Küçük insanlar, büyük devrimler...

Andrey Platonov'un Can adlı romanında, sıradan bir kahramanın çabaları anlatılıyor.

Küçük insanlar, büyük devrimler...

Sevdiğim yazarlarla ilgili ciddi bir tıkanıklığım var. 20’li yaşlarında tüm kitaplarını okuyup bitirdiğim 3-5 yerli yabancı yazardan öteye geçemiyor okuma zevkim. Onlar yazdıkça onları okumak istiyorum, yazmıyorlarsa edebiyat değil daha çok psikoloji, çocuk gelişimi vs. kitapları okuyorum. Bu döngüyü kırabilen pek nadir yeni yazarlar oluyor. Bundan birkaç sene önce keşfettiğim Andrey Platonov bunlardan biri. Platonov 1900’lerin başında Rusya’da doğmuş, savaş sırasında Kızıl Ordu’da savaşmış, ardından çeşitli gazete ve dergilerde yazmış. Stalin tarafından hiç sevilmemiş. Öyküleri 1980’lerin başına kadar yasaklı kalmış bir yazar. Platonov’un öykülerinde kahramanlar hep küçük insanlar. Küçük insanların, küçük hayatları, kendi devrimleri üzerinden mevcut sistemi ince ince eleştiriyor. Metis yayınlarından çıkan “Can” da tam olarak bu tanıma uygun eserlerinden biri.

 

Kitabın başında annesi küçük oğlu Nazar Çagatayev’i “Seni sevemeyecek kadar güçsüzüm artık, yalnız yaşayacaksın bundan böyle. Uzağa ellere git daha iyi” diyerek çölün ortasında yalnız başına bırakır. Nazar gider; bir şekilde Sovyet Sistemi tarafından bulunur ve büyütülür. Büyüyüp delikanlı olduğunda kendini kurtaran ve yaşatan sisteme inancı tam olan; karşısına çıkan muhtaç her insanı kurtarmaya meyilli olan bir sıradan kahramana dönüşür. Bir gece bir partide tanıştığı hamile kadınla onu kurtarmak için evlenir; sonra onun muhtaç kızıyla tanışır ve ona aşık olur; bu sırada görevli olarak doğduğu topraklara geri gönderilir. Görevi yiyecek kuru otlardan başka bir şeyi, giyecek tek parça elbisesi, ev diye tek göz kerpiç odası olan “Can” halkına sosyalizmi ve ondan doğacak mutluluğu öğretmektir. Çagatayev, Can halkını bulup da işine başladığında başka bir görevle aynı yere gönderilmiş bir memur ona “halkın kalbinin yokluktan çoktan harap düştüğünü, zihninin gerilediğini, bu yüzden de mutluluğu hissedecek bir organı kalmadığını” söyler… Çagatayev bu söylemden yılmaz ve halkını kalkındırmak için canla başla çalışır… İşte bu kitap bu çabayı anlatıyor… İnsan kendini ancak insanda tanır ya; hem Çagatayev’den hem de Can halkından öğrenilecek çok şey var. Şiddetle tavsiye derim.

 

Damla Çeliktaban

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 1508

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7265

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2857

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1535

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 2580

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön