Kaptanlar ve korsanlar

2009’da gemisi Somalili korsanların saldırısına uğrayan Richard Phillips’in yazdığı “A Captain’s Duty” adlı kitaptan Paul Greengrass tarafından sinemaya uyarlanan “Kaptan Phillips”, meseleye korsanların cephesinden de bakan gerçekçi bir gerilim filmi.

Kaptanlar ve korsanlar

Kaptan Phillips açılış sahnesinde eşiyle dertleşirken filmin “gizli merkezini” en baştan ortaya koyuyor. Kendisinin kaptan olurken pek zorlanmadığını ama günümüzde rekabetin çok arttığını, şimdi aynı işi 50 kişinin birden istediğini söylüyor. Bu sahnede Kaptan Phillips’in yaşam standartları hakkında kısaca bir fikir veren film, hemen ardından “öteki”nin cephesine geçerek seyirciyi Somali köyüne götürüyor. Öyküyü sadece “Amerikan bakışı”na mahkûm etmekten kurtaran kritik bir sahne bu... Suç çetelerinin yönettiği, bir deri bir kemik kalmış, işsiz güçsüz köylülerin “korsan olabilmek” için kendi aralarında yaşadıkları rekabet, Kaptan’ın çocukları için duyduğu kaygılarla çarpıcı bir tezat teşkil ediyor. Onlar da sonuç olarak, patronlarına hizmet eden, işlerini en iyi şekilde yaparak terfi ve maaş almaya çalışan insanlar.

 

Aralarında şiddet meraklısı agresifler olsa da, korsanların geçim ve aş derdindeki sıradan köylüler olduğu gerçeği seyirciye unutturulmuyor. “Sıska” lakaplı Muse’nin en başından itibaren bir işadamı ya da kaptan gibi davranmaya gayret etmesi, Amerika’da yaşamak istemesi; sürekli “her şeyin yoluna” gireceğini söylemesi sadece ironi değil. Bunlar finale doğru seyirciyi bir vicdan muhasebesine de zorluyor. Kaldı ki, askerlerle korsanlar arasındaki orantısız güç farkı ve Amerika’nın militarist kararlılığı, final sahnesini de alışılagelmiş bir zafer şovuna dönüştürmüyor. Kuşkusuz Amerikan bakış açısıyla çekildiği, Somali cephesine fazla yer vermediği için haklı olarak eleştirilebilir ama “Askerler korsanları öldürsün, Amerikalı beyazlar kurtulsun, seyirci de ferahlayıp salondan çıkıp gitsin” tarzında bir film değil tam olarak. Meselesini küresel kapitalizmin rekabetçi düzeni ve onun trajik yan etkileri üzerinden anlatmaya gayret ediyor.

 

 “Kanlı Pazar”dan (2002) bu yana, Jason Bourne serisi dahil her filminde belirli bir seviyenin üstünde iş çıkaran İngiliz yönetmen Paul Greengrass, hareketli kamerası ve serbest kurgusuyla, “aksiyon balesi”, “gerilim şovu” gibi biçimsel oyunların peşine düşmemiş. Greengrass, dar mekânda olayları yakından takip eden kamerası ve sağlam oyuncu yönetimiyle seyirciyi içine alan bir sahicilik inşa etmeyi başarıyor. Tom Hanks performansını finalde etkili bir oyunculuk şovuyla taçlandırırken, Muse’de Barkhad Abdi ise Oscar adaylığına dek uzanabilecek mükemmel bir iş çıkarıyor.

 

 “Kaptan Phillips” yaşanmış olayları bir Amerikan kahramanlık şovuna dönüştürmeden anlatmayı beceren, 134 dakikayı pek hissettirmeyen, seyre değer, sağlam bir film.

 

Haber: Mehmet Açar

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Bolonez soslu erişte!
    Bolonez soslu erişte!

    Süresi : 03:15 İzlenme : 936

  • Bebe bisküvisinden kolay pasta
    Bebe bisküvisinden kolay pasta

    Süresi : 03:55 İzlenme : 2669

  • Kolay muska böreği tarifi
    Kolay muska böreği tarifi

    Süresi : 05:38 İzlenme : 2072

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1282

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 992

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön