriz ama başkası yaptığı zaman ayrımcılık olur. Başka bir yerden dolaşarak yapmak mümkün elbette ama incelik ve ustalık istiyor. Evde denemeyin :)

 

Son dönemde arkadaşlarla oturduğumuzda politika dışında hiçbir şey konuşamıyoruz. Niye böyle kısırlaştık?

Evet, Twitter da ilk yayılmaya başladığında çok eğlenceli bir yerdi, sonra ağırlaştı. Çok acı şeyler yaşıyoruz ama iyi şeyler olacağına dair pek umudumuz kalmadı. İşçiler ölüyor, ardından iyi bir soruşturma yapılacağına inanmıyoruz. İktidar tartışmaları iyi yönetiyor, gündemi belirliyor. Bir şey atılınca herkes bunu tartışmaya çalışıyor.

 

Sosyal medyada sağlıklı bir politik tartışma ortamı var mı? Twitter bizi boş kahramanlara dönüştürdü sanki...

Dergide gündemle ilgili karikatür yapacağımız zaman üstünde saatlerce düşünüyoruz. Bazı konularla hiç uğraşmıyoruz. Twitter’da tam tersine... Gündemde ne varsa herkes onunla ilgili espriler saydırmaya çalışıyor. Hazır espri kalıpları var. Abur cubur konuşuyoruz...

 

 En sakat tarafımız ne?

Memleket olarak narsistik kişilik bozukluğumuz var. Ne işimize yarayacağını bilmediğimiz bir büyüklük peşindeyiz, içini de dolduramıyoruz zaten. Bu yüzden en büyük inşaatları yapmak istiyoruz, büyüklüğü vaat eden narsistlere oy veriyoruz. Büyük Türkiye yerine “en iyi zaman geçiren ülke” olmak gibi amaçlarımız olsa ya?

 

Türkiye ergenlik sendromu yaşıyor olabilir mi? Hangi yaş dilimindeyiz?

Ergenlik kimlik arayışı ve sorgulama dönemidir. Biz daha çok masal dinleyerek uyuma dönemindeyiz.

 

 

'Plaza erkeklerini anlıyorum'


Türk erkeği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Galiba onları pek sevmiyorum! (Gülüyor...) Futbol ve araba muhabbetim yok, geriye bir şey kalmıyor. Kadınlar daha eğlenceli geliyor bana. Muhabbet konuları daha çeşitli!

 

Kadınların en çok hangi muhabbeti açıyor?

Ayakkabılardan bahsetmelerini saatlerce dinleyebilirim. Değil tabii :) Kadınlarımız harika bence. İnstagram’da da çok güzel çıkıyorlar. (Kızlar n’aber?)

 

Erkeklerin en tuhaf özelliği ne?

Aşırı duygusallar. Maçlarda ağlayarak birbirine sarılan erkeklere bakın!

 

En öküz tarafları ne peki?

Ezberciyiz, sürpriz yapmayı beceremiyoruz. Kadın “Hiç çiçek almıyorsun” derse ertesi gün çiçek alıp gidiyoruz. O örnek sadece, sen geliştireceksin onu!

 

Elinde kahvesi organik pazara giden, yemek yapmaya bayılan yeni sürüm erkeklerle aranız nasıl?

Onlar plaza erkekleri... Çok çalışıp hayatlarını zenginleştirmeye çalışıyorlar. Pazar kahvaltıları ve cumaları kendilerini Alaçatı’ya atmalarıyla dalga geçsem de onları anlayabiliyorum!

 

Siz de plaza erkeği sayılır mısınız?

 İyi bir şeyse olayım, ama bilmiyorum o nasıl bir şey. İyi bir erkek olmaya hevesli bir erkeğim. Olacak inşallah :)

 

Şu sıralar ruh haliniz nasıl?

Çok iyiyim.

 

Orta yaş bunalımı falan yok mu?

Olacak inşallah. Şu anda çok yoğunum, ama ilerde mutlaka girmek istiyorum.

 

Karikatür çizmek insanın ruh sağlığını düzeltiyor mu?

Evet. Yazmasaydım delirirdim diyenler yazarlar var ya... Çizmeseydim kafam gidik olabilirdi!

 

Karikatüristler ortalama vatandaştan daha mı mutlu yaşar?

 Uçlarda yaşıyoruz biz. Şaka şaka, biz de ortalama vatandaşız. Sadece daha çok gülebiliyoruz belki de.

 

Kendinizi filozof gibi hissettiğiniz oluyor mu?  

Evet, sonra kendime gülüyorum geçiyor.


'Devlet Bahçeli malzeme vermiyor'

 

Erdoğan’dan fazla malzeme sunan bir politikacı yok galiba?

Nadiren Kılıçdaroğlu... Son 10 yıldır hükümet gündemi belirlemekte çok mahir. Tartışmalarda muhalefet geriden geldiği için karikatürlere fazla girmiyorlar.

 

Peki ne olacak bu CHP’nin hali?

Bir şey çıkmaz... İnsanları umutsuzluğa sevk eden şeylerden biri de muhalefet sorunu. Hükümet bir şey yapıyor, kızıyoruz. Sonra hükümet yeni bir şey daha yapıyor, ona da kızıyoruz. CHP hükümetin daha önünde durmuyor.

 

Demirtaş’ı nasıl buluyorsunuz?

Cumhurbaşkanlığı sürecindeki konuşmaları iyiydi ama arkası nasıl gelir bilemiyorum.

 

Ya Devlet Bahçeli?

Hiç malzeme vermiyor! İnternette onunla ilgili bazı komik espriler görüyorum ama karikatür için pek yok...

 

Popüler kültürden çok çizdiğiniz biri var mı? Magazin malzemesi üzerinden espri yapmayı sevmiyorum. Oturup Seda Sayan çizmek istemem mesela...

 

Peki ya IŞİD? Karikatür için iyi malzeme veriyor mu?

Böyle malzeme olmaz olsun.

 

Türkler IŞİD’e neden katılıyordur sizce?

Bu sadece IŞİD meselesi değil. Bir yere gidiyorsanız burada bağlanacak ve inanacak bir şeyiniz yok demektir...

 

'Dışa dönük değilim'

 

Eskişehirliymişsiniz... Orada mı büyüdünüz?

18 yaşıma kadar... O zamanlar Limon Dergisi’nin amatör sayfalarında karikatürlerim çıkıyordu. Tek amacım İstanbul’a gelmekti, geldim!

 

Aileden mi kaçtınız?

Hayır, İstanbul mizah merkezi olduğu için...

 

Nasıl bir aileniz var?

Çok sakin... Emekli memur bir aile. Zaten karikatüristlerin çoğu memur çocuğudur.

 

Karikatürist olmanıza tepki göstermişler miydi?

Başlangıçta böyle bir iş olur mu diye tedirgin olmuşlardı açıkçası ama hem para kazanıp hem de komşular bana hayran olunca düzeldi durum!

 

Çizerlikten çok para kazandınız mı?

Çok değil ama diğer karikatüristlere kıyasla iyi kazandım.

 

Kaç kardeşsiniz?

Üç kardeşiz, ben en küçüğüm. İki abim de doktor. Üçüncü kardeş karikatürist, ortada tuhaf bir durum var yani!

 

Evli misiniz? Çocuk var mı?

Evet, klinik psikolog Deniz Bolsoy Erdem ile evliyim. Ela adında 5 yaşında bir kızımız var...

 

Eşiniz size de terapi yapıyor mu?

Terapi demeyelim ona. Duygularımı ifade etmem için destekliyor diyelim.

 

Psikologla evli olmanın sinir bozucu bir tarafı var mı? Yalan söylersem anlayacak diye korkuyor musunuz mesela?

Yalan söylemem ki eşime :) Ama bazen uzmanlık kartını ortaya koymasına sinir olabiliyorum.

 

Evli olmanın en fena tarafı ne?

Gerçekten cevap vermemi beklemiyorsun herhalde! Daha o dersi işlemedik!

 

İçe kapanık bir adam gibi görünüyorsunuz...

Evet, dışadönük değilim. Karikatüristler genellikle böyledir... Çocukluk ve ergenlikte kendimizi çizgiye veriyoruz, fazla sosyalleşemiyoruz ondan herhalde. Belki kendimizi ifade etmekte zorlandığımız için çizgide ustalaşıyoruz.

 

Çizdiğinize pişman olduğunuz karikatürler var mı?

Çok eski karikatürlerime bakınca çizgisini ya da esprisini beğenmediklerim oluyor.

 

Kendi esprilerinize gülmediğiniz oluyor mu?

Yok, aksine çok gülüyorum. Espriyi ilk bulduğum anda dışarıdan gelmiş gibi kıkırdıyorum!

 

Çizmekten sıkıldığınız oluyor mu?

Sıkılmıyorum ama bazen çok zorlanıyorum. Ustalaştıkça daha kolay olacak zannediyordum, tam tersine zorlaştı!

 

En çok kime gülüyorsunuz?

Eşimin esprilerine!

 

Kime gülmüyorsunuz?

Sadece alaycılık yapanlara ve kalıplaşmış esprilere... Twitter’da o kadar çok aynı espriyi yapıyorlar ki...


* Her hafta bir gece dergide koltukta uyuyorum.

* İlk karikatürüm 1990 yılında yayımlandı. 18 yaşımdan beri profesyonel olarak çiziyorum.

* Rüyamda da bazen karikatür esprisi bulup gülüyorum, uyandığımda saçma sapan bir şey olduğunu anlayıp üzülüyorum, espri bile değilmiş!

* Sadece kulaklıkla müzik dinleyerek espri bulabiliyorum, yirmi yıldır böyle.

* En çok eşimin esprilerine gülüyorum!

 

Röportaj: Kübra Par

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 4686

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2089

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7869

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3029

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1716

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön