Jimi Hendrix kendini anlatıyor!

Çocukken kendini nasıl hissettiği sorulduğunda “Bu, Mars’ta insanların kendilerini nasıl hissettiğine bağlı aslında” diyen Jimi Hendrix, 25 yaşına geldiğinde, yani müziğe başladıktan 4 yıl sonra dünyanın en iyi gitaristi sayılmaya başlamıştı.

Jimi Hendrix kendini anlatıyor!

Çocukken kendini nasıl hissettiği sorulduğunda “Bu, Mars’ta insanların kendilerini nasıl hissettiğine bağlı aslında” diyen Jimi Hendrix, 25 yaşına geldiğinde, yani müziğe başladıktan 4 yıl sonra dünyanın en iyi gitaristi sayılmaya başlamıştı. Müziği ve  gitarıyla yaptıkları öylesine özgün ve çarpıcıydı ki neredeyse dinleyen herkes onun başka bir gezegenden geldiğine inanıyordu.

 

“Sesler duyuyorum ve onları ben biraraya getirmezsem kimse getirmeyecek” diyen Hendrix, 27 yaşında öldü. Ölümünden sonra geriye harikulade güzellikte birkaç albüm kaldı. Bir de kitap... “Sıfırdan Başlamak”. Kitabın hikâyesi ilginç. Hayatın izlerini günlükler, şarkı sözleri, mektuplar ve küçük notlar halinde yazıya dökmüş, yazmadıklarını röportajlarında seslendirmişti.

 

Ayrıca sigara paketlerinden otellerdeki not defterlerine kadar bulabildiği her kâğıt parçasına bir şeyler karalamıştı. Bütün bu notlar ölümünden sonra bir yapbozun parçaları gibi biraraya getirildi. Böylece ortaya çok acayip bir hayat hikâyesi çıktı. Sadece Hendrix gibi bir dâhinin anlatabileceği türden bir hikâye. Aşağıda bizde  nihayet Domingo Yayınları tarafından yayınlanan kitaptan parçalar okuyacaksınız.

 

‘Hüzün şiddet içerebilir’

“Gitar parçalama rutini kaza eseri başladı. Kopenhag’da çalarken beni sahneden aşağı çektiler. Her şey harika gidiyordu. Gitarımı fırlatıp sahneye geri atladım.  Gitarımı yerden aldığımda ortasında bir çatlak oluşmuştu. Tepem attı, lanet şeyi parçaladım. Seyirci çıldırdı, ‘kayıp akort’u bulmuştum sanki. Bu sadece gösteri amaçlı değil, izah edemeyeceğim bir duygu. Annen baban seni izlemediğinde içinden geleni yapmak gibi... İçimdeki kötü parçaların dışavurumu belki. Yani ne kadar tatlı ve  sevimli olursan ol, derinde bir yerde kara ve çirkin şeyler var. Ben benimkileri sahnede dışa vuruyorum, böylece kimsenin canı yanmıyor. Bu, seyircinin de yararına. Sistemlerindeki bütün o şiddeti açığa çıkarıyoruz. Biz şiddet içeren müzik çaldığımızda onların içindeki şiddet de açığa çıkar. Bunu birbirimizin kafasını patlatarak yapmayız, ipeksi bir şiddettir bu daha çok. Yani, hüzün de şiddet içerebilir.”

 

‘Bazen yaşayabileceğim tek aşk budur...’

“Aşk için canlarına kıyan insanlar var. Fakat birine ya da bir şeye, belki bir fikre âşık olduğunda öfkeyi ve zamanı alt edip denizi ve dağları yerinden oynatabilirsin.  Duygusu böyledir en azından. Bazen bazı şeyleri başkalarından farklı görürsün, bu yüzden bir şarkı yazarsın. Herhangi bir şeye dair olabilir. Bazı duyguların insanda farklı renkler çağrıştırması mesela. Kıskançlık mordur. Ben öfkeden morarırım. Haset yeşildir. Bu dünyanın bütün renklerine sahip bir kıza olan duygularını renklerle izah etmek gibi bir şey. Başka bir deyişle, bu duyguları ardında bırakabileceğine inanmazsın, fakat yine de denemeye gönüllüsündür.” “Yazdığım pek çok şarkının esin kaynağını kızlar oluştur. Bütün kızlar tek bir kız gibidir benim için. The Wind Cries Mary’nin birden fazla kızı temsil etmesi gibi. O gerçekten gelen kızdır. Little Wing arada sırada gelip bana bütün hayatını veren ve isteseydim dahasını da  verecek çok tatlı bir kızdı. Ben o ilişkiyi yürütemedim, bu yüzden bir oradayım bir burada. Heyecan arayışıyla dünyayı gezen bir maceraperestim. Konseri verirsin ve harikulade güzellikte kızlar gelip seni eğlendirir. Onlara gerçekten âşık olursun çünkü yaşayabileceğin tek aşk budur.

 

‘Evlenmeyi tahayyül bile edemiyorum’

“Hoşlandığım bir hatuna yaklaşmak söz konusu olduğunda çok eski kafalıyımdır. Sadece görünümü ölçü almazsın, çünkü o hikâyeyi iyi biliyoruz. Bazıları dünyanın en kötü insanlarıdır. Görünümlerinin dışında sunacak başka şeyleri olan kızlar var. Bir kızla tanıştığımda önce insan olup olmadığına bakarım. Maske takmayan, şefkat göstermekten korkmayan kızlarla tanışmak çok güzel. Takside yol alırken sokaklarda gördüğüm kızlar beni hüzünlendirir, çünkü onları hiçbir zaman tanımayacağım ve  belki içlerinden biri tam da aradığım kızdır. Bir kıza sırılsıklam âşık olabilir fakat aynı zamanda, farklı bir biçimde, başka bir kıza da âşık olabilirim. Bazen kendi kafamı karıştırıyorum galiba.” “Gitarım ve müziğim her şeyden önce gelir. Kadınları ancak ondan sonra düşünürüm. Müzik başka bir şeye zaman bırakmaz. Evlenmek gibi bir niyetim yok. Tahayyül bile edemiyorum. Evlilik belgesi denen bütün o küçük kâğıtlar özgüveni eksik insanlar için. İçinden geliyorsa kendini birine verebilir ya da birinden uzak durabilirsin. Fakat bunu bir saniye içinde yapmak zorundasın, unutma, bu senin hayatın. Bu işin anahtarı özgürlük.”

 

‘Dünyayı müzik değiştirecek!’

“Güvence arayışı uyuşturucuların en büyüğüdür; günümüzün en kötü uyuşturucusu. O duygudan kurtulduğunda pek çok şey gerçekleşmeye başlar. Ben artık böyle yaşıyorum. Kesin bir planım yok. Geleceğin belirsizliğini seviyorum. Neler olacağını önceden bildiğinde hayatın bir anlamı kalmaz benim için. Yapmak istediğim belli şeyler var tabii ki ve onları gerçekleştirmeye çalışırken kendimi mahvedeceğim muhtemelen.” “Bir şekilde ayaktaysan, yataktan kalkıp sokağa çıkabiliyorsan sorun yok. Bunun şerefine dans edebiliriz hatta. İşin gerçeğini bilmek istersen,  yapabileceğin en iyi şey müzik dinlemek. Dünyanın gidişatındaki büyük değişiklikler genellikle sanat ve müzik vasıtasıyla gerçekleşir. Dünyayı müzik değiştirecek. Müzik yalan söylemez anlıyor musun? Yanlış yorumlanabileceğini kabul ederim, fakat yalan söylemez.”

 

‘28 yaşımı görebileceğimden emin değilim’

“Delilik cennet gibidir. O noktaya vardığın zaman kimin ne dediğini umursamazsın, cennete doğru gidersin. Sen derine indikçe onlar, ‘Kahretsin, bu kedi gerçekten kafayı yedi. Geçmiş olsun’ diyeceklerdir. Onlara göre bu delilik. Fakat üretiyor ve yaratıyorsan kendi cennetine yaklaşıyorsun demektir. Son Amerika turnesi bittiğinde sadece uzaklaşmak ve her şeyi unutmak istedim. Kayıt yapmak, belki bir şeyler yazmak. Sonra düşünmeye başladım. Geleceğe dair. Beatles’ı doğuran bu müzik çağının sonra erdiğini düşündüm. Yeni bir şeylerin gelmesi gerekiyor ve Jimi Hendrix de orada olacak. Müziksel olarak verebileceğim başka bir şey olmadığını hissettiğim anda ben bu gezegende bulunmaz olacağım, bir karım ve çocuklarım yoksa şayet, çünkü müziğimle iletmek istediğim bir şey yoksa yaşamaya devam etmek için bir nedenim kalmamış demektir. 28 yaşımı görebileceğimden emin değilim, fakat bir yandan da son 3 yılda o kadar çok güzellik yaşadım ki. Dünya bana hiçbir şey borçlu değil.”

 

‘Şimdi biraraya gelme zamanı’

Jimi Hendrix, 27 yaşında aşırı doz uyuşturucudan ölü bulundu. Bugün bile taklit edilemeyen kendine has benzersiz bir gitar stili yaratmıştı. “Ülkede ırk sorunu” diye bir şey yok. Ülkeyi mahvetmeye çalışan yıkıcı güçler bunu silah olarak kullanıyor. Her iki tarafa da hâkim olabilmek için siyah ile beyazı birbirlerine düşürüyorlar. Egemenlerin beklediği bu. Kavga etmen, sokaklara dökülüp ayaklanman. Fakat seni hapse tıkarlar nihayetinde. O eski günlerde pamuk tarlalarında elektrik gitarlar olsaydı keşke. Pek çok şey hallolurdu, sadece siyah ve beyaz ırk için değil, dava için de.” “İşin gerçeği ne biliyor musun? İşin gerçeği şu ki, şimdi biraraya gelme zamanıdır! İnsanlar başkalarını suçlamaktan vazgeçebilseler. Bunun ne kadar sinir bozucu olduğunu görmek mümkün. Siyah adam beyaz adamla 200 yıldır kötü muameleye maruz kaldığını tartışıyor. Evet, öyle, fakat şimdi geçmişten konuşmanın değil bir  şeyleri düzeltmenin zamanı. Geçmişin çok kötü olduğunu biliyoruz, ama onu konuşmak yerine şimdi bir şeyleri düzeltelim!”

 

‘Sırf cenaze törenim için ölmeye değer’

“Biri öldüğünde insanlar hâlâ yas tutuyor. Bu kendine acıma duygusundan  kaynaklanıyor. Bütün insanlar bir ölçüde bencildir, biri öldüğünde bu yüzden üzülürler. Çünkü onları kullanmayı henüz bitirmemişlerdir. Ölen insan ağlamaz. Üzüntü bu zalim dünyaya bir bebek doğduğunda hissedilmesi gereken bir duygu, oysa biri öldüğünde sevinmek gerek çünkü daha kalıcı ve bin kez daha iyi bir yere gitmişlerdir. Ben öldüğümde bir jam session istiyorum. İnsanlar sapıtsın istiyorum. Ben bu bahtla muhtemelen kendi cenazemde tutuklanırım. Müzik çok yüksek volümde çalınacak ve bizim müziğimiz olacak. Beatles şarkısı falan istemiyorum, fakat birkaç Eddie Cochran parçası ve bol blues olacak. Roland Kirk orada olacak. Gelmeyi kabul ederse Miles Davis’i de ağıracağım. Sırf bunun için ölmeye değer. Cenaze töreni için.” “İnsanların ölüleri seviş biçimleri tuhaf. Sana biraz değer vermeleri için önce ölmen gerekiyor. Bir kez öldün mü sonsuza dek yerin sağlam. Ben öldüğümde plakları çalmaya devam edin.”

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1462

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 2491

  • Patates tost tarifi!
    Patates tost tarifi!

    Süresi : 01:11 İzlenme : 6890

  • Ton balıklı börek nasıl yapılır?
    Ton balıklı börek nasıl yapılır?

    Süresi : 01:29 İzlenme : 1206

  • Pilav nasıl yapılır?
    Pilav nasıl yapılır?

    Süresi : 00:59 İzlenme : 1541

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön