Beren Saat: Kadın olmayı keşfetmek çok enteresan!

29 yaşında şöhretin doruğunda genç bir kadın, Beren Saat... Dizileri reyting rekorları kırıyor, ülkenin ünlü pop starıyla aşk yaşıyor, reklam anlaşmaları birbirini takip ediyor...

Beren Saat: Kadın olmayı keşfetmek çok enteresan!

Üstelik yerel bir celebrity değil Aşk-ı Memnu ve Fatmagül’ün Suçu Ne dizileriyle Ortadoğu’yu da kasıp kavuruyor. Ülke meseleleri üzerine kafa yoruyor, şöhrete kendinden önceki nesle göre farklı bakıyor ve bunları açıklamak konusunda oldukça cesur...

 

Kendine güveni tam

İnce, zarif, narin, güzel bir kadın. Yüzünde çok hafif bir fondöten ve uzun kirpiklerinin altını çizdiği maskara var. Makyajı o kadar hafif ki ilerleyen dakikalarda hayat ve memleket meseleleri konusunda fikirlerini söylerken kızaran boyun ve yanaklarını gizlemeye yetmiyor. Ancak Beren Saat’in heyecanını, yanında oturduğum için galiba sadece ben fark ediyorum. Zira o kadar net mesajlar veriyor, o kadar kendini iyi ifade ediyor ki bu heyecanı uzaktan anlamak zor. Sonuç olarak Beren Saat, kendine güveni tam bir kadın. Bunu oynadığı dizilerin reytingine bağlamak da mümkün, yaşadığı büyük aşka da... Bunları gizlemiyor zira “İstediğim hayatı yaşıyorum” diyor yeri geldikçe. Oyuncu arkadaşı Memet Ali Alabora’ya destek vermekten de rakibesi Meryem Uzerli’ye arka çıkmaktan da çekinmiyor. Besbelli sokaktaki 90 gençliğinin ruhunu taşıyor. “Yemeğe geç geldi” dedim ya, ne yedi diye merak edenler olabilir. Yemek yemedi. Sadece şekersiz sütlü kahve içti...

İntikam dizisinde, ABD’de gösterilen Revenge adlı diziden uyarlama bir senaryoyu canlandırıyorsunuz. Sezon başında umutluydunuz. “Orijinalini izleyenler bile farklı bir dizi izleyecek” diyordunuz. Birinci sezonun sonunda mutlu musunuz?

İçinde bulunduğum projeden mutluyum. Zaten zor bir sezonda tutunabilmiş birkaç projeden biriydi.

 

Bir eleştiriniz yok mu?

Eleştirmem hayata haksızlık olur. Ancak süreç içinde öğreniyoruz galiba aksiyon dizisinin nasıl çekilebileceğini... Süre uzadıkça bizim drama formatına dönüyor. Şimdi tempoyu yüksek tutmanın yollarını arıyoruz. Orijinali jeneriğiyle birlikte 43 dakika. Onlar kadar hızlı bir kurgu yapamadığımız için zorlanıyoruz ama ilk kez böyle bir şey deniyoruz. Oynadığım karakterleri bir daha oynamak istemediğim için böyle şeyler yapmak zorundaydım. O yüzden mutluyum İntikam dizisinin içinde olmaktan.

Keşfetmek istiyorum

 

Oyuncular hep farklı rollerin peşinde mi koşar?

Her oyuncunun tercihi midir bilmiyorum. Bazı oyuncular birbirine yakın karakterler oynayarak da mutlu olabilir. Ancak ben, denemek ve keşfetmek istiyorum. Başka roller denemek, başka insanları anlamaya çalışmak insanı besliyor. O kısmını seviyorum.

 

Her oyuncunun bir hayali de bir Cannes ya da Oscar töreninde kırmızı halıda yürümek...

Filmin seyirciyle buluşması önemli... Sanat filmi ya da ticari film gibi bir ayrım yapmak istemiyorum, insan içinde bulunduğu her işin başarılı olmasını ister, bunun adı başka bir ülkeye gitmek ya da festivale gitmek değil. Ancak hem sanatsal değeri yüksek hem oyunculuk performansı iyi hem de seyirciyle buluşan bir filmde olmayı her oyuncu gibi istiyorum.

 

Dizi sezon finali yaptı ama şimdi de Uğur Yücel’in çektiği sinema filminin setindesiniz. Adı “Siyah” mı?

Bizim versiyonumuzun adı Benim Dünyam. (Bu sinema filminin orijinali bir Hint-Amerikan yapımı olan “Black”) Göremeyen birini canlandırıyorum ve öğrenmem gereken çok şey vardı; bir hazırlık süreci geçirdim. Körler okulundan da destek aldım.

Gezi olaylarını siz nasıl okudunuz?

Aslında halk karar alma sürecinde söz sahibi olmak istiyor, aslında onlar da canlanıyor. Olumlu bakıyorum. Çünkü bu hareketin bir günde, 8 tane ağaç yüzünden olmadığını biliyoruz. Belki ilköğretime getirilen 4+4+4 sisteminden kürtaja, alkol yasasıyla ilgili yeni düzenlemelere kadar pek çok konunun etkilediği bir süreçti. Gezi ismi simgeleşti. Ancak halk kendi bedeni, yaşam alanı ve sosyal hayatıyla ilgili karar alma sürecine dahil olmak istiyor ve bunu birinci günden beri söylemi demokrasi olan iktidardan talep ediyor. Buna şaşırmamak gerek. Keşke polis şiddeti olmasaydı. Zaten polis şiddeti olmasaydı hiçbir şey bu kadar yükselmeyecekti. Tepkiden mutluyum.

 

Sizin tweet’iniz bizim besmelemiz, demek olmaz

Bu süreç ünlülerin hayatını zorlaştırdı. Hollywood starlarının sosyal olaylarla ilgili açıklamalarını duyardık, artık bizim ünlülerimiz de hayran kaybetme ya da birileriyle ters düşme kaygısı gütmeden fikirlerini ifade edebiliyor yavaş yavaş. Aynı şimdi sizin burada yaptığınız gibi... Artık şöhretler cesur ve donanımlı olmak zorunda mı?

Elbette işi empati kurmak olan bir oyuncunun aslında hiçbir şey hissetmiyor olması söz konusu olamaz. Aslında ben sosyal medyaya mesafeli duran biriydim ve Gezi olaylarının ilk günü hayatımın ilk tweet’ini attım. O süreçte ne olacağını da tam kestiremedik ama bir sürü şey de öğrenmiş olduk. Şiddete karşı mizahla başa çıkma yöntemiyle gurur duydum, çok zekice. En doğru stratejiydi. O yüzden takdir etmemek mümkün değil. Bir de neden siz ve biz olmak, neden ayrılmak ve bölünmek isteyelim ki? “Sizin oyunuz, sizin tweet’iniz, bizim besmelemiz” demek olmaz. O genç insanların bunu mizahla eleştirebilmelerini saygıyla karşıladım ve takdir ettim. Hepimizi şaşırtan bir şey yaptılar.

 

Kendimle ve seçtiğim hayatla barışığım

 

“Tükenmişlik sendromu” yaşamamak için özel yöntemleriniz var mı? Meryem Uzerli bu sendromdan dolayı Almanya’ya döndü ve arkasından çok konuşuldu, siz nasıl bakıyorsunuz?

Böyle durumlarda hep “İnsan” demek lazım. Bir insan hastaysa öncelik odur. Onu çok iyi anlıyorum çünkü ben de dizi çekmeye başladığım ilk yılları hep otelde geçirdim. Herkes evine, sosyal hayatına gider, annesinin yanında ağlar, sevgilisine sığınır, dostuyla dertleşir, içer dağıtır, bir şey yapar ve rahatlar. Ama sen elinde bir senaryo, başka bir şehirde bilmediğin bir yerde, otel odasında duvara bakarsın; çok zor. Birden ünleniyorsun, bilemediğin bir kısıtlamanın içine girip rahatça hareket edemiyorsun. Ben de çok zorlandım. O yüzden de çok iyi anlarım ve hak veririm.

 

Ama orada bir tercih var...

Evet. Ben ne olursa olsun bu mesleği ölene kadar yapmak istiyorum. O yüzden, evet çok zorlandım, benim de psikolojik açıdan yıprandığım dönemler oldu ama çalışmak tedavi etti. Oyuncu olmayı çok istiyordum ve mesleğime yapıştım. Bu benim tercihimdi. O ülkesine dönerek rahatlamayı tercih etti, ben kalmayı ve mücadele etmeyi seçtim. Çok zor, herkes bir yerde tükenebilir; illa oyuncu olmak ya da sette zorlanmak gerekmiyor. Herkesin hayatın içinde zorlandığı zamanlar olur. “Artık dayanamıyorum, buraya kadar” dediği, istifa ettiği, ayrıldığı, boşandığı olur. Çok yetenekli bir oyuncu olduğu için umarım mesleğine küsmez, kısa zamanda iyileşir. Burada ya da Almanya’da mesleğine devam eder.

 

Çok sevdiğim biriyle birlikteyim

 

Türkiye’nin en güzel kadınlarından birisiniz... Bunu araştırmalar söylüyor. Bu bir baskı yaratıyor mu sizde? Bunu korumak için formülleriniz var mı?

Çok farklı cevaplar veremeyeceğim. Beslenmeme dikkat ediyorum. Set izin verdiği sürece egzersiz yapıyorum. Dediğim gibi yaşadığım hayatı seviyorum ve kahkaha atıyorum, işe de yarıyor. Çok sevdiğim biriyle birlikteyim. Bütün bunlar aynaya baktığımda güzel görünmemi sağlıyor. Bir sorumluluk yüklüyor ama ruhen rahatım. “En güzel ben görünmeliyim ve kusursuz olmalıyım” diye bir şey düşünmüyorum. Sadeliği seviyorum, o güzel. Çok kendimi değiştirmeye çalışmıyorum. Çizgimi bozmadan devam etmeye çalışıyorum, çok zorlanmıyorum.

 

Ne mutlu ediyor sizi?

En çok mutlu eden, kendimi keşfetmek oldu. İnsanı en çok tatmin eden kendi ruhunda yaşadıkları oluyor. Büyümeyi, insan olmayı, kadın olmayı keşfetmek en enteresan kısımları. İnsanların sessiz kalıp düşünmesi, kendine bakması, istemedikleri şeylerden kendilerini ayıklaması iyi geliyor. Bir de temizlenmeleri...

 

“Beslenmeme dikkat ediyorum” diyorsunuz. Nasıl besleniyorsunuz?

Set yemeğine bağlı. Yemekteki makarnayı, pilavı ve böreği yemiyorum. Var olan sistem içinde kontrollüyüm ama istediğim her şeyi küçük küçük yiyorum. 14 yaşından beri şeker kullanmıyorum. Erken aydınlandım ve sonrasında çok rahat ettim.

 

Peki aşk ne kadar güzelleştiriyor kadını?

Güzelleştirir tabii neden güzelleştirmesin. Mutluluk herkesi güzelleştirir.

 

Röportaj: Aysun Öz

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0

  • Kabak tatlısı nasıl yapılır?
    Kabak tatlısı nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 3442

  • Bolonez soslu erişte!
    Bolonez soslu erişte!

    Süresi : 03:15 İzlenme : 955

  • Bebe bisküvisinden kolay pasta
    Bebe bisküvisinden kolay pasta

    Süresi : 03:55 İzlenme : 2676

  • Kolay muska böreği tarifi
    Kolay muska böreği tarifi

    Süresi : 05:38 İzlenme : 2074

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1284

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön