Emma Watson: "Tanrı dünyayı patlattı"

12 yıl önce 9 yaşında Harry Potter ile başladığı oyunculuk serüveninde, büyük bir projeye daha imza atıyor Emma Watson. Russell Crowe ve Anthony Hopkins ile birlikte 130 milyon dolar bütçeli “Noah” (Nuh: Büyük Tufan) filminde rol alan Watson sorularımızı yanıtladı.

Emma Watson: "Tanrı dünyayı patlattı"

Gözümüzün önünde Hermione olarak büyüdü. Duru güzelliğiyle filmlerin aranan yıldızı şimdi. 2014’ün merakla beklenen, 130 milyon dolar bütçeyle çekilen “Noah” filminde oynuyor. Nuh Tufanı’nın anlatıldığı film için kamera karşısına geçen Emma Watson, başrolü Oscar’lı yıldızlar Russell Crowe, Anthony Hopkins ve Jennifer Connelly ile paylaşıyor. Şanslı olduğunu da ekliyor: “Harika bir oyuncu ekibi...” Çekimler nedeniyle geçen yazı İzlanda’da geçiren Watson, filmde Nuh’u canlandıran Crowe’un kızı “Ila” karakterine hayat veriyor. Filmin yönetmeni, Siyah Kuğu’dan hatırlayacağınız Darren Aronofsky. Kadro güzel de çekimler o kadar kolay geçmemiş. En çok zorlandığı konunun, pek balık sevmediği için yemekler olduğunu söylüyor genç oyuncu. Ancak İzlanda’nın doğal güzelliklerine de hayran kalmış, “Farklı bir gezegendeydim sanki” diyor. Mart 2014’te vizyona girecek film hakkında pek konuşmak istemese de şu yorumu yapıyor: “Tanrı dünyayı patlattı!” Filmin çekimleri sırasında bir ara Paris’te yüzü olduğu Lancôme’un reklam çekimlerini de tamamlayan Emma Watson sorularımızı yanıtladı.

 

Geçen yıl HT Pazar’daki röportajımızda İstanbul’u merak ettiğinizi söylemiştiniz. Ardından BBC Radyo’ya verdiğiniz bir röportajda en çok gitmek istediğiniz yer sorulduğunda, “İstanbul” dediniz ve kasım ayından sonra bir İstanbul planı yaptığınızdan bahsettiniz. Çok mu yakın?

İlk fırsatta gelmeyi planlıyorum. 

 

Niye İstanbul’u bu kadar çok merak ediyorsunuz?

İstanbul birçok insanın geldikten sonra hayran kaldığı bir şehir ve ben de bu büyüleyici şehri çok merak ediyorum. Ayrıca İstanbul, birçok başarılı filmin de çekildiği bir şehir. Filmlerde şehrin tarihi ve zengin dokusuna tanık oluyorsunuz. Görmek için sabırsızlanıyorum!

 

‘Görünmezlik peleriniyle rahatça gezmek isterdim’


Bir şehir efsanesi ama İstanbul Kapalıçarşı’da zamana yolculuk yapmayı mümkün kılan bir Karadelik’ten bahsedilir. Zamanda yolculuk yapmak ister miydiniz? Harry Potter’da oynamış biri olarak bunlara pek uzak sayılmazsınız...

Paris’te yaşamak bana her zaman nostaljik bir his vermiştir. Daha eskilere gidersek, Shakespeare döneminde yaşamak isterdim, çünkü özellikle Shakespeare hakkında çok az şey biliyoruz. O döneme ait sanatçının muhteşem eserleri var ve o hikâyeleri yazma konusunda nelerden esinlendiğini bilmek isterdim. Ayrıca bir gün Shakespeare’in bir oyununda rol almak, Juliet ya da Ophelia’yı canlandırmayı çok isterim.

 

Peki ya görünmezlik pelerininiz olsa ne yapardınız?

Dürüst olmak gerekirse, görsel olarak sürekli başkaları tarafından eleştiriliyorum; yönetmenler, seyirciler veya medya... Bu eleştirilerle uğraşmak çok zor bir şey ve bazen başa çıkamıyorum. Böyle zamanlarda görünmezlik pelerini giyip insanların eleştirilerinden uzak bir şekilde rahatça gezmek isterdim. Eleştirel bakışlardan uzak kalmayı tercih ederdim.

 

Russell Crow’un “Nuh” filminde oynadınız. Rivayete göre Nuh Peygamber’in Mezopotamya’da yaşadığı ve geminin Cudi Dağı’na indiği söyleniyor...

Diğer filmler için olduğu gibi “Nuh” için de çok araştırma yaptım. Her film projesinden ve oynadığım rolden önce yönetmen kadrosunun yanı sıra ben de projenin konusu hakkında araştırma yapıyorum. Bu, işimi iyi yapmanın ve içinde bulunduğum projeyi daha iyi anlamamın bir yolu benim için.

 

Nuh’un çekimleri zor şartlarda çekilmiş gibi görünüyor...

Çalıştığımız projelerin koşulları çok değişken oluyor ve iklim şartları da önemli etkenlerden biri. Çekimlerde, soğuk bir yerde hiç üşümediğiniz belli oluyorsa çekim izleyenler için zaten gerçekçi olmaz. Bu durumda biz de gerçekçi olacak şekilde davranıp yine de üşütmemeye alışıyoruz. Ama çe kim ler es na sın da hiç üşü me di ği mi de söyleyemem.

 

‘Eğitimin beni sarmaladığını hissediyorum’


Okul nasıl gidiyor; kararlı mısınız bitirmeye?Aldığınız eğitim hangi noktalarda işe yarıyor? “Okulu bitirince tam olarak aktris olacağım” demişsiniz, ya okulu bitirmeyenler, onlar için aktris demek mümkün değil mi?

İngiliz edebiyatı, tarih ve sanat üzerine eğitim alıyorum. Eğitimim benim için her zaman çok önemli olmuştur, çünkü eğitimin beni sarmaladığını hissediyorum. Okulun önemli olmasının sebeplerinden biri de aklımı ve beynimi kullanmak, çünkü bu bana çok şey kazandırıyor. Böyle bir yönümün olması da yalnızca görünüşümle değerlendirilmediğim anlamına geliyor. Film dünyasının muhteşem olduğu kadar, yüzeysel ve çılgın tarafları da var. Bu yüzden okulu mükemmel bir kaçış olarak görüyorum. Eğitimimin iyi olduğunu düşünüyorum ve bu beni motive ediyor, öğrenmeyi seviyorum. Okulumu bitirdiğimde yeteneğim dışında aklımı da kullanmış olacağım için bana tamamlanmış hissettirecek.

 

Setler, reklam çekimleri, okul... Tüm bunlar arasında gençliğinizi yaşayabiliyor musunuz?

Haklısınız. Genelde programım başkaları tarafından yazılıyor ve tabii ki bu programda özel hayatım için belirlenmiş bir zaman olmuyor, bu sebeple kendime ayıracağım zamanı yaratmam gerekiyor. Özel hayata ayrılan zaman, kolayca listenin sonlarına yerleşebiliyor ama as lın da çok önem li. Bu nun dı şın da duy gu sal lık ko nu sun da her za man umutsuz bir romantik olmuşumdur. Hep “Neden olmasın” derim, bu çok güzel!

 

Aşk?

Sanırım bizim jenerasyonun aşk, cazibe, macera gibi kavramlara çok da inanmadığı algısı var. Ben buna katılmıyorum. Hâlâ bu kavramlara inanıyoruz ama oyun çok farklı oynanıyor. Saydığımız idealler hâlâ var.

 

 “Gençliklerinde yatak odalarıyla ilgili pek çok hata yapıyorlar. Ben ise her şeyimle farklı bir yoldan yürüyorum. Bu da beni yalnızlaştırıyor” diyorsunuz. Farklı yol, derken neyi kastediyorsunuz?

Bazen yapılan eleştirilerin altından kalkamıyorum ve bunlar genelde görünüşle veya özel hayatla ilgili eleştiriler oluyor. Aslında bu eleştirilerin bir kısmı da insanların özel hayatlarında kimler olduğu, neler yaşadıkları üzerine. Bu konuda zorluk yaşamamak için attığım adımlara dikkat ediyorum. Ayrıca sanırım büyüdükçe aşk tanımım daha da genişliyor. Aşkın birçok türü var ve farklı insanlarda farklı sevgileri yaşıyorsunuz. Sevdiğinizin yalnızca bir insan olması kulağa ne kadar romantik gelse de aslında bir bakıma öyle değil.

 

Peki nasıl?

Bence aşk, her yerde... Aşkın doğru insanla gerçekleşmesini beklemeye gerek olduğunu düşünmüyorum. Birçok insanı farklı şekillerde sevebilirsiniz. 10 yaşındayken sadece tek bir büyüleyici prens olduğunu düşünürdüm oysa şimdi aşk benim için kesinlikle daha geniş ve kapsamlı bir hale geldi. Ama böyle diye de daha az romantik olduğunu düşünmüyorum. Böyle düşünürken duygusallığın benim için daha ağır bastığını söyleyebilirim.

 

 Çok aklı başında, donanımlı, ayakları yere basan, projelerini özenle seçen, nerede duracağını çok iyi hesaplayan bir duruşunuz var. Hiç mi arıza yanlarınız yok?

Projeleri iyi değerlendirip elemeye çalışırım. Onun dışında herkesin sevmediği ya da olmasını istemediği tarafları vardır, ancak bunları bilmek ve ona göre davranmak önemli. Zayıf yönlerimden biri çok sabırsız olmam mesela... Bazen istediklerim hemen olsun istiyorum ve etrafımdakileri zor durumda bırakabilirim. 

 

‘En büyük hatam çok fazla makyaj yapmak oldu’


Yeni neslin stil ikonlarından biri olarak gösteriliyorsunuz. Galalara giderken hazırlanmak uzun sürüyor mu?

En büyük hatam daha önce birkaç defa çok fazla makyaj yapmak oldu. Bu konuda çok hassas davranıyorum. Zaten çok fazla makyaj yapmadığım için hazırlanmak uzun sürmüyor.

 

Saçınızı birden kısacık kestirdiniz, niye?

10 yıl boyunca Hermione karakterini canlandırdım, bu yüzden değişikliğe ihtiyacım vardı ve saçımı ani bir kararla kestirdim. Makyaj konusunda ise tonlarca güzellik ürünüm var ama çok fazla kullanmıyorum. Yine de güzellik ürünlerini seviyorum. Hypnôse maskaraya bayılıyorum ve yeni yeni ruj kullanmaya başladım.

 

Kozmetik markasının marka yüzüsünüz ama “Az kullanıyorum” diyorsunuz.

Ruj kullanmaya yeni başladım ve Lancôme’un yeni rujuna denk gelmesi hoş oldu. Ne zaman ruj sürsem bulaştırırım ama Rouge in Love kolayca sürülüyor, bir makyöze ihtiyaç yok. İngiliz olduğum için solgun bir yüzüm var, bu yüzden allık taşıyorum. Seyahat ederken mutlaka nemlendiricimi yanıma alıyorum ve çantamda bir parfüm bulunduruyorum. Çok fazla bir şey yapmıyorum ama mutlaka makyajımı temizliyorum.

 

Röportaj: Aysun Öz

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?
    Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?

    Süresi : 01:42 İzlenme : 1647

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2586

  • Kadınbudu kaplama tavuk!
    Kadınbudu kaplama tavuk!

    Süresi : 01:44 İzlenme : 1899

  • Bu yiyecekleri ısıtmayın!
    Bu yiyecekleri ısıtmayın!

    Süresi : İzlenme : 1801

  • Yağsız mücver nasıl yapılır?
    Yağsız mücver nasıl yapılır?

    Süresi : 01:31 İzlenme : 3395

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön