Bülent Kayabaş: Ha ha, nasıl soru bu?

Yeşilçam’ın unutulmaz karakter oyuncusu Bülent Kayabaş’la yeni projesinden aldığı kilolara, ABD’li talk show’cu Conan O’Brien’ın programında kullandığı ve reyting rekoru kıran ölme sahnesinden Ayşen Gruda’nın çıkışına kadar her şeyi konuştuk...

Bülent Kayabaş: Ha ha, nasıl soru bu?

Usta komedyenle, yakın arkadaşlarıyla sık sık bir araya geldiği Çiçek Bar’da buluşuyoruz. Benden önce gelmiş, etraftakilerle tatlı tatlı sohbet ediyor. Saatime bakıyorumpanikle, geçmi kaldımdiye... Hayır, o erken gelmiş.

 

Nasılsınız?

İyiyim vallahi, gördüğün gibi...

 

Sanki biraz kilo almışsınız...

Sus, söyleme yüzüme karşı. Bir yaştan sonra bazı şeylerin önüne geçemiyorsun. Geçen kış sert geçti ya, tiyatro, film, dizi de yok. Yattım ben de. Sonra da böyle oldu ama gidecek.

 

Düşkün müsünüz güzelliğe?

Artistler düşkündür. Ben banyomu yapar çıkarım. Gardırobumda marka bile yoktur.

 

Meslek hayatınızın 50’nci senesi, var mı bir etkinlik?

Yok yahu, onu da sevmem. Ama önemli bir şey, gurur verici. Çok sığ günlerden geldim. Tiyatro; o da olursa! İkinci iş olarak da radyo skeçleri yapardık. Sinema yok, TV yok, zor zamanlardı.

 

Yeni bir şeyler var mı?

Yarın Fırıldak Ailesi başlıyor. Televizyonlardaki ilk çizgi film ama çocuklar için değil, bildiğimiz dizi. Aile reisini seslendiriyorum ben, karımı da Demet Akbağ seslendiriyor. Güncel sorunlar işleniyor.

 

Zaten sesiniz Türk sinemasının en değerli seslerinden kabul ediliyor. 

Enteresan evet, gırtlaktan gibi. Tam da değil... 

 

Karşıdakini ti’ye alır gibi...

Winnie The Pooh’yu 14 yıldır seslendiriyorum, kaplanı ve sakin ayıyı... Çok keyif alıyorum. Bir şeyler daha var yaptığım ama beni asıl ayakta tutan, disipline eden tiyatrodur. Mart sonuna “Kaplumbağa” diye bir oyun hazırlıyoruz Ali Poyrazoğlu’yla.

 

“Allah’a şükür muhtaç olmadım”

 

Maddi durumunuz nasıl?

Ha ha, nasıl bir soru bu?

 

Şöyle, sizin döneminizden birçok oyuncunun durumu haber oldu; evi yok, faturalarını ödeyemiyor diye...

Çok para kazanmadık ve para yemeye çok açık bizim meslek. Allah’a şükür kimseye muhtaç olmadım, olmam da. Ama televizyon şimdiki oyunculara çok büyük bir saha açtı. Eskisi gibi değil artık o işler. Aklını kullanan sıyrılıyor.

 

152 filminiz olmuş...

Öyle mi, bilmiyorum.

 

Ben saydım ama kayda geçmeyenler varsa bilmem.

Türker İnanoğlu’nun başlattığı bir video film olayı da var. Onların kaydı tutulmadı, sayısını hatırlamıyorum, evlere servis film işi.

 

Normal film mi erotik mi?

Yok yok, komedi ağırlıklı. Tak kiralık video kaseti, seyret. Günde 10 film seyrederdik, görmemişin videosu olmuş. Onları koyarsak acayip bir rakam çıkar.

 

“Anthony Quinn düşüp bayılıyormuş”

 

“Keşke şu filmleri çekmeseydim” dediniz mi hiç?

Demedim. Her yaptığımız beynimizde doğrusunu bulur. “Keşke”yi bırak, özlemlerim var; Yeşilçam’daki sıcaklığa, dostluklara, İstiklal Caddesi’nin o sanat dolu haline... Smokinli, kürklü çiftler birbirlerine kartopu atar, bekçi de onlara uzaktan bakar, rahatsız...

 

Üzerinize tam bir tarz yapışmadı sizin. Komedi de, erotik de oynadınız; kötü adam bile oldunuz...

Diğerleri az oldu, Bülent Kayabaş deyince komedi geliyor akla... Tiyatroda çok değişik tipler oynadım. 2-3 sene evvel yer aldığım Kasaba dizisi güzel bir işti.

 

Eski eşiniz Nur Sürer de vardı...

Evet, Nur Sürer, Talat Bulut... Politik nedenlerden dolayı fazla gitmedi. Bu arada dünyada bizim kadar çok film çeken kimse yok. Öztürk Serengil, Anthony Quinn’le tanışmış. “Türkiye’nin en önemli starlarından biri” demişler. Anthony Quinn “Kaç filminiz var” demiş. Öztürk “350” deyince adam düşüp bayılıyormuş. 14’üncü filmini yeni çekmiş o sıralar. Yeşilçam’da senede 360 film çekiliyordu, düşün! Türkan Şoray’la “Acele Koca Aranıyor”u çekerken yönetmen, “Yılda altıdan fazla yok, yüzünüzü eskitmeyin” derdi. Cevat Kurtuluş, Sami Hazinses, Mürüvvet Sim’ler her filmde aşçı, yamak ve bahçıvan olurdu. Onların sayıyı hiç düşünemiyorum. Ama dediğim gibi aman aman paralar da kazanmadılar.

 

Eski filmlerinizi izlediğinizde “Şurada daha güzel oynayabilirmişim” diyor musunuz?

Diyorum, bence her aktör der. Robert De Niro “Daha hiçbir şey yapmadım” demiş geçenlerde; “Oha” derler adama... Doyuran, doğurgan, yaşam çizgileri, dehlizleri büyük bir meslek bu.

 

Röportaj: Nazenin Tokuşoğlu

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 4394

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2003

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7734

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2959

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1643

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön