Hayalleri gerçek olmuş bir kız çocuğu: Atiye

Geçen perşembe günü alternatif müziğe ağırlık veren yasal, dijital müzik platformu muzikicinefes.com’un ev sahipliğinde Atiye, Nublu’da çok özel bir akustik konser verdi. Yıldızlaşmış popçuların küçük barlarda sahne alması yurtdışında alışılagelmiş olsa da bizde ender görülen bir durum...

Hayalleri gerçek olmuş bir kız çocuğu: Atiye

Atiye’yi her zaman diğer pop şarkıcılarından farklı bir yerde gördüm. O hep daha Avrupai, hep daha çalışkan, vizyonu hep daha geniş ve hepsinden önemlisi içten. Müzik tanrılarına şükürler olsun ki Atiye beni yanıltmadı. Konserin yapılacağı mekâna gittiğimde konsere 5 saat vardı. Derdim Atiye ile konuşmak olduğu kadar kızı biraz deneyimleyebilmek. Plak şirketinden insanları Atiye hakkında resmen sorguya çekiyorum: “Sevgilisi var mı”, “Burcu ne”, “Ne giyecek”, “Hangi markaları sever” gibi sorular arasında ilk ve sonuncuya tam bir cevap alamıyorum ama burcu Yay ve sahnede nefis bir file elbise içine mayo kombinasyonuyla geliyor sahneye...

 

Kaos yaşanmıyor ancak mekânın enerjisi bir anda değişiyor. Atiye minyon ve inanılmaz zarif, adeta narin bir porselen biblo. Biblo dedim diye hafife almayın sakın. Daha el sıkıştığımız anda hali ve tavrıyla kendinden emin genç bir kadın olduğu anlaşılıyor. Gelir gelmez prova derdine düşünce kendi kendime “İşte Alman disiplini” diyorum. Disiplinli olduğu kesin ama sahneyle bambaşka bir derdi var... Kız çevresindeki herkesin sürekli altını çizdiği üzere şarkı söylemeye, dans etmeye, kısacası sahnede olmaya bayılıyor. O da farklı bir şey yapacağı için heyecanlı. Nitekim sonrasında “Bu işin senin için farkı ne?” sorusunu sorduğumda “Sahne küçük, müzik akustik olduğu için fazla dans edemeyeceğim ama kendi seçtiğim, bana dair şarkıları dostlarım ve hayranlarımın karşısında söyleyeceğim için çok mutluyum” cevabını alıyorum.

 

Repertuarı, tıpkı albümlerinde olduğu gibi eklektik. “Nublu İstanbul caz kulübü diye kendimi cazla sınırlamadım” diyor Atiye. Kendi şarkılarının yanı sıra Seyyal Taner’den “Alladı Pulladı”, Daft Punk’tan “Get Lucky”, Gipsy Kings’ten “Volare” gibi şarkıları da söyledi. Şahsi favorilerim Mina’nın “Il Cigno Dell’amore” şarkısını, yerli versiyonu Ajda Pekkan’ın “Düşünme Hiç”le yarı yarıya söylemesi ve Bedük’le yaptığı Naughty Boy “La La La” düetiydi. Bu arada Bedük’le acayip enerjik ve uyumlu bir ikili oldular, biraz şansımız varsa bu ortaklık devam eder. “Ya Habibi” şarkısında kendisine eşlik eden Seyyal Taner’i neden özellikle istediğini soruyorum, cevaba şaşırmıyorum: “Ben Almanya’da Türk radyolarında ve TV’de Seyyal Taner dinleyip, onun şarkılarıyla dans ederek büyüdüm!”

 

Seyyal Taner onun için geldi

Taner’in, kendisinin işlerini araştırıp beğenmesi üzerine sırf bu işte yer almak için Bodrum’dan gelişini gözleri gurur ve mutluluktan ışıldayarak anlatıyor. Seyyal Taner normalde bu tip projelerde yer almıyormuş. Hakikaten, Atiye’nin sanal âlemde çokça muhabbeti dönen taytlarının yanı sıra saç bantlarının esas sahibiyle biraraya gelmesi ne süper olmuş. Elbette ikilinin ortak özellikleri kostüm tercihlerinden çok öte... Sahnede Seyyal Taner kendilerini “özgür ruhlar” olarak tanımlıyor.

 

Prova başladığında sahnede işini ciddiye alan kadın ve saç fırçasıyla ayna karşısında sevdiği şarkıya eşlik eden kızın harika birleşimini görüyorum. “Konserin şarkı listesini nasıl hazırladın” sorumu, “Benim için önemli olan şarkıların yanı sıra orkestramın önerilerini de dikkate aldım” diye yanıtlıyor Atiye...

 

Atiye kapıyı gülerek açıyor

Provadan sonra Nublu İstanbul’un içinde bulunduğu otelin odasında saçı ve makyajı yapılan Atiye’nin yanına çıkıyorum. Oda iki katlı ve alt katı ev havasında. Zaten Atiye de kapıyı “Yeni evime hoş geldiniz” diye kıkır kıkır gülerek açıyor. Sahneden indiği anda yine muzip kız çocuğu havasında, sevmemek mümkün değil. Makyajı yapılırken merdivenin basamaklarına ilişiyorum. Müzikten konuşmaya başlıyoruz. Yabancı müzikten bahsetmek istiyor ama ben ısrarla “Yerli ne seversin” sorusunu sorunca “Nilüfer’in ‘Çok uzaklarda’ şarkısını çok seviyorum, konserlerimde de söylüyorum. Bir de Tarkan’ın ‘Aacayipsin’ albümü” diyor. Röportajı zor şartlarda yapıyorum, Atiye’nin etrafı onu susturmaya çalışan adamlarla dolu. Böyle dedim diye aklınıza hemen magazinsel fanteziler gelmesin, baskıcı bir menajer ya da dediği dedik bir erkek arkadaş durumu yok. Bu erkekler Atiye’nin makyözü ve kuaförü. Amaçları Atiye’yi sahneye hazırlamak. Makyajı yapılırken hayretler içerisinde makyözü Erkan Uluç’a hiçbir konuda itiraz etmediğini görüyorum. Dayanamayıp “Atiye hiç karışmamasına rağmen her şey ne kadar iyi gidiyor” deyiveriyorum ki Erkan ve kuaförü Ferit Belli aynı anda “E bugüne kadar öyle çok söyledi ki sıkıysa kötü yapalım” diyorlar. Anlaşılan durumlar her zaman bu kadar şeker, şurup değil! Atiye’nin renkli ve cesur makyajları imajının önemli bir parçası. Her daim cool ve taze görünmesi ise tesadüf değil; tüm makyözler ve kuaförler gibi Erkan ve Ferit vizyonlu müşterilerine özel bir ihtimam gösterdiklerinin altını çiziyorlar.

 

90’lar çocuğu

Elektronik altyapıları bir kenara bırakıp akustik söyleyeceği için şarkı listesini özgürce oluşturabiliyor. Her şeyin onun istediği gibi olduğu bir konser mi bu peki? Cevap iddialı: “Her şey hep benim istediğim gibi oluyor zaten...” “Bana yabancı müzik olarak sende iz bırakan isim ver” dediğimde, “Küçüklüğümden beri dinlediğim grup hep Gipsy Kings oldu. Zaten dans etmeye de öyle başladım” diyor ve bir süre grubun “Baila Me” şarkısını mırıldandıktan sonra ekliyor: “Bu gece de Gipsy Kings söyleyeceğim, aslında orkestramın hiç hoşuna gitmedi çünkü onlar böyle şarkıları klişe buluyorlar.” Sonra Lambada’yı da söyleyeceğim demez mi? Elimde olmadan gülüyorum; kendim gibi bir 90’lar çocuğuyla karşı karşıyayım: “Lambada”, “Şıkıdım”, “Alladı Pulladı”... Ben gülünce, neden güldüğümü soruyor. Geçiştirmeye çalıştıysam da ısrar ediyor. Bohçasını açmış biriktirdiklerini dostları, ailesi ve hayranlarıyla özel bir gecede paylaşmaya hazırlanan genç bir yıldızı kırmaktan çekinerek, “Böyle küçük bir yerde tek başına Lambada enteresan geldi” diyorum. Küçükken Kaoma’nın Lambada parçasını ne kadar sevdiğimiz üzerine biraz konuştuktan sonra yakın zamanda klibi yeniden izlediğinde neredeyse ağlayacak gibi olduğunu söyleyince, bunun bir nostalji duygusuyla olup olmadığını merak ediyorum. Cevabı “Klibin öyküsü çok acıklı” oluyor. Video siyahi bir oğlan çocuğunun beyaz kız çocuğuna olan aşkını konu ediyor. Kızın babası ise bu arkadaşlığa karşı. Bizim “Yıldız” dediğimiz kızın bir yandan da bu kadar naif olması yine içimi eritiyor.

 

Şarkılar dans edilebilir olmalı

Hayatında dinlediği şarkıların Atiye’nin müziğine etkisi ne? Albümlerindeki çeşitliliği müzik zevkinin karışık olmasına bağlı olduğunu söylüyor. “Küçüklüğümden beri hep rock dinleseydim büyük ihtimalle rock müzik yapardım. Kendi ruh halimi albümlere çok yansıtıyorum. Bazen içimden albüm için hareketli şarkı söylemek gelmediği oluyor, o zaman şarkının kayıdını bir hafta sonraya bırakıyoruz” diyor. Kendisinin de belirttiği üzere albümü için şarkı seçerken en çok dikkat ettiği nokta, şarkıların dans edilebilir olması. Sizler için Atiye’den beşer şarkılık, biri slow biri de hareketli olmak üzere iki playlist istedim. Slow şarkılara uzun süre kafa yordu. Hareketlileriyse önceden hazırlanmış gibi sıraladı... Neyse, iş telefondan şarkıları açıp eşlik etmeye kadar varmışken, Bedük’ün odaya gelmek üzere olduğu haberini alıyoruz. Gece kulüplerinde sahne almaya alışık ve “Sahnesi çok iyi abi” mertebesinde bir müzisyen olarak Bedük odada geçirdiği 5 dakikada Atiye’nin içini rahatlatıyor ve gidiyor. Konsere az bir zaman kala ben de konser sonrası görüşmek üzere, şans dileyerek odadan ayrılıyorum.

 

Atiye pohpohlanmış değil, gerçek biri

Atiye’nin konseri başladığında sahnedeki herkes o kadar uyumluydu ki, bu işin ilk kez yapıldığına inanmakta güçlük çektim. Güneri Cıvaoğlu da seyirciler arasındaydı. Ona da “Oo Güneri Beyler, hoş geldiniz” diyerek piyanist şantörlere selamı çaktı. Sahnede bambaşka biri var. Bu kişi bir “diva” ya da bir “kraliçe” değil. Hayatı boyunca en çok istediği şeyi yapabildiği için mutlu ve bunu en iyi şekilde yapmaya niyetli bir kadın. “Budur” albümünde yer alan “Batum Türküsü”nün jazz cover’ı o kadar iyi ki seyirciler iyiden iyiye coşuyor. Neredeyse iki saat süren konser bittiğinde Atiye’yi biraz daha iyi tanıyorum. Atiye, yaratılmış ve pohpohlanmış bir imgenin içini doldurmaya çalışan biri değil, ayakları yere basan gerçek biri.

 

Röportaj: Sırma Karasu

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Pilav nasıl yapılır?
    Pilav nasıl yapılır?

    Süresi : 00:59 İzlenme : 1409

  • Kabak tatlısı nasıl yapılır?
    Kabak tatlısı nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 3456

  • Bolonez soslu erişte!
    Bolonez soslu erişte!

    Süresi : 03:15 İzlenme : 958

  • Bebe bisküvisinden kolay pasta
    Bebe bisküvisinden kolay pasta

    Süresi : 03:55 İzlenme : 2680

  • Kolay muska böreği tarifi
    Kolay muska böreği tarifi

    Süresi : 05:38 İzlenme : 2074

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön